Şanlıurfa’daki Karahantepe kazılarında bu kez yaklaşık 11 bin yıllık, daha önce benzerine rastlanmamış bir heykel ortaya çıkarıldı. Yaklaşık 70 santimetre yüksekliğindeki taş heykelde bir insan figürü, bir leoparın sırtında oturuyor. Üstelik eser yalnızca binlerce yıl önce yapılmış olmasıyla değil, insan ve hayvanın alışılmadık biçimde bir araya getirilmesiyle de dikkat çekiyor.
11 bin yıl önce bir insan leopara neden biniyordu?
Bugünden bakınca heykelin ne anlattığını anlamak kolay değil. Zaten arkeologların da kesin bir cevabı yok. Ancak eserin bulunduğu yer ve Karahantepe’de daha önce ortaya çıkarılan insan-hayvan betimlemeleri, bu figürün rastgele yapılmış bir süsleme olmadığını düşündürüyor.
Heykel, yaklaşık 3 metre çapındaki dairesel bir yapının duvarı boyunca uzanan taş sekinin üzerinde bulundu. Yapının zemini de yassı taşlarla döşenmişti. Yani heykel, kazı alanına sonradan taşınmış halde değil, yapının içindeki konumunu koruyarak günümüze ulaşmış durumda. Bu da arkeologlara eserin hangi bağlamda kullanılmış olabileceği konusunda önemli ipuçları veriyor.
Karahantepe zaten insan ve hayvanlarla dolu
Yeni heykelin hikâyesini ilginç kılan noktalardan biri de yalnız olmaması. Karahantepe’de bugüne kadar 250’den fazla T biçimli dikili taşın yanı sıra insan figürleri, hayvan betimlemeleri ve üç boyutlu heykeller bulundu. Kazılar 2019’dan bu yana devam ediyor ve alan, Göbeklitepe ile birlikte Taş Tepeler olarak adlandırılan daha geniş Neolitik yerleşimler ağı içinde değerlendiriliyor.
Bu topluluklar yazının, şehirlerin ve bildiğimiz anlamda devletlerin ortaya çıkmasından binlerce yıl önce yaşıyordu. Buna rağmen oldukça büyük yapılar inşa ediyor, taşları işliyor ve insanlarla vahşi hayvanları konu alan karmaşık betimlemeler üretiyorlardı. Karahantepe’nin asıl şaşırtıcı tarafı da biraz burada yatıyor: İnsanlık tarihinin çok erken bir döneminde yaşayan toplulukların düşündüğümüzden çok daha gelişmiş sembolik dünyalara sahip olduğunu gösteren buluntuların sayısı giderek artıyor.
Leopar neden bu kadar önemli?
Leopar, Taş Tepeler bölgesindeki Neolitik sanatın dikkat çeken hayvanlarından biri. Üstelik Karahantepe’de daha önce bunun tam tersini düşündürebilecek ilginç bir eser bulunmuştu: İnsan figürünün sırtında bir leopar taşıdığı bir heykel.
Yeni keşifte ise ilişki adeta tersine çevrilmiş durumda. Bu kez insan, leoparın üzerinde. İki eserin yan yana düşünülmesi, dönemin insanlarının hayvanları yalnızca av olarak görmediğine dair önemli bir ipucu sunuyor.
Leoparın güçlü, tehlikeli ve avlanması zor bir yırtıcı olması nedeniyle dönemin insanları için güç, cesaret ya da statüyle ilişkilendirilmiş olması mümkün. Ancak bu, heykelin kesin anlamının çözüldüğü anlamına gelmiyor. Arkeologlar özellikle sembolik yorumlarda temkinli davranıyor; elimizde bu figürlerin ne anlama geldiğini açıklayan yazılı bir kaynak bulunmuyor.
Şehirlerden ve yazıdan binlerce yıl önce
Karahantepe’yi yalnızca yeni bir heykelin bulunduğu arkeolojik alan olarak düşünmek eksik kalıyor. Burası, insanların henüz yazıyı kullanmadığı ve yerleşik yaşamın bugünkü şehir düzeninden çok farklı olduğu bir dönemin izlerini taşıyor.
Bölgede ortaya çıkarılan anıtsal yapılar, dikili taşlar ve heykeller, yaklaşık 12 bin yıl önce yaşayan toplulukların bir araya gelerek ortak yapılar oluşturabildiğini ve oldukça gelişmiş bir sembolik anlatım kullandığını gösteriyor. Karahantepe ve çevresindeki kazılar bu nedenle yalnızca sanat tarihini değil, insanların nasıl örgütlendiğini ve dünyayı nasıl anlamlandırdığını da yeniden düşünmemize neden oluyor.
Karahantepe’den daha öğreneceğimiz çok şey var
Asıl ilginç olan ise kazıların hâlâ devam ediyor olması. 2026 sezonunda araştırmalar, daha önce kısmen ortaya çıkarılan özel amaçlı dörtgen planlı bir yapıda da yoğunlaştırıldı. Kazı ekibi, yapının ana kaya üzerindeki kalıntılarını bütünlüklü biçimde ortaya çıkarmayı hedefliyor.
Üstelik bu yıl Karahantepe yalnızca heykeliyle gündeme gelmedi. Araştırmalar, burada yaklaşık 12 bin yıl önce yaşayan insanların beslenme alışkanlıklarına dair de yeni bilgiler ortaya koydu. Ceylan etinin ve baklagillerin beslenmede önemli bir yere sahip olduğu belirlendi. Böylece binlerce yıl önce bu tepelerde yaşayan insanların yalnızca ne yaptığı değil, ne yediği de yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
Bugün elimizde 70 santimetrelik bir taş heykel var: Bir insan, bir leoparın sırtında oturuyor. Bunun güç mü, ritüel mi, bir hikâye mi yoksa bugün anlamını tamamen kaybetmiş başka bir sembol mü olduğunu henüz bilmiyoruz. Belki de Karahantepe’yi bu kadar ilginç yapan tam olarak bu. 11 bin yıl önce yapılmış bir heykel hâlâ bize soru sordurabiliyor.