Ana sayfa » Yeme - İçme » Yanlış Anlaşılan Bir Kahraman: Mikrodalga Fırınlar Hakkında 6 Gerçek
Yanlış Anlaşılan Bir Kahraman: Mikrodalga Fırınlar Hakkında 6 Gerçek
Mikrodalga fırınlarla ilgili doğru sanılan pek çok yanlış bulunuyor. Hızlı ısıtma, besin değerlerini koruma ve güvenli kullanım hakkında merak edilen gerçekleri birlikte keşfedelim.
Mutfakta hayat kurtaran cihazların başında gelen mikrodalga fırınlar, ülkemizde bazen hak ettiği değeri göremeyip popülarite sorunları yaşasa da aslında çok büyük faydalar sunuyor.
Mikrodalga fırınlar çoğu zaman olduğundan daha gizemli ve karmaşık sanılıyor. Oysa klasik ısıtma yöntemlerinden bile çok daha sağlıklı, güvenli ve avantajlı sonuçlar sunabiliyor.
Bunun yanında tam bir pratiklik abidesi. Onlar olmasa “şu yemeği iki dakikada ısıtayım” dediğimiz anlar bir anda küçük bir operasyona dönüşür. Tencere çıkar, ocak açılır, yemek dibine tutmasın diye başında beklenir, sonra bir de bulaşık çıkar.
Gelin, bu mutfak kahramanının bize sunduğu harika avantajlara daha yakından bakalım.
1. Muazzam bir mühendislik örneği
Mikrodalga fırınların ev tipi kullanıma girmesi 1960’lı yıllara kadar uzanıyor. Yani aslında mutfaklarımızdaki bu cihazlar yeni sayılmaz. Yıllardır kullanılan temel tasarımın amacı da oldukça net: Yiyeceği doğru şekilde ısıtmak.
2. Günlük hayatımızın güvenli bir parçası
“Mikrodalga” kelimesini duyunca insanın aklına ister istemez bilim kurgu filmleri, uyarı işaretleri gelebiliyor. Yalnız burada önemli bir ayrım var. Bu cihazlar günlük hayatımızda sürekli iç içe olduğumuz güvenli teknolojilerle aynı aileden. Hatta mikrodalgalar gün ışığından bile daha güvenli.
Mikrodalgalar; Wi-Fi sinyalleri, radyo dalgaları veya televizyon kumandalarıyla benzer bir elektromanyetik spektrumda yer alıyor. Yani yemeğinizi “zararlı” hale getirmiyor, sadece bildiğimiz güvenli dalga boylarıyla yemeğin içindeki su moleküllerini hareketlendirerek ısı oluşturuyor.
3. Yemeğin içindeki suyu hareket ettirerek ısıtıyor
Bu cihazların çalışma mantığı hem çok akıllıca hem de düşündüğümüzden çok daha basit.
Yiyeceklerin içinde az ya da çok su bulunur. Mikrodalga fırın, kapalı bir alan içinde yaydığı enerjiyle bu su moleküllerini hareketlendirir. Moleküller hareket ettikçe ısı oluşur ve yemek kısa sürede ısınmaya başlar.
Yani burada “ışınlarla işlenmiş yemek” gibi bir durum yok. Daha çok, yemeğin kendi içindeki suyun hareketlenmesiyle ortaya çıkan hızlı bir ısınma süreci var. Bu da pişmiş yemekleri ısıtmak için büyük kolaylık sağlarken yemeğin besin değerinin korunmasına yardımcı oluyor. Kısacası, hem ocağın başında beklemeden, tencere kirletmeden, yemeği tekrar uzun süre ısıya maruz bırakmadan kısa sürede sonuca gidebilirsiniz, hem de tava, tencere gibi mutfak ekipmanlarıyla ısıtırken yaşanan mikrobiyolojik üreme ve kıvam bozulması gibi sorunları bertaraf edersiniz.
