Ana sayfa » Yaşam » “Erkekler Dağınıklığı Görmüyor” Efsanesi Çürüdü: Asıl Mesele Toplumsal Beklentiler Olabilir
“Erkekler Dağınıklığı Görmüyor” Efsanesi Çürüdü: Asıl Mesele Toplumsal Beklentiler Olabilir
Araştırmalar, ev işlerinin kadınların üzerinde kalmasının nedeninin "pisliği görmemek" değil, kadınlara yönelik toplumsal beklentiler olabileceğini gösteriyor.
Birçok kişinin düşündüğünün aksine erkekler dağınıklığı görmüyor ya da kadınlardan daha az fark etmiyor. Araştırmalar, asıl farkın dağınıklığı görme biçiminde değil, dağınık bir ev yüzünden kimin daha fazla yargılandığında ortaya çıktığını gösteriyor.
Erkekler gerçekten dağınıklığı görmüyor mu?
Araştırmacılar, toplumda oldukça yaygın olan “erkekler dağınıklığı fark etmiyor” düşüncesinin ne kadar doğru olduğunu anlamak için 327 erkek ve 295 kadın katılımcıyla bir deney gerçekleştirdi.
Katılımcılara küçük bir oturma odası ve mutfak alanını gösteren fotoğraflar sunuldu. Ancak herkes aynı görüntüyü görmedi. Katılımcıların bir kısmına tezgahta kirli tabakların bulunduğu, kıyafetlerin etrafa bırakıldığı ve genel olarak daha dağınık görünen bir oda gösterilirken, diğer kısmına aynı alanın düzenli ve temizlenmiş versiyonu gösterildi.
Ardından katılımcılardan gördükleri odanın ne kadar dağınık olduğunu ve ne kadar acil temizlenmesi gerektiğini değerlendirmeleri istendi.
Sonuçlar, yıllardır tekrarlanan bir klişeyi sorgulatacak türdendi. Erkekler ve kadınlar, gösterilen odaların düzen seviyesi konusunda neredeyse aynı değerlendirmeleri yaptı. Temiz oda her iki grup tarafından da benzer şekilde temiz bulundu; dağınık oda ise yine benzer ölçüde dağınık olarak değerlendirildi.
Kısacası araştırma, erkeklerin dağınıklığı görmediğine dair güçlü bir kanıt bulamadı. Görünen o ki erkekler de yerde duran çorabı, birikmiş bulaşıkları ve dağınık sehpayı fark ediyor.
Aynı oda neden kadınlara ait olduğunda daha fazla eleştiriliyor?
Araştırmanın ikinci aşaması ise çok daha dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.
Bu kez katılımcılara yine aynı oda fotoğrafları gösterildi ancak küçük bir değişiklik yapıldı: Bazı katılımcılara odanın hayali bir karakter olan Jennifer’a, bazılarına ise John’a ait olduğu söylendi.
Aslında değişen hiçbir şey yoktu. Oda aynı odaydı; kirli tabaklar, yerde duran kıyafetler ve genel düzen seviyesi tamamen aynıydı. Tek fark, insanların o evin sahibinin kadın mı erkek mi olduğunu düşünmesiydi.
İşte tam bu noktada değerlendirmeler değişmeye başladı.
Katılımcılar, aynı dağınık evi Jennifer’a ait olduğunu düşündüklerinde daha olumsuz değerlendirme eğilimi gösterdi. Ayrıca Jennifer’ın, evinin düzeni nedeniyle başkaları tarafından daha fazla yargılanacağını düşündüler. Buna karşılık aynı görüntü John’a ait olarak sunulduğunda değerlendirmeler daha yumuşak oldu.
Bu bulgu, ev düzeni konusunda kadınlar ve erkekler için farklı toplumsal standartların hâlâ geçerli olduğunu gösteriyor.
Kadınlar neden daha fazla ev işi yapıyor?
Araştırmanın sonuçları, ev işlerinin neden hâlâ büyük ölçüde kadınların üzerinde kaldığını anlamaya da yardımcı oluyor.
Çünkü mesele yalnızca dağınıklığı fark etmek değil. Kadınlar, dağınık bir ev nedeniyle daha fazla yargılanacaklarını bildikleri için ev düzeni konusunda daha fazla sorumluluk hissedebiliyor.
Beklenmedik bir misafirin gelmesi, aile üyelerinin yorumları ya da çevreden gelebilecek eleştiriler çoğu zaman kadınlar üzerinde daha büyük bir baskı yaratabiliyor. Bu durum da yalnızca fiziksel temizlik yükünü değil, aynı zamanda evin düzenini sürekli takip etme, yapılacak işleri planlama ve hatırlama gibi görünmeyen bir zihinsel yükü de beraberinde getiriyor.
Son yıllarda sıkça konuşulan “mental load” yani görünmeyen zihinsel emek kavramı da tam olarak bunu anlatıyor.
Çocuk sahibi olmak bu eşitsizliği daha da belirgin hâle getiriyor
Araştırmalar, özellikle çocuk sahibi olduktan sonra ev içindeki iş bölümünün daha geleneksel bir hâl alabildiğini gösteriyor. Kadınlar ücretsiz ev işleri ve bakım emeğine erkeklerden çok daha fazla zaman ayırmaya devam ediyor. Toplumsal cinsiyet rollerine dair daha eşitlikçi fikirler yaygınlaşsa da bu durumun pratikte aynı hızda değişmediği görülüyor.
Bu da kadınların neden çoğu zaman daha yorgun, daha bunalmış ve evin düzeninden daha fazla sorumlu hissettiğini açıklayan önemli faktörlerden biri.
Sorun dağınıklık değil, ona yüklediğimiz anlam olabilir
Araştırmanın ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri şu: Erkekler ve kadınlar aynı dağınıklığı görüyor olabilir, ancak toplum aynı dağınıklığı aynı şekilde değerlendirmiyor.
Dağınık bir ev söz konusu olduğunda kadınlar hâlâ daha yüksek standartlarla karşı karşıya kalabiliyor. Düzenli bir ev, kadınlar için çoğu zaman yalnızca bir yaşam tercihi değil; sorumluluk sahibi, becerikli ve “iyi bir ev yöneticisi” olmanın da bir göstergesi olarak görülüyor.
Bu nedenle ev işleri konusundaki eşitsizliği yalnızca “erkekler dağınıklığı fark etmiyor” düşüncesiyle açıklamak yeterli görünmüyor. Araştırmaya göre asıl mesele, aynı dağınıklığa farklı toplumsal anlamlar yüklememiz ve kadınları bu konuda daha fazla sorumlu tutmamız olabilir.