Market alışverişinde elimize aldığımız pek çok ürün için artık aynı soru akla geliyor: Bu gıda ne kadar işlendi? Son yıllarda beslenme dünyasının en çok konuştuğu kavramlardan biri olan ultra işlenmiş gıdalar da tam olarak bu noktada gündeme geliyor. Paketli atıştırmalıklar, gazlı içecekler, bazı hazır yemekler ve çeşitli endüstriyel ürünler günlük hayatın oldukça sıradan bir parçası haline gelmiş durumda. Peki bu ürünlerin sağlığımız üzerindeki etkileri konusunda bilim gerçekten ne söylüyor?
Ultra işlenmiş gıdalar, NOVA sınıflandırmasına göre gıdanın kendisinden çok endüstriyel formülasyonuyla öne çıkan ürünleri ifade ediyor. Genellikle evde yemek hazırlarken kullanılmayan bazı bileşenlerin ve katkıların da yer aldığı bu ürün grubu oldukça geniş. Bu nedenle yalnızca bir ürünün paketli olması ya da belirli bir işlemden geçirilmesi, onu otomatik olarak ultra işlenmiş yapmıyor.
1. Araştırmalar ne söylüyor?
Son yıllarda bu konu üzerine yapılan araştırmaların sayısı hızla arttı. Gözlemsel çalışmaların önemli bir bölümünde ultra işlenmiş gıdaların daha fazla tüketilmesi; obezite, tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı diğer olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkilendiriliyor.
2024 yılında yayımlanan kapsamlı bir derleme de ultra işlenmiş gıda tüketimi ile özellikle kardiyometabolik sağlık arasındaki ilişkinin dikkat çekici olduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, ultra işlenmiş gıdaların beslenmedeki yerinin neden giderek daha fazla tartışıldığını gösteriyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Bu araştırmaların büyük bölümü gözlemsel çalışmalar. Yani belirli beslenme alışkanlıkları ile sağlık sonuçları arasındaki ilişkiye bakılıyor. Bu nedenle ultra işlenmiş bir gıdayı tüketmenin doğrudan belirli bir hastalığa neden olduğunu söylemek bilimsel açıdan doğru olmaz. Beslenme zaten tek bir gıdadan ibaret değil. Toplam enerji alımı, fiziksel aktivite, uyku düzeni, yaşam tarzı ve beslenmenin genel kalitesi gibi pek çok faktör sağlık üzerinde birlikte rol oynuyor.
2. Hangi gıdalar ultra işlenmiş sayılıyor?
Örneğin market raflarında sıkça karşılaşılan gazlı ve şekerli içecekler, paketli cips ve krakerler, hazır noodle ve bazı hazır çorbalar, paketli kek ve kurabiyeler, şekerlemeler, bazı kahvaltılık gevrekler, hazır pizzalar ve nugget gibi ürünler ultra işlenmiş gıdalara örnek gösterilebilir. Bununla birlikte aynı kategoride görünen her ürünün içeriği aynı olmadığı için, sınıflandırma yapılırken ürünün içerik listesine ve nasıl üretildiğine bakmak gerekir.
3. Neden sorun yaratabilir?
Ultra işlenmiş gıdalarla ilgili endişenin önemli bir bölümü, bu ürünlerin beslenmenin genel yapısını nasıl etkilediğiyle ilgili. Bazı ultra işlenmiş ürünler yüksek enerji yoğunluğuna sahipken lif, vitamin ve mineral açısından daha düşük olabilir. Bu da kişinin fark etmeden daha fazla enerji almasına neden olabilir. Özellikle kolay tüketilen ve fazla hazırlık gerektirmeyen ürünler söz konusu olduğunda porsiyon kontrolü de zorlaşabilir.
Lezzet ve tüketim kolaylığı da burada önemli. Açıp hemen yenebilen bir atıştırmalık, yoğun bir günün ortasında oldukça cazip bir seçenek olabilir. Fakat bu tür ürünler günlük beslenmede sıklaştığında sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllar gibi daha besleyici seçeneklerin yerini almaya başlayabilir.
