Dünyanın dört bir yanında insanlar, şansın kapılarını aralamak ve kötü enerjilerden korunmak için çeşitli tılsımlara başvuruyor. Kimi dört yapraklı yoncanın nadir bulunmasından dolayı uğurlu olduğuna inanırken, kimi bir tavşan ayağının mistik güçler taşıdığını düşünüyor. Eski medeniyetlerden günümüze uzanan bu tılsımlar, farklı kültürlerde şansın, bereketin ve korunmanın sembolleri haline gelmiş durumda. Peki, gerçekten bir düşkapanı kötü rüyaları uzak tutabilir mi? Ya da bir fil figürü hayatınıza bolluk getirebilir mi? Gelin, dünyanın dört bir yanından şans getirdiği düşünülen semboller ve ardındaki hikâyeleri birlikte keşfedelim!
1. Dört yapraklı yonca (İrlanda)
Dünyanın dört bir yanından şans getirdiği düşünülen semboller listemize başlıyoruz. Şans ve şans tılsımları denince akla ilk gelen şeylerden biri dört yapraklı yonca! Neden mi? Çünkü bulması inanılmaz zor! Normalde yoncalar üç yapraklıdır ama nadiren doğada dört yapraklıları da çıkar. İşte bu yüzden, elinize böyle bir yonca geçtiğinde şansın size gülümsediğine inanılır.
Peki, bu inanç nereden geliyor? Bir efsaneye göre, Havva Cennet’ten kovulurken yanında bir dört yapraklı yonca götürmüş. İşte o günden beri insanlar, bu nadir bitkinin onlara uğur getireceğine inanıyor.
Ayrıca Kelt mitolojisinde de dört yapraklı yonca önemli bir yere sahip. Eski Keltler, bu yoncanın kötü ruhları, kötü enerjileri ve tehlikeli perileri uzak tuttuğuna inanıyordu. Ama unutmayın, bu iyi şansı elde etmek için önce o yoncayı bulmanız lazım! Peki, şansınız ne kadar? 10.000’de 1!
Yani eğer bir tarlada dört yapraklı bir yonca görürseniz, sakın bırakmayın! Cebinize koyun, cüzdanınıza yerleştirin ya da çerçeveletip duvarınıza asın. Çünkü şans size gelmiş demektir!
2. Tavşan ayağı (Dünya çapında) (!)
Şimdi şans tılsımları arasında biraz tuhaf ve tartışmalı olana geçelim: Tavşan ayağı. Bir düşünün… Şans getiren bir şeyin, aslında bir hayvanın kesilmiş ayağı olması ne kadar mantıklı? Aslında işin ardında ilginç efsaneler yatıyor.
Bazı inanışlara göre, tavşanların doğaüstü güçleri vardır. Hatta eski zamanlarda bazı topluluklar, tavşanların aslında büyücü ya da cadı olduğuna inanırmış! Yani bir tavşanın ayağını taşımak, sizi kötü büyülerden koruyormuş.
Ancak bu tılsımın etkili olması için bazı şartlar var! Mesela, bazı efsaneler bu ayağın mezarlıkta yakalanan bir tavşana ait olması gerektiğini söylerken, bazıları ise yakalamanın Dolunay’da, hatta 13. Cuma’da gerçekleşmesi gerektiğini iddia ediyor. Yani öyle rastgele bir tavşanın ayağını alıp cebinize koymak yetmiyor!
Bugün hâlâ Avrupa, Çin, Afrika ve Amerika kıtalarında tavşan ayağı, şans getiren bir obje olarak kabul ediliyor. Ama dürüst olalım, modern dünyada bu inanış pek etik değil. Belki de şans için başka bir tılsım denemeliyiz!
3. Düşkapanı (Kuzey Amerika)
Gece uyurken gördüğümüz rüyalar bazen bizi huzurla sararken, bazen de içimizi ürpertir. İşte tam da bu noktada devreye düşkapanları giriyor! Kuzey Amerika’daki bazı yerli kabileler, özellikle Ojibwa (Chippewa) topluluğu, düşkapanlarının kötü rüyaları yakaladığına ve sadece güzel rüyaların sahibine ulaşmasına izin verdiğine inanıyordu. Bir düşkapanı, ip ya da sinirlerden örülmüş bir ağ ve tüylü süslemelerden oluşuyor.
Peki, nasıl çalışıyor? Efsaneye göre kötü rüyalar, düşkapanının ağına takılıp orada yok olurken, güzel rüyalar tüylerden süzülerek sahibine ulaşır. Bugün, düşkapanları hem dekoratif bir obje hem de koruyucu bir tılsım olarak kullanılıyor. Eğer rüya görmekten korkuyorsanız, başucunuza bir düşkapanı asmayı deneyebilirsiniz!
