Bir ilişkide partnerinin derdini dinlemek, arkadaşlarıyla görüşmesini desteklemek veya sosyal hayatını önemsemek elbette olağan. Ancak bütün bunlar sürekli olarak aynı kişinin sorumluluğuna dönüşüyorsa, bunun için yeni bir kavram kullanılıyor: mankeeping. Kavram, erkeklerin sosyal çevrelerindeki eksikleri telafi etmek için kadınların üstlendiği görünmeyen sosyal ve duygusal emeği anlatıyor. İlk kez 2024’te Stanford araştırmacıları Angelica Ferrara ve Dylan P. Vergara tarafından ortaya atılan mankeeping, 2026’da yayımlanan yeni bir araştırmayla ölçülebilir bir yapıya dönüştürüldü.
Mankeeping ne demek?
Mankeeping, kelime olarak erkeklerin sosyal bağlarını sürdürme anlamına geliyor. Ancak araştırmacıların kullandığı anlam bundan daha özel. Kavram, erkeklerin aynı cinsiyetten arkadaşlıklarındaki kayıpları telafi etmek için kadınların yaptığı karşılıksız sosyal ve duygusal emeği tanımlıyor. Bu yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı değil; arkadaşlık, aile ve başka kadın-erkek ilişkilerinde de görülebiliyor. 2026 araştırması ise özellikle heteroseksüel romantik ilişkilerdeki kadınların deneyimine odaklanıyor. Örneğin bir erkeğin arkadaşlarıyla iletişim kurmasını sağlamak, sosyal çevresini canlı tutmak, duygusal ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü karşılamak veya sosyal bağlarının kopmaması için sürekli çaba göstermek mankeeping kapsamında değerlendirilebiliyor. Buradaki kritik nokta, bu emeğin karşılıklılığı. Partnerlerin birbirine destek olması mankeeping anlamına gelmiyor. Kavram, sosyal ve duygusal sorumluluğun kadın tarafından erkek adına ve karşılıksız biçimde üstlenilmesine odaklanıyor.
Kavram neden ortaya çıktı?
Mankeeping’in arkasındaki temel fikir, erkeklerin arkadaşlık ve sosyal destek ağlarındaki değişimle bağlantılı. Stanford’da yayımlanan 2024 tarihli çalışmada Ferrara ve Vergara, erkeklerin yakın sosyal bağlarının zayıflamasının kadınların üzerindeki görünmeyen sosyal emeği artıran yapısal bir mesele olduğunu savundu. Araştırmacılara göre erkeklerin arkadaşlıklarında duygusal yakınlık ve destek daha sınırlı hale geldiğinde, bu ihtiyaçların bir bölümü romantik partnerlere yöneliyor. Bu durumda kadın yalnızca partneriyle duygusal bir ilişki kuran kişi olmaktan çıkıp onun sosyal hayatını ayakta tutan kişiye de dönüşebiliyor.
2026 araştırması mankeeping’i ölçtü
2026’da Sex Roles dergisinde yayımlanan araştırma, mankeeping kavramını ilk kez sistematik biçimde ölçmek için bir ölçek geliştirdi. Çalışmanın ilk bölümünde ABD’de yaşayan 402 heteroseksüel ilişkideki kadın incelendi. İkinci bölümde ise İngiltere’den 395 kadınla aynı yapının test edilmesiyle toplam 797 katılımcının verileri üzerinden ölçeğin kısa versiyonu geliştirildi. Araştırmacılar ilk aşamada 46 maddeden oluşan bir ölçüm geliştirdi. Daha sonra altı farklı boyutu koruyan 18 maddelik daha kısa bir versiyon oluşturuldu. Bu boyutlar arasında erkeğin sosyal çevresinin durumu, partnerin duygusal destek ihtiyacına bağımlılığı, kadınların yaptığı mankeeping davranışları ve bu davranışların kadınların zamanı ve iyi oluşu üzerindeki etkisi bulunuyor.
Mankeeping kadınları nasıl etkiliyor?
Araştırmanın en dikkat çekici kısmı burada. ABD’deki çalışmada mankeeping’in beş boyutu, kadınların bildirdiği depresyon, kaygı ve stres belirtileriyle pozitif yönde ilişkili bulundu. Aynı zamanda mankeeping’in altı boyutunun tamamı daha düşük ilişki memnuniyetiyle ilişkiliydi. Daha yüksek mankeeping puanları, ilişki yükü ve ilişki tükenmişliğiyle de güçlü biçimde ilişkili çıktı. Özellikle kadının partnerine verdiği duygusal desteğin eşit olmadığını fark etmesi, ilişki memnuniyetiyle en güçlü bağlantıyı gösteren boyutlardan biri oldu. Ancak burada önemli bir ayrım var: Araştırma mankeeping’in doğrudan stres veya tükenmişliğe neden olduğunu kanıtlamıyor. Veriler aynı zaman diliminde toplanan ilişkileri gösteriyor ve araştırmacılar da sonuçların nedensellik olarak yorumlanması konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.
Her ilişki için aynı şey geçerli değil
Araştırmacılar mankeeping’i otomatik olarak olumsuz bir davranış olarak tanımlamıyor. Bir partnerin sosyal hayatıyla ilgilenmek, ona destek olmak veya ilişkileri sürdürmesine yardımcı olmak bazı insanlar için anlamlı ve tatmin edici olabilir. 2026 çalışması da mankeeping’in bazı kadınlar için amaç ve bağ kurma duygusu sağlayabileceğini, ancak bazı ilişkilerde yorucu ve yük haline gelebileceğini belirtiyor. Dolayısıyla mesele, bir kadının partnerine destek olması değil. Daha çok bu desteğin ne kadarının tek taraflı hale geldiği ve kadının kendi zamanı, ihtiyaçları ve sosyal çevresi üzerinde nasıl bir karşılık yarattığı.
Mankeeping bize ne söylüyor?
Mankeeping, son dönemde erkeklerin yalnızlığı ve arkadaşlıklarının azalması üzerine yapılan tartışmalara farklı bir açıdan bakıyor. Bir erkeğin sosyal çevresinin zayıflaması yalnızca onun yaşadığı bir sorun olarak kalmayabiliyor. Romantik partneri bu boşluğu sürekli olarak doldurduğunda, sosyal destek eksikliği ilişkinin içine taşınabiliyor.
2026 araştırması bu süreci ölçmek için ilk kapsamlı araçlardan birini sunuyor. Araştırmacılar bundan sonraki çalışmaların erkeklerin kendi perspektifini de incelemesi, farklı ilişki türlerini ve farklı kültürleri kapsaması gerektiğini belirtiyor. Kısacası mankeeping, “sevgilisine fazla ilgi gösteren kadın” demek değil. Daha spesifik olarak, erkeklerin sosyal bağlarındaki eksikleri telafi etmek için kadınların üstlendiği görünmeyen emeği tanımlayan bir kavram. Ve yeni araştırma, bu emeğin kadınların stres, ilişki yükü, tükenmişlik ve ilişki memnuniyetiyle nasıl bağlantılı olduğunu ölçmeye başlayan ilk çalışmalardan biri.