Ana sayfa » Yaşam » Her Şeyi Kişisel Algılamayı Bırakmanıza Yardımcı Olabilecek 7 Düşünce
Her Şeyi Kişisel Algılamayı Bırakmanıza Yardımcı Olabilecek 7 Düşünce
Birinin davranışını, söylenen bir sözü ya da beklediğiniz bir tepkinin gelmemesini hemen kendinizle ilişkilendiriyorsanız bu 7 düşünce olaylara daha farklı bakmanıza yardımcı olabilir.
İş yerinde birinin size kısa cevap vermesi, bir arkadaşınızın mesajınıza saatlerce dönmemesi ya da bir ortamda yaptığınız espriye kimsenin gülmemesi… Bazı durumlar, üzerinde uzun uzun düşündüğümüzde olduğundan çok daha büyük bir meseleye dönüşebilir. Acaba yanlış bir şey mi söyledim, bana mı kızdı, insanlar benim hakkımda ne düşünüyor gibi sorular zihnimizde dönüp durabilir.
Her şeyi kişisel algılamak, başkalarının davranışlarını sürekli kendimizle ilişkilendirmemize neden olabilir. Üstelik çoğu zaman elimizde bu yorumları doğrulayacak yeterli bilgi yoktur. Karşımızdaki kişinin davranışının arkasında bizimle ilgisi olmayan pek çok neden bulunabilir.
Elbette her durumda umursamaz olmak ya da gerçekten incitici davranışları görmezden gelmek gerekmiyor. Önemli olan, yaşanan her olayın sorumluluğunu üstlenmemek ve bir düşünceyi gerçekmiş gibi kabul etmeden önce durup değerlendirmek. İşte bunu kolaylaştırabilecek yedi düşünce.
1. Her davranışın merkezinde siz olmayabilirsiniz
Birinin size karşı mesafeli davrandığını fark ettiğinizde bunun nedenini kendinizde aramaya başlayabilirsiniz. Acaba yanlış bir şey mi söylediniz, onu farkında olmadan kırdınız mı ya da size karşı düşünceleri mi değişti? Oysa bir insanın o gün nasıl davrandığını belirleyen pek çok etken vardır.
Uykusuzluk, iş stresi, ailevi sorunlar ya da yalnızca zihnini meşgul eden başka bir konu… Karşınızdaki kişi kendi yaşadıklarıyla uğraşıyor olabilir. Size karşı mesafeli görünmesi, mutlaka sizinle ilgili bir sorun olduğu anlamına gelmez.
Böyle durumlarda hemen bir açıklama bulmaya çalışmak yerine kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Bu davranışın benimle ilgili olduğunu gösteren somut bir şey var mı? Cevabınız hayırsa ihtimalleri gerçekmiş gibi değerlendirmek için acele etmeyin.
2. İnsanların sizin hakkınızdaki düşüncelerini kontrol edemezsiniz
Ne kadar dikkatli davranırsanız davranın herkesin sizi sevmesini, söylediklerinizi doğru anlamasını ya da hakkınızda olumlu düşünmesini sağlayamazsınız. Bir insanın sizi yanlış anlaması veya bir davranışınızı beğenmemesi, mutlaka bir şeyi yanlış yaptığınız anlamına gelmez.
Üstelik başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğünü sürekli tahmin etmeye çalışmak, farkında olmadan davranışlarınızı da değiştirebilir. Bir ortamda rahatça konuşmak yerine nasıl göründüğünüzü düşünür, bir karar alırken kendi isteğinizden çok başkalarının tepkisini hesaba katarsınız.
Başkalarının düşüncelerini yönetmek sizin sorumluluğunuzda değil. Elbette davranışlarınızın başkaları üzerindeki etkisini önemsemek ve gerektiğinde hatanızı kabul etmek değerli. Ancak herkesi memnun etmeye çalışmakla düşünceli davranmak aynı şey değil.
3. Hissettiğiniz şey, her zaman gerçeği yansıtmayabilir
Bir arkadaşınızın mesajınıza yalnızca tek kelimeyle cevap verdiğini düşünün. Kendinizi bir anda değersiz hissedebilir, onun size kızdığını ya da artık sizinle konuşmak istemediğini düşünebilirsiniz. Hissettiğiniz huzursuzluk gerçek olsa da bu duygunun işaret ettiği yorum mutlaka doğru değildir.
Psikolojide duyguların ve düşüncelerin birbirini etkilediği bilinir. Özellikle kaygılı olduğumuzda belirsiz durumları olumsuz yorumlamaya daha yatkın olabiliriz. Böyle anlarda aklımızdan geçen ilk açıklamayı kesin bir gerçek olarak kabul etmek yerine başka ihtimalleri de düşünmek işe yarayabilir.
Kendinize şu soruyu sorun: Aynı olayı yakın bir arkadaşım yaşasaydı ona ne söylerdim? Muhtemelen hemen kendini suçlamasını istemez, başka açıklamalar olabileceğini hatırlatırdınız. Kendinize de aynı anlayışla yaklaşabilirsiniz.
4. Her eleştiri, kişiliğiniz hakkında verilmiş bir karar değildir
Yaptığınız bir işin eleştirilmesi, bir fikrinizin kabul görmemesi ya da bir konuda hata yapmanız kendinizi sorgulamanıza neden olabilir. Özellikle eleştiriye duyarlıysanız tek bir olumsuz geri bildirim, bütün yeterliliğinizi sorgulamanıza yol açabilir.
Oysa bir davranışınızın, kararınızın ya da ortaya çıkardığınız işin eksik bulunması, sizin bütünüyle yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Eleştirinin içindeki işe yarar kısmı değerlendirebilir, haklı olduğunuz noktaları da göz önünde bulundurabilirsiniz.
