Market rafında ton balığına geldiğinizde aslında çok basit bir alışveriş yapmanız gerekiyor: Bir kutu ton balığı. Ama birkaç saniye sonra elinizde suda olanı, zeytinyağlısı, ayçiçek yağlısı, light’ı, iri parçalısı, isli olanı, soslusu ve salatalısı beliriyor. Fiyatları da birbirinden farklı. İnsan ister istemez aynı şeyi düşünüyor: Bunların gerçekten ne farkı var?
Var. Üstelik kutuyu açtığınızda farkı oldukça net anlıyorsunuz. Çünkü ton balığının türü kadar içine konduğu sıvı, balığın nasıl parçalandığı ve nasıl işlendiği de tadını ve dokusunu değiştiriyor.
1. Suda olan neden daha farklı?
Suda satılan ton balığı, en sade seçeneklerden biri. Ekstra yağ olmadığı için balığın tadı daha nötr, dokusu ise yağda bekletilenlere göre biraz daha kuru olabiliyor. Bu nedenle salata, sandviç veya ton balığını başka malzemelerle karıştıracağınız tariflerde oldukça kullanışlı.
Özellikle mayonez, yoğurt, limon, mısır ya da turşu gibi malzemeler ekleyecekseniz balığın daha sade olması çok da problem değil. Zaten bütün mesele karışımın içinde.
2. Zeytinyağlı neden daha lezzetli geliyor?
Zeytinyağlı ton balığında hem balığın kendisi hem de kullanılan yağ lezzetin bir parçası oluyor. Bu yüzden daha yumuşak, daha yağlı ve daha dolgun bir his veriyor. Balığı kutudan çıkarıp ekmeğin üzerine koyduğunuzda bile suda olana göre daha tatmin edici gelmesinin nedeni biraz bu.
Salatalarda ve makarnalarda da güzel çalışıyor. Üstelik iyi bir zeytinyağının aroması balığa ayrıca lezzet katıyor. Tabii yağın kendisini de tükettiğiniz için suda olanlara göre kalorisi daha yüksek olabiliyor.
3. Ayçiçek yağlı ile zeytinyağlı arasındaki fark ne?
İkisinin de ortak noktası balığın daha yumuşak ve yağlı bir dokuya sahip olması. Fakat ayçiçek yağının aroması daha nötr olduğu için zeytinyağındaki belirgin lezzeti vermiyor.
Zeytinyağının tadını sevmeyenler için bu yüzden daha iyi bir seçenek olabilir. Burada karar biraz damak tadına kalıyor. Ama kalori hesabı yapıyorsanız kullanılan yağdan dolayı suda olan seçeneklerle etiketteki değerleri karşılaştırmak iyi fikir.
4. Light ton balığı gerçekten ne demek?
Rafın en kafa karıştıran kelimelerinden biri de light. Çünkü light yazınca insanın aklına otomatik olarak daha sağlıklı ya da sınırsız yenebilecek bir ürün geliyor.
Oysa burada genellikle daha düşük yağ içeren veya suyla hazırlanan seçeneklerden söz ediyoruz. Yani light, ton balığının bambaşka bir balık türü olduğu anlamına gelmiyor.
Bu nedenle sadece kutunun önündeki light yazısına bakmak yerine arkasındaki içindekiler ve besin değerleri kısmına göz atmak daha doğru.
5. İri parçalı mı, didiklenmiş mi?
Bu farkı kutuyu açınca zaten görüyorsunuz. İri parçalı ton balığında balığın lifleri ve parçaları daha belirgin. Çatalla aldığınızda gerçekten bir balık parçası yediğiniz hissi daha fazla.
Didiklenmiş veya küçük parçalı ürünler ise daha kolay dağılıyor. Ton balıklı sandviç, makarna ya da salata hazırlarken bu aslında avantaj. Her yere daha kolay karışıyor.
Kısacası, balığı tek başına veya salatanın üzerinde yemek istiyorsanız iri parçalı; karıştıracağınız bir tarif yapıyorsanız küçük parçalı seçenek daha pratik.
6. İsli ton balığı: Balık mı, füme atıştırmalık mı?
Evet, rafın bir de biraz daha iddialı üyesi var: isli ton balığı.
Tütsüleme işlemi balığa belirgin bir is aroması ve daha yoğun bir tat veriyor. Bu yüzden klasik ton balığından oldukça farklı hissediliyor. Ton balığının kendine özgü kokusunu sevmeyenler için bile ilginç olabilir çünkü tütsü aroması daha baskın.
Ama isli ton balığı her tarife girecek kadar nötr değil. Hafif bir salatanın bütün dengesini değiştirebilirken ekmek üstünde, sandviçte veya makarnada çok daha iyi sonuç verebilir.
Yani isli ton balığı, klasik seçeneklerden sıkılanların biraz daha karakterli bir ton balığı aradığı noktada devreye giriyor. Fakat alışık olduğumuz ton balığı lezzetinden biraz uzak olduğunu hatırlatmakta fayda var.
7. Soslu ton balığı: Konserve aç, yemeğe başla
Bir de artık ton balığını neredeyse hazır yemek kategorisine sokan soslu çeşitler var. Sebzeli, bakliyatlı, baharatlı, hardallı gibi farklı seçeneklerle karşılaşabiliyoruz.
Bunların olayı oldukça basit: Balığı açıp doğrudan ekmeğin, makarnanın veya salatanın üzerine koyabiliyorsunuz. Ekstra sos, baharat veya başka malzeme ihtiyacı azalıyor.
Öte yandan katkılar devreye girdiğinde içerik listesi uzuyor, balık miktarı azalıyor. Bu nedenle özellikle tuz, yağ ve eklenen diğer malzemeleri merak ediyorsanız etikete bakmakta fayda var.
8. Bir de balığın türü var
Asıl şaşırtıcı kısım belki de burada: Ton balığı aslında tek bir balık değil.
Konservelerde farklı ton balığı türleri kullanılabiliyor ve bu türler balığın rengini, dokusunu ve tadını etkileyebiliyor. Örneğin skipjack daha küçük bir türken yellowfin ve albacore farklı özelliklere sahip. Bu nedenle iki kutunun üzerinde sadece ton balığı yazması, içlerinden aynı lezzeti alacağınız anlamına gelmiyor.
Balığın türü, özellikle ton balığını sık tüketiyorsanız bakabileceğiniz bilgilerden biri. Çünkü bazı türler diğerlerine göre daha yüksek cıva içerebiliyor.
9. Peki hangisini almalı?
Aslında cevap market rafında değil, o gün ne yapacağınızda saklı.
Salataya karıştıracaksanız suda olan veya küçük parçalı bir ton balığı gayet iş görebilir. Daha yumuşak ve dolgun bir lezzet istiyorsanız zeytinyağlı seçeneklere bakabilirsiniz. Zeytinyağının tadını sevmiyorsanız ayçiçek yağlı olanlar daha nötr kalır. Ton balığını tek başına yiyecekseniz iri parçalı veya isli çeşitler daha keyifli olabilir. Hiç uğraşmak istemiyorsanız soslu olanlar zaten işi büyük ölçüde sizin yerinize yapıyor.
Yani bir dahaki sefere rafın önünde beş dakika boyunca kutuları karşılaştırırken kendinize kızmayın. Gerçekten hepsi aynı değil.
Biri salatanın içine karışmak, biri ekmeğin üzerine konmak, biri makarnayı kurtarmak, biri de sadece kutuyu açıp yenmek için orada.