Orta Çağ denince aklınıza ilk ne geliyor? Belki hijyenin pek önemsenmediği, insanların diş sağlığını tamamen ihmal ettiği bir dönem… Ancak bu, büyük bir yanılgı! O dönemde insanlar, diş bakımı konusunda tahmin ettiğinizden çok daha bilinçliydi. Modern diş fırçaları ve macunları olmasa da, doğal yöntemlerle ağız hijyenini sağlamayı başarıyorlardı. Peki, Orta Çağ’da insanlar dişlerini nasıl temizliyordu? Hangi doğal malzemeleri kullanıyorlardı? Ve en önemlisi, diş ağrısı çektiklerinde ne yapıyorlardı? Gelin, Orta Çağ’ın ilginç diş temizleme alışkanlıklarını birlikte keşfedelim! Bakalım, Orta Çağ’da insanlar dişlerini nasıl temizliyordu?
Televizyonlarda izlediğimiz, filmlerde gördüğümüz o Orta Çağ sahnelerini bir düşünelim… Çürük dişler, korkunç ağız kokuları, hijyenin unutulduğu bir dönem gibi görünüyor, değil mi?
Ama gerçek hiç de öyle değil! Orta Çağ insanları, diş sağlığı konusunda sandığımızdan çok daha bilinçliydi. Hatta, dişlerini koruma konusunda günümüz insanlarından bile daha şanslı olabilirler!
Sizce modern dünyanın en büyük diş düşmanı ne olabilir? Şeker olabilir mi şeker!
Orta Çağ’da ise şeker, yalnızca zenginlerin çok nadir ulaşabildiği lüks bir üründü. Günümüzden farklı olarak, insanlar neredeyse hiç rafine şeker tüketmiyordu. O dönemde tatlı ihtiyacı meyveler ve bal gibi doğal kaynaklarla karşılanıyordu.
Bunun sonucunda, diş çürükleri oldukça nadirdi. Bugün, gelişmiş diş fırçalarına ve diş iplerine rağmen birçok insan çürük sorunuyla boğuşurken, Orta Çağ insanlarının dişleri oldukça sağlıklıydı! Arkeolojik bulgular, Orta Çağ insanlarının dişlerinde çürümenin yalnızca %20 oranında görüldüğünü gösteriyor. Karşılaştırma yapacak olursak, 20. yüzyılın başlarında bu oran %90’a kadar çıkmış durumda!
Diş fırçalama konusunda öyle fırça ve macun gibi ürünler beklemeyin ama elleri de boş değildi!
Orta Çağ insanları, keten bezlerle dişlerini ovalıyor ve çeşitli doğal malzemelerle ağız hijyenlerini sağlıyorlardı. İşte Orta Çağ’ın favori diş temizleme yöntemleri:
Adaçayı ve tuz karışımı: Antibakteriyel özellikleri sayesinde dişleri beyazlatıyor ve temizliyordu. Biberiye kömürü: Toz haline getirilip dişlere sürülüyordu. Günümüz diş macunlarının “kömürlü” versiyonlarını düşünebilirsiniz! Nane, karanfil ve biber macunları: Hem nefesi ferahlatıyor hem de diş sağlığını koruyordu. Sirke ve şarap bazlı gargara: Antiseptik özellikleriyle bakterileri öldürüyor ve ağız kokusunu önlüyordu.
Gördüğünüz gibi, günümüzün florürlü diş macunları olmasa da, Orta Çağ insanları ağız hijyenine ciddi şekilde önem veriyordu.
Diş çürükleri konusunda Orta Çağ insanları oldukça şanslıydı ama bir başka diş problemi ile uğraşıyorlardı: Aşınma!
Ekmek, o dönemde insanların beslenme düzeninin temeliydi ama bugünkü gibi yumuşacık değildi. Taş değirmenlerde öğütülen un, unun içine küçük kum ve taş parçacıklarının karışmasına neden oluyordu. Bunun sonucunda insanlar, farkında olmadan her lokmada dişlerini yıpratıyorlardı.
Bu durum, dişlerde çürük oluşumunu azalttı çünkü diş minelerinde biriken bakterilere tutunacak fazla alan kalmıyordu. Ancak uzun vadede dişlerin aşınmasına ve zamanla kaybolmasına neden oluyordu. Yani, diş çürükleri yoktu ama yaşlı Orta Çağ insanlarının dişleri epey aşınmış oluyordu!
Diyelim ki bir Orta Çağ insanısınız ve korkunç bir diş ağrısıyla uyanıyorsunuz. Ne yaparsınız? Dişçiye mi gidersiniz?
Maalesef, Orta Çağ’da modern anlamda diş hekimleri yoktu. Diş ağrısı çeken bir kişi için en yaygın çözüm, bir berber cerrahın yolunu tutmaktı. Evet, berberler sadece saç kesmekle kalmıyor, aynı zamanda ameliyat, kan alma ve diş çekme gibi işlemler de yapıyordu!
Diş çekme işlemi nasıldı dersiniz?
Anestezi mi? O da ne?! O dönemde anestezi olmadığından, çekim sırasında hastalar acıyı sonuna kadar hissediyordu.
Penseyle diş çekme: Berber cerrahlar, büyük pense benzeri aletler kullanarak dişi kökünden söküp çıkarıyordu. Alkol etkisi: Çekim öncesinde hastaya bol miktarda alkol içirilerek uyuşması sağlanıyordu. Yani, bir nevi doğal anestezi!
Cerrah ya da berber bulamadınız mı? O zaman bir demirciye gidip, demir penseyle dişinizi çektirebilirdiniz! Evet, kulağa korkunç geliyor ama Orta Çağ’da diş ağrısı çekenler için başka bir seçenek pek yoktu.
Şaşırtıcı bir şekilde, Orta Çağ’da diş kaybı yaşayan zenginler için bir tür takma diş vardı!
Bu protezler genellikle hayvan kemiklerinden veya insan dişlerinden yapılıyordu. Ancak bunlar çok pahalıydı ve yalnızca soylular veya çok varlıklı kişiler bunları kullanabiliyordu.
Orta Çağ insanlarının dişleri bu kadar sağlıklıysa, neden sonraki dönemlerde diş problemleri arttı? İşte en büyük suçlu: Şeker!
15.yüzyılın sonlarına doğru, şeker Avrupa’da yaygın hale gelmeye başladı ve diş sağlığı hızla kötüleşti. Özellikle Tudor dönemi (16. yüzyıl) ile birlikte, zenginler aşırı şeker tüketmeye başladı. Hatta Kraliçe Elizabeth I’in dişlerinin tamamen çürüdüğü ve çekim korkusundan dolayı şiddetli diş ağrıları çektiği biliniyor!
Bugün, diş sağlığımızı koruyabilmek için diş fırçaları, diş macunları ve modern tedavilere sahibiz. Ancak bir dahaki sefere dişçiye giderken korkuyorsanız, bir Orta Çağ insanı olduğunuzu ve anestezisiz bir diş çekimi için demirciye gitmek zorunda kaldığınızı hayal edin… O zaman, bugünkü dişçilerin aslında bir lütuf olduğunu fark edebilirsiniz!