Doğa bazen öyle sanat eserleri yaratır ki, insan “Acaba uzaylılar mı yaptı?” diye düşünmeden edemez. İşte Michigan Gölü kıyılarındaki donmuş kum sütunları da tam olarak böyle eserler. Sanki görünmez bir el, kumsala inip bir gecede bu tuhaf ve harika heykelleri yontmuş gibi. Peki bu büyüleyici oluşumlar nasıl ortaya çıkıyor? Gelin, rüzgârın ve buzun birlikte kurguladığı bu doğa mucizesinin peşine düşelim. İşte rüzgarların oluşturduğu kum sütunları hakkında bilmeniz gerekenler…
Ocak ayının soğuk bir sabahında, St. Joseph’teki Tiscornia Park Plajı’na gidenler gözlerine inanamadı. Sahil, bir gecede değişmişti
Her yer, boyları 15 inç’e kadar ulaşan, tuhaf şekilli kum sütunlarıyla doluydu. Kimisi ince uzun bir şamdan gibi, kimisi yamuk yumuk bir modern sanat eseri gibiydi. Fotoğrafçı Joshua Nowicki, bu nadir rastlanan manzarayı görüntülediğinde, sosyal medya adeta alev aldı. Çünkü bu oluşumlar, sıradan bir kum tepesinden çok daha fazlasıydı.
Bu sütunlar, tıpkı Kapadokya’daki peri bacalarının minyatür versiyonları gibiydi. Ancak onlardan çok önemli bir farkları vardı: Birkaç gün içinde yok olacaklardı. İşte bu geçicilik, onları daha da büyüleyici kılıyordu.
Nasıl oluşuyorlar?
Peki rüzgarların oluşturduğu kum sütunları nasıl oluşuyor? Cevap, fizik, meteoroloji ve biraz da doğanın şans eseri dokunuşunda yatıyor. Her şey, kumun içindeki suyun donmasıyla başlıyor. Michigan Gölü sahilinde, kış aylarında yağan kar ve yağmur, kumu nemlendirerek donmuş bir yüzey oluşturuyor. Sonrasında, sert esen rüzgarlar donmuş kumun yumuşak katmanlarını aşındırıyor ve geride şekilli sütunlar bırakıyor. Rüzgârın etkisiyle, bazı bölgelerde bu sütunlar incelerek birer heykeltıraşın elinden çıkmış gibi detaylı yapılara dönüşüyor.
Bu kum sütunlarının büyüklüğü bazen sadece birkaç santimetreyken, bazen 40-50 santimetreye kadar ulaşabiliyor. Ancak, doğanın bu kısa ömürlü sanat eserleri genellikle sadece birkaç gün dayanabiliyor. Rüzgâr onlara şekil verdiği gibi, birkaç gün içinde tamamen yok da edebiliyor.
Kuzey Indiana’lı doğa fotoğrafçısı Terri Abbott, bu oluşumları ilk gördüğü anı “Sanki Mars’ta yürüyordum” diye anlatıyor
Bu sütunları görenler, ilk bakışta şaşkınlık yaşıyor. Kuzey Indiana’lı doğa fotoğrafçısı Terri Abbott, “Yere uzandım ve bu heykellerin arasından fotoğraf çektim. Her biri o kadar keskin ve detaylıydı ki, insan yapımı sanırdınız. Ama hayır, tamamen doğanın eseriydi.” Joshua Nowicki ise bu sütunların “şimdiye kadar gördüğü en büyük ve en etkileyici olanları” olduğunu söylüyor. “Genelde birkaç inç boyunda olurlar, ama bu sefer bazıları neredeyse 40 cm’ye ulaşıyordu. Plajın her yerine dağılmışlardı, bazı gruplarda 30-40 tane vardı.”
Bilimsel açıdan kum sütunları nasıl oluşuyor?
Bilim insanları, bu kum sütunlarının oluşumunu inceleyerek, hangi şartlar altında meydana geldiklerini araştırıyorlar. İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki jeologlar, rüzgâr ve kum şekillenmesiyle ilgili benzer olayları analiz ederek, bu yapıların oluşumunu açıklamaya çalışıyorlar. Bu yapıların oluşumunda iki temel etken öne çıkıyor. Bunlardan birisi, kum taneleri donduğunda, özellikle rüzgârlı havalarda sert bir yüzey oluşturarak özünde kumları birbirine bağlıyor. Aynı zamanda sadece rüzgar etkisi, sertleşmiş yüzeyin şekillenmesine sebep oluyor ve geride silindirik veya sarmal şekiller bırakıyor.
Neden bu kadar kısa ömürlüler? Çünkü doğa acımasız!
Bu kum heykellerinin en trajik yanı, çok çabuk yok olmaları. Tıpkı karlardan yapılmış bir kale gibi, birkaç gün içinde eriyip gidiyorlar. Peki neden? Bir gün önce şekil veren rüzgâr, ertesi gün aynı heykelleri paramparça edebiliyor. Aynı zamanda hava sıcaklığı biraz yükselse, içlerindeki buz eriyor ve kum dağılıveriyor. Bunun yanı sıra kışın yoğun kar yağışı, bu nazik heykelleri hızla örtüyor.
Nowicki, Tiscornia Park’taki sütunların birkaç gün içinde yok olduğunu söylüyor. “Onları görmek için tam doğru zamanda orada olmanız gerekiyor.” diye ekliyor. Belki de bu yüzden bu kadar büyüleyiciler. Çünkü doğa, en güzel eserlerini bize sadece kısa bir süreliğine gösteriyor.
Dünyada benzerleri var mı?
Michigan’daki kum sütunları, aslında dünyanın başka yerlerinde de benzer şekillerde ortaya çıkabiliyor. Örneğin Antarktika’daki buz sütunları, rüzgârın aşındırmasıyla oluşan benzer oluşumlar. Çöllerdeki mantar kayalar, rüzgârın alt kısımları aşındırmasıyla şekilleniyor. Ve tüm dünya tarafından bilinen, önemli bir turizm noktası olan, Türkiye’deki peri bacaları da rüzgâr ve su erozyonunun binlerce yıllık eseri. Ama Michigan’daki kum sütunları, anlık bir sanat eseri gibi. Diğerleri yavaş yavaş oluşurken, bunlar bir gecede belirip, birkaç günde kayboluyor.
Michigan Gölü’nün kum heykelleri, doğanın ne kadar yaratıcı olabileceğinin bir kanıtı. Rüzgâr ve buzun iş birliğiyle ortaya çıkan bu eserler, bize şunu hatırlatıyor: En güzel şeyler, genelde en kısa süreli olanlardır. Belki bir sonraki kış, siz de Michigan sahillerinde bu büyüleyici oluşumlara rastlarsınız. Ama unutmayın, onları görmek için doğru zamanda orada olmalısınız. Çünkü doğa, sanatını sergilerken acelecidir!