Varlığını optik bilimlere borçlu olan sinema orta kesim insanların bir rahatlama, kendilerine vakit ayırma şansı tanıdı. Edison ve William Dickson’un kinetoskopu keşfetmesiyle yepyeni bir akım ortaya çıkıyordu.
Fransız Lumiere kardeşlerin kamerayı ve toplu gösterim akımını keşfetmesiyle film 1900’lerde yenilik olmaya devam etti. Şimdi bir tık ile izleyebildiğimiz filmlerin sinema tarihi çok sancılı dönemlerden geçti tabi.
Hareketli görüntülerle sesi birleştirmek 1800’lerin sonu, 1900’lerin başında hiç kolay değildi. Bu teknolojisizlik sessiz sinemayı doğurdu. Teknik zorluklarla beraber mükemmel oyunculuklarla diyalogsuz olarak bir konuyu anlatmanın ne kadar uğraş gerektirdiğini açıklamamıza bile gerek yok aslında. Birkaç konu başlığı ve birkaç film örneği ile sizi sinema ve sessiz filmin zaman yolculuğuna çıkartıyoruz.
Film bir yenilikti…
Thomas Edison, oda büyüklüğündeki salonlarda kurduğu kinetoskoplarda müşterilere makinaların içini gösteriyordu. Hareketli fotoğraflar muhteşem ilgi çekiyordu.
Daha sonrasında Lumiere kardeşlerin perdeye yansıttığı programlar ise toplu izlemeleri başlattı.
1905 senesinde ilk “nickelodeon”lar açıldı ve haftada birkaç kez değişerek filmler gösteriliyordu. Sinema, izleyicilerin vazgeçemeyeceği bir alışkanlık oldu.
Sinemanın babası diyebileceğimiz Lumiere kardeşler
Sinematograf’ın mucitleri Lumiere kardeşler sinemanın popülerleşmesinde büyük rol oynadı. Sinemaya yönlenmeden önce başarılı fotoğrafçı olan Lumiere’ler Edison’un kinetografisinin eksiklerini gidererek sinematografı geliştirdiler. 1895 yılında Paris’te bulunan Grand Cafe’de 10 kısa film ile buluşlarını sergilediler. Buluşların kopyasını satmayı reddettiler ve sinematografi sergilemek için yurtdışına temsilciler gönderildi.
La Sortie Des Usines Lumiere
Çekilen ilk görüntüler basit haber filmleri ya da günlük hayattan karelerdi. 1 dakika uzunluğunda olan bu film saniyede 16 kare hızında oynatılan sessiz filmlerin en yaygın hızı olarak kabul görerek Lumiere kardeşlerin çoğu filmi için örnek teşkil etti.
Tek resimli çevirim, açılma-kararma, zincirleme, çoklu çevirim gibi birçok önemli efekte öncülük eden Fransız yönetmen; George Melies
Asıl mesleği hokkabazlık olan Melies ilk dönem sinemayı kökten değiştirdi.
The Conquest of the Pole
Kuzey Kutbu’na yapılan bu donkişotvarı yarış Melies’in son önemli eseriydi. Giderek ticarileşen Fransız film sanayisinde sonuna kadar mücadele eden Melies’in fimleri sanatsal değerlerini umursamayan dağıtımcılar tarafından acımasızca kurgulandı.
Komedinin Kralı; Mack Sennet
Kaotik kısa filmleri slapsticklerin standartlarını belirledi.
Tillie’s Punctured Romance
İlk uzun metrajlı komedi Tillie’s Punctured Romance’ı yaparak risk aldığını bilen Sennet, filmde popüler oyunculara yer verdi. Başrollerde Charlie Chaplin oynatıldı. Dönemin en başarılı filmlerinden biri olarak kabul edildi.
Dönemin en çok izlenen filmi olan The Birth of a Nation’un yönetmeni olan; D. W Griffith
33’ü uzun metrajlı olmak üzere toplamda tam 450 film yönetti. Kurgu’yu sinemanın önemli bir parçası haline getirdi.
The Birth of a Nation
Filmde ahlaksız ve suçlu Afrikalı Amerikalılar üstünlük yanlısı Ku Klux Klan tarafından özgür toplumdan kovulmaktaydı. Toplu protestolara ve çoğu şehirde yasaklanmasına rağmen The Birth of a Nation gişe rekorları kırdı. Galasına reklam amaçlı olarak başlık takmış Ku Klux Klan üyelerinin geldiği bu film, Güney eyaletlerde klanın tekrar canlanmasına sebep olmuştu.
19. Yüzyıl Amerika’sında kanunların hükmünün geçmediği Batı sınırından kareler; Western
The Great Train Robbery’deki haydut silahını kameraya doğru ateşlediği anda western klasik türlerin arasına girmiş oldu.
