Ana sayfa » Tasarım » Sınırları Zorladılar! Sanat Dünyasında Büyük Tartışmalara Yol Açan 11 Eser
Sınırları Zorladılar! Sanat Dünyasında Büyük Tartışmalara Yol Açan 11 Eser
Tarih boyunca sanatçılar, rahatsız etmekten, sınırları zorlamaktan ve hatta kötü şöhret peşinde koşmaktan hiç çekinmediler. İşte bu sırada öne çıkan bazı eserler sanat dünyasında büyük tartışmalara yol açtı…
Sanat tarihi bazı durumlarda toplumun sınırlarının zorlandığı, ahlakın, inancın, siyasetin ve hatta şiddetin açıkça tartışmaya açıldığı bir alan olmuştur. Bazı sanatçılar bu tartışmalardan bilinçli olarak kaçınmamış, hatta kimi zaman onları özellikle davet etmiştir. Bir eserin sergilendiği anda şok yaratması, yasaklanması ya da yoğun tepki çekmesi, onun kalıcı olmasını engellemediği gibi çoğu zaman tam tersine tarihe kazınmasını sağlamıştır. Aşağıda yer sanat dünyasında tartışmalı eserler, ortaya çıktıkları dönemlerde büyük tartışmalar yaratmış, izleyicileri rahatsız etmiş, öfkelendirmiş ya da derinden sarsmıştır. Kimileri bugün başyapıt olarak kabul edilirken, kimileri hâlâ sanatın sınırlarını zorlamaya devam etmektedir. İşte sanat dünyasında tartışmalı eserler ve hikayeleri…
Michelangelo – Son Yargı (1536–1541)
Michelangelo, Sistine Şapeli’nin tavanını tamamladıktan uzun yıllar sonra Vatikan’a döndüğünde, yalnızca bir fresk yapmaya değil, yüzyıllar sürecek bir tartışmanın fitilini ateşlemeye hazırlanıyordu. 1536 ile 1541 yılları arasında tamamlanan Son Yargı, İsa’nın ikinci gelişini betimleyen devasa bir kompozisyondu. Ancak bu betimleme, dönemin dini otoriteleri için son derece rahatsız ediciydi. İsa’nın klasik heykelleri andıran sakalsız ve güçlü bedeni, alışılmış kutsal imgelerden uzak bulunuyordu. Asıl tepki ise freskte yer alan yüzlerce çıplak figüre yöneldi.
Figürlerin çoğunun erkek olması ve anatomik detayların açıkça sergilenmesi, eserin müstehcen olduğu yönünde suçlamalara yol açtı. Tepkiler sonucunda bazı bölümlerin üzeri kumaş ve bitki motifleriyle kapatıldı. Bu müdahaleler yüzyıllar boyunca freskle birlikte varlığını sürdürdü ve ancak modern restorasyon çalışmaları sırasında kısmen kaldırıldı. Bugün Son Yargı, hem sanatsal cesareti hem de yarattığı tartışmalarla Rönesans sanatının en çarpıcı örneklerinden biri olarak görülüyor.
Caravaggio’nun sanatı, yaşadığı dönemde olduğu gibi bugün de izleyiciyi rahatsız eden bir gerçekçilik barındırır. Roma’daki Contarelli Şapeli için yaptığı Aziz Matta ve Melek adlı eser, bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biriydi. Ressam, kutsal bir figürü idealize etmek yerine, gündelik hayattan bir insan gibi resmetmeyi tercih etti. Aziz Matta’nın kirli ayakları, sanki tuvalden dışarı taşacakmış gibi izleyiciye doğru uzanıyordu. Bu detay, dönemin izleyicileri için kabul edilemezdi.
Daha da rahatsız edici bulunan unsur ise azizin okuma yazma bilmeyen biri gibi betimlenmesiydi; melek, adeta ona ne yazacağını fısıldıyordu. Bu yorum, azizin bilgeliğine ve kutsallığına gölge düşürdüğü gerekçesiyle eleştirildi. Sonuç olarak eser reddedildi ve yerine daha geleneksel bir kompozisyon sipariş edildi. Günümüzde kayıp olan bu tablo, Caravaggio’nun kutsal anlatıları insanileştirme cesaretinin simgelerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.
