Geçtiğimiz yıl bilim insanları, Avrupa’nın en büyük yarasa türü olan Büyük gece yarasasının (Nyctalus lasiopterus) göç eden ötücü kuşları havada yakalayıp uçarken yiyebildiğini ilk kez doğrudan kanıtlamıştı. Ancak yeni bir araştırma, bu sıra dışı davranışın aslında yaklaşık 400 yıl önce bir ressam tarafından resmedilmiş olabileceğini ortaya koydu.
1611 yılında Flaman ressam Jan Brueghel the Elder tarafından yapılan Air (Hava) adlı tabloda gökyüzünde uçan 60’tan fazla kuş türü yer alıyor. Eserin sağ üst köşesinde ise ağzında küçük bir kuş taşıyan büyük bir yarasa dikkat çekiyor. Araştırmacılar, resimdeki hayvanın görünüşünün büyük gece yarasasıyla büyük ölçüde örtüştüğünü belirtiyor.
Bilimin yeni doğruladığı davranış
Bilim insanları uzun yıllardır bu yarasanın dışkısında kuş tüyleri buluyordu ancak kuşları nasıl avladığını kanıtlayamıyordu. Geçen yıl yarasalara yerleştirilen minyatür kayıt cihazları sayesinde bu gizem çözüldü. Kayıtlarda yarasanın yüksek irtifada göç eden bir kızılgerdanı takip ettiği, hızla dalış yaptığı, kuşu yakaladığı ve yaklaşık 23 dakika boyunca uçarken yediği tespit edildi.
Büyük gece yarasası kuşları nasıl buluyor?
Büyük gece yarasası (Nyctalus lasiopterus), avını bulmak için güçlü ve düşük frekanslı ekolokasyon çağrıları kullanıyor. Bu ses dalgaları çevredeki nesnelere çarpıp geri dönerek yarasanın karanlıkta yönünü belirlemesini sağlıyor. Araştırmacılara göre bu güçlü çağrılar sayesinde yarasa, göç sırasında yükseklerde uçan kuşları uzaktan tespit edebiliyor.
Avını fark ettiğinde hızla yaklaşan yarasa, uçuş sırasında kuşa doğru hamle yapıyor ve onu yakalıyor. Ardından yere inmeden, havada taşıdığı avını parçalayıp tüketiyor. Bu sıra dışı davranış, yarasaların yalnızca böcek avlayan gece canlıları olmadığını; bazı türlerin çok daha karmaşık av stratejileri geliştirdiğini gösteriyor.
Ressam bunu gerçekten biliyor muydu?
Yeni çalışmayı hazırlayan ekip, Brueghel’in İtalya seyahatleri sırasında bu nadir yarasa türüyle karşılaşmış olabileceğini düşünüyor. Araştırmacılara göre ressamın gece gerçekleşen bu avı bizzat görmüş olması pek olası değil. Bunun yerine, yarasanın bıraktığı kuş tüylerini gözlemlemiş ya da bu davranışı dönemin doğa gözlemcilerinden duymuş ve Air (Hava) adlı eserine sanatsal bir yorumla aktarmış olabilir.
Herkes aynı fikirde değil
Araştırma ilgi çekse de bazı uzmanlar temkinli yaklaşıyor. Tarihi sanat eserlerinin bilimsel kanıt olarak kullanılmasının zor olduğunu belirten araştırmacılar, ressamların zaman zaman hayvanları hayal güçleriyle de betimlediğini hatırlatıyor. Yine de birçok bilim insanı, tablodaki yarasanın büyük gece yarasası olmasının ve ağzında bir kuşla resmedilmesinin oldukça dikkat çekici bir ayrıntı olduğu görüşünde.
Sanat ve bilim beklenmedik şekilde buluştu
Araştırma, sanat eserlerinin yalnızca estetik değil, geçmişte insanların doğayı nasıl gözlemlediğine dair ipuçları da taşıyabileceğini gösteriyor. Yüzyıllar önce yapılmış bir tablonun, modern teknolojinin ancak yakın zamanda doğrulayabildiği bir hayvan davranışına işaret etmesi, sanat ile bilimin zaman zaman birbirini tamamlayabildiğinin ilginç örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.





























