İnsanlarla yakınlaşmak, anlaşılmak ve yaşadıklarımızı paylaşmak isteriz. Bazen yeni tanıştığımız birine özel hayatımızdan uzun uzun bahseder, bazen de bir sohbet sırasında normalde anlatmayı düşünmediğimiz ayrıntıları ağzımızdan kaçırırız. Sohbet bittikten sonra ise keşke bunları anlatmasaydım diye düşünebiliriz.
Psikolojide oversharing olarak adlandırılan bu davranış, kişinin özel hayatına ilişkin bilgileri bulunduğu ortam veya ilişki için gerekenden fazla paylaşması anlamına geliyor. Bu durum yalnızca yüz yüze konuşmalarda değil, sosyal medyada da ortaya çıkabiliyor.
Kişisel deneyimleri paylaşmak, sağlıklı ilişkilerin önemli bir parçası. Ancak karşımızdaki kişiyi, içinde bulunduğumuz ortamı ve kendi sınırlarımızı dikkate almadan fazla ayrıntı vermek zaman zaman rahatsız edici durumlara yol açabiliyor. Peki, açık sözlü olmakla oversharing arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz? Bazı alışkanlıklar, iletişim kurarken sınırlarımızı yeniden değerlendirmemiz gerektiğini gösterebilir.
1. Sessizlikten rahatsız olduğunuz için sürekli konuşuyorsunuz
Sohbet sırasında birkaç saniyelik sessizlik olduğunda hemen yeni bir konu açma ihtiyacı hissediyor musunuz? Bazen bu sessizliği doldurmak için kendinizden bahsetmeye başlayabilir, konu ilerledikçe özel hayatınızla ilgili ayrıntıları da anlatabilirsiniz.
Oysa her sessizliği ortadan kaldırmak zorunda değilsiniz. Sohbetin kısa süreliğine durması, karşınızdaki kişinin sıkıldığı ya da sizin yanlış bir şey yaptığınız anlamına gelmez. Kendinizi sürekli konuşmak zorunda hissetmediğinizde neyi, ne zaman paylaşmak istediğinizi de daha rahat değerlendirebilirsiniz.
2. Sohbetleriniz sürekli sizin sorunlarınıza dönüyor
Yakın bir arkadaşınızla dertleşmek ya da zor bir dönemden geçerken destek istemek son derece doğal. Ancak her buluşmada konuşmaların büyük bölümü sizin yaşadığınız sorunlara ayrılıyorsa ilişkinizdeki dengeyi gözden geçirmek faydalı olabilir.
Özellikle karşınızdaki kişi kendi deneyimlerini anlatmaya fırsat bulamıyor, konuşmalarınız çoğunlukla sizin için bir iç dökme seansına dönüşüyorsa paylaşımın karşılıklı olup olmadığına dikkat edebilirsiniz. Oversharing bazen yalnızca çok fazla ayrıntı vermekle değil, sohbetin diğer kişiye yeterince alan bırakmayacak şekilde ilerlemesiyle de kendini gösterebilir.
3. Karşınızdakinin tepkilerini fark etmeden anlatmaya devam ediyorsunuz
Bir şey anlatırken karşınızdakinin konuyu değiştirmeye çalıştığını, kısa cevaplar verdiğini ya da sohbete eskisi kadar katılmadığını fark ediyor musunuz?
Bunlar tek başına rahatsızlık duyduğunu kanıtlamaz. İnsanlar yorgun, dalgın ya da başka bir şeyle meşgul olabilir. Ancak benzer tepkiler özellikle kişisel konular açıldığında tekrarlanıyorsa sohbetin sınırlarını yeniden değerlendirmek isteyebilirsiniz.
Karşınızdaki kişinin her ayrıntıyı bilmesi gerekmiyor. Bazen bir konuyu ana hatlarıyla anlatmak, daha özel ayrıntılara girmeden de anlaşılmanızı sağlayabilir.
4. Yeni tanıştığınız insanlarla çok hızlı yakınlaşıyorsunuz
Yeni tanıştığınız biriyle sohbetin kısa sürede çok kişisel bir noktaya gelmesi size tanıdık geliyor mu? Aile ilişkilerinizden geçmişte yaşadığınız kırgınlıklara, özel hayatınızdaki sorunlardan en derin endişelerinize kadar pek çok şeyi ilk karşılaşmada anlatıyor olabilirsiniz.
Oversharing, özellikle henüz güven ilişkisi kurulmamış kişilerle konuşurken kendini gösterebilir. Elbette açık olmak ve kendiniz gibi davranmak güzel. Ancak yakınlık, yalnızca ne kadar çok şey anlattığınızla ölçülmez. Güvenin oluşması için zamana ihtiyaç vardır.
Bir insanla yeni tanışmış olmak, onun kötü niyetli olduğu anlamına gelmediği gibi hemen her şeyi paylaşmanız gerektiği anlamına da gelmez. Kendinize biraz zaman tanımak, karşınızdaki kişiyi tanıdıkça hangi konularda daha rahat konuştuğunuzu keşfetmenize yardımcı olabilir.
5. Sohbet bittikten sonra anlattıklarınızı tekrar tekrar düşünüyorsunuz
Konuşma bittikten sonra eve gidip söylediklerinizi zihninizde yeniden canlandırıyor, belirli ayrıntıları neden paylaştığınızı sorguluyor olabilirsiniz. Özellikle keşke bunu anlatmasaydım ya da acaba benim hakkımda ne düşündü diye düşünmek, kendinizi gereğinden fazla açığa çıkmış hissetmenize neden olabilir.