Thomas Eakins – Gross Kliniği (1875)
Sanat dünyasında tartışmalı eserler dendiğinde Gross Kliniği’nden bahsetmemek olmaz. Amerikan sanatında gerçekçiliğin en güçlü örneklerinden biri olan Gross Kliniği, yapıldığı dönemde büyük bir rahatsızlık yarattı. Thomas Eakins, izleyiciyi bir ameliyathanenin tam ortasına yerleştirerek, tıbbın ilerleyişini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Dr. Samuel Gross’un öğrencilerine ders verdiği sahne, bilimsel açıdan son derece önemliydi ancak izleyiciler için fazlasıyla sertti. Kanlı eller, cerrahi müdahalenin doğrudan betimlenmesi ve sahnedeki dramatik atmosfer, eserin fazla sarsıcı bulunmasına neden oldu.
Philadelphia’daki büyük sergiye kabul edilmemesi, tablonun uzun süre hak ettiği değeri görmesini engelledi. Zamanla bakış açıları değişti ve eser, ilk başta rahatsızlık verse de modern tıbbın yükselişine tanıklık eden tarihsel bir belge olarak değerlendirilmeye başlandı. Bugün Gross Kliniği, sanatsal cesareti ve bilimle kurduğu doğrudan ilişki nedeniyle büyük saygı görüyor.
1917 yılında sergilenen bir pisuvarın sanat tarihini bu kadar derinden etkileyeceğini kimse tahmin etmiyordu. Marcel Duchamp, sıradan bir nesneyi seçip ona yeni bir bağlam kazandırarak, sanatın tanımını kökten sorguladı. Bağımsız Sanatçılar Derneği’ne anonim olarak gönderilen eser, ironik biçimde reddedildi. Bu reddediş, Duchamp’ın sorguladığı sistemi doğrular nitelikteydi.
Tartışma kısa sürede büyüdü ve bir nesnenin sanat olabilmesi için estetik bir beceriye mi yoksa fikir gücüne mi ihtiyaç duyduğu sorusu gündeme geldi. Çeşme, görsel bir haz sunmaktan çok düşünsel bir meydan okuma olarak algılandı. Orijinal eser kaybolmuş olsa da fotoğrafları ve daha sonra üretilen kopyaları, sanat dünyasında devrim niteliğinde bir kırılmanın simgesi haline geldi diyebiliriz.
Robert Rauschenberg – De Kooning’i Silmek (1953)
Bir eseri yok etmenin de sanat olabileceği fikri, Robert Rauschenberg’in çalışmasıyla somutlaştı. Genç sanatçı, dönemin en saygın isimlerinden Willem de Kooning’in bir çizimini alıp onu sabırla silerek yeni bir eser yarattı. Bu süreç haftalar değil, aylar sürdü.
Ortaya çıkan şey, neredeyse boş bir kağıttı ancak arkasındaki fikir son derece güçlüydü. Kimileri bu çalışmayı saygısızlık olarak gördü, kimileri ise sanat tarihindeki ustayla genç bir sanatçı arasında kurulan benzersiz bir diyalog olarak değerlendirdi. Tartışmalar yıllarca sürdü ve eser, sanatın üretim sürecine dair radikal sorular sormaya devam etti.
1964 yılında, Yoko Ono, Kyoto’daki bir stüdyoda, performans sanatının sınırlarını test eden minimal ama derin bir işe imza attı. Kesilmiş Parça adlı performansta, Ono sade siyah bir elbise giyerek sahnenin ortasında hareketsiz bir şekilde oturdu. Önüne bir makas bırakıldı ve izleyicilere, sırayla gelip, istedikleri bir parça kumaşı kesip alabilecekleri söylendi. Başlangıçta çekingen ve tereddütlü olan katılımcılar, zamanla daha cesur davranmaya başladı. Ono, bu süreç boyunca hiç konuşmadı, tepki vermedi.
