Ana sayfa » Yaşam » Yakın Dostlar mı, Sosyal Statü mü? Sosyal Medyada Kiminle Göründüğümüzü Ne Belirliyor?
Yakın Dostlar mı, Sosyal Statü mü? Sosyal Medyada Kiminle Göründüğümüzü Ne Belirliyor?
Sosyal medyada paylaştığımız fotoğraflar ilk bakışta anlık ve spontane görünse de, araştırmalar bu tercihlerin çoğu zaman görünürlük, statü, sosyal sermaye ve izlenim yönetimi gibi psikolojik faktörlerden etkilendiğini gösteriyor.
Instagram’da bir doğum günü fotoğrafı paylaşacaksınız. Telefonunuzdaki galeride onlarca kare var. İçlerinden bazıları yıllardır hayatınızda olan en yakın arkadaşlarınızla çekilmiş. Bazıları ise daha geniş bir çevrede tanınan, daha popüler ya da daha görünür kişilerle. Peki hangisini paylaşma ihtimaliniz daha yüksek?
Bu sorunun cevabı kulağa düşündüğümüzden daha karmaşık gelebilir. Çünkü sosyal medya, yalnızca anılarımızı sakladığımız dijital bir albüm değil. Aynı zamanda kendimizi başkalarına nasıl göstermek istediğimizi belirlediğimiz bir vitrin. Bu nedenle paylaştığımız kişiler de en az paylaştığımız içerikler kadar önemli hale geliyor.
1. Sosyal medya gerçekten bir vitrin olabilir mi?
Sosyal psikolojide uzun zamandır bilinen bir kavram var: izlenim yönetimi. İnsanlar çevrelerindeki kişilerin kendileri hakkında nasıl düşündüğünü önemser ve davranışlarını buna göre şekillendirir. Son yıllarda yapılan çalışmalar da sosyal medyada bireylerin çoğu zaman gerçek benlikleri ile çevrimiçi sundukları benlik arasında farklar oluşturabildiğini gösteriyor. Araştırmacılar bu durumu stratejik öz sunum ve izlenim yönetimi olarak tanımlıyor.
Başka bir deyişle, sosyal medya hesaplarımız yalnızca kim olduğumuzu değil, nasıl görünmek istediğimizi de yansıtıyor olabilir.
2. Kiminle göründüğümüz neden önemli?
Bir fotoğrafta yanımızda duran kişi, farkında olsak da olmasak da başkalarına bazı mesajlar verir. Sosyal çevresi geniş, tanınan veya ilgi gören biriyle görünmek; kişinin sosyal ağının güçlü olduğu, daha fazla insana erişebildiği ya da belirli bir statüye sahip olduğu algısını oluşturabilir.
Bu durum sosyal bilimlerde “sosyal sermaye” olarak adlandırılan kavramla ilişkilendiriliyor. İnsanlar bazen sahip oldukları bağlantılar aracılığıyla da değerlendirilir. Dolayısıyla sosyal medyada görünür kişilerle paylaşılan fotoğraflar, kişinin kendi görünürlüğünü de artıran sembolik bir değer taşıyabilir.
3. Bazen mesele popülerlik değil, temsil ettiği yaşam tarzı
Sosyal medyada tercih edilen kişiler her zaman en popüler arkadaşlar olmayabiliyor. Bazen daha şık giyinen, daha estetik fotoğraflar veren, ilgi çekici hobileri olan ya da sosyal medyada “iyi görünen” bir yaşam tarzını temsil eden kişiler daha görünür hale gelebiliyor.
Bir konser, sanat etkinliği, seyahat veya özel bir davet gibi deneyimler de paylaşım tercihlerini etkileyebiliyor. Çünkü insanlar çoğu zaman yalnızca kendilerini değil, içinde bulundukları sosyal ortamı da sergiliyor Bu nedenle paylaşımlarda yer alan kişiler, gerçek hayattaki yakınlık derecesinden çok, o anın yarattığı imajla ilişkili.
