Çocukların büyürken öğrendikleri en önemli şeylerden biri, her zaman her şeyi başaramayabileceklerini kabul etmek. Yeni bir şey denemek, arkadaşlarının yanında kendini ifade etmek, hata yaptığında yeniden başlamak ya da başkalarından farklı olduğunu fark etmek kimi zaman düşündüklerinden daha zor olabilir. Böyle anlarda okudukları hikâyeler, çocukların kendi duygularını tanımalarına ve yaşadıkları durumlara başka bir gözle bakmalarına yardımcı olabilir.
Cesaret, yalnızca korkulan bir şeyin üzerine gitmek anlamına gelmiyor. Bazen yapamadığını düşündüğün bir işe başlamak, bazen yardım istemek, bazen de kendin gibi olmaktan vazgeçmemek gerekiyor. Özgüven de her konuda başarılı olduğuna inanmak değil, eksiklerini ve güçlü yanlarını tanıyarak kendine değer verebilmekle ilgili. Bu seçkide yer alan çocuk kitapları, bütün bu konuları farklı hikâyeler ve karakterler aracılığıyla ele alıyor. Kimi hayal gücünü özgür bırakmayı, kimi kaygıyla baş etmeyi, kimi de insanın kendi değerini başkalarının onayına ihtiyaç duymadan keşfetmesini anlatıyor.
1. Nokta – Peter H. Reynolds
Önerilen yaş grubu: 4-7 yaş
Bir resim dersinde hiçbir şey çizemediğini düşünen Vashti, öğretmeninin yönlendirmesiyle kâğıdın üzerine yalnızca bir nokta koyuyor. Başlangıçta bunu başarısızlığının kanıtı olarak gören küçük kız, öğretmeninin teşvikiyle yaptığı işin değerini fark etmeye başlıyor. O minicik nokta, Vashti’nin yaratıcılığını keşfetmesinin ve kendi yeteneklerine güvenmesinin ilk adımına dönüşüyor.
Peter H. Reynolds’un Nokta kitabı, bir işe başlamak için kusursuz olmak gerekmediğini anlatıyor. Çocukların yapamam düşüncesi yüzünden denemekten vazgeçmelerinin önüne geçmek, hata yapmayı öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak görmelerini sağlamak açısından değerli bir hikâye. Özellikle çizim, yazı yazma veya yeni bir beceri edinme konusunda kendine güvenemeyen çocuklarla birlikte okunabilir. Kitap, yetişkinlerin küçük bir teşvikinin çocukların kendilerine bakışını nasıl değiştirebileceğini de gösteriyor.
Ramon, resim yapmayı çok seviyor. Ancak ağabeyinin çizimleri hakkında yaptığı yorumlar, zamanla onun hevesini kırıyor. Ramon artık özgürce çizmek yerine her şeyi doğru ve kusursuz yapmaya çalışıyor. Küçük kız kardeşi Marisol’un çizimlerine farklı bir gözle bakması sayesinde Ramon, resimlerinin birebir gerçeğe benzemek zorunda olmadığını keşfediyor. Dağ gibi, balık gibi ya da deniz gibi görünen çizimler de kendi başlarına değerli olabiliyor.
Mış Gibi, çocukların başkalarının eleştirileri karşısında kendi ilgi alanlarından uzaklaşabileceklerini ve mükemmeliyetçilik yüzünden üretmekten vazgeçebileceklerini anlatıyor. Kitabın öne çıkan yanı, yaratıcılığın tek bir doğruya bağlı olmadığını göstermesi. Çocukların kendilerini başkalarıyla kıyaslamadan denemeye devam etmeleri ve kendi ifade biçimlerine güvenmeleri için ilham verici bir hikâye. Peter H. Reynolds’un Nokta kitabıyla birlikte okunduğunda, özgüven ve yaratıcılık temasını farklı yönlerden tamamlıyor.
Bıdı, diğer köpeklerden farklı olarak kemiklerle ya da terliklerle ilgilenmiyor. Müziği, dans etmeyi ve baleyi seviyor. Ancak çevresindekiler bir köpeğin balerin olamayacağını düşünüyor. Bıdı’nın hayali, başkalarının onun için uygun gördüğü kalıplarla uyuşmuyor. Buna rağmen o, sevdiği şeyi yapma isteğinden vazgeçmiyor.
