Bazen yapılacak işin kendisinden çok, ona başlamayı düşünmek yoruyor. Bilgisayarın başına oturuyorsunuz, dosyayı açıyorsunuz ama ilk cümle bir türlü gelmiyor. Evi toplamanız gerekiyor, önce bir kahve yapıyorsunuz. Spora gitmeniz gerekiyor, yarın kesin başlarım diyorsunuz. Okunacak o mail ise üç gündür gelen kutusunda bekliyor.
Çoğu zaman ne yapmamız gerektiğini biliyoruz ama yine de harekete geçemiyoruz. İşte 5 dakika kuralı tam bu noktada devreye giriyor. Mantığı oldukça basit: Ertelediğiniz işe yalnızca 5 dakika ayıracağınıza kendinizle söz veriyorsunuz. Beş dakika sonunda devam etmek de bırakmak da sizin kararınız.
Ertelemeyi çoğu zaman kötü zaman yönetimiyle açıklıyoruz. Oysa yapılacak iş zor, sıkıcı, belirsiz veya gözümüzde büyümüşse ondan kaçınmak kısa vadede daha rahat hissettirebiliyor. Sıkıcı bir maili cevaplamak yerine telefona bakmak ya da zor bir işe başlamak yerine başka bir işle oyalanmak o an için daha kolay geliyor.
Sorun şu ki bu rahatlama genellikle geçici oluyor. Ertelenen iş ortadan kalkmadığı için zaman baskısı, stres ve suçluluk daha sonra yeniden karşımıza çıkıyor. Bu nedenle bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla motivasyon değil, işe başlamayı kolaylaştırmak.
5 dakika kuralı nasıl uygulanıyor?
Önce ertelediğiniz işi seçin ve onu mümkün olduğunca küçültün. Sunumu hazırlamak yerine dosyayı açıp ilk slayta başlayın. Evi temizlemek yerine 5 dakika boyunca salondaki dağınıklığı toparlayın. Bir kitabı bitirmeyi değil, yalnızca 5 dakika okumayı hedefleyin.
Ardından zamanlayıcıyı 5 dakikaya kurun ve başlayın. Buradaki önemli nokta, süre dolduğunda devam etmek zorunda olmamanız. Bu, yöntemi basit bir motivasyon oyunundan çıkarıp gerçekten uygulanabilir hale getiriyor. Çünkü kendinize uzun saatler çalışacağınıza dair bir söz vermiyorsunuz; yalnızca ilk adımı atmayı kabul ediyorsunuz.
5 dakika kuralının amacı işi beş dakikada bitirmek değil. Zihinde büyüyen görevi harekete geçirilebilir küçük bir adıma dönüştürmek.
Çünkü başlamadan önce devasa görünen bir iş, içine girdiğinizde daha yönetilebilir hale gelebiliyor. Dosyayı açmak, ilk cümleyi yazmak veya masanın üzerindeki birkaç şeyi kaldırmak, görevin tamamını düşünmekten çok daha kolay.
Bazen beş dakika gerçekten beş dakikada kalıyor. Bazen de işe başladıktan sonra devam etmek daha kolay geliyor. Her iki durumda da amaç gerçekleşmiş oluyor: Ertelemek yerine harekete geçmiş oluyorsunuz.
Küçük hedefler neden daha kolay geliyor?
Bütün evi temizlemeliyim düşüncesi zihinde büyük bir yük yaratırken, beş dakika mutfağı toparlayacağım çok daha ulaşılabilir geliyor. Görevin boyutunu küçültmek, başlangıçtaki psikolojik direnci azaltabiliyor.
Erteleme üzerine yapılan araştırmalar da bunun yalnızca zamanı iyi kullanamamakla ilgili olmadığını gösteriyor. Görevin yarattığı sıkıntı, kaygı veya isteksizlik gibi duygular da erteleme davranışında önemli rol oynayabiliyor. Bu nedenle görevi küçültmek, yalnızca zaman açısından değil, duygusal olarak da işi daha katlanılabilir hale getirebiliyor.
Her şeyi beş dakikada bitirmeye çalışmayın
Burada yöntemin en sık yanlış anlaşılan tarafı ortaya çıkıyor. 5 dakika kuralı, her işi beş dakikada tamamlayabileceğiniz anlamına gelmiyor.
Bir sunum hazırlamak, evi temizlemek veya uzun bir rapor yazmak elbette daha fazla zaman alabilir. Buradaki hedef yalnızca işe giriş kapısını küçültmek. Beş dakika boyunca ilk paragrafı yazabilir, masayı toparlayabilir, dosyayı açabilir veya yürüyüş için hazırlanabilirsiniz.
Yani işin tamamını değil, başlangıcını yönetiyorsunuz.
Beş dakika sonunda bırakabilirsiniz
Zamanlayıcı çaldığında hâlâ devam etmek istemiyorsanız bırakabilirsiniz. Bunun başarısızlık olduğunu düşünmeyin. Çünkü amaç her seferinde saatlerce üretken olmak değil, ertelediğiniz bir şeye rağmen başlayabildiğinizi görmek.
Bu yöntem özellikle uzun süredir bekleyen, sıkıcı olduğu için sürekli ertelenen veya nereden başlanacağı bilinmediği için gözünüzde büyüyen işlerde denenebilir.
Motivasyonu beklemek yerine başlayın
Motivasyonun gelmesini beklemek kulağa mantıklı geliyor ama çoğu zaman hareket motivasyondan önce geliyor. Küçük bir adım attığınızda görev daha somut hale geliyor ve devam etmek kolaylaşabiliyor.
Bu yüzden bugün aylardır ertelediğiniz bir şey varsa, onu bitirmeye çalışmak yerine yalnızca 5 dakikalığına başlayın.
Beş dakika sonra bırakabilirsiniz.
Ama belki de zamanlayıcı çaldığında işin en zor kısmını çoktan geride bırakmış olacaksınız: Başlamak.