tek tersdüze yaşayan Benjamin Button’ mıydı Tuhaf Hikayesi sana anımsattı mı. illa yaşlı mı doğmak gerekiyor. ya duyguların yaşlı doğup genç ölüyorsa. neden 20 lerinde 40, 30 larında 15 hisseder insan. sadece bedenin mi yaşlanması gerekirhayat seni gençleştirmez mi?
yanlış kordinatlarda yanlış bedenlerde saglam durmaya mı çalışıyoruz yoksa,…
Geçmişe dönüp baktığımda şunu diyebiliyorum: Sırf birileri öyle istiyor diye hayatımı birine adamam. Ama asıl garip olan, bir aptal için kod yazıyor olmam. Bu, hayatın sonu değil. Bugünün zorluklarına gelince… kimse, sen de dahil olmak üzere, hayatımı elimden alamaz. Ama sen sürekli hayatının kontrolünü başkalarına verip sonra da mutlu olduğunu söylersen, bu seni aptal yapar. Aptallıktan şikâyet etme o zaman.
Bugün şunu fark ettim: Her ne kadar şarabı sevsem de, bulduğum her şarabı içmek zorunda değilim. Kalitesiz şeylerden uzak durmayı da öğrenmek gerek. Sırf bir şeyi seviyorum diye her versiyonuna razı olmamalıyım.
Ve evet, her kapıyı açmak gerekmiyor. Ama sadece gitmek istiyorsun diye kimse sana kapıyı açmaz. Ben de bekliyorum kapılar açılsın diye. Başkalarına açılıyor, neden bana açılmasın? Yolda yürüyorum, her ne kadar bozuk da olsa. Yolun sonu bilinmiyor?????? ama sanki ileride bir ışık var gibi geliyor. Bazen son anda yeniden güç buluyorum ama bu yolda beni tutan, destekleyen bir şey yok.
Eskiden karanlığı sevdiğimi sanırdım. Ama sen bilirsin, biri yolu aydınlatınca nasıl koşmaya başladığımı. Işığa güveniyorum. Ama geçmişteki bazı ışıklar bana zarar verdi. Ve çocukken ışığını en çok istediğim kişi söndü. İşte o anda ya pes edecektim ya da başkasının ışığıyla gidemeyeceğimi anlayacaktım.
Ama kendimi kandırmaya devam ettim. Çünkü yorgunken bir yere dayanmak istedim. Öyle yoruldum ki sonunda o yanıp sönen ışığa “yanma, ben senin gibi değilim” dedim. Ve o kişi artık yoktu. O gün babamı hayatımdan sildim. Çünkü bana ne maddi ne manevi hiçbir zaman destek olmadı.
Yıllar geçtikçe büyüyorum. Rahatlık ve keyif için evlenmiş bir adamdan para bekleyemezdim zaten. Bu yıl her şeyi denedim. Yaşadıklarımla kitap yazsam olurdu. Ama neyi denersem deneyeyim, para kazanmak istiyorsam tek başıma yapmalıyım. Ama neden hâlâ yapamıyorum?
İçimde büyük bir başarı isteği var. Ama kendime güven temelini kuramadığım için sağlam bir yapı inşa edemiyorum. Çünkü temelim yok. Bu, beni en çok acıtan şey. Sanki bulanık sulardan çıkmaya çalışıyorum ama nereye tutunsam elimde kalıyor. Temelimi nasıl sağlamlaştıracağımı bilmiyorum.
Eğer sağlam bir temelim olsaydı nasıl bir yol seçerdim? Biri hep yanımda olacak deseydi. kendime bu kadar güvenir miydim? Şimdi güvenmem gereken yaşlardayım. Etrafımda yeni yeni kendine güvenmeye başlayan insanlar var. Benim yalnızlıkla kurduğum özgüven ise artık destek olmaktan çok canımı yakıyor.
Eskiden bu beni özel yapardı. “En azından güçlüyüm” derdim. Ama şimdi herkes güçlü. Tek fark, onların arkasında biri var. Benimse kimse yok. Yolu ancak kendim açarsam görebiliyorum: açık mı, kapalı mı. Ne olacak belli değil. Ne kadar yoracak, hiç belli değil.
Ve işte buradayım. Tüm adımlar bana ait. Peki ya pes edersem? O zaman ne olur?






