Western’in babası; Thomas H. Ince
Kıvrak zekalı bir gösteri adamı olan İnce aslında bir yönetmenden çok işadamı unvanını hakediyordu. İlk yapım şirketini kurmadan önce düzinelerce western çeken İnce adını duyurmayı başarmıştı. Civilization filmindeki savaş sahneleri gerçeğe dönüşünce izleyiciler seyretmekten kaçındı.
İlk En İyi Film Oscar’ının sahibi; William Wellman
1. Dünya Savaşı’na avcı pilot olarak katıldı ve “Vahşi Bill” lakabını aldı. Savaştan sonra Hollywood’a gelerek oyunculuk işi buldu. Oyunculuğun bencil bir meslek olduğuna inanan Wellman yönetmenliğe yöneldi.
İlk en iyi film oscarının sahibi; Wings
Wellman’ın hava birliklerindeki deneyimlerine dayanan Wings, askeri hayattaki şiddeti ve arkadaşlığı farklı yaratan bir gerçeklikle perdeye yansıtıldı. Wellman bu filmiyle en iyi film oscar ödülünü almıştı.
Sessiz Film komedyeni; Buster Keaton
Taş gibi bir surat ila oynadığında insanları daha çok güldürdüğünü vodvil tiyatrolarında öğrendi. Bu sebeple “Great Stone Face” lakabını aldı.
Sherlock Jr.
Üç yaşındayken ailesinin vodvil topluluğunda oynamaya başlayan Keaton seneler sonra Sherlock Jr.’da babasıyla birlikte oynadı. Film, dedektif olmak isteyen ama haksız yere hırsızlıkla suçlanan deli divane aşık bir makinist hakkında. Keaton’ın muhteşem akrobası yeteneğine ise rakip yok gibiydi.
Nam-ı Değer Şarlo; Charlie Chaplin
Charlie Chaplin’in Şarlo’su slapstick’in ilk zamanlarında doğdu. Seyircilerin ilk olarak Kid Auto Races at Venice ile tanıştığı Şarlo tipi bu zamana kadar sinema tarihinde akıllara kazınan ve kolay tanınan tek karakter oldu. Mack Sennet, Charlie Chaplin’in oynadığı skeci izledikten sonra (A Nigh in an English Music Hall) ilk film teklifini sundu. Komünizmi desteklemekle suçlanınca Amerika’dan İsviçre’ye taşındı. Ömürboyu Başarı Oscar’ını kazandı ve İsviçre’de 1977 senesinde hayata gözlerini kapadı.
“Hiç kimseyi aşağılamıyoruz. Bu dünyada herkese yer var. Dünyada herkesi doyuracak kadar zenginlik var. Hayat hür ve güzel olmalı.” The Great Dictator
Ses sorun olunca Charlie Chaplin filmi özgürlük üzerine ateşli bir konuşmayla bitirerek problemi giderdi.
Un Chien Andalou
Avangard sinemanın en ünlü filmi olan Endülüs Köpeği, Bunuel’in Dali ile görüşerek birbirlerine rüyalarını anlatmasıyla ortaya çıktı. Film sürrealist bilinçaltına büyük bir saygı gösterisiydi. Freud’cu bir unsurla birleşerek imgelerin izleyicileri afallatarak serbest bir çağrışıma itmesi amaçlanıyordu.
Jean-Luc Godard dahil olmak üzere birçok yönetmeni etkileyen isim; Sergei Eisenstein
Karl Marx’tan etkilenen Eisenstein, “Atraksiyonlar Kurgusu” bildirisini yazdı ve kısa filmi Dnevnik Glumova’yı çekti.
Stachka
Kurgulu Sovyet filmleri kitlelere propaganda yapmayı amaçlıyordu. İmgeleri özel bir yöntemle birbiri ardına dizip bu imgelerin iç kompozisyonunu dikkatle seçmiştir Eisenstein.
Fransız empresyonizminin öncü yönetmeni; Abel Gance
Abel Gance, filmlerinde seyircilerin kendilerini filmin içerisinde oyuncu gibi hissetmesini istemişti. Atların sırtına kameralar bağladı. Hatta bir defasında kurşunun izlediği yolu takip etmek için bir kamerayı havaya attığı bile söyleniyor.
Napoleon
Çocukluğundan, İtalya’yı işgal etmesine kadar Napoleon’un öyküsünü yazmak, oynamak ve kurgulamak tam 4 senesini aldı Gance’in. Film 6 bölüm olması planlanan bir dizinin ilk bölümüydü ve aslında altı buçuk saat sürüyordu. Heyecanın doruğa ulaştığı sahnelerde ise üç ayrı kamera ile çekim yaparak bu sahneleri üç ayrı görüntüyü içerecek şekilde perdeye verdi.