Ana sayfa » Tarih » Orta Çağ’da Birçok Soylunun Dışkıda Boğularak Öldüğü Erfurt Tuvalet Felaketi Nedir?
Orta Çağ’da Birçok Soylunun Dışkıda Boğularak Öldüğü Erfurt Tuvalet Felaketi Nedir?
Tarih bize savaşlar, entrikalar ve ihtişamlı taç giyme törenleriyle dolu sayfalar sunar. Ancak bazen, beklenmedik bir şekilde, tamamen farklı türden olaylar kayıtlara geçer.
Tarih sayfaları genellikle savaşlar, entrikalar ve büyük siyasi hamlelerle doludur. Ancak bazen tarihe geçen olaylar, insanı şaşırtan tuhaf ayrıntılarla anılır. Erfurt tuvalet felaketi de tam olarak bu tür olaylardan biridir. Orta Çağ Avrupası’nın en güçlü isimlerinin bir araya geldiği ciddi bir siyasi toplantının, son derece sıra dışı ve ürkütücü bir şekilde sona ermesi, bu olayı tarihin unutulmaz felaketlerinden biri haline getirmiştir. Kutsal Roma İmparatorluğu’nun dört bir yanından gelen soylular, büyük bir anlaşmazlığı çözmek amacıyla toplandıklarında, kimse toplantının lağım çukurunda biteceğini tahmin etmiyordu. Peki o gün tam olarak ne olmuştu?
Erfurt tuvalet felaketi nerede gerçekleşti?
1184 yılının Temmuz ayında Erfurt, Kutsal Roma İmparatorluğu açısından son derece kritik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Dönemin Erfurt yöneticisi ve ilerleyen yıllarda imparatorluk tacını giyecek olan Hohenstaufen hanedanına mensup Kral VI. Henry, gayri resmi bir meclis niteliği taşıyan Hoftag toplantısını burada topladı. Görüşmenin, Erfurt’ta yer alan Petersberg kalesi sınırları içinde bulunan eski bir kilisede yapıldığı düşünülmektedir.
Toplantının temel amacı, Mainz Başpiskoposu Conrad von Wittelsbach ile Thüringen Landgrafı III. Ludwig arasında süregelen ciddi anlaşmazlığı sona erdirmekti. Bu çekişmenin kesin sebebi tarih kayıtlarında net şekilde yer almasa da, dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda toprak ve nüfuz mücadelelerinin başlıca etken olduğu anlaşılmaktadır. Kutsal Roma İmparatorluğu, o dönemde birbirleriyle sürekli gerilim yaşayan piskoposluklar, prenslikler ve şehir devletlerinden oluşuyordu. Kral Henry, imparatorluk içindeki dengeleri korumak ve siyasi istikrarı sağlamak adına, birçok aristokratı ve üst düzey yöneticiyi bu toplantıya davet etti.
Hoftag toplantısı 26 Temmuz sabahı başladı. Delegelerin büyük bölümü bir gün önceden Erfurt’a ulaşmıştı ve kilise binası, kısa sürede imparatorluğun en etkili isimleriyle doldu. Ancak bu yoğun katılım, binanın taşıyıcı yapısı açısından ölümcül bir yük anlamına geliyordu. Kilisenin eski ve ahşap zemini, soyluların ortak ağırlığına daha fazla dayanamadı ve aniden çöktü.
Zeminle birlikte alt kata düşen aristokratlar, kendilerini binanın altında bulunan lağım çukurunun içinde buldu. Orta Çağ’da tuvalet sistemleri son derece ilkel şekilde inşa ediliyordu. Atıklar genellikle büyük çukurlarda biriktiriliyor, bu alanlar neredeyse hiç denetlenmiyordu. Erfurt’taki yapı da bu ilkel düzenin tehlikelerini acı bir biçimde gözler önüne serdi. Çöken zemin, sadece fiziksel bir yıkım yaratmakla kalmadı, ölümcül bir tuzağın kapılarını açtı.