Eğer İngiltere’de yere düşmüş bir meşe palamudu görürseniz, sakın boş vermeyin! Çünkü İngiliz efsanelerine göre, bu minik tohumlar sağlık ve uzun ömür getiriyor.
Meşe ağacı tarih boyunca gücün ve dayanıklılığın simgesi olmuş. Eski İngilizler, meşe palamutlarını ceplerinde taşıyarak kendilerini hastalıklardan koruyabileceklerine inanırmış.
Bunu destekleyen bir hikâye de var: 1899’da yaşanan bir gemi kazasında, sağ kalan bir denizcinin cebinde meşe palamudu bulunduğu söylenir. O günden beri, meşe palamudu İngiltere’de şans getirdiği düşünülen semboller arasına girmiş.
5. Milagro (Meksika)
Milagro kelimesi İspanyolcada “mucize” anlamına geliyor. Meksika’da ve diğer Latin Amerika ülkelerinde insanlar, küçük metal şans tılsımları olan Milagro’ları yanlarında taşıyor ya da kutsal yerlere bırakıyor.
Milagro’lar genellikle kalp, göz, eller veya dua eden figürler gibi dini semboller içeriyor. İnsanlar bunları hastalıklardan korunmak, dileklerinin gerçekleşmesi ya da şanslarını artırmak için kullanıyor.
Özellikle bir azizden yardım isteyenler, dilekleri gerçekleştiğinde Milagro’larını bir tapınağa bırakıyor. Bugün bile Meksika’daki birçok kilisede, bu tılsımları görebilirsiniz.
6. Bok böceği (Mısır)
Şimdi dürüst olalım, yerde yuvarladığı şeyle pek de hoş bir üne sahip olmayan bir böcek, nasıl olur da şans ve uzun yaşamla ilişkilendirilir? Ama Eski Mısırlılar için bok böceği (skarabe), kutsal ve oldukça önemli bir simgeydi!
Bu minik canlı, Eski Mısır’ın en büyük tanrılarından biri olan Güneş Tanrısı Ra ile bağdaştırılıyordu. Ra’nın her sabah güneşi gökyüzünde hareket ettirdiğine inanılırdı ve bok böceğinin de dışkıyı yuvarlayarak yaptığı hareketler bu döngüye benzetilirdi. Yani bu böcek, yaratılışı, büyümeyi ve varoluşu temsil ediyordu.
Hatta Eski Mısırlılar, ölülere öbür dünyada da koruma sağlamak için skarabe figürleriyle gömerlerdi. Onlara göre, bu küçük ama azimli böcek sadece bu dünyada değil, ahirette de şans getirebilirdi. Kısacası, dışkı yuvarlamanın bile kutsal bir anlamı olabilir!
7. Fatıma’nın Eli (İsrail, Arap Dünyası, Türkiye, Afrika)
Fatıma’nın Eli, İsrail’in nazar boncuğu diyebileceğimiz bir tılsım ama bu uğurlu sembol sadece kişisel korunma için değil, evleri ve kamusal alanları da kötülüklerden uzak tutmak için kullanılıyor. Bu sembol ülkemizde de oldukça yaygın ve bereketi çağrıştırıyor!
Yahudi ve Müslüman kültürlerinde büyük bir yeri olan bu el figürü, her iki dinde de kutsal kabul ediliyor. Yahudi inancında “Miryam’ın Eli” olarak bilinir ve beş parmağı, Tanrı’yı övmek için kullanılan beş duyuyu ve Tevrat’ın beş kitabını temsil eder. İslam’da ise “Fatıma’nın Eli” veya “Hamsa” olarak anılır ve İslam’ın beş şartını simgeler.
Kısacası, Fatıma’nın Eli hem doğu hem batı kültürlerinde kötü enerjilere karşı bir kalkan olarak görülüyor ve birçok insanın vazgeçilmez tılsımı olmaya devam ediyor.
8. Fil (Tayland ve Hindistan)
Herkes Disney’in sevimli karakteri Dumbo’yu sever ama fil, Asya kültürlerinde çok daha derin anlamlar taşır. Tayland ve Hindistan’da fil, şans, bolluk ve bilgelikle ilişkilendirilir. Bunun en büyük sebebi de Hindu tanrısı Ganesha!
Ganesha, bir fil kafasına sahip tanrıdır ve engelleri kaldıran, başarı ve bereket getiren bir figür olarak bilinir. Bu yüzden birçok insan evine veya iş yerine fil heykelleri koyarak Ganesha’nın enerjisinden faydalanmaya çalışır.