Anna Kemp’in eğlenceli anlatımı ve Sara Ogilvie’nin canlı çizimleriyle öne çıkan Köpekler Bale Yapmaz, farklı olmanın yanlış ya da eksik olmak anlamına gelmediğini, önyargıların ise hayallerin önünde bir engele dönüşmemesi gerektiğini anlatıyor. Çocukların ilgi alanlarının başkalarının beklentileriyle uyuşmadığı durumlarda kendilerini ifade etmeleri, hayallerinden utanmamaları ve farklılıklara saygı duymaları açısından güçlü bir seçenek. Üstelik bütün bunları öğüt veren bir anlatı yerine, bale yapmak isteyen bir köpeğin komik ve sevimli hikâyesi üzerinden aktarıyor.
Bir çocuk, çıktığı yolculukta köstebek, tilki ve atla karşılaşıyor. Birbirinden oldukça farklı bu dört karakter, hayat, korkular, dostluk, sevgi ve insanın kendi değerini anlaması üzerine konuşuyor. Kitap, olay örgüsünden çok kısa diyalogları ve Charlie Mackesy’nin çizimleriyle ilerliyor. Bu nedenle klasik bir çocuk hikâyesinden ziyade, üzerine düşünülebilecek cümleler ve görsellerle dolu bir anlatı sunuyor.
Çocuk, Köstebek, Tilki ve At, cesaretin her şeyi tek başına yapmak olmadığını, zaman zaman başkalarından destek almanın da önemli olduğunu hatırlatıyor. Korkularını paylaşmak, kendine şefkat göstermek ve zor zamanlarda dostluğun gücünden yararlanmak kitabın öne çıkan temaları arasında. Yalnızca çocuklara değil, yetişkinlere de hitap eden eser, birlikte okunup üzerine sohbet edilebilecek bir seçenek. Kısa metinleri küçük okurların ilgisini çekse de bazı düşünceleri daha büyük çocuklarla konuşmak daha anlamlı olabilir.
Anna Llenas, İçimdeki Mücevher kitabında insanın kendi değerini nasıl algıladığına odaklanıyor. Hikâyenin merkezindeki mücevher, kişinin gerçek benliğini ve kendine verdiği değeri simgeliyor. Zamanla çevrenin beklentilerine ve başkalarının düşüncelerine odaklanan insan, kendi içinde taşıdığı değeri gözden kaçırabiliyor. Kitap, bu değerin dışarıda aranacak bir şey olmadığını, insanın kendini tanımasıyla yeniden keşfedilebileceğini anlatıyor.
Çocukların kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya başladıkları dönemde, özsaygı üzerine konuşmak için değerlendirilebilecek bir eser. Çocuğun değerinin yalnızca başarılı olduğu, güzel yaptığı ya da çevresinden takdir gördüğü şeylere bağlı olmadığını anlatmaya yardımcı oluyor. Anna Llenas’ın kendine özgü görsel anlatımı da soyut bir kavram olan özdeğeri küçük okurlar için daha anlaşılır hâle getiriyor.
6. Biri Beni Alkışlasın – Cihan Çelik ve Sena Öncel Özsoy
Önerilen yaş grubu: 7-9 yaş
Ali’nin en sevdiği ders İngilizce olsa da kelimeleri sahnede yüksek sesle söylemesi gerektiğinde işler değişiyor. Yanlış yapma korkusu, heyecanı ve birbirine karışan harfler, onun yarışmaya katılmasını zorlaştırıyor. En yakın arkadaşı Selim’in desteğiyle kelimeleri bir oyuna dönüştüren Ali, yeniden denemek için cesaret buluyor. Karşısına beklenmedik bir fırsat çıktığında ise bu kez yalnızca kelimelerle değil, kendi korkularıyla da yüzleşmesi gerekiyor.
Biri Beni Alkışlasın, başarının yalnızca kazanmak ya da başkalarının takdirini almak olmadığını anlatıyor. Hata yapma ihtimali varken denemek, heyecanına rağmen kendini ifade etmek ve zorlandığında destek kabul etmek hikâyenin temel noktaları arasında. Özellikle sınıfta konuşmaktan, sunum yapmaktan veya arkadaşlarının önünde hata yapmaktan çekinen çocuklar için anlamlı bir okuma olabilir. Kitap, cesareti korkusuzlukla değil, korkuya rağmen adım atabilmekle ilişkilendiriyor.
