Horlayan biriyle aynı yatağı paylaşmak zorunda kalan herkesin, gecenin bir saatinde yüksek sesle sorduğu bir soru var: Bu kadar gürültülü horlama sesine rağmen sabaha kadar nasıl kesintisiz uyuyabilir. İnsanlar neden kendi horlamasına uyanmaz? Çünkü dışarıdan gelen yüksek bir ses gibi görünen horlama, çoğu zaman horlayan kişinin uyku derinliğini bozmadan devam eder. Peki beynimiz neden kendi çıkardığı bu ritmik, yüksek sesli gürültüyü “önemli” olarak algılamaz ve uyandırma mekanizmasını tetiklemez? Bu yazıda uyku biliminden ses algısına, beynin filtreleme süreçlerinden habituasyon mekanizmasına kadar birçok açıdan bu sorunun cevabını ele alacağız. İşte insanlar kendi horlamasına neden uyanmaz sorusuna bilim insanlarının cevabı…
Gece birinin yanında uyuyup onun horlamasına maruz kaldığınızda muhtemelen aklınıza ilk gelen sorulardan biri şudur: İnsanlar kendi horlamasına neden uyanmaz?
Aslında bu sorunun cevabı, beynimizin uyku sırasında nasıl çalıştığında gizli. Çünkü uyuduğumuzda kulaklarımız kapanmaz; etraftaki tüm sesleri duymaya devam ederiz. Fakat beynimiz bu sesleri tek tek önem sırasına koyar ve sadece gerçekten gerekli olanlara tepki verir. Horlama ise beynin gözünde genellikle “önemsiz” olarak etiketlenen bir sestir.
Beynimiz gün içinde ve gece boyunca filtreleme işi yapar. Aksi halde her küçük seste uyanır, her gürültüde irkilirdik ve asla kaliteli uyuyamazdık
İşte bu yüzden beynin “talamus” adı verilen bölgesi, gelen sesleri kontrol eder ve hangisinin önemli, hangisinin önemsiz olduğuna karar verir. Bir çığlık, bir patlama ya da bebeğin ağlaması gibi sesler “tehlike olabilir” diye algılanır ve bizi uyandırır. Ama horlama gibi düzenli, tekrar eden ve tanıdık bir ses, bu filtreden geçemez. Çünkü beyin onu bir tehdit olarak görmez.
Burada devreye giren en önemli kavramlardan biri alışma, yani bilimsel adıyla habituasyondur. Beyin, sürekli tekrar eden uyaranlara zamanla alışır. Mesela ilk taşındığınızda evdeki buzdolabının çıkardığı sesi fark edersiniz ama birkaç gün sonra onu duymamaya başlarsınız
Horlama da aynen böyle çalışır. Horlayan kişi, her gece aynı sesi çıkardığı için beyin bu sesi artık “arka plan gürültüsü” olarak kaydeder. Var olduğunu bilir ama önemsemez. Bu yüzden kişi kendi horlamasıyla uyanmazken, yanında yatan biri için bu ses neredeyse işkenceye dönüşebilir.
Uyku derinliği de bu işin bir parçasıdır. Özellikle derin uyku evresindeyken beynimiz dış dünyaya karşı daha kapalı hale gelir. Bu evredeyken bizi uyandırmak çok daha zordur. Horlama da genellikle tam bu derin uyku sırasında ortaya çıkar. Yani kişi hem beynin seslere karşı daha kapalı olduğu bir evrededir, hem de beyninizin “önemsiz” olarak sınıflandırdığı bir sesi çıkarıyordur. Bu ikisi birleşince, horlamanın kişinin kendi uykusunu bölmemesi oldukça normal hale gelir.
Ama bazı durumlarda horlama kişinin uyanmasına yol açabilir. Özellikle uyku apnesi olan insanlarda horlama, nefesin kısa süreli durmasıyla birlikte görülür
Bu durumda kandaki oksijen seviyesi düşer ve beyin bunu bir tehlike olarak algılar. Sonuçta kişi çok kısa bir anlığına uyanır ve tekrar nefes almaya başlar. Fakat bu uyanmalar o kadar kısadır ki, kişi sabah kalktığında bunları hatırlamaz. Yine de bu durum uyku kalitesini ciddi şekilde bozar ve kişinin gün boyu yorgun hissetmesine neden olur.
Beynin seslere nasıl tepki verdiği sadece sesin yüksekliğiyle ilgili değildir, aynı zamanda anlamıyla da ilgilidir. Örneğin derin uykudayken bile biri adınızı söylediğinde uyanma ihtimaliniz çok yüksektir. Çünkü beyniniz sizin adınızı “önemli bilgi” olarak tanır. Oysa horlama, içinde bir mesaj taşımayan, sadece mekanik bir sestir. Beyin için bu ses “bir şey yapmam gerekiyor” anlamına gelmez. Bu yüzden de alarm gibi çalışmaz.
İşin ilginç yanı, horlamanın frekansı da beyni daha az rahatsız edecek şekildedir. İnsan beyni konuşma seslerinin olduğu frekans aralığına daha duyarlıdır. Horlama ise genellikle daha düşük, boğuk ve tekdüze bir sestir. Bu da onun uyandırıcı etkisini daha da azaltır. Yani horlama hem içerik olarak anlamsızdır hem de beyin için daha az dikkat çekici bir frekansta gerçekleşir.
Bir insan uyurken bazı ses dalgalarını hâlâ işitebilir. Bu ses dalgaları beyne ulaşır ve burada bir değerlendirmeye tabi tutulur. Eğer tehlikeli bir durum varsa hemen uyanırız ancak beyin önemsiz şeyleri adeta filtreler
Sonuç olarak, insanlar kendi horlamasına neden uyanmaz sorusunun cevabı, beynin sesleri filtreleme, habituasyon mekanizması, uyku evrelerinin farklılıkları ve sesin bağlamsal önemi gibi birçok faktörde yatar. Horlama sesi, düşük tehlike sinyali, ritmik ve sürekli tekrar eden yapısı ve uyku sırasında beynin artan uyku eşiği sayesinde çoğu zaman kişinin farkında olmadan duyduğu ama uyanmasına neden olmayan bir ses haline gelir. Bu durum genellikle zararsızdır, ancak uyku apnesi gibi daha ciddi durumlarda uyku kalitesi etkilenebilir ve kısa uyanmalar görülebilir. Bu yüzden horlama, beynin sesleri nasıl işlediğini anlamak açısından oldukça ilginç bir pencere sağlar.