Oversharing yaptığınızı düşündüğünüzde konuşmayı tekrar tekrar gözden geçirmek mümkün. Ancak sohbet sonrasında hissedilen pişmanlık, mutlaka fazla paylaşım yaptığınız anlamına gelmez. Bazen de kendinizi ifade etmeye alışık olmadığınız için kırılgan hissedebilirsiniz.
Önemli olan, bu duygunun nereden geldiğini anlamaya çalışmak ve kendinizi geçmişteki bir konuşma yüzünden sürekli yargılamamaktır.
6. Karar vermek için sürekli başkalarının onayına ihtiyaç duyuyorsunuz
Bir karar alırken arkadaşlarınıza danışmak elbette sorun değil. Farklı bakış açıları, kendi başımıza göremediğimiz noktaları fark etmemizi sağlayabilir. Ancak en küçük kararlarınızda bile çevrenizdekilere uzun uzun açıklama yapıyor, onların onayını almadan harekete geçemiyorsanız bu alışkanlığın sizi nasıl etkilediğine bakabilirsiniz.
Örneğin, basit bir tercihinizi açıklamak için özel hayatınızdaki pek çok ayrıntıyı paylaşmanız gerekmiyor. Bazen kararınızın nedenini kısaca anlatmak yeterli olabilir. Herkesin sizi anlamasını ya da seçimlerinizi onaylamasını beklemeden de kendi kararlarınızın sorumluluğunu alabilirsiniz.
7. Sosyal medyada özel hayatınızın büyük bölümünü paylaşıyorsunuz
Oversharing yalnızca yüz yüze sohbetlerle sınırlı değil. İlişkinizde yaşanan sorunları, aile içindeki anlaşmazlıkları, özel mesajları ya da henüz sonuçlanmamış kişisel meseleleri sosyal medyada sık sık paylaşmak da bu davranışın bir parçası olabilir.
Paylaşımlarınızı yalnızca yakın arkadaşlarınızın göreceğini düşünseniz bile bunların başkalarına ulaşabileceğini unutmamak gerekir. Üstelik bir paylaşımı sonradan silmek, onun ekran görüntüsünün alınmadığı ya da başka bir yerde paylaşılmadığı anlamına gelmez.
Bir şey paylaşmadan önce kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Bu ayrıntıyı gerçekten herkesin bilmesini istiyor muyum, yoksa şu an hissettiğim duyguyu paylaşma ihtiyacı mı duyuyorum?
8. Başkalarının özel hayatını anlatmayı yakınlaşmanın bir yolu olarak görüyorsunuz
Kendinizden bahsederken arkadaşlarınızın sırlarını ya da aile üyelerinizin özel hayatını da örnek olarak anlatıyor olabilirsiniz. Bazen bunu sohbeti ilginç kılmak veya karşınızdaki kişiyle ortak bir nokta bulmak amacıyla yaparız. Ancak bir başkasının bize duyduğu güveni, onun izni olmadan paylaştığımız bilgilerle zedeleyebiliriz.
Bir hikâyeyi anlatmak için başka birinin özel hayatına ait ayrıntılara gerçekten ihtiyaç olup olmadığını düşünmek önemlidir. Kendi deneyiminizden söz etmek istiyorsanız diğer kişinin kimliğini veya mahremiyetini açığa çıkarmadan da bunu yapabilirsiniz.
Oversharing alışkanlığını nasıl azaltabilirsiniz?
İlk adım, kendinizi susturmak ya da insanlarla aranıza mesafe koymak değil; hangi durumlarda daha fazla paylaşım yapma ihtiyacı duyduğunuzu anlamaktır. Gergin olduğunuzda mı daha çok konuşuyorsunuz, sessizlikten mi rahatsız oluyorsunuz, yoksa karşınızdaki kişinin sizi anlaması için her ayrıntıyı anlatmanız gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Bu soruların yanıtları, alışkanlığınızın nedenlerini fark etmenize yardımcı olabilir.
Sohbet sırasında yanıt vermeden önce kısa bir süre durabilir, anlatmak istediğiniz konunun ne kadarını paylaşacağınıza karar verebilirsiniz. Karşınızdaki kişiye de konuşma alanı bırakmak, sohbetin daha dengeli ilerlemesini sağlar.
Duygularınızı paylaşmak istiyor ancak o an kiminle konuşacağınızdan emin olamıyorsanız düşüncelerinizi önce bir günlüğe yazmayı deneyebilirsiniz. Böylece hem kendinizi ifade edebilir hem de hangi ayrıntıları başkalarıyla paylaşmak istediğinizi daha net görebilirsiniz.
Bir başka önemli nokta da sınır koymanın kabalık olmadığını hatırlamaktır. Her soruya ayrıntılı yanıt vermek, her yaşadığınızı anlatmak veya kendinizi sürekli açıklamak zorunda değilsiniz. Bazı konuları daha sonra konuşabileceğinizi söyleyebilir ya da özel hayatınızla ilgili ayrıntılara girmeden sohbeti sürdürebilirsiniz.
Kişisel olmakla oversharing arasında herkes için geçerli, kesin bir çizgi yok. Yakın bir arkadaşınızla rahatça konuşabildiğiniz bir konu, yeni tanıştığınız biriyle aynı rahatlıkta paylaşmak isteyeceğiniz bir konu olmayabilir. Önemli olan kendinizi ifade etmekten vazgeçmeden hem kendi sınırlarınızı hem de karşınızdaki kişinin rahatlığını gözetebilmek.