Bazen çocukların zihninde aynı düşünceler tekrar tekrar dolaşır: Ya yapamazsam, ya yanlış giderse, ya başıma kötü bir şey gelirse? Kaygı Ne Diyor?, kaygıyı bir karakter gibi ele alarak bu düşüncelerin çocukların hayatını nasıl etkileyebildiğini anlatıyor. Küçük kızın zihninde sürekli konuşan Kaygı, ona yapamayacağını ve zorlanacağını fısıldıyor. Bir süre sonra kız, bu sesin söylediklerini sorgulamaya ve kaygısıyla yüzleşmeye karar veriyor.
Allison Edwards’ın kitabı, kaygıyı tamamen ortadan kaldırılması gereken bir düşman olarak görmek yerine, anlaşılması ve yönetilmesi gereken bir duygu olarak ele alıyor. Çocuklara olumsuz düşüncelerin her zaman gerçeği yansıtmadığını göstermek ve endişelerini ifade etmelerini desteklemek açısından yararlı. Özellikle yeni bir ortama girmek, bir etkinliğe katılmak ya da başarısız olma ihtimaliyle karşılaşmak konusunda kaygılanan çocuklarla birlikte okunabilir. Kitabın önerileri, çocukların duygularını tanımaları ve kaygılı düşüncelerine farklı açılardan bakmaları için bir başlangıç sunuyor.
Rubi, hayatından memnun ve mutlu bir çocukken bir gün kaygıyla tanışıyor. Başlangıçta küçük görünen bu duygu, zamanla onun düşüncelerini ve günlük hayatını etkilemeye başlıyor. Rubi’nin yaşadıkları üzerinden ilerleyen hikâye, kaygının bazen belirgin bir neden olmadan da ortaya çıkabileceğini ve çocuğun kendini eskisi kadar rahat hissetmesini zorlaştırabileceğini gösteriyor.
Tom Percival’ın Benim Duygular Kitabım dizisinde yer alan Rubi Kaygılanıyor, çocukların endişelerini tanımalarına ve bu duyguyu yaşadıkları için kendilerini suçlamamalarına yardımcı olabilecek bir resimli kitap. Kaygının anlaşılabilir bir duygu olduğunu göstermek, çocukların yaşadıklarını anlatmalarını kolaylaştırabilir. Kitap, ebeveynlerin de çocuklarının endişelerini küçümsemeden dinlemeleri ve onlarla duyguları hakkında konuşmaları için bir fırsat sunuyor.
Monti, çevresini dikkatle gözlemlemeyi seviyor. Ancak insanlara uzun uzun bakması, diğer hayvanların rahatsız olmasına ve onun yanlış anlaşılmasına neden oluyor. Monti kötü niyetli olmasa da davranışlarının başkaları üzerindeki etkisini fark etmiyor. Bir kurbağayla karşılaşması, ona başkalarıyla iletişim kurarken nelere dikkat etmesi gerektiğini anlaması için bir fırsat yaratıyor.
Duncan Beedie’nin Utangaç Ayı Monti kitabı, yalnızca utangaçlık üzerine değil, sosyal ilişkilerde karşılıklı rahatlığın ve sınırları anlamanın önemi üzerine de düşündürüyor. Çocuklar bazen bir arkadaşlarına nasıl yaklaşacaklarını, konuşmayı nasıl başlatacaklarını ya da karşılarındaki kişinin ne hissettiğini anlamakta zorlanabilirler. Monti’nin hikâyesi, iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını ve iletişim kurmayı öğrenmenin de zaman aldığını eğlenceli bir dille anlatıyor.
Önerilen yaş grubu: Okul öncesi dönem, yaklaşık 3-6 yaş
Ya bir gün bir fırtına her şeyi yerle bir ederse? Cosetta Zanotti’nin Ya O Gün kitabı, çocukların aklına gelebilecek bu tür bir soruyu hareket noktası olarak alıyor. Fırtınanın yuvayı dağıtması ihtimali üzerinden, kayıp ve zorluk karşısında yeniden bir şeyler kurabilmenin mümkün olup olmadığına odaklanıyor. Kitap, küçük ya da büyük görünen sorunlara yaratıcı çözümler bulunabileceğini anlatıyor.
Bu hikâyeyi cesaret ve özgüven temasıyla bir araya getiren nokta, her şeyin her zaman planlandığı gibi gitmeyeceğini kabul etmek ve zor bir durumun ardından yeniden başlayabilmek. Çocuklar için belirsizlikler kimi zaman korkutucu olabilir. Bir şeylerin değişebileceğini ama değişimden sonra da yeni yollar bulunabileceğini görmek, onların sorunlara daha esnek yaklaşmalarını destekleyebilir. Okul öncesi dönemde çocuklarla birlikte okunabilecek kitap, hikâyenin ardından farklı çözüm yolları üzerine sohbet etmek için de uygun.
