Romantik Şair Ümit Yaşar’ın Az Bilinen 10 Yergi Şiiri

Ümit Yaşar Oğuzcan denince aklınıza ne geliyor? Siz de onu bir Ayten’dir tutturmasıyla mı hatırlıyorsunuz? Ya da aşk okuyup aşk dokuduğunuzda çareyi Ümit Yaşar şiirlerinde mi arıyorsunuz? Haklısınız, sonuçta karşınızda romantik şiirlerin, melankolik dizelerin duygusal şairi Ümit Yaşar duruyor. Fakat şairimizin “sözüm meclisten dışarı” diyerek kalemi eline aldığı ve başta politikacılar olmak üzere birçok kişi ve durumu eleştirdiği, pek de bilinmeyen çokça yergi şiiri var. Öyle ki bu şiirleri topladığı kitabının önsözünde “ve ben; hiciv şairi Ümit Yaşar,” diye başlıyor söze ve şöyle devam ediyor: “bugün yaşıyorsam, bu önsözü yazıyorsam, bu kitabı yayımlıyorsam, öldürülmemişsem, diyardan diyara sürülmemişsem; bu da yaşadığım çağın onuru ve yıllardır hicvettiğim devlet adamlarının yüz akıdır. Bundan şiir adına, memleketim adına övünç duyuyorum.” Melankoliye kısa bir ara verip eleştiri oklarının peşinden edebi, tarihi bir serüven yaşamak isteyenler için bu 8 yergi şiirini derledik, keyifli okumalar!

1. Sıkı Rejim

Elbette sıkı rejim yapmalı insan

Genç kalmak için

Ete, pilava, makarnaya paydos demeli, bir

Sabah kahvaltısından vazgeçmeli, iki

Akşamları hafif yemeli, üç

Sonra çok konuşmamalı

Her düşündüğünü söylememeli

Hatta çok düşünmemeli bile

İnsan bunları yaptı mı

Tığ gibi olur

Yaşlanınca da İsmet Paşa gibi olur

Çivileme atlar denize

Bir gece sabaha kadar uyumaz da

Bana mısın demez maşallah

Neden

Hep sıkı rejimin nimetleri bunlar

Rejim ne kadar sıkı olursa o kadar iyi olur

Bir kere insan kolay kolay hastalanmaz

Hele daha da sıkı olursa

Hastalık nedir bilmez

Bilse de söylemez

Sıkı rejimde yaşayan insan

Çok yemez

Çok konuşmaz

Çok düşünmez

Hülasa efendim

Sıkı rejimin faydaları saymakla bitmez.

Her pazartesi başlanmaya söz verilen ve hafta ortasında bozulan rejimler mi daha sancılıdır yoksa sıkı rejim mi, bunu ancak yaşayan bilir. “Hatalı bir devlet adamını ya da ünlü ve güçlü bir politikacıyı en açık, en vurucu bir biçimde hicvedebilmek şairliğin, hazırcevaplığın ve zekânın yanı sıra yürek ister her şeyden önce.” diyen Ümit Yaşar’a göre ise daha zor olan bir şey daha var: Sancısını hissettiğin bir şeyi anlatmak, yani hiciv şairliği. Ancak ne kadar zor olsa da, yüreğini ortaya koyarak İnönü’yü eleştirdiği bu şiiriyle, bunda oldukça başarılı gözüküyor.

2. Johnson’un Mektubu

Okunsaydı bir defa

Anlardık neymiş vefa

Her türlü derde deva

Johnson’un mektubu

Onun duyduğu sevinç

Bizi sevindirmez mi hiç

Ez ez de suyunu iç

Şu Johnson’un mektubu

Edebiyatta tekmiş

Tarihe geçecekmiş

Sanki milyarlık çekmiş

Şu Johnson’un mektubu

Tersinden oku çevir

Eşi bulunmaz nesir

Neyin nesidir nedir

Şu Johnson’un mektubu

Üslubu pek ince mi

Manası derince mi

Bir sır mı bilmece mi

Şu Johnson’un mektubu

Yarası yok, gocunur

Belki bir gün okunur

Zülfiyâr’e dokunur

Şu Johnson’un mektubu

Bir mektup ki ne sevgiliden geliyor ne gurbetten, ne eski bir dosttan ne de kardeşten… Ümit Yaşar’ın diline düşen bu mektup ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’dan geliyor, taa nerelerden. Nedeniyse İnönü hükümetinin Kıbrıs meselesi yüzünden yaşadığı devletlerarası bir sorun. Makarios’un Zürih Antlaşması’nı tek taraflı feshetmesi adadaki gerilimi artırır. İnönü, Time dergisine verdiği demeçte Batı ittifakına göndermeli olarak “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye bu dünyada yerini alır” sözünü edince Amerika’nın cevabı gecikmez ve Türkiye’nin Kıbrıs’a askeri müdahalede bulunamayacağını söyleyen ünlü “Johnson Mektubu” gelir. Mektup gelir gelmeye de, onun ucunu yakmak bizim Ümit Yaşar’a düşer.

3. Demirel’in Dedikleri

Adamlar aya gidiyor

Demirel bismillah diyor

Sabrımız bitti diyor

Demirel maşallah diyor

Milletçe fakiriz, açız

Yalnız ölmek kaldı ucuz

Sorarsak ne yapacağız

Demirel inşallah diyor

Boşuna neylesek, nitsek

Gören yok eriyip bitsek

Bir parça ileri gitsek

Demirel illallah diyor

Düşmüş kıratın peşine

Candan sarılmış işine

Oturmuş sofra başına

Demirel elhamdülillah diyor

Hamama girip nalınla

Çıkarız açık alınla

Sen tut bildiri yayınla

Demirel fesuphanallah diyor

Ayaklar baştan habersiz

Başlar tıraştan habersiz

Atılan taştan habersiz

Demirel estağfurullah diyor.