Burada önemli olan, eleştirinin ne söylediğiyle sizin kendiniz hakkında ne sonuç çıkardığınızı birbirinden ayırmak. Bir sunumunuz yeterince açık bulunmamış olabilir. Bu, iyi iletişim kuramadığınız ya da işinizde başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Yalnızca geliştirebileceğiniz bir nokta olduğu anlamına gelebilir.
5. Her şeyi açıklığa kavuşturmak zorunda değilsiniz
Bir konuşmanın ardından söylediklerinizi tekrar tekrar düşünmek, birinin size neden farklı davrandığını anlamaya çalışmak ya da hakkınızda yanlış bir izlenim oluştuğundan endişelenmek zihinsel olarak yorucu olabilir. Bazen de içinizdeki huzursuzluk geçsin diye karşınızdaki kişiden tekrar tekrar açıklama bekleyebilirsiniz.
Ancak hayattaki her belirsizliğin hemen ortadan kalkması mümkün değil. Bazen bir mesajın neden geç yanıtlandığını öğrenemezsiniz. Bazen birinin sizinle ilgili düşüncesini tam olarak bilemezsiniz. Her sorunun kesin bir cevabını bulmaya çalışmak, çözüm getirmek yerine aynı düşüncelerin içinde dönüp durmanıza neden olabilir.
Kendinize, her şeyi şu anda çözmek zorunda olmadığınızı hatırlatın. Gerçekten konuşulması gereken bir mesele varsa uygun bir zamanda bunu dile getirebilirsiniz. Bunun dışında, cevabını bilmediğiniz her sorunun peşinden gitmemeyi de seçebilirsiniz.
6. Başkalarının tepkileri sizin değerinizi belirlemez
Bir ortama girdiğinizde insanların sizi ne kadar dikkate aldığına, söylediklerinize nasıl karşılık verdiğine ya da size ne kadar ilgi gösterdiğine göre kendinizi değerlendirmeye başladıysanız başkalarının tepkileri ruh haliniz üzerinde gereğinden fazla etkili olabilir.
Bir gün takdir edilmek sizi çok mutlu ederken ertesi gün görmezden gelindiğinizi düşünmek kendinizi değersiz hissetmenize neden olabilir. Böylece kendinize dair algınız, sizin kontrolünüzde olmayan tepkilere bağlı hale gelir.
Oysa birinin sizi takdir etmesi de eleştirmesi de tek başına kim olduğunuzu açıklamaz. Değerinizi yalnızca başkalarının davranışlarından çıkarmak yerine kendi ilkelerinize, çabalarınıza ve nasıl bir insan olmak istediğinize odaklanabilirsiniz.
Bu, başkalarının düşüncelerini önemsememek demek değil. Yalnızca onların tepkilerini kendiniz hakkında verilmiş nihai bir karar gibi görmemek anlamına geliyor.
7. Her olayı zihninizde tekrar yaşamak zorunda değilsiniz
Bazen yaşanan olay çoktan bitmiştir ama zihnimizde devam eder. Gün içinde duyduğumuz bir cümleyi akşam yeniden düşünür, daha farklı ne söyleyebileceğimizi hesaplar ya da karşımızdaki kişinin davranışına yeni anlamlar yükleriz.
Bir olayı tekrar düşünmek, ondan bir şey öğrenmemizi sağlayabilir. Ancak aynı senaryoyu defalarca zihnimizde canlandırmak her zaman yeni bir sonuca ulaşmamıza yardımcı olmaz. Aksine, başlangıçta küçük olan bir meseleyi giderek daha fazla büyütebilir.
Kendinizi aynı düşüncenin içinde bulduğunuzda, bu konuyu daha önce değerlendirip değerlendirmediğinizi sorun. Yeni bir bilgiye ulaşmıyorsanız ya da değiştirebileceğiniz bir durum yoksa dikkatinizi yaptığınız işe, yürüyüşe, bir sohbete veya o anın içinde kalmanızı sağlayan başka bir etkinliğe yöneltin.
Amaç düşünceleri zorla susturmak değil, her düşüncenin peşinden gitmek zorunda olmadığınızı fark etmek. Zihninizde beliren her ihtimali çözmeniz, her sözü açıklamanız ya da her davranışın ardındaki nedeni bulmanız gerekmiyor.
Her şeyi kişisel algılamamak zamanla gelişen bir beceri
Her şeyi kişisel algılamayı bırakmak, bir gecede gerçekleşecek bir değişim değil. Özellikle başkalarının davranışlarına karşı hassassanız eski düşünce alışkanlıklarını fark etmek ve farklı tepkiler geliştirmek zaman alabilir.
Böyle anlarda kendinizi neden yine aynı şeyi düşündüğünüz için eleştirmek yerine durumu fark etmekle başlayabilirsiniz. Bir sonraki adımda, aklınıza gelen yorumun gerçek bir bilgiye mi yoksa bir varsayıma mı dayandığını değerlendirebilirsiniz.
Bununla birlikte, her şeyi kişisel algılamamak, insanların sizi inciten davranışlarına sürekli anlayış göstermek ya da sınırlarınızı yok saymak anlamına gelmez. Bir davranış tekrarlanıyorsa, sizi rahatsız ediyorsa veya açıkça saygısızlık içeriyorsa bunu dile getirmek ve gerektiğinde mesafe koymak son derece doğaldır.
Önemli olan, başkalarının her davranışını kendinizle ilişkilendirmeden önce durabilmek. Çünkü bazen sizi en çok yoran şey yaşanan olayın kendisi değil, o olay hakkında zihninizde kurduğunuz hikâyedir.