İlyada ve Odysseia, yaklaşık üç bin yıldır anlatılan hikâyeler arasında. Akhilleus’un öfkesi, Truva Savaşı ve Odysseus’un eve dönüş yolculuğu sayısız esere ilham verdi. Ancak bu iki destanın arkasındaki kişi hakkında bildiklerimiz, eserlerin kendisi kadar etkileyici değil. Homeros’un gerçekten yaşamış olup olmadığı kesin olarak bilinmiyor. Yaşadıysa ne zaman ve nerede doğduğu, iki destanın gerçekten ona ait olup olmadığı ve hatta Homeros adında tek bir şair bulunup bulunmadığı hâlâ tartışılıyor. Bu sorular bütünü, edebiyat tarihinde Homeros Meselesi (Homeric Question) olarak biliniyor.
1. Homeros gerçekten yaşadı mı?
Homeros hakkında en temel sorun, hayatına dair çağdaş bir kaynağın bulunmaması. Antik Yunan dünyasında İlyada ve Odysseia’nın Homeros adlı bir şaire ait olduğuna inanılıyordu ancak bu kişinin gerçekten yaşadığına dair kesin bir kanıt bulunmuyor. Daha sonraki dönemlerde Homeros’un hayatını anlatan çeşitli biyografiler ortaya çıktı. Ancak bunlar, olaylardan yüzyıllar sonra yazıldığı için tarihsel bilgi ile sonradan oluşan anlatıları birbirinden ayırmak oldukça zor. Bu nedenle bugün araştırmacıların üzerinde durduğu soru basitçe Homeros’un kim olduğu değil, Homeros’un tarihsel bir kişi olup olmadığı.
2. Homeros tek bir kişi miydi?
Bir başka ihtimal, Homeros’un aslında tek bir şairi ifade etmemesi. Özellikle 18. yüzyıldan itibaren bazı araştırmacılar, İlyada ve Odysseia’nın tek bir kişinin eseri olmak yerine daha eski şiirlerin ve sözlü anlatıların zaman içinde birleşmesiyle oluştuğunu savundu. Bu görüş, Homerik sorunun en önemli tartışma alanlarından birini oluşturdu. Bugün ise mesele yalnızca tek şair ve birden fazla şair seçenekleriyle sınırlı değil. Destanların uzun bir sözlü gelenekten geçerek biçimlendiği ve daha sonra belirli bir edebi forma kavuştuğu görüşü de önemli bir yere sahip.
3. İlyada ve Odysseia’yı aynı kişi mi yazdı?
Antik gelenek iki destanı da Homeros’a bağlıyor. Fakat eserler arasındaki üslup, anlatım ve tema farklılıkları, aynı kişinin ikisini de oluşturup oluşturmadığı sorusunu beraberinde getiriyor. İlyada, Truva Savaşı’nın belirli bir dönemine ve Akhilleus’un öfkesine odaklanırken Odysseia, yıllar süren bir dönüş yolculuğunu ve Odysseus’un yaşadığı maceraları anlatıyor. Bu farklılıklar tek başına farklı yazarların varlığını kanıtlamıyor. Ancak iki eserin aynı yaratıcı süreçten geçip geçmediği konusunda tartışmaların sürmesine neden oluyor.
4. Homeros nerede yaşadı?
Homeros’un doğum yeri konusunda antik çağdan beri birden fazla aday var. Ege’nin doğusundaki İyonya bölgesiyle ilişkilendirilse de özellikle Smyrna ve Sakız öne çıkan yerler arasında. İlginç olan, antik kaynakların bile bu konuda anlaşamaması. Farklı kentler Homeros’un doğum yeri olduğunu iddia etmiş ve böylece şairin memleketi daha kendi döneminden itibaren bir tartışmaya dönüşmüş. Dolayısıyla Homeros’un nerede doğduğunu kesin biçimde söylemek bugün mümkün değil.
5. Homer gerçekten kör müydü?
Homeros’un en bilinen özelliklerinden biri kör bir şair olarak tasvir edilmesi. Fakat bu özelliğin tarihsel bir bilgi olduğuna dair güvenilir kanıt yok. Kör Homer imgesinin önemli bir kaynağı, antik şiir geleneğinde karşımıza çıkan ozan figürü. Sözlü şiirleri ezberden aktaran şair fikriyle kör bir ozan imgesinin zaman içinde birleşmiş olması mümkün. Bu nedenle Homeros’un kör olduğunu kesin bir biyografi bilgisi olarak değil, onun etrafında oluşan geleneklerden biri olarak değerlendirmek gerekiyor.
6. İlyada ve Odysseia nasıl ortaya çıktı?
Homeros tartışmasının belki de en önemli kısmı burada. İlyada ve Odysseia’nın arkasında uzun bir sözlü şiir geleneği bulunuyor. Destanlarda tekrar eden kalıplar, ifadeler ve anlatı biçimleri, bunların yalnızca yazılı bir metin olarak ortaya çıkmadığını düşündürüyor. Sözlü gelenekte şairler daha önceki hikâyeleri ve şiirsel kalıpları kullanarak anlatılarını yeniden oluşturabiliyordu. Bu nedenle bugün okuduğumuz destanların ortaya çıkışını tek bir anda gerçekleşmiş bir yazma eylemi olarak düşünmek yerine, uzun bir aktarım ve biçimlenme süreci olarak görmek daha doğru. Yani Homeros varsa bile, İlyada ve Odysseia’nın hikâyesi muhtemelen ondan önce başlamıştı.
Bugün zihnimizdeki Homeros, büyük ölçüde İlyada ve Odysseia’nın yazarı olarak tanınan efsanevi şair. Fakat bu portrenin ne kadarının tarihsel bir kişiye, ne kadarının yüzyıllar içinde oluşan anlatılara dayandığını bilmiyoruz. Nerede doğduğu, ne zaman yaşadığı, kör olup olmadığı ve hatta iki destanın aynı kişiye ait olup olmadığı konusunda farklı görüşlerin bulunması, Homeros’un tarihsel kişiliğini edebi imgesinden ayırmayı zorlaştırıyor. Belki Homeros gerçekten vardı ve iki destanın oluşumunda merkezi bir rol oynadı. Belki de bugün Homeros adıyla andığımız şey, uzun bir sözlü şiir geleneğinin tek bir şairin adı altında toplanmış haliydi.
Homer Meselesinin hâlâ ilgi çekici olmasının nedeni de tam olarak bu: İlyada ve Odysseia’nın hikâyelerini biliyoruz ama bu hikâyelerin arkasındaki kişinin hikâyesini hâlâ tam olarak bilmiyoruz.