Performans, izleyicilerin pasif alıcı konumundan çıkıp, eserin aktif faili haline gelmesini sağladı. Sanatçı daha sonra, izleyicilerin bu sorumluluğa ve güce nasıl tepki verdiğini, bazılarının utangaçça küçük bir parça keserken, bazılarının daha agresif davrandığını anlattı. Ono’nun bu çalışması, katılımcı sanatın ve bedenin bir araç olarak kullanıldığı performansların öncüllerinden biri olarak tarihe geçti.
Marina Abramovic – Ritim 0 (1974)
Sanat dünyasında tartışmalı eserler dendiğinde belki de akla ilk gelen çalışma bu! Yoko Ono’nun çalışmasından tam on yıl sonra, Marina Abramovic çok daha uç ve tehlikeli bir deneyime davet etti izleyicileri. 1974’te Napoli’de gerçekleştirdiği Ritim 0 adlı performansta, Abramovic bir masanın üzerine 72 nesne yerleştirdi. Bunlar arasında bir gül, bir tüy, bal, bir çekiç, bir çivi, bir neşter, hatta tek kurşunlu bir silah bile vardı. Sanatçı, kendisini bir nesne olarak sundu ve izleyicilere, bu araçlarla onun üzerinde istediklerini yapma izni verdi. Altı saatlik performans boyunca, ortam giderek karanlık bir hal aldı. İnsanlar önce kıyafetlerini kesti, sonra tenine yazılar yazdı, dikenli taç giydirdi, hatta biri neşterle boynunu çizerek kanatmasına neden oldu.
En şok edici anlardan biri, bir izleyicinin silahı Abramovic’in başına dayayıp tetiğe basmaya hazırlanması ve başka bir izleyicinin müdahale etmesiyle oldu. Performans bittiğinde, Abramovic gözyaşları içinde izleyicilerine doğru yürümeye başladı ve herkes yaptıklarıyla yüzleşmekten kaçınarak hızla oradan uzaklaştı. Bu çarpıcı çalışma, insan doğasının karanlık tarafını, otorite karşısındaki davranışlarımızı ve sanatın sınırlarının nerede bittiğini sorgulatan unutulmaz bir deneyim olarak kayıtlara geçti.
Judy Chicago’nun 1974-1979 yılları arasında yüzlerce gönüllünün yardımıyla yarattığı Akşam Yemeği Partisi, feminist sanat hareketinin en sembolik ve en tartışmalı eserlerinden biridir. Bu devasa enstalasyon, tarih ve mitolojiden seçilmiş 39 önemli kadını (Virginia Woolf, Artemisia Gentileschi, Hatshepsut gibi) onurlandırmak için, üçgen bir masada kurulmuş hayali bir ziyafet şeklinde kurgulanmıştır. Her misafirin önünde, elle işlenmiş bir örtü ve en dikkat çekici olarak, stilize edilmiş birer kelebek veya çiçek formundan, vulva benzeri bir şekle dönüşen seramik bir tabak bulunur.
Chicago, bilinçli olarak geleneksel kadın işi olarak görülen nakış, seramik boyama gibi el sanatlarını kullanarak, bu tekniklerin sanattaki değerini vurgulamayı amaçladı. Ancak eser, hem cinsel organı andıran imgeleri hem de bu zanaat tekniklerini kullanması nedeniyle şiddetli eleştirilere maruz kaldı, kitsch, didaktik ve müstehcen bulundu. Buna rağmen, Akşam Yemeği Partisi kadın tarihinin görünürlüğü için yapılmış görkemli bir çağrıydı. Bugün, Brooklyn Müzesi’nin Feminist Sanat Merkezi’nde kalıcı olarak sergilenen eser, feminist sanat tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Maya Lin – Vietnam Gazileri Anıtı (1982)
1981 yılında, henüz 21 yaşında bir Yale Üniversitesi mimarlık öğrencisi olan Maya Lin, isimsiz olarak katıldığı bir yarışmada, Washington D.C.’de yapılacak Vietnam Gazileri Anıtı’nın tasarımını kazandı. Lin’in önerisi, klasik, figüratif anıt anlayışından tamamen uzak, minimalist ve soyut bir tasarımdı: Toprağa açılan, kapanan bir yara gibi yavaşça alçalan ve yükselen iki siyah granit duvar. Üzerlerinde, savaşta kaybedilen 58.000’den fazla askerin ismi kronolojik sırayla kazınmıştı. Tasarım, jüriyi derinden etkiledi, ancak kamuoyuna açıklandığında bir fırtına koptu.