Bir başka konu da ürünlerin içeriği. Ultra işlenmiş ürünlerin tamamı aynı değil ancak bu grupta eklenmiş şeker, tuz ve doymuş yağ oranı yüksek pek çok ürün bulunuyor. Bunların sık ve yüksek miktarda tüketilmesi, genel beslenme kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle tek tek ürünlerden çok, bütün beslenme düzenine bakmak daha anlamlı.
4. Her paketli gıda kötü değil
Ultra işlenmiş gıdalar konuşulurken en sık yapılan hatalardan biri, işlenmiş olan her ürünü aynı kefeye koymak. Oysa yoğurt, pastörize süt, dondurulmuş sebzeler ve konserve baklagiller de belirli işlemlerden geçirilmiş gıdalar. Buna rağmen sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin parçası olabilirler.
Örneğin taze sebze almak ya da her gün baklagil pişirmek için zaman bulunamadığında dondurulmuş sebzeler ve konserve baklagiller oldukça pratik seçenekler sunabilir. Burada önemli olan ürünün yalnızca işlenmiş olup olmadığı değil, içeriğinde neler bulunduğu.
Konserve baklagillerde eklenmiş tuz miktarına, yoğurt ve süt ürünlerinde şeker içeriğine, paketli ürünlerde ise genel besin profiline bakmak daha doğru bir değerlendirme yapmayı sağlar. Dolayısıyla paket görmek tek başına alarm işareti değil. Asıl mesele, ürünün nasıl bir içeriğe sahip olduğu ve günlük beslenmede ne kadar yer tuttuğu.
5. Peki ne yapmalı?
Ultra işlenmiş gıdaları tamamen hayatımızdan çıkarmak çoğu insan için gerçekçi bir hedef değil. Üstelik her durumda gerekli de değil. Günlük hayatın temposu, iş yoğunluğu, seyahatler veya zaman zaman mutfağa ayıracak vaktin olmaması pratik ürünleri hayatın bir parçası haline getirebiliyor. Daha uygulanabilir olan, beslenmenin temelini mümkün olduğunca bütün ve az işlenmiş gıdalar üzerine kurmak. Sebze ve meyveler, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler, yumurta, balık, et ve süt ürünleri gibi besin değeri yüksek seçeneklere günlük beslenmede daha fazla yer vermek iyi bir başlangıç olabilir.
Ultra işlenmiş ürünleri ise beslenmenin merkezine koymamak önemli. Arada bir tüketilen bir paketli atıştırmalık ile günlük beslenmenin büyük bölümünü bu ürünlerden oluşturmak aynı şey değil. Sonuçta mesele tek bir yiyeceği iyi ya da kötü ilan etmekten çok, tabağın tamamına bakmakla ilgili. Daha az işlenmiş, besin değeri yüksek gıdaların ağırlıkta olduğu ve ultra işlenmiş ürünlerin daha sınırlı bir yer tuttuğu bir beslenme düzeni, hem daha gerçekçi hem de uzun vadede sürdürülebilir bir yaklaşım olabilir.
Beslenme ve Diyetetik, Gıda Teknolojisi ve Anestezi alanlarında multidisipliner eğitim altyapısına sahip; klinik beslenme, obezite, diyabet ve kronik hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi üzerine çalışan bir diyetisyenim. Kendi profesyonel pratiğim kapsamında bireylerin sağlık gereksinimlerine yönelik beslenme ve diyet hizmetleri sunarken, yüksek lisans eğitimimi tamamlamış bulunmaktayım. Diyabet ve antioksidanlar üzerine yürüttüğüm deneysel araştırmalar ile akademik gelişimimi bilimsel yayınlar aracılığıyla sürdürmekteyim. İstanbul Teknopark bünyesinde kabul almış ve yürütücüsü olduğum “Sürdürülebilir Alternatif Protein” projesini başlatma aşamasındayım. Paralel olarak, reçetesi kendime ait bakanlık onayı alınmış antioksidan gıda takviyelerinin üretim sürecini yönetmekteyim. Klinik deneyim, akademik araştırma ve girişimcilik bakış açısını bir araya getirerek kanıta dayalı ve sürdürülebilir sağlık çözümleri üretmeyi hedeflemekteyim.
Yorum yapabilmek için bir ListeList hesabınız olması gerekmektedir. Aşağıdaki bağlantı ile hemen bir hesap oluşturabilirsiniz.