Ana sayfa » Gündem » Eski Adıyla Silivri, Yeni Adıyla Marmara Cezaevi Nasıl Bir Yer, Gerçekten Soğuk Mu?
Eski Adıyla Silivri, Yeni Adıyla Marmara Cezaevi Nasıl Bir Yer, Gerçekten Soğuk Mu?
Ekrem İmamoğlu 23 Mart 2025'te tutuklanarak eski adıyla Silivri, yeni adıyla Marmara Cezaevi'ne götürüldü. Bunun üzerine gözler Silivri Cezaevi'ne çevrildi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 23 Mart’ta tutuklanarak Marmara Cezaevi’ne gönderilmesi, Türkiye’nin siyasi gündemine bomba gibi düştü. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu gelişme, gözleri bir kez daha eski adıyla Silivri Cezaevi olarak bilinen ve ülkenin en tartışmalı hapishanelerinden biri haline gelen bu kuruma çevirdi. Türkiye’nin en büyük ve en modern cezaevi olarak inşa edilen Marmara Cezaevi, yıllar içinde sadece suçluların değil, aynı zamanda siyasi davalarla gündeme gelen isimlerin de tutulduğu bir yer haline geldi. Peki, bu cezaevi nasıl kuruldu, kimleri ağırladı ve içeride yaşam koşulları nasıl? BBC Türkçe hazırladığı bir dosya haberde Marmara Cezaevi’nin tarihçesini, burada tutulan ünlü isimleri ele almış. Bakalım, Silivri Cezaevi nasıl bir yer ve gerçekten soğuk mu?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan yolsuzluk soruşturmasının ardından 23 Mart’ta tutuklanarak Marmara Cezaevi’ne götürüldü
İmamoğlu’nun tutuklanması, siyaset sahnesinde büyük yankı uyandırırken, gözler tekrar Silivri’nin bu sembol haline gelen cezaevine çevrildi. İmamoğlu’nun yanı sıra, Gezi davasından hüküm giyen Osman Kavala ve ünlü menajer Ayşe Barım da burada tutuluyor. Bu isimler, son dönemde cezaevine konulan en dikkat çeken mahkumlar arasında yer alıyor. Peki, Silivri Cezaevi nasıl bir yer?
Marmara Cezaevi, 2008 yılında “Türkiye’nin en büyük ve en modern cezaevi” olarak açıldığında büyük yankı uyandırmıştı
O tarihten itibaren ise siyasi davalardan organize suçlara kadar pek çok farklı suçtan hüküm giymiş isimleri ağırladı. Cezaevi, İstanbul Taksim Meydanı’na yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Toplam 1.035.247 m² alan üzerine kurulu olan dev kampüs içerisinde şu yapılar bulunuyor:
Sekiz adet L tipi cezaevi
Bir adet açık cezaevi binası
Jandarma tabur binaları
500 dairelik bir lojman
İlköğretim okulu
Alışveriş merkezi
Kreş
Halı saha
Devlet hastanesi ve sağlık ocağı
Restoran ve ekmek fırını
Duruşma salonu
Çamaşırhane
Atık su arıtma tesisi
Kimler burada kaldı?
Bu cezaevi, zaman içinde pek çok ünlü ismi ağırladı. İşte, Marmara Cezaevi’nde daha önce kalan bazı isimler:
Osman Kavala – Gezi davası tutuklusu
Adnan Oktar – Organize suç örgütü lideri
Dilan Polat – Kara para aklama suçlamasıyla tutuklu sosyal medya fenomeni
İlker Başbuğ – Eski Genelkurmay Başkanı
Aziz Yıldırım – Eski Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı
Bu kadar farklı alanlardan gelen mahkumların bir arada bulunduğu cezaevi, yıllar içinde Türkiye’nin en çok konuşulan kurumlarından biri haline geldi.
Silivri Cezaevi’nin resmi kapasitesi 11 bin kişi. Ancak TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun 2019 yılında hazırladığı rapora göre, o dönem cezaevindeki mahkum sayısı 22 bin 781’di
Yani cezaevi, kapasitesinin yaklaşık iki katı kadar mahkumu barındırıyordu. Bu durum, cezaevindeki yaşam koşulları ve mahkumların hakları açısından birçok tartışmayı beraberinde getirdi.
Silivri Cezaevi, yıllar boyunca Türkiye’nin en önemli davalarına ev sahipliği yaptı
İşte burada görülen bazı kritik davalar:
Ergenekon Davası: Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan, emekli albay Dursun Çiçek gibi isimler bu davada tutuklandı.