Pezzettino, herkesin büyük olduğu ve birbirinden etkileyici işler yaptığı bir dünyada yaşayan küçük bir parçacık. Kendini diğerleriyle kıyasladıkça tek başına yeterince önemli olmadığını düşünmeye başlıyor. Acaba o da daha büyük bir varlığın parçası mı? Bu sorunun yanıtını bulmak için yola çıkan Pezzettino, kendisi hakkında düşündüklerini sorgulamasını sağlayan bir keşif sürecine giriyor.
Leo Lionni’nin Pezzettino kitabı, insanın kendi değerini başkalarının özellikleriyle ölçmesinin ne kadar yanıltıcı olabileceğini anlatıyor. Herkesin aynı ölçüde güçlü, büyük ya da becerikli olması gerekmediğini; kişinin kendine özgü özelliklerinin de değer taşıdığını hatırlatıyor. Çocukların kendilerini arkadaşlarıyla kıyasladıkları, bir konuda yetersiz hissettikleri ya da kendi özelliklerini anlamaya çalıştıkları dönemlerde okunabilecek bir eser. Kendini keşfetme ve özdeğer temalarını sade ama düşündürücü bir hikâyeyle bir araya getiriyor.
12. Özgüven – Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum, Domingo
Önerilen yaş grubu: 5 yaş ve üzeri
Domingo Yayınları’nın Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum dizisinde yer alan Özgüven, çocukların kendilerine duydukları güvenin nasıl geliştiğini anlamalarına yardımcı olmak üzere hazırlanmış bir etkinlik kitabı. Çocukların büyüdükçe kendi başlarına bir şeyler yapmak, seçimlerini ifade etmek ve çevreleriyle ilişki kurmak istemeleri doğal bir gelişim süreci. Bu süreçte hem kendi becerilerini tanımaları hem de ihtiyaçlarını dile getirebilmeleri özgüvenlerinin gelişmesinde önemli rol oynuyor.
Kitap, yalnızca okunacak bir hikâye sunmak yerine etkinlikler ve ebeveynlere yönelik açıklamalar aracılığıyla çocukların kendilerini tanımalarını destekliyor. Çocuğun kendi kararlarını verebilmesi, duygularını ifade edebilmesi ve başkalarıyla ilişki kurarken kendini güvende hissetmesi gibi konulara odaklanıyor. Bu yönüyle, özgüveni yalnızca cesur davranışlarla sınırlamadan günlük yaşamın içinde gelişen bir beceri olarak ele alıyor. Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte çalışabileceği, sohbet ve uygulama odaklı bir kaynak arayanlar için değerlendirilebilir.
Çocukların cesaretini ve özgüvenini destekleyen kitaplar nasıl seçilmeli?
Her çocuk aynı durumlarda zorlanmaz. Kimi hata yapmaktan çekinirken kimi yeni arkadaşlar edinmekte, kimi de kendini başkalarına anlatmakta güçlük yaşayabilir. Bu nedenle kitap seçerken yalnızca yaş grubuna değil, çocuğun o sırada hangi duyguyu anlamaya ihtiyaç duyduğuna da bakmak önemli. Nokta ve Mış Gibi üretme ve deneme cesaretini desteklerken Kaygı Ne Diyor? ve Rubi Kaygılanıyor endişeleri anlamaya odaklanıyor. Pezzettino ve İçimdeki Mücevher ise kişinin kendi değerini keşfetmesi üzerine düşündürüyor.
Kitapları birlikte okumak, çocukların hikâyelerle kendi deneyimleri arasında bağ kurmasını da kolaylaştırabilir. Karakterin neden korktuğunu, nasıl hissettiğini veya başka hangi yolları deneyebileceğini konuşmak, çocukların duygularını ifade etmelerine yardımcı olabilir. Burada önemli olan, her hikâyeden belirli bir ders çıkarmalarını beklemek değil, düşüncelerini özgürce paylaşabilecekleri bir alan yaratmak.
Çocuklara cesaret kazandırmak, onların hiç korkmamasını ya da her zaman kendinden emin davranmasını beklemek anlamına gelmiyor. Bazen yardım istemek, bazen yeniden denemek, bazen de farklı olduğunu kabul etmek cesaret gerektiriyor. Bu kitaplar, çocukların bütün bu deneyimlerin büyümenin doğal bir parçası olduğunu fark etmeleri için iyi birer başlangıç olabilir.