Ana sayfa » Tarih » Yazın Yaşanmadığı Yıl: 1816’da Dünyaya Ne Oldu?
Yazın Yaşanmadığı Yıl: 1816’da Dünyaya Ne Oldu?
1816 yılında dünya beklenmedik bir iklim felaketiyle karşı karşıya kaldı. Haziran ayında kar yağdı, mahsuller dondu ve yaz mevsimi adeta ortadan kayboldu.
Yaz mevsimini düşündüğümüzde aklımıza sıcak günler, yeşeren doğa ve uzun akşamlar gelir. Peki ya bir yıl boyunca yaz hiç gelmeseydi? Tarihte bunun gerçekten yaşandığı bir dönem var. 1816 yılı, dünyanın birçok bölgesinde yaşanan sıra dışı iklim koşulları nedeniyle “Yaz Olmayan Yıl” olarak anılıyor. Unutulmaz zamanlardan biri olarak tarihe geçen bu yıl, Yaz Yaşanmayan Yıl, Yazsız Yıl veya Yoksulluk Yılı gibi isimlerle de biliniyor.
Kuzey Amerika’da haziran ayında kar yağdı, Avrupa’da mahsuller dondu, milyonlarca insan gıda sıkıntısıyla karşı karşıya kaldı. Üstelik bütün bunların nedeni, bir yıl önce dünyanın öbür ucunda meydana gelen devasa bir volkan patlamasıydı.
Her şey bir yanardağ patlamasıyla başladı
Nisan 1815’te Endonezya’daki Tambora Yanardağı tarihin kaydedilmiş en büyük volkanik patlamalarından birini gerçekleştirdi. Patlama sırasında atmosfere milyonlarca ton kül, toz ve sülfür gazı yayıldı.
Bu parçacıklar atmosferin üst katmanlarında aylar boyunca asılı kaldı ve Güneş’ten gelen ışınların bir kısmını engelledi. Sonuç olarak dünya genelinde sıcaklıklar düştü ve iklim dengesi bozuldu.
Haziran ayında kar yağdı
1816 yılı boyunca Kuzey Yarımküre’nin birçok bölgesinde alışılmadık hava olayları görüldü. Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzeydoğusunda haziran ayında kar yağışı kaydedildi. Temmuz ve ağustos aylarında bile don olayları yaşandı.
Kanada ve ABD’nin bazı bölgelerinde çiftçiler ekinlerini defalarca yeniden ekmek zorunda kaldı. Ancak hava koşulları düzelmediği için birçok ürün tamamen yok oldu.
Avrupa büyük bir gıda kriziyle karşı karşıya kaldı
Yaz olmayan yıl 1816’da yetersiz hasat sadece çiftçileri değil, milyonlarca insanı etkiledi. Avrupa’nın birçok bölgesinde tahıl üretimi ciddi şekilde düştü. Gıda fiyatları hızla yükseldi ve bazı bölgelerde kıtlık yaşandı.
Açlık, yetersiz beslenme ve buna bağlı hastalıklar nedeniyle binlerce insan hayatını kaybetti. Bazı tarihçiler, 1816’yı 19. yüzyılın en ağır tarımsal krizlerinden biri olarak değerlendiriyor.
Gökyüzü bambaşka görünüyordu
Volkanik parçacıklar yalnızca sıcaklıkları düşürmekle kalmadı. Aynı zamanda dünyanın birçok yerinde sıra dışı gün doğumu ve gün batımı manzaralarına neden oldu.
Dönemin ressamlarının eserlerinde görülen yoğun kırmızı, turuncu ve mor tonların bir kısmının Tambora’nın atmosferde bıraktığı etkilerden kaynaklandığı düşünülüyor.
Karanlık hava edebiyata da yansıdı
1816 yazında Avrupa’nın birçok bölgesinde hava alışılmadık derecede soğuk ve yağışlıydı. İsviçre’de bir araya gelen genç yazarlar, kötü hava nedeniyle günlerini çoğunlukla içeride geçirmek zorunda kaldı. Bu sırada düzenlenen korku hikâyesi yazma yarışması, edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden bazılarının ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
Mary Shelley burada geliştirdiği fikirleri daha sonra Frankenstein romanına dönüştürdü. Toplantılara katılan John Polidori ise modern vampir edebiyatının öncülerinden kabul edilen The Vampyre adlı eserini kaleme aldı. Böylece yazın yaşanmadığı yıl, yalnızca iklim tarihini değil, gotik korku edebiyatının gelişimini de etkiledi.
Atlar azalınca bisiklet fikri yaygınlaştı
1816’daki kötü hasatlar yalnızca insanları değil, hayvanları da etkiledi. Yem sıkıntısı nedeniyle Avrupa’da çok sayıda at telef oldu veya kesime gönderildi. Bu durum ulaşım konusunda alternatif çözümler arayışını hızlandırdı.
Bazı tarihçiler, Alman mucit Karl Drais tarafından geliştirilen ve modern bisikletin öncülerinden kabul edilen iki tekerlekli aracın ortaya çıkışında bu dönemin dolaylı etkileri bulunduğunu düşünüyor. Her ne kadar bisikletin icadı tek bir nedene bağlanamasa da, yaşanan kriz insanların yeni ulaşım yöntemlerine yönelmesinde etkili oldu.
İklimin küresel olarak ne kadar bağlantılı olduğunu gösteren bir olay
Tambora Patlaması ve ardından gelen Yaz Olmayan Yıl, dünyanın farklı bölgelerinin iklim açısından ne kadar bağlantılı olduğunu gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak kabul ediliyor.
Tek bir volkanın etkisi, binlerce kilometre uzaktaki insanların günlük yaşamını, ekonomisini ve hatta kültürünü değiştirebildi. 1816 yılı bugün hâlâ, doğa olaylarının küresel sonuçlarını anlamak isteyen bilim insanları tarafından incelenmeye devam ediyor.
Osmanlı topraklarında neler yaşandı?
1816’daki “Yaz Olmayan Yıl” hakkında Avrupa ve Kuzey Amerika’dan çok sayıda hava gözlemi bulunurken, Osmanlı İmparatorluğu’nda aynı döneme ait iklim kayıtları daha sınırlı. Bu nedenle Anadolu’da yazın tam olarak ne ölçüde etkilendiği kesin şekilde bilinmiyor.
Bununla birlikte araştırmacılar, Tambora Patlaması’nın etkilerinin küresel ölçekte hissedildiğini ve Akdeniz havzasının da bu iklim dalgalanmasından payını almış olabileceğini belirtiyor. Bazı tarihsel çalışmalar, 1816 ve sonrasındaki yıllarda Doğu Akdeniz’de alışılmadık hava olayları, verim düşüşleri ve tarımsal zorluklar yaşandığına işaret ediyor.
Yani Avrupa’daki kadar ayrıntılı kayıtlar bulunmasa da, Osmanlı topraklarının bu küresel iklim krizinden tamamen etkilenmeden çıkmış olması pek olası görünmüyor.