Balyoz Davası: Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına yönelik açılan bu dava da Silivri’de görüldü.
15 Temmuz Darbe Girişimi Davaları: Darbe girişimine karıştıkları iddiasıyla binlerce kişi Silivri’ye gönderildi.
Bu davalar sırasında, cezaevi önünde birçok eylem yapıldı. Özellikle Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde gruplar burada çadır kurarak 2011-2014 yılları arasında nöbet tuttular. 8 Nisan 2013’te Ergenekon davasının karar duruşması sırasında binlerce kişi cezaevi önünde toplanarak protesto gösterileri düzenledi. Güvenlik güçleri biber gazı ve tazyikli suyla müdahalede bulundu, birçok kişi gözaltına alındı.
Silivri Cezaevi’nde yıllar içinde birçok gazeteci, akademisyen, siyasetçi ve bürokrat tutuklu kaldı
İşte dikkat çeken isimlerden bazıları:
Gazeteciler: Ahmet Şık, Nedim Şener, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Can Dündar, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Erdem Gül
Akademisyenler: Mehmet Altan, Mümtaz’er Türköne
Siyasetçiler: Doğu Perinçek, Ahmet Özer, Rıza Akpolat, Ümit Özdağ
Eski bürokratlar: Hüseyin Çapkın (Eski İstanbul Emniyet Müdürü), Hüseyin Avni Mutlu (Eski İstanbul Valisi)
15 Temmuz davaları kapsamında tutuklananlar: Ahmet Altan, eski Zaman gazetesi yazarları Ali Bulaç ve Şahin Alpay
Ayrıca, darbe girişimi sonrası tutuklanan bazı askerler de Silivri Cezaevi’ne konuldu. Bunlardan biri olan yarbay İsmail Çakmak, cezaevindeki ilk günlerinde intihar etti.
Silivri Cezaevi, farklı numaralara sahip bölümlerden oluşuyor. Ancak son yıllarda en çok dikkat çeken bölümlerden biri 9 No’lu Cezaevi oldu. Avukat Hüseyin Ersöz’e göre, siyasetçi, gazeteci, eski asker ve polis gibi ünlü isimler genellikle buraya konuluyor. Bu yüzden 9 No’lu Cezaevi, halk arasında ‘sosyete hapishanesi’ olarak da anılıyor.
Buradaki mahkumlar genellikle 1, 2 veya en fazla 3 kişilik hücrelerde kalıyor. Diğer cezaevlerinde ise hücrelerin çok daha kalabalık olduğu söyleniyor. Peki, Silivri Cezaevi nasıl bir yer, burada hayat nasıl?
Gazeteci Ahmet Şık, cezaevinde kaldığı üç kişilik hücreyi detaylı şekilde anlatıyor: “Hücre iki katlıydı. Merdivenle çıkılan yukarıdaki odada üç yatak vardı. Aşağıda ise tuvalet, mutfak, üç sandalye ve televizyon vardı. Alanlar çok dardı. Avlu ise yaklaşık dört adıma altı adımdı.”
Hücrede kalan mahkumların birbirleriyle iletişim kurmaları da büyük ölçüde engelleniyor. Mahkumlar kapılardan bağırarak ya da kapının altındaki boşluklara eğilerek yan hücrelerdeki mahkumlarla iletişim kurmaya çalışıyor. Avukat görüşmelerinde ise ancak tesadüfen karşılaşan mahkumlar birbirleriyle selamlaşabiliyor.
Ahmet Şık, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında cezaevinde şartların daha da zorlaştığını ve tecrit baskısının arttığını vurguluyor
Görüşme kısıtlamalarının yanı sıra mektup alma ve gönderme konusunda da ciddi engellerle karşılaştığını belirtiyor.
Diğer cezaevlerinde mahkumlar çeşitli kurslara katılabilirken, 9 No’lu cezaevinde mahkumların vakitlerini genellikle kitap okuyarak, yazı yazarak ya da televizyon izleyerek geçirdiğini ifade ediyor. Ancak, televizyon ve buzdolabı gibi temel ihtiyaçların mahkumlar tarafından satın alındığı, mahkumlar tahliye edildikten sonra ise bu eşyaların cezaevinde bırakıldığını aktarıyor.
