Modern ofis kültüründe şirketler yetenek çekmek için birbirleriyle yarışırken, ortaya sayısız “yan hak” çıkıyor. Ancak bu ayrıcalıkların önemli bir kısmı, çalışanların hayatını gerçekten iyileştirmek yerine yeni mikro stres alanları yaratıyor. İşte bu yüzden son yıllarda iş yerinde sevilmeyen yan haklar kavramı giderek daha fazla konuşuluyor. Kâğıt üzerinde harika görünen ama pratikte suçluluk, baskı ve tükenmişlik yaratan bu uygulamalar, çalışanların motivasyonunu artırmak yerine tam tersine işten soğumalarına neden oluyor. Bu listede, çalışanların en çok şikâyet ettiği 14 sözde avantajı ve neden bu kadar itici olduklarını tüm çıplaklığıyla bulacaksınız. İşte iş yerinde sevilmeyen yan haklar…
Ofisin köşesine konan ping-pong masası şirketin eğlenceli görünmesini sağlar ama çoğu çalışan için sadece bir dekor parçasıdır. İnsanlar yoğun iş temposu, bitmeyen toplantılar ve teslim tarihleri arasında oyuna zaman ayıramaz. Gerçek bir mola kültürü yokken, bu tarz oyun alanları çalışanların ihtiyaçlarını karşılamaktan çok, şirketin kendini “cool” gösterme çabasına hizmet eder.
2. Gerçekte kullanılamayan sınırsız izin hakkı
Sınırsız izin politikası teoride özgürlük gibi görünür. Ancak uygulamada çoğu çalışan ne kadar izin alabileceğini bilmez ve “fazla izin kullanan kişi” olmaktan çekinir. Herkes diğerlerinin kaç gün tatil yaptığını gözlemler ve sonunda kimse gerçekten dinlenemez. Bu da sınırsız izni, iş yerinde sevilmeyen yan haklar listesinin en üst sıralarına taşır.
3. Bedava ama kalitesiz atıştırmalıklar
Ofisteki ucuz krakerler ve bayat kurabiyeler çalışanları mutlu etmez. Sağlıklı beslenme ya da düzgün bir öğle yemeği imkânı yokken sunulan bu atıştırmalıklar, şirketin tasarruf yaptığını fazlasıyla belli eder. İnsanlar birkaç paket bisküvi yerine daha insani çalışma koşulları ister.
4. Zorunlu ekip aktiviteleri
Mesai sonrası içkiler, hafta sonu kampları ve “takım ruhu” etkinlikleri herkes için keyifli değildir. Özellikle ailesi olanlar, içine kapanık çalışanlar veya özel hayatına değer verenler için bu aktiviteler bir keyiften çok zorunlu mesai gibi hissedilir. Katılmayanlar ise dışlanmış hissedebilir.
5. Her adımınızı takip eden wellness programları
Bazı şirketlerin sunduğu wellness uygulamaları, çalışanların adımlarını, uykularını ve sağlık verilerini takip eder. Bu durum destekten çok gözetim hissi yaratır. İnsanlar sağlıklarını korumak ister ama bunu işverenleri tarafından izlenerek yapmak istemez.
Açık ofisler iletişimi artırmak için tasarlansa da çoğu zaman gürültü, bölünme ve odak kaybı yaratır. Sürekli konuşmalar, telefon sesleri ve hareketlilik çalışanların verimini düşürür. Sessiz bir köşe bile bulamamak, günlük stresi katlar.
7. Kimsenin kullanmadığı şirketin logosunun basılı olduğu ürünler
Logolu tişörtler, kalitesiz kupalar ve çantalar genellikle çekmecelerde unutulur. Çalışanlar bu tarz hediyeler yerine nakit prim, yemek kartı veya eğitim desteği gibi gerçek faydalar ister. Bu yüzden şirket ürünleri de iş yerinde sevilmeyen yan haklar arasında yer alır.
8. Köpek dostu ofisler
Hayvan sevenler için harika gibi görünen bu politika, alerjisi olanlar veya köpeklerden korkanlar için ciddi bir sorun olabilir. Ayrıca gürültü ve dikkat dağınıklığı da yaratır. Herkesin aynı şekilde rahat etmediği bir ortam gerçek bir avantaj sayılmaz.
9. Açıklama yapmak zorunda olduğunuz ruh sağlığı izni
Ruh sağlığı izni sunulsa bile bunun nedenini yöneticine anlatmak zorunda kalmak birçok kişi için rahatsız edicidir. Kimse tükenmişliğini ya da kaygılarını iş yerinde savunmak zorunda kalmak istemez. Gizlilik ve güven olmadan bu izinler gerçek destek sağlamaz.
10. 7/24 ulaşılabilir olmayı gerektiren “esnek çalışma” saatleri
Esnek çalışma saatleri çoğu zaman sınırların tamamen silinmesine yol açar. Sabah erken başlayan gün, gece geç gelen mesajlarla devam eder. Sonuçta çalışanlar özgürleşmek yerine sürekli çevrim içi olmak zorunda kalır.
11. Kâğıt üzerinde kalan eğitim bütçeleri
Birçok şirkette profesyonel gelişim bütçesi vardır ama onay süreçleri o kadar uzundur ki kimse bu haktan faydalanamaz. Bu da çalışanlarda hayal kırıklığı yaratır. Var ama kullanılamayan her hak, zamanla anlamsızlaşır.
12. Kimsenin işine gelmeyen ulaşım destekleri
Toplu taşıma kartı ya da servis desteği, eğer çalışanın gerçek güzergâhına uymuyorsa hiçbir işe yaramaz. Şirket “ulaşıma destek oluyoruz” diyebilir ama çalışanın cebinden çıkan para değişmez.
13. İş yükü azalmadan haftada dört gün çalışma
Dört gün çalışma modeli kulağa harika gelir, ancak iş yükü aynı kalıyorsa bu sadece daha uzun ve daha yorucu günler anlamına gelir. Bu da tükenmişliği azaltmak yerine artırır.
14. “Aile gibiyiz” kültürü
Şirketlerin kendilerini aile olarak tanımlaması, çoğu zaman çalışanlardan daha fazla fedakârlık beklenmesi anlamına gelir. Oysa iş yerleri aile değil, profesyonel alanlardır. İnsanlar sevgi söylemleri değil, adil ücret ve saygı görmek ister.
İş yerinde sevilmeyen yan haklar, şirketlerin iyi görünme çabasıyla çalışanların gerçek ihtiyaçları arasındaki kopukluğu gösteriyor. Masa oyunları, parlak sloganlar ve sembolik avantajlar yerine, insanların gerçekten ihtiyaç duyduğu şey adil ücret, makul iş yükü, gerçek izinler ve güvenli bir çalışma ortamı. Bir yan hak çalışanı özgürleştirmiyor, aksine daha fazla baskı yaratıyorsa, adı ne olursa olsun o bir avantaj değil, sadece modern bir hayal kırıklığıdır. 💔