Ancak, dikkat etmeniz gereken bir detay var! Kuzey Amerika inancına göre, filin hortumu yukarıdaysa iyi şans getirir. Yani, bir fil figürü alacaksanız, hortumunun yukarı kalkmış olmasına dikkat edin. Feng Shui’ye göre ise, aşağı bakan hortum da denge ve sürekliliği temsil eder, yani tamamen kötü bir şey değil. Sonuç olarak, ister yukarı ister aşağı baksın, fil her zaman güçlü bir şans sembolü olarak kabul edilir!
9. Maneki-Neko (Japonya)
Konnichiwa! Hepimiz mağaza vitrinlerinde veya restoran girişlerinde size sevimli sevimli el sallayan kedileri görmüşüzdür. İşte bu tatlı dostlarımızın adı Maneki-Neko ve Japon kültüründe büyük bir öneme sahip şans tılsımları!
İki popüler efsaneye göre, bu uğurlu kedilerin kökeni Edo Dönemi’ne (1603-1868) dayanıyor. Hikâyeye göre, bir bölge lideri olan Ii Naotaka, yağmurdan kaçarken bir ağacın altında sığınır. Ancak bir tapınağın önündeki bir kedi onu patisiyle çağırır. Naotaka kediyi takip ettikten hemen sonra, tam durduğu yere yıldırım düşer! Kedi sayesinde hayatı kurtulan Naotaka, o tapınağı onarıp büyütür ve o günden sonra Maneki-Neko figürleri Japonya’da yaygınlaşır. Bugün, bu uğurlu kediler iş yerlerine bereket getirmesi için vitrinlerde yerini alırken, evlerde de pozitif enerji yaydığına inanılıyor.
İspanyollar için yeni yıl, sadece kutlama değil, aynı zamanda şanslarını artırmak için bir fırsat! Bu yüzden, tam gece yarısı 12 tane üzüm yemek büyük bir gelenek.
“Las doce uvas de la suerte” yani “12 şanslı üzüm” geleneği 1909 yılında ortaya çıkmış. Efsaneye göre, İspanya’nın Alicante bölgesindeki üzüm yetiştiricileri, fazla mahsulden kurtulmak için bu batıl inancı ortaya atmış. Ama işin ilginç yanı, bu gelenek tutmuş ve yıllar içinde İspanya’dan Latin Amerika’ya kadar yayılmış! Şu anda ülkemizde bile uygulanıyor!
11. Pysanky (Ukrayna)
Bu renkli Paskalya yumurtaları sadece güzel bir süs eşyası değil, aynı zamanda büyük bir anlam taşıyor! “Pysanky” adı verilen bu Ukrayna Paskalya yumurtaları, özel boyalar ve eritilmiş balmumu kullanılarak hazırlanıyor ve her biri farklı bir mesaj içeriyor.
Şans tılsımları desenleri ise büyük bir anlam taşıyor: Üçgenler Kutsal Üçlü’yü, civcivler doğurganlığı, geyikler ise güç ve refahı temsil ediyor.
Üstelik bu yumurtalar, Paskalya bittikten sonra bile şans getirmeye devam ediyor! Ukraynalılar, pysanky yumurtalarını evin köşelerine yerleştirerek iyi enerjiyi çekebileceklerine inanıyorlar. Hatta bazıları, bereketli bir hasat için yumurta kabuklarını bahçeye gömüyor.
12. Kırmızı olan her şey (Çin)
Şans getirdiği düşünülen semboller listemizin sonuna geldik. Çin’de kırmızı rengi görmek gerçekten de iyiye işarettir! Batı kültüründe bazen tehlike ya da öfkeyle ilişkilendirilse de, Çin geleneğinde kırmızı; güç, koruma ve onuru simgeler.
Eski bir Çin efsanesine göre, Sui adlı korkutucu bir iblis her yıl Ay Yeni Yılı’nda ortaya çıkardı. Onun tek bir amacı vardı: Çocukları ve hayvanları avlamak! Doğal olarak, ebeveynler bu korkunç yaratığa karşı bir çözüm bulmaya çalıştılar. Çocuklarını uyanık tutmak için onlara oyuncaklar verirlerdi ve hatta küçük kırmızı zarflar içinde şıngırdayan paralar koyarlardı. Ancak efsaneye göre, Sui’nin nefret ettiği iki şey vardı: yüksek sesler ve kırmızı renk!
Çin’de artık kırmızı renk sadece Ay Yeni Yılı ile sınırlı değil! Kırmızı bir bluz giymek, kırmızı bir bileklik takmak ya da kırmızı iç çamaşırı giymek, o yıl boyunca iyi şansı ve bereketi artırmak için yapılan geleneklerden biri haline geldi.