Sosyal zekâ, insan ilişkilerinde ustalaşmanın ve çevremizle sağlıklı bağlar kurmanın anahtarı. Ancak farkında olmadan yaptığımız bazı davranışlar, bu yetimizi zayıflatabilir ve çevremizde olumsuz bir izlenim bırakmamıza neden olabilir. Bazen aşırı konuşmak, bazen ise karşımızdakinin duygularına yeterince duyarlı olmamak, sosyal etkileşimlerimizi sabote eden küçük ama etkili hatalardır. Peki, birinin sosyal zekâsının düşündüğünüz kadar yüksek olmadığını gösteren işaretler neler? Farkında olmadan yaptığınız ve sosyal ilişkilerinize zarar verebilecek 7 önemli davranış var! İşte sosyal zekanın düşük olduğunu gösteren işaretler…
1. Kişisel ayrıntıları aşırı paylaşmak
Sosyal zekanın düşük olduğunu gösteren işaretler listemize başlıyoruz. Tamam, hepimiz zaman zaman dertleşmek isteriz. Ama bir sohbeti terapi seansına çevirmek? İşte orada durmak lazım! Kendi hayatınıza dair fazla detay paylaşmak, bazen insanları gereksiz yere bunaltabilir.
Peki nasıl dengeyi kurarsınız?
Bir şeyi anlatmadan önce “Bu gerçekten burada paylaşılması gereken bir şey mi?” diye kendinize sorun. Sohbeti daha interaktif hale getirmek için “Peki ya sen? Hiç böyle bir şey yaşadın mı?” gibi karşılıklı etkileşim sağlayan sorular sorun. Kişisel meselelerinizi paylaşmak istiyorsanız, önce ortamın nabzını yoklayın. İş toplantısında travmalarınızı anlatmak? Büyük hata! Ama yakın arkadaş ortamında biraz içini dökmek? Gayet normal.
Aşırı paylaşım huyunuzdan kurtulmak istiyorsanız, bir günlük tutmayı deneyin! Telefonunuza not almak bile bazı şeyleri paylaşma dürtünüzü azaltabilir.
2. Sosyal ipuçlarını kaçırmak
Hepimizin çevresinde, konuşmaları sonsuza kadar uzatan biri vardır. Siz “Evet, gerçekten ilginç!” diye üçüncü kez tepki verirken, içinizden “Bu sohbeti nasıl sonlandırabilirim?” diye düşünüyorsunuzdur. İşte bu, sosyal ipuçlarını kaçıran birinin tipik bir davranışıdır.
Sohbetin doğal akışını yakalamak için:
İnsanların yüz ifadelerini ve beden dilini gözlemleyin. Karşınızdaki sıkılmış gibi mi duruyor? Gözlerini kaçırıyor mu? O zaman lafı fazla uzatmayın! Konuşmanın ritmini yakalayın. Eğer biri cümlesini tamamlamadan atlayıp cevap veriyorsanız, yavaşlayın ve gerçekten dinleyin.
Bazı insanlar sınır kavramını bilmiyor. Resmen nefesini yüzünüzde hissediyorsunuz! Herkesin bir kişisel alanı var ve bunu ihlal etmek, insanları rahatsız eder.
Kişisel alanınıza dikkat etmek için şunları yapabilirsiniz: Birisi geri adım atıyorsa, mesajı alın! “Acaba neden uzaklaşıyor?” diye düşünmek yerine, alanına saygı gösterin. Bunu eğlenceli bir şekilde öğrenmek için, kalabalık bir yerde insanların nasıl mesafe koruduğunu izleyin. Bazen gerçekten komik durumlar olabiliyor!
4. İnsanların konuşmasına müsaade etmemek
Siz de sürekli kendi hikayelerini anlatan, başkasının sözünü kesen, hiçbir zaman “Sen ne düşünüyorsun?” diye sormayan insanlardan sıkılmadınız mı? İşte tam da böyle biri olmamak için: Konuşmada %50-50 kuralını uygulayın. Siz ne kadar konuşuyorsanız, karşınızdaki de o kadar konuşmalı. Empati yapın. İnsanlar da hikayelerini paylaşmak ister. O yüzden biraz durun ve gerçekten dinleyin. Daha fazla soru sorun. “Sen ne düşünüyorsun?” “Bu konuda hiç deneyimin var mı?” gibi basit sorular, sohbeti daha keyifli hale getirir.
Bazen kelimelerden çok daha fazlasını söylüyoruz… ama farkında bile değiliz! Kollarınızı kavuşturmanız, göz temasından kaçınmanız ya da bir adım geri çekilmeniz, karşınızdaki kişiye “Ben seninle ilgilenmiyorum!” ya da “Şu an burada olmak istemiyorum!” mesajını verebilir. Ve işin kötüsü, bunu bilinçsizce yapıyor olabilirsiniz!
Ne yapmalı? Aynaya bakarak vücut dilinizi analiz edin. Sert mi duruyorsunuz, samimi mi görünüyorsunuz? Açık ve sıcak bir duruş sergileyin. Hafifçe gülümsemek, göz teması kurmak ve kollarınızı serbest bırakmak güven verir. Jestlerinizi kontrol edin! Saçınızla fazla oynuyorsanız veya sürekli kaşınızı çatıyorsanız, farkında olmadan “Gerginim!” sinyali verebilirsiniz.
6. Empati gösterememek
Empati, sosyal zekanın olmazsa olmazı! Karşınızdaki kişi derdini anlatırken “Hı-hı, anlıyorum” deyip geçiyorsanız, büyük hata yapıyorsunuz! İnsanlar anlaşılmak, desteklenmek ve duygularının kabul edilmesini ister.
Nasıl daha empatik olunur? Karşınızdakinin hislerine gerçekten odaklanın. Telefonla oynarken “Hmm, evet, evet” demek = “Umrumda değilsin” mesajı vermektir! Küçük ama etkili cümleler kullanın: “Bu gerçekten zor bir durum gibi görünüyor.” veya “Seni anlıyorum, eminim bu çok streslidir.” gibi ifadelerle karşınızdaki kişinin duygularını onaylayın. Kendinizi onların yerine koyun. “Ben olsam nasıl hissederdim?” diye düşünün.
Sosyal zekanın düşük olduğunu gösteren işaretler yazımızın sonuna geldik. Hadi dürüst olalım, en son ne zaman birine içten bir teşekkür ettiniz? Eğer “Hmmm, hatırlamıyorum” diyorsanız, alarm zilleri çalıyor olabilir! Minnettarlık göstermek, sosyal bağları güçlendirmenin en kolay ve en etkili yollarından biri. Ama maalesef, çoğu insan bunu ihmal ediyor.
Minnettarlık göstermek için neler yapabilirsiniz? Birine yardımcı olduğunda sadece “Teşekkürler” demekle yetinmeyin. Daha anlamlı hale getirin: “Bana zaman ayırdığın için teşekkür ederim, gerçekten çok yardımcı oldun.” Küçük notlar yazın! Teşekkür kartları gibi tatlı jestlerle insanlara kendilerini özel hissettirebilirsiniz.
Günlük hayatta küçük şeylere bile teşekkür etmeyi alışkanlık haline getirin. Bir arkadaşınız size kahve mi aldı? Ofiste biri kapıyı mı tuttu? “Çok naziksin, teşekkür ederim!” deyin! Minnettarlık göstermek sadece karşınızdaki kişiyi değil, sizi de mutlu eder. Unutmayın, teşekkür etmek bedava ama etkisi paha biçilemez!