4. Arkadaşlık paradoksu devreye giriyor
Bu davranışı açıklayabilecek ilginç teorilerden biri de “arkadaşlık paradoksu” olarak bilinen olgu. Araştırmalar, ortalama bir kişinin arkadaşlarının kendisinden daha fazla bağlantıya sahip olma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Basitçe söylemek gerekirse, sosyal çevremizdeki kişiler bize göre daha popüler görünmeye yatkın.
Bu durum sosyal medya ortamında daha da belirgin hale geliyor. Çünkü daha fazla bağlantıya sahip kişiler aynı zamanda daha görünür oluyor. Sonuç olarak insanlar, çevrelerindeki en popüler kişileri olduklarından daha yaygın ve etkili algılayabiliyor.
Belki de bu yüzden bazı kişiler profillerinde sürekli aynı birkaç “görünür” arkadaşa yer verirken, günlük hayatlarının büyük bölümünü geçirdikleri yakın dostları daha az görünür kalabiliyor.
5. En yakın arkadaşlarımız neden geri planda kalabiliyor?
İşin ilginç tarafı, araştırmalar en sık görüştüğümüz insanların her zaman en popüler kişiler olmadığını gösteriyor. Sosyal ağlar üzerine yapılan bir çalışma, bireylerin en çok iletişim kurduğu yakın arkadaşlarının, daha seyrek görüştükleri tanıdıklara kıyasla daha az bağlantıya sahip olabildiğini ortaya koydu. Buna karşılık daha zayıf bağlar kurduğumuz kişiler daha geniş sosyal ağlara erişebiliyor.
Yani hayatınızda en önemli yere sahip kişi ile sosyal medya profilinizde en çok görünen kişi aynı insan olmak zorunda değil.
6. Popüler kişilerle görünmek bilinçli bir tercih mi?
Her zaman değil. Çoğu zaman bu seçim bilinçli bir stratejiden çok, sosyal medyanın ödüllendirdiği davranışların doğal sonucu olabilir. İnsanlar daha fazla etkileşim alan içerikleri fark ediyor, bu içerikleri tekrar üretmeye yöneliyor ve zamanla belirli sosyal kalıpları benimsiyor.
Üstelik araştırmalar sosyal ağlarda insanların çevrelerindeki kişileri kendilerinden daha etkili, daha aktif veya daha popüler algılama eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu algı da paylaşım tercihlerimizi fark etmeden şekillendirebiliyor.
7. Gerçek yakınlık ile görünür yakınlık aynı şey değil
Sosyal medyada sık sık birlikte görünen iki kişinin çok yakın arkadaş olduğunu varsaymak kolay. Ancak gerçek hayat çoğu zaman bundan farklı işliyor. En güçlü dostluklar bazen kameralardan uzak yaşanıyor. Buna karşılık bazı ilişkiler ise sosyal medya sayesinde olduğundan daha görünür hale geliyor.
Bu nedenle bir kişinin profiline bakarak sosyal çevresini tamamen anlamak pek mümkün değil. Çünkü sosyal medya çoğu zaman ilişkilerin derinliğini değil, görünürlüğünü ölçüyor.
8. Sonuç
Birlikte fotoğraf paylaştığımız kişiler rastgele seçilmiyor olabilir. İzlenim yönetimi, sosyal sermaye, görünürlük arzusu ve arkadaşlık paradoksu gibi faktörler; sosyal medyada kimin daha çok yer bulduğunu etkileyebiliyor. Araştırmalar, en yakın dostlarımızın her zaman en görünür kişiler olmadığını gösteriyor.
Belki de bu yüzden sosyal medya profilimizde en sık gördüğümüz insanlar, hayatımızda en çok değer verdiğimiz insanlar olmayabiliyor. Bazen en güçlü dostluklar paylaşılmayan fotoğrafların içinde saklı kalıyor.