İş hayatında sınır koymak her zaman kolay değil. Özellikle yardımsever, uyumlu ya da işini aksatmak istemeyen biriyseniz, hayır demek yerine işi üstlenmek daha kolay gelebiliyor. Ancak bu durum zamanla iş yükünün artmasına, mesai saatlerinin uzamasına ve özel hayatla iş arasındaki çizginin kaybolmasına neden olabiliyor. Üstelik sınır koymak her zaman büyük bir konuşma yapmak anlamına gelmiyor. Bazen doğru zamanda verilen kısa ve net bir cevap bile çalışma düzenini değiştirebiliyor.
1. Mesai sonrası gelen mesajlara cevap vermek

Mesai bittikten sonra gelen her mesaj acil olmayabilir ama cevap vermediğinizde işi aksatıyormuşsunuz gibi hissetmeniz mümkün. Bir süre sonra çalışma saatleri dışında da sürekli ulaşılabilir hale gelmek, sınırın nerede başlayıp nerede bittiğini belirsizleştiriyor.
Burada her mesaja anında cevap vermek yerine çalışma saatlerinizi netleştirmek işe yarayabilir. Acil olmayan konularda ertesi iş gününü beklemek, iş arkadaşlarının da zamanla bu düzene alışmasını sağlar. Gerekirse mesai saatleri dışında bildirimleri kapatmak da bu sınırı korumayı kolaylaştırır.
2. Her işi hızlı yaptığınız için yeni işlerin size verilmesi
Bir işi zamanında ve düzgün tamamladığınızda bunun ödülü bazen yeni bir görev olabiliyor. Özellikle ekip içinde güvenilen kişi haline geldiğinizde, yetiştirebildiğiniz her iş yeni bir sorumluluğu beraberinde getirebilir.
Yeni bir işi hemen kabul etmek yerine mevcut işlerinizi belirtmek daha sağlıklı olabilir. Şu an elimde bunlar var, hangisini öncelememi istersiniz? gibi bir cümle hem işi reddetmeden sınır koymanızı hem de iş yükünün görünür hale gelmesini sağlar.
3. Görev tanımınızın dışındaki işleri sürekli üstlenmek

İş yerinde zaman zaman görev tanımının dışına çıkmak normal olabilir. Sorun, bunun sürekli hale gelmesiyle başlıyor. Başlangıçta küçük bir yardım olarak görülen işler zamanla sizin sorumluluğunuzmuş gibi kabul edilebiliyor.
Her seferinde doğrudan hayır demek yerine görevin önceliğini ve kapsamını netleştirebilirsiniz. Bu işi de üstlenebilirim ancak mevcut görevlerden hangisini ertelememi istersiniz? demek, hem işbirliğine açık olduğunuzu gösterir hem de sınırsız bir iş yükünü sessizce kabul etmenizi engeller.
4. İş arkadaşlarının özel hayatınıza fazla dahil olması
İş arkadaşlarıyla yakın olmak çalışma ortamını daha keyifli hale getirebilir. Ancak herkes özel hayatını iş yerinde paylaşmak veya iş arkadaşlarıyla mesai dışında görüşmek zorunda değil.
Özel hayatınızla ilgili sorular sizi rahatsız ediyorsa her şeyi açıklamak zorunda değilsiniz. Konuyu değiştirmek, kısa cevap vermek veya kişisel konuları konuşmayı tercih etmediğinizi belirtmek yeterli olabilir. Mesafeli olmakla kaba olmak aynı şey değil.
5. Yöneticinizin sürekli ulaşılabilir olmanızı beklemesi

Bazı iş yerlerinde ulaşılabilir olmak, fark ettirmeden işin bir parçası haline gelebiliyor. Telefonunuzu kontrol etmediğiniz birkaç saat bile sorunmuş gibi hissettirebiliyor.
Burada mümkün olduğunca iletişim beklentisini netleştirmek önemli. Gerçekten acil durumların hangi kanaldan iletileceğini ve normal işlerin hangi saatlerde takip edileceğini konuşabilirsiniz. Böylece her bildirimin acil olduğu bir çalışma düzeninden çıkmak kolaylaşır.
6. Kişisel alanınıza gereğinden fazla yaklaşılması

İş arkadaşınızın konuşurken sürekli çok yakına gelmesi, istemediğiniz halde fiziksel temasta bulunması ya da kişisel alanınızı dikkate almaması rahatsız edici olabilir. Bunu görmezden gelmek zorunda değilsiniz.
Mesafeyi korumak için geri çekilmek, fiziksel teması açıkça istemediğinizi söylemek veya mümkünse konuşmayı daha uygun bir ortama taşımak sınırınızı göstermenize yardımcı olabilir.
7. Bir işi reddettiğinizde suçluluk hissetmek
Sınır koymanın önündeki en büyük engellerden biri bazen karşımızdaki kişi değil, kendi suçluluk duygumuz oluyor. İş arkadaşınızı zor durumda bırakmamak veya yetersiz görünmemek için kapasitenizin üzerinde iş kabul edebilirsiniz.
Oysa her talebi kabul etmek iyi bir çalışan olduğunuzun göstergesi değil. Yetiştiremeyeceğiniz bir işi açıkça söylemek, son teslim tarihine kadar yetiştiremeyeceğiniz bir işi kabul edip aksatmaktan daha profesyonel olabilir.
8. İş arkadaşlarının kişisel sorunlarını sürekli dinlemek
İş yerinde birbirine destek olmak güzel ama bir çalışma arkadaşının sürekli kişisel sorunlarını dinlemek, zamanla sizin üzerinizde de duygusal bir yük oluşturabilir. Özellikle kendi işiniz varken uzun konuşmalara dahil olmak çalışma düzeninizi bozabilir.
Böyle durumlarda empati göstermek ile sürekli müsait olmak arasındaki farkı korumak gerekiyor. Şu an işimi bitirmem gerekiyor, sonra konuşabiliriz gibi basit bir cümle hem karşı tarafı tamamen reddetmez hem de kendi zamanınızı korumanızı sağlar.
9. İzinliyken bile işle ilgilenmek

İzin sırasında gelen birkaç mesajı kontrol etmek kısa vadede kolay bir çözüm gibi görünebilir. Ancak bu alışkanlık, izin gününü gerçekten dinlenmeden geçirmenize neden olabilir.
İzin öncesinde devam eden işleri ve ulaşılması gereken kişileri netleştirmek, sonrasında telefonunuzu sürekli kontrol etme ihtiyacını azaltır. Gerçekten acil olmayan konuların dönüşünüzü beklemesi gerektiğini baştan belirtmek de sınırı korumayı kolaylaştırır.
Sınır koymak işi reddetmek anlamına gelmiyor
İş hayatında sınır koymak, kimseye yardımcı olmamak ya da her talebe kesin bir şekilde hayır demek anlamına gelmiyor. Asıl mesele neyi, ne zaman ve hangi koşullarda yapabileceğinizi açıkça ifade edebilmek.
Üstelik sınırlar baştan net olduğunda onları korumak da kolaylaşıyor. Mesai saatlerini belirlemek, iş yükünü görünür kılmak ve gerektiğinde öncelik sormak küçük adımlar gibi görünse de uzun vadede çalışma düzenini ciddi biçimde değiştirebilir.





