Cezaevinde bir kütüphane bulunmasına rağmen, 2016 yılı öncesinde dışarıdan kitap getirmenin mümkün olduğu, ancak son dönemde bu konuda ciddi sınırlamalar getirildiği belirtiliyor. Mahkumlar, temel ihtiyaçlarını haftada bir kez kendilerine verilen kantin listesinden seçerek karşılıyor. Seçtikleri ürünler, belirli günlerde koğuşlarına teslim ediliyor.
Cezaevlerinde dönem dönem işkence ve kötü muamele iddiaları da gündeme geliyor. Adalet Bakanlığı ise bu iddiaları reddediyor.
Silivri Cezaevi, özellikle 2008 yılında Ergenekon ve Balyoz davaları kapsamında çok sayıda gazeteci, akademisyen, asker ve siyasinin tutuklanmasıyla ülke gündeminde büyük yer tuttu. Yıllar içinde iktidara muhalefet edenlerin buraya gönderilebileceği yönündeki ima, “Silivri soğuktur” ifadesini popüler hale getirdi.
Bu ifade, sosyal medya kullanıcıları tarafından mizahi bir dille sıkça kullanılırken, siyasetçilerin açıklamalarına da konu oldu. Örneğin, Saadet Partisi’nin eski genel başkanı Temel Karamollaoğlu, 2020 yılında yaptığı bir konuşmada, “Ne acıdır ki gençler arasında ‘Silivri soğuktur’ esprisi uzun zamandır gündeme oturdu. İnsanımız fikirlerini özgürce dile getirmekten endişe ediyor” diyerek bu duruma dikkat çekti.
2021’de Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, gençlere hitaben yaptığı bir konuşmada, “Gençler, ‘Silivri soğuktur’ muhabbetini unutun” sözleriyle, bu algının değişmesi gerektiğini vurguladı.
Son olarak, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı bir açıklamada, “CHP iktidarında Silivri’yi kapatacağız” diyerek konuyu tekrar gündeme taşıdı.
Gerçekten soğuk mu?
Peki, “Silivri soğuktur” sözü sadece bir metafor mu, yoksa cezaevinin gerçekten soğuk olduğu doğru mu? Avukat Hüseyin Ersöz’e göre, bu sözün gerçeklik payı var.
Ersöz, Silivri’nin Trakya bölgesinde yer aldığını ve İstanbul’un merkezine göre daha soğuk bir iklime sahip olduğunu belirtiyor. Cezaevinin tamamen betondan inşa edilmiş olması, içerideki sıcaklığı daha da düşüren bir etken. Ayrıca, demir parmaklıklar ve kapı kenarlarından giren soğuk hava, mahkumların kış aylarında ciddi zorluklar yaşamasına neden oluyor.
Gazeteci ve eski mahkumlardan Ahmet Şık, cezaevinde kaldığı döneme ilişkin şunları aktarıyor:
“Kapının altından soğuğun girmesini önlemek için gazetelerden bariyer yapıyorduk. Kalın kıyafetler giyiyorduk. Kettle’da su kaynatıp plastik şişelere doldurarak yatmadan önce yatağımıza koyuyorduk ki biraz ısınabilelim.”
Öte yandan, Marmara Cezaevi’nin resmi internet sitesinde, cezaevinin doğalgazla merkezi ısıtma sistemine sahip olduğu ve modern teknoloji kullanılarak ısıtıldığı belirtiliyor. Ancak, eski mahkumların anlattıkları, bu sistemin yetersiz olabileceğini gösteriyor.
Cezaevinin adı neden değiştirildi?
Silivri Cezaevi’nin adı, Adalet Bakanlığı tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olarak değiştirildi. Ancak kamuoyunda hâlâ “Silivri Cezaevi” olarak anılmaya devam ediyor.
Cezaevinin adının değişmesi fikri, dönemin Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz tarafından gündeme getirildi. Yılmaz, 2022’de Adalet Bakanlığı’na sunduğu dilekçede, ilçenin cezaevi ile anılmasının Silivri’nin turizm potansiyeline zarar verdiğini belirtti.
Araştırmalara göre, Türkiye genelinde yapılan bir ankette, katılımcıların sadece %4,1’i Silivri’yi sahil ve yazlık bölge olarak tanımlarken, %54,6’sı ilk olarak cezaevi ile ilişkilendirdiğini ifade etti. Bu durum, ilçenin imajı açısından olumsuz bir tablo oluşturuyordu.
Bu nedenle Adalet Bakanlığı, cezaevinin adını değiştirerek “Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu” olarak güncelledi. Ancak, bu yeni ismin halk arasında benimsenmesi pek mümkün olmadı ve “Silivri Cezaevi” adı yaygın kullanımını sürdürdü.