Ãnce rezervasyon yaptıÄımız otele özel bir durum sanıyoruz ama Ljubljanaâya varınca görüyoruz ki; bu küçük Åehrin Old Town (Eski Åehir) bölgesine araçla girmek zaten mümkün deÄil. Her yer trafiÄe kapalı. Neyse ki baÅkent Ljubljana yürüyerek keÅfedilebilecek kadar küçük bir Åehir. Åehir içi ulaÅımda herhangi bir araca binmenize gerek yok. Biz de ilerleyen saatlerde bunun fazlasıyla tadını çıkartıyoruz. Dört baÅını ejderhaların beklediÄi Zmasjski Köprüsüânden geçerek eski Åehir merkezine ulaÅmamız 10 dakika bile sürmüyor.
Ljubljana Gornji Meydanı
Bu Åehirdeki her Åey renkli bir biblo gibi. YılbaÅı ıÅıklandırmalarını henüz kaldırmamıÅlar; bu da kent merkezine ayrı bir güzellik katıyor. Åehri Åekillendiren su kanallarının, yaya yollarının mimarisi Romalılar dönemine kadar gidiyor. Eski Belediye Binasıânın bulunduÄu cadde ve buraya çıkan sokaklar, Mestni Meydanı ve Gornji Meydanı klasik Sloven mimarisini ayırt edebilmek için fikir veriyor.
Kırmızı Kiliseânin arkasından caddeye doÄru yürürken hava epey soÄuk ama neyse ki kat kat giyinmiÅ olduÄumuz için biz bu duruma hazırlıklıyız. 17. Yüzyıldan kalma evlerin önünden, taÅ sokaklardan geçiyoruz. Gelmeden önce herkes, Ljubljanaâyı âİtalyaâya doÄru giderken uÄranacak birkaç saatlik bir durakâ gibi anlatmıÅtı ama gerçek hiç de böyle deÄil. Adeta bir stüdyoyu andıran tarihi sokakları gezdikçe; âkeÅke buraya daha çok vakit ayırabilseydikâ¦â diye Åimdiden hayıflanmaya baÅlıyoruz. Zira Ljubljana sokakları beklediÄimizin ötesinde sürpriz ve güzelliklere dolu. Ãok da fotojenik. Hele ki o tepede yükselen OrtaçaÄ Kalesi⦠tüm Åehirden görülebiliyor. Oraya ulaÅan fünikülerin geç saate kadar çalıÅtıÄını öÄrenince çok mutlu oluyoruz.
Pazar yerindeki tezgâhları ise maalesef akÅam saatleri olduÄu için toplamaya baÅlıyorlar. Bu pazara gündüz gelip en az yarım gün burada geçirebiliriz diye içimden geçiriyorum. Her Åeyden tatmak; pazardaki tüm yerel renkleri görmek istiyorum.
Ljubljana Kalesiânden Åehir Manzarası
Meydandaki fünikülerle birkaç dakika içinde kaleye çıkıyoruz. Yukarıda kale dıÅında müzeler, sergiler, restoranlar, dükkânlar ve zaman zaman düzenlenen çeÅitli sanatsal gösteriler var. Kalenin içi labirent gibi, sergi salonları ve müze bölümleri arasında dolaÅırken haritadan her kuleye tırmandık mı, her koridordan geçtik mi diye kontrol etme ihtiyacı duyuyoruz. En çok zindanlardan etkileniyoruz. Gösterilen videolar o kadar gerçekçi ki; burada günlerce hapsedilmiÅ insanların ürpertici sefilliÄi gözümüzde canlanıyor. Kalede sergilenen eserler Ulusal Müzeâden getirilmiÅ. Ekranlar üzerinden tarihi bilgileri okumak ve merak ettiÄiniz konularla ilgili videolar izlemek mümkün.
Preseren Meydanı
Kaleâde yaklaÅık 1,5 saat geçiriyoruz. Aslında çok daha uzun gezebiliriz bu interaktif ortamı ama maalesef kapanıŠsaati yaklaÅıyor. Karlı Ljubljana manzarasını tepeden bir kez daha içimize çekip nehre paralel sokaklara geri dönüyoruz. Burada harika kafeler ve yerel yemekler yapan küçük restoranlar var. Pandemi göz önüne alınarak hepsi açık havaya masalar atmıÅ. Acık havadaki masalar sobalarla ısıtılıyor. Sandalyelerin üzerinde de tüylü yumuÅacık postlar atılmıŠ(ki; o soÄukta baÅka türlü de açık havada oturmak pek mümkün olmazdı zaten). Yemek için bizim tercihimiz Preseren Meydanıândaki bir mekân oluyor ve bunun için hiç piÅman olmuyoruz. (Bu meydan, adını, Slovenyaânın en ünlü Åairlerinden biri olan France Preserenâden alıyor ve meydanda aynı zamanda Åairin bir de ünlü heykeli bulunuyor.)
Bu arada akÅam yemeÄinden bahsedip Åunun da altını çizmezsem olmaz: Nehir boyunca sıralanmıŠrestoranlarda yerel malzemelerle genellikle yerli üreticilerden, çiftliklerden alınan ürünlerle modern yöntemlerle hazırlanmıŠgeleneksel klasikleri mutlaka tadın. âKranjskaâ sosis veya farklı dolgulara sahip haÅlanmıŠâÅ¡trukljiâ rulolar gibi klasiklerinin dıÅında, farklı et ve peynir tabakları, Sloven mutfaÄının kesinlikle olmazsa olmazları.
Ljubljanaâya Giderken âAÅk Kilitleriniziâ Yanınıza Almayı Unutmayın!
Ljubljanaânın köprüleri pek meÅhur. Bu ünde haksız da deÄiller özellikle o Ejderha Köprüsüânü yakından görüp de etkilenmemek mümkün deÄil. Bu ejderhalar kentin de sembolü zaten.
Kasap Köprüsü ise Ljubljanaânın aÅk köprüsü. İnsanların sembolik olarak aÅklarının anahtarlarını köprüye asıp kilitlerini ise köprünün altında akan Ljubljanica nehrine attıÄı bir yer… Siz de Avrupaânın bu yaygın ritüelini seviyorsanız yanınızda bir kilit bulundurmayı unutmayın.






























