Protein ve vitaminler kadar sık gündeme gelmese de lif, günlük beslenmenin önemli bir parçası. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasından tokluk hissine, kan şekeri ve kolesterol kontrolünden bağırsak mikrobiyotasına kadar vücutta farklı süreçlerde rol oynuyor.
Dünya Sağlık Örgütü, 10 yaş üzerindeki bireylerin besinlerden günde en az 25 gram doğal lif almasını öneriyor. Ancak ihtiyaç kişiye göre değişebiliyor; yaş, cinsiyet ve günlük enerji gereksinimi arttıkça alınması gereken lif miktarı da değişebiliyor.
Lif ne işe yarar?
Sindirim sistemi: Çözünmeyen lifler dışkının hacmini artırarak bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle yeterli lif alımı kabızlığın önlenmesinde de rol oynayabiliyor.
Kan şekeri: Özellikle çözünebilir ve viskoz lifler, karbonhidratların sindirim ve emilim sürecini yavaşlatabiliyor. Bu da yemek sonrasında kan şekerinin daha kontrollü yükselmesine katkı sağlayabiliyor.
Kolesterol: Beta-glukan gibi bazı çözünebilir lifler, bağırsakta safra asitlerinin yeniden emilimini azaltarak LDL kolesterol seviyelerinin düşmesine yardımcı olabiliyor.
Bağırsak mikrobiyotası: Liflerin bir kısmı bağırsaktaki mikroorganizmalar tarafından fermente ediliyor. Bu süreçte kısa zincirli yağ asitleri gibi çeşitli metabolitler ortaya çıkıyor.
Tokluk: Lif içeren besinler genellikle daha hacimli olduğu için öğünün daha doyurucu olmasına katkıda bulunabiliyor. Sindirim üzerindeki etkileri de tokluk hissinin daha uzun sürmesine yardımcı olabiliyor.
En iyi lif kaynakları
Lif almak için mutlaka özel ürünlere yönelmek gerekmiyor. Baklagiller, tam tahıllar, sebze ve meyveler, tohumlar ve kuruyemişler günlük beslenmeye kolayca eklenebilecek başlıca kaynaklar.
Mercimek, nohut ve kuru fasulye gibi baklagiller; yulaf, bulgur, tam buğday ve karabuğday gibi tam tahıllar; sebze ve meyveler; chia, keten ve kabak çekirdeği gibi tohumlar ile badem, fındık ve ceviz gibi kuruyemişler iyi lif kaynakları arasında yer alıyor.
Lif tüketimini artırırken
Lif miktarını bir anda yükseltmek yerine kademeli olarak artırmak, sindirim sisteminin bu değişime uyum sağlamasını kolaylaştırabilir. Özellikle daha önce düşük lif tüketiliyorsa, ani artış gaz ve şişkinliğe yol açabilir.
Yeterli sıvı almak da önemli. Lif tüketimini artırırken su alımının yetersiz kalması, özellikle bazı kişilerde kabızlık ve sindirim şikâyetlerine neden olabilir. Bu nedenle baklagiller, tam tahıllar, sebze ve meyveler gibi lif kaynaklarını gün içine yayarak tüketmek daha rahat bir geçiş sağlayabilir. Beslenmedeki çeşitliliği artırmak da farklı lif türlerinden yararlanmak açısından faydalıdır.
Beslenme ve Diyetetik, Gıda Teknolojisi ve Anestezi alanlarında multidisipliner eğitim altyapısına sahip; klinik beslenme, obezite, diyabet ve kronik hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi üzerine çalışan bir diyetisyenim. Kendi profesyonel pratiğim kapsamında bireylerin sağlık gereksinimlerine yönelik beslenme ve diyet hizmetleri sunarken, yüksek lisans eğitimimi tamamlamış bulunmaktayım. Diyabet ve antioksidanlar üzerine yürüttüğüm deneysel araştırmalar ile akademik gelişimimi bilimsel yayınlar aracılığıyla sürdürmekteyim. İstanbul Teknopark bünyesinde kabul almış ve yürütücüsü olduğum “Sürdürülebilir Alternatif Protein” projesini başlatma aşamasındayım. Paralel olarak, reçetesi kendime ait bakanlık onayı alınmış antioksidan gıda takviyelerinin üretim sürecini yönetmekteyim. Klinik deneyim, akademik araştırma ve girişimcilik bakış açısını bir araya getirerek kanıta dayalı ve sürdürülebilir sağlık çözümleri üretmeyi hedeflemekteyim.
Yorum yapabilmek için bir ListeList hesabınız olması gerekmektedir. Aşağıdaki bağlantı ile hemen bir hesap oluşturabilirsiniz.