Ana sayfa » Yaşam » Sürekli Erteleyen İnsanların Kendilerine Söylediği 11 Bahane
Sürekli Erteleyen İnsanların Kendilerine Söylediği 11 Bahane
Erteleme alışkanlığı çoğu zaman tembellikten değil, duyguları yönetme biçiminden kaynaklanıyor. İşte kronik erteleyicilerin en sık kullandığı bahaneler ve bilimsel açıklamaları.
“Yarın yaparım.” “Daha çok vaktim var.” “Baskı altında daha iyi çalışıyorum.” Hepimiz hayatımızın bir döneminde bu cümlelerden en az birini kurmuşuzdur. Ancak bu bahaneler ara sıra söylenmekten çıkıp günlük hayatın bir parçası haline geldiğinde, ortada sıradan bir erteleme alışkanlığından daha fazlası olabilir. Psikoloji araştırmaları, kronik ertelemenin çoğu kişinin düşündüğü gibi zaman yönetimi problemi olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre asıl mesele, kişinin stres, kaygı, başarısızlık korkusu ya da belirsizlik gibi rahatsız edici duygularla başa çıkma yöntemi. Görevi ertelemek, kısa süreli bir rahatlama sağlasa da uzun vadede daha büyük bir stres döngüsü yaratıyor. İşte kronik erteleme alışkanlığı olan insanların sık sık başvurduğu bahaneler ve bu düşüncelerin altında yatan psikoloji.
1. Baskı altında daha iyi çalışıyorum
Belki de en yaygın bahane bu. Son dakikaya kadar bekleyip işi yetiştirebilen kişiler, bunu bir çalışma yöntemi olarak görmeye başlayabiliyor. Oysa araştırmalar, insanların aslında baskı altında daha verimli çalışmadığını, sadece adrenalin sayesinde görevi tamamlayabildiğini gösteriyor. Sonunda hissedilen rahatlama, yaşanan stresi gölgede bıraktığı için kişi bu yöntemin işe yaradığını sanıyor.
2. Daha çok zamanım var
Teslim tarihine günler hatta haftalar olmasına güvenmek, beynin görevin aciliyetini düşük algılamasına neden oluyor. Fakat zaman ilerledikçe yapılacak iş büyüyor, kaygı artıyor ve başlamak daha da zor hale geliyor. Sonuçta “bol zaman” hissi yerini paniğe bırakıyor.
3. Önce motive olmalıyım
Birçok kişi işe başlamadan önce ilham ya da motivasyon bekliyor. Ancak psikologlara göre motivasyon çoğu zaman eylemden sonra geliyor. Yani harekete geçmek motivasyonu doğuruyor, tam tersi değil. Bu nedenle mükemmel ruh halini beklemek çoğunlukla ertelemenin başka bir biçimine dönüşüyor.
4. Şu an doğru zaman değil
Sessiz bir ortam, uzun bir boşluk ya da kusursuz şartlar beklemek oldukça yaygın bir davranış. Fakat gerçek hayatta ideal koşullar nadiren oluşuyor. Bekledikçe görev gözde büyüyor ve başlamak daha zor hale geliyor. Küçük de olsa ilk adımı atmak ise çoğu zaman zihinsel direnci kırıyor.
5. Önce şu küçük işleri bitireyim
Masayı toplamak, e-postaları cevaplamak ya da dolabı düzenlemek üretken hissettirebilir. Ancak çoğu zaman bunlar gerçekten önemli olan işi geciktiren dikkat dağıtıcı faaliyetlere dönüşüyor. İnsan beyni kısa sürede tamamlanan görevlerden anlık tatmin aldığı için zor olan asıl işi bilinçsizce öteleyebiliyor.
6. Henüz hazır değilim
Hazır hissetmeme düşüncesi çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, hata yapma korkusundan kaynaklanıyor. Özellikle mükemmeliyetçi kişiler, ilk denemenin kusursuz olmayacağını bildikleri için başlamayı erteliyor. Oysa ilerleme, çoğunlukla eksik başlayan çalışmalar sayesinde mümkün oluyor.
7. Biraz araştırma daha yapayım
Hazırlık yapmak faydalı olsa da bunun bir sınırı var. Sürekli bilgi toplamak, video izlemek ya da yeni yöntemler araştırmak bazen üretkenlik gibi görünse de uygulamaya geçmemek ertelemenin farklı bir yüzü olabiliyor. Bilgi arttıkça karar vermek de zorlaşıyor ve kişi harekete geçmek yerine hazırlık aşamasında takılı kalıyor.
8. Yorgunum, sonra daha iyi yaparım
Dinlenmeye ihtiyaç duymak elbette doğal. Ancak kronik erteleme yaşayan kişiler, fiziksel yorgunluk olmasa bile zihinsel rahatsızlığı “yorgunluk” olarak yorumlayabiliyor. Aslında kaçınılan şey işin kendisi değil, o işin oluşturduğu stres hissi oluyor.
9. Tek seferde bitireceğim
Bazı insanlar bir işe başlamanın ancak uzun ve kesintisiz bir zaman dilimi olduğunda mümkün olduğuna inanıyor. Bu yüzden uygun birkaç saat bulana kadar bekliyorlar. Oysa araştırmalar, kısa süreli çalışma seanslarının bile başlamayı kolaylaştırdığını ve devamını getirdiğini gösteriyor.
10. Hata yapmak istemiyorum
Ertelemenin en güçlü nedenlerinden biri başarısızlık korkusu. Görev ertelendiğinde olası başarısızlık da ertelenmiş gibi hissediliyor. Bu durum kısa süreli rahatlama sağlasa da kişinin özgüvenini zamanla daha fazla zedeliyor. Çünkü yapılmayan her iş, kişinin kendine olan güvenini biraz daha azaltabiliyor.
11. Yarın kesin başlayacağım
Belki de en tehlikeli bahane bu. Çünkü gelecekteki benliğin bugünkünden daha istekli, daha enerjik ve daha disiplinli olacağı varsayılıyor. Oysa psikoloji araştırmaları, insanların gelecekteki motivasyonlarını sistematik olarak fazla iyimser tahmin ettiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle yarın gelen motivasyon çoğu zaman yine “yarına” erteleniyor.
Son yıllarda yapılan çalışmaların ortak noktası oldukça net: Kronik erteleme çoğu zaman tembellikten değil, duyguları düzenleme biçiminden kaynaklanıyor. İnsanlar zor, sıkıcı ya da kaygı uyandıran görevlerden kaçarken aslında o görevin yarattığı olumsuz hislerden uzaklaşmaya çalışıyor. Ancak bu rahatlama yalnızca geçici oluyor. Görev ortadan kalkmadığı gibi, üzerine suçluluk duygusu ve zaman baskısı da ekleniyor. Böylece kişi kendini sürekli tekrar eden bir erteleme döngüsünün içinde bulabiliyor. Bu döngüyü kırmanın ilk adımı ise kullanılan bahaneleri fark etmek ve mükemmel anı beklemek yerine küçük de olsa harekete geçmekten geçiyor.