İtfaiyecilerin yangın söndürmekle değil kitap yakmakla görevlendirildiği bir dünya düşünün… Kabul edelim kimsenin böyle korkunç bir gelecek hayali yoktur. Ray Bradbury’nin kaleme aldığı bu bilim kurgu şaheseri, kitap bulundurmanın yasak olduğu bir geleceği anlatıyor. Fahrenheit 451, ilk defa 1951 yılında yayımlandı ve hızla tüm dünyada ün kazandı.
Kitabın yazarı Ray Bradbury sadece bilim kurgu türünün değil fantastik ve korku edebiyatının da yirminci yüzyıldaki en büyük isimlerinden biri. Öyle ki bilim kurgu türünün edebiyat içindeki yerini sağlamlaştıran yazar desek hiç de abartmış olmayız. Distopya edebiyatının dört temel eserlerinden biri olarak kabul edilen Fahrenheit 451, zekice bir kurgusal düzlemde ilerliyor.
Totaliter rejimlerin yaşattığı dehşeti ve devlet sansürünü çarpıcı bir şekilde anlatan bu kitap, bilim kurgu, distopya ve korku olarak sınıflandırılıyor. Fahrenheit 451 özet ve konusuna geçmeden önce Fahrenheit 451’in kitap kağıdının tutuşma sıcaklığını gösteren derece olduğunu da belirtelim. Şimdi hazırsanız vakit kaybetmeden Fahrenheit 451 kitap analizi yazımıza başlayalım.
Fahrenheit 451 konusu nedir?
Bir itfaiye eri olan Guy Montag, işini severek yapmaktadır. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar yok olmak üzeredir. Çünkü Montag gibi birçok itfaiye eri yangın söndürmek yerine kitaplıkları ateşe veriyordur. Montag yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamaz. Hayatını ve işini seviyordur. Eşi Mildred ile birlikte tüm gününü televizyonla kaplı odalarında geçirir. Ancak yeni komşusu Clarisse ile tanışmasıyla tüm hayatı değişecektir. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık yaşadığı hayatı sorgulamaya başlayacaktır. Kitabı detaylı incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.