Süleyman Demirel’in en çok eleştirilen, karikatürlere, şiirlere, hiciv yazılarına ve şarkılara en çok konu olan politikacı olduğunu söyleyebiliriz. Ümit Yaşar için de aynısı geçerli. El Ay’a giderken bizim ülke gündemiyle sıkışmışlığımız içine oturmuş biraz sanki. Bu şiiriyle Demirel’in rahatlığına “millet aç, aç!” tepkisi vermiş yıllar önceden. Taşlamalarının yanında şu sözleri de eksik etmiyor ama: “Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek isterim gönül açıklığıyla. 30 yıla yaklaşan yergicilik yaşamımda en çok hicvettiğim insan o oldu. Bunlara kızmayan, her yazılanı, çizileni hoşgörü ile karşılayan, darılmayan, alınmayan ve kin bağlamayan da o oldu yine.”

4. Kanlı Perşembe

Yalnız çarşambadan değil

Salıdan, pazartesiden

Ve nice Kanlı Pazar’lardan belliydi

Geleceği

Bu Kanlı Perşembe’nin

(…)

Boşu boşuna

İkiye bölündü gençlik

Solda devrimciler

Sağda milliyetçiler

Ne yazık

Sol da sağ da farkında değil

Devrimci olmak

Milliyetçi olmamak değil

Milliyetçi olmak

Devrimci olmamak değil

Bu sefer tarih 16 Mart 1978. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde yaşanan bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren 7 öğrenci, şairin dizelerinde can buluyor.

5. Borçlarımız ve Atasözlerimiz

https://www.youtube.com/watch?v=wDysEvwRipg

Vatan borcu deyip

Devirdik M.C.’yi

Vicdan borcu deyip

İnandık Ecevit’e

Şimdi onlar yüzünden

Allah’a can borcumuzu ödüyoruz

Teker teker!

(…)

Bir yanda

Uçan kuşa borçlanıp da

Borç yiğidin kamçısıdır diyenler

Bir yanda

Fakir halkımız

Yani yıllardır kamçı yiyenler!

“Bu zor günler yakında biter, ak günler başlar.” Bülent Ecevit önderliğindeki CHP’nin 1973 seçimlerinde Ak Günler şarkısı eşliğinde vaadi buydu. Buna karşılık Ümit Yaşar, “anladık ki bir düş’müş meğer bizim için ak günler” deyip yıldan yıla artan dış borcumuzu bu sözlerle eleştiriyor.

6. Şair Başbakana Şiirler

Parlamentomuzda

Bir avuç şiir heveslisi var

Ve bir hayli

Şiirden nasibini almamış olanlar

İnanın

İşi güç şair Başbakanın.

Ha bire

Bir enkaz devraldık diyorsun

Daya kamyonları

Kaldır şu enkazı

Daha ne bekliyorsun?

Ecevit bilindiği üzere şairlik yönüne de sahip bir politikacıydı. Ülkenin başbakanı şair olunca, bir hiciv şairinin de en büyük silahı dizeler oluyor elbette. O yüzden Karaoğlan, Ümit Yaşar’ın en çok andığı isimlerden biri.

7. Bankerzede Destanı

Biri çıkıp güvenli yol gösterdi

Herkes iyi kötü toplayıp verdi

Hepsinin de başı göklere erdi

Hak kulunu şaşırtmasın bir kere

Gitti gider yatan para bankere

Almak umuduyla en büyük payı

Kimi evi sattı, kimi arsayı

Üç beş tilki topladılar parsayı

Hak kulunu şaşırtmasın bir kere

Gitti gider yatan para bankere

(…)

80 sonrası yazdığı şiirlerinde siyaset yasağı nedeniyle ekonomik konular daha ağır basıyor. Kendi sözleriyle “Kastelliler, Kaçtelliler, bankerler, mankerler, YÖK’ler, yoklar, Anayasa, Babayasa bu dönemin flaş konuları oluyor.”

8. Kendime Taşlar

Yirmiiki Ağustos dokuzyüzyirmialtı

Şerefsiz bir dünyaya yanılıp teşrif ettim

Ne kadar tezat varsa onlarla dolu ömrüm

Karalarla akları tam kırk yıl telif ettim

Gördüm her çeşidini üzüntüyle kederin

Şükür çirkinliğimi yüzüme vurmadılar

Hatası affedilmez valideyle pederin

Dünyaya getirirken fikrimi sormadılar

Talihim pek açıktır dosttan, dostluktan yana

Vardır her felakette dostlarımın markası

Öyle çoktur sayılmaz yediğim dost kazığı

Sağlam kalan sadece kulağımın arkası.

Edebiyat dünyamızda kendini bir türlü beğenmeyen edebiyatçılarımız hayli fazla. Bu şiirden anladığımız kadarıyla Ümit Yaşar da bu gruptan. Yazdığı yergi şiirleriyle hiçbir zaman ceza almasa da, sıra kendini yargılamaya geldiğinde acımasız olabiliyor şairimiz.

Gönder
Sinem Hızarcı

Sinem Hızarcı

Dışı siyaset bilimi, içi edebiyat okuyor.