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, mikrodalga fırının en güçlü tarafı sadece hız değil, aynı zamanda güvenli, hijyenik ve doğru bir ısıtma sağlaması.
4. Geleneksel yöntemlerden çok daha sağlıklı
Mikrodalganın en büyük ve en az bilinen avantajlarından biri: Gıdaların besin değerini korumak için harika bir yöntem olması.
Fırın, tava veya haşlama gibi her pişirme yöntemi yiyeceklerde belli bir besin kaybına yol açar. Ancak mikrodalga fırınların çok önemli bir süper gücü var: Sürenin çok kısa olması.
Özellikle C vitamini gibi ısıya hassas vitaminler uzun pişirme süreçlerinde daha fazla zarar görebiliyor. Mikrodalgada ise ısıtma süresi genellikle daha kısa olduğu için bazı yiyeceklerde besin değerinin daha iyi korunmasına yardımcı olabilir.
Hatta bazı araştırmalar, sebzeleri mikrodalgada hazırlamanın klasik haşlama yöntemine göre besin değerini ve vitaminleri çok daha iyi koruduğunu gösteriyor.
5. Doğru kaplarla maksimum verim ve kolaylık
Mikrodalganın sunduğu bu hızlı dünyadan en yüksek verimi almak aslında birkaç küçük ve akıllıca alışkanlığa bakıyor. Zira mikrodalga fırınla ilgili konuşurken bütün meseleyi cihazın kendisine yüklemek biraz kolaycılık olur.
Mesela kap seçimi. Her ısıtma ve pişirme işleminde olduğu gibi, mikrodalgada da cam, seramik ya da mikrodalgaya uygun olduğu belirtilen plastik kaplar kullanılmalı. Metal kaplardan ve ağzı tamamen kapalı kaplardan uzak durmak gerekir.
Bir de buhar meselesi var. Yemeğin üzerini kapatıyorsanız buharın çıkabileceği küçük bir boşluk bırakmak iyi olur. Çünkü buharın sıkışması hem yemeğin taşmasına hem de kabın zarar görmesine yol açabilir.
Yani mikrodalgayı daha iyi kullanmanın sırrı çok karmaşık değil: Doğru kap. Uygun süre. Gerektiğinde karıştırma. Bu kadar.
6. Eşit ısı, eşit dağılım
Mikrodalga fırınlar küçük porsiyonlarda oldukça hızlı ve verimli çalışır ama yemek miktarı arttıkça ya da yemek yoğunlaştıkça bazı bölgeler daha hızlı, bazı bölgeler daha yavaş ısınabilir.
Özellikle çorba, pilav, makarna, sulu yemek, kıvamlı soslar ya da büyük porsiyonlu tabaklarda bu durum daha belirgin hale gelir.
Bu yüzden ısıtma sırasında fırını bir kez durdurup şöyle bir karıştırmak iyi bir fikirdir. Böylece ısı daha dengeli dağılır.
Uzun lafın kısası, mikrodalga fırınlar mutfakta hayatımızı kolaylaştıran, besin değerlerini başarıyla koruyan harika ve pratik bir kahraman!
Dolapta kalan çorbayı, dün pişirip bir kapta sakladığınız sebze yemeğini ya da bir porsiyon pilavı hızlıca mikrodalgada ısıtmak; yemeğinizin kalitesinin yeni pişmiş bir yemeğinki gibi kalmasına yardımcı olur. Bu da mutfakta küçük ama değerli bir kazanım. Açıkçası, mikrodalga fırınların zaman yönetimi, enerji kullanımı ve gıda güvenliği açısından çok önemli olduğunu gelişmiş Avrupa ülkelerindeki neredeyse her kafe, ev ve restoranda tercih edilmelerinden de anlıyoruz.
Belki ülkemizde de mikrodalga fırına “Acaba zararlı mı?” diye bakmayı bırakıp “Mutfakta bana nasıl avantaj sağlar?” diye sormanın zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?