Felaket sırasında yaşananlar, hem trajik hem de sarsıcıydı. Tahminlere göre 60 ila 100 arasında soylu hayatını kaybetti
Bazıları çöken ahşap kirişlerin altında kalarak ağır şekilde yaralandı ve olay yerinde can verdi. Bazıları lağım çukurunun yoğun ve akışkan içeriği içinde nefessiz kaldı. Diğerleri ise çürüyen atıkların yaydığı zehirli gazlardan etkilenerek yaşamını yitirdi.
Bu olay, Orta Çağ Avrupası’nda hijyenin ne kadar geri planda olduğunu çarpıcı bir şekilde göstermişti. Günümüz standartlarına göre son derece tehlikeli olan bu altyapılar, dönemin insanları için sıradan kabul ediliyordu. Erfurt’ta yaşananlar, sıradan görülen bu yapıların aslında ne kadar büyük riskler barındırdığını acı bir biçimde ortaya koydu. En güçlü aristokratların bile bu tür tehlikeler karşısında savunmasız kalması, felaketin etkisini daha da derinleştirdi diyebiliriz.
Bunca can kaybına rağmen, olayın merkezinde yer alan bazı önemli isimlerin hayatta kalması tarihçilerin dikkatini çeken bir ayrıntı olmuştu
Kral VI. Henry ve Mainz Başpiskoposu Conrad von Wittelsbach, düşüş sırasında demir pencere korkuluklarına tutunarak lağım çukuruna sürüklenmekten kurtuldu. Bu sayede felaketi ağır yaralar almadan atlattılar. Özellikle Kral Henry’nin kurtuluşu, Avrupa tarihi açısından büyük önem taşır. O gün hayatta kalması, ilerleyen yıllarda imparatorluk siyasetinde belirleyici bir rol üstlenmesini sağladı. Eğer Erfurt’ta yaşamını yitirmiş olsaydı, Kutsal Roma İmparatorluğu’nun siyasi yönü tamamen farklı bir çizgiye evrilebilirdi.
Bu korkunç olay, Kral Henry’nin yükselişini durdurmadı. Aksine, sonraki yıllarda gücünü artırarak 1191 yılında Kutsal Roma İmparatoru unvanını aldı. 1197 yılında Alman Haçlı Seferi’ne öncülük etti, İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard’ı esir aldı ve hâkimiyet alanını Sicilya’yı da kapsayacak şekilde genişletti. Erfurt’ta yaşananlardan sağ çıkması, Avrupa siyasetinde derin etkiler bırakan bir saltanatın önünü açtı.
Toplantının asıl amacı olan iki soylu arasındaki anlaşmazlık ise, yaşanan şok edici gelişmelerin ardından tamamen gündemden düştü. Ludwig III ile Başpiskopos Conrad arasındaki husumetin nasıl devam ettiği konusunda kesin bilgiler bulunmuyor. Ancak felaketin yarattığı travmanın, barış arayışını geri plana ittiği düşünülmektedir.
Erfurt tuvalet felaketi neden hâlâ hatırlanıyor?
Erfurt tuvalet felaketi, adının çağrıştırdığı tuhaflık nedeniyle yüzyıllar boyunca unutulmadı. Orta Çağ Avrupası’nın en ürkütücü ve aynı zamanda kara mizah barındıran olaylarından biri olarak anılmaya devam etti. Bugün ise bu olay, tarihin sadece büyük savaşlar ve krallıklarla şekillenmediğini hatırlatıyor. Beklenmedik kazalar ve sıradan görünen ihmaller, en güçlü insanları bile bir anda savunmasız bırakabiliyor. Erfurt’ta yaşananlar, geçmişten günümüze uzanan ibretlik bir örnek olarak, tarihin en sıra dışı felaketleri arasında yerini koruyor.