Birçok gazi, siyasetçi ve muhafazakar grup, anıtın kahramanca veya zafer dolu olmadığını, aksine kara, utanç verici ve savaşın trajedisini hatırlattığını savunarak şiddetle karşı çıktı. Tartışmalar o kadar büyüdü ki, tasarımın iptali için kampanyalar başlatıldı.
Ai Weiwei – Han Hanedanlığı Dönemine Ait Bir Vazoyu Düşürmek (1995)
Çağdaş sanatın en kışkırtıcı isimlerinden Ai Weiwei, çalışmalarında sıklıkla Çin’in kültürel mirası, otorite ve değer kavramlarını sorgular. 1995 tarihli Han Hanedanlığı Dönemine Ait Bir Vazoyu Düşürmek adlı eseri, bu sorgulamanın en sert ve en tartışmalı örneklerinden biridir. Eser, Ai’nin, 2000 yıllık bir Han Hanedanlığı vazosunu yere bırakarak parçalamasının belgesel bir fotoğrafından oluşur. Bu eylem, aslında ulusal bir simgenin, Mao dönemindeki eskiyi yok et sloganına gönderme yapılarak tahrip edilmesi anlamına geliyordu.
Tepkiler çok sert oldu, birçok kişi bunu kültürel mirasa karşı bir vandalizm olarak nitelendirdi. Ai ise, bu eylemin, nesnenin piyasa değerinin ötesinde bir kültürel hazır-yapım olarak yeni bir anlam ve eleştiri katmanı yarattığını savundu. Benzer şekilde, antika vazolara Coca-Cola logosu boyadığı veya onları parlak endüstriyel boyalarla kapladığı serileri de, küreselleşme, tüketim kültürü ve otantiklik üzerine düşündürür.
Chris Ofili – Kutsal Bakire Meryem (1996)
Sanat dünyasında tartışmalı eserler listemizin sonuna geldik. 1990’ların sonunda, Londra’daki Kraliyet Sanat Akademisi’nde düzenlenen Sensation sergisi, Genç İngiliz Sanatçılar’ın (YBA) en provokatif işlerini bir araya getirerek büyük yankı uyandırmıştı. Sergi 1999’da New York’taki Brooklyn Müzesi’ne geldiğinde, en büyük öfke, Chris Ofili’nin Kutsal Bakire Meryem adlı eserine yöneldi. Ofili’nin renkli, parıltılı ve dekoratif tarzla resmettiği Madonna, alışılmadık malzemelerle süslenmişti: tablonun etrafı pornografik dergilerden kesilmiş kadın parçalarıyla çevriliydi ve en tartışmalısı, resmin tuvalinin iki yanında, zeminle birleşmesini sağlayan iki topak fil dışkısı vardı.
Medyanın dışkı sıçratılmış şeklinde çarpıtarak duyurduğu bu detay, büyük bir skandala yol açtı. Dönemin New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani, eseri iğrenç bularak, müzenin devlet desteğini kesmekle tehdit etti ve müze aleyhine dava açtı. Sergi önünde dini gruplar protesto düzenlerken, ifade özgürlüğü savunucuları da karşı gösteriler yaptı. Olay, sanat, din, ahlak ve sansür üzerine ulusal bir tartışma başlattı. Yıllar sonra, Ofili’nin eseri, sanatın sınırlarını zorlamadaki başarısıyla yeniden değerlendirildi ve New York’taki Modern Sanat Müzesi tarafından kalıcı koleksiyona alındı.