Ana sayfa » Seyahat » Apartmana Taşınan Herkesi Kanser Hastası Yapan Ukrayna’daki 7 Numaralı Binanın Gizemi
Apartmana Taşınan Herkesi Kanser Hastası Yapan Ukrayna’daki 7 Numaralı Binanın Gizemi
1980 yılında Ukrayna'nın Kramatorsk kentinde yükselen 7 numaralı lüks apartman, dönemin en gözde projelerinden biriydi. Ancak bu duvarlar, belki de büyük bir gizem barındırıyordu.
Bazı şehir hikâyeleri vardır, kulaktan kulağa yayılır, zamanla efsaneye dönüşür. Ancak bazıları vardır ki belgelerle, ölçümlerle ve resmi raporlarla sabittir. Ukrayna’nın doğusundaki sanayi kenti Kramatorsk’ta bulunan ve bir dönem Gvardeytsiv Kantemirovtsiv Caddesi, bugün ise Mariyi Pryimachenko Caddesi olarak bilinen sokaktaki 7 numaralı apartman, işte tam da böyle bir hikâyeye sahiptir. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir Sovyet dönemi konut bloğu gibi görünen bu yapı, 1980’li yıllarda yaşanan ardı ardına vakalar nedeniyle uzun süre şehirde korkuyla anılmıştır. Şimdi 7 numaralı binanın nasıl modern bir konut hayalinden trajik bir sağlık skandalına dönüştüğünü, radyasyonun nasıl fark edildiğini ve olayın nasıl çözüldüğünü inceleyeceğiz. İşte kanser yapan 7 numaralı bina ve arkasındaki gizem…
7 numaralı bina, bulunduğu caddede inşa edilen son yapılardan biriydi. Dönemine göre oldukça konforlu sayılabilecek özelliklere sahipti
Asansör bulunması ve merkezi sıcak su sistemine sahip olması, o yılların Sovyet apartmanları için önemli bir ayrıcalıktı. Yeni taşınan aileler için burası adeta şehirdeki en gözde dairelerden biriydi. 1980 yılında ilk aile eve yerleştiğinde, hayatlarının en güzel dönemlerinden birine adım attıklarını düşünüyordu. Geniş odalar, düzenli planlanmış bir iç mekân ve modern sayılabilecek altyapı… Her şey umut vericiydi. Ancak taşınmadan kısa süre sonra yaşanan gelişmeler, bu umut dolu başlangıcı karanlık bir sürece dönüştürdü.
Eve yerleşmelerinden yaklaşık bir yıl sonra, ailenin 18 yaşındaki kızına lösemi teşhisi kondu. Hastalık hızla ilerledi ve genç kız birkaç ay içinde hayatını kaybetti. Aile henüz bu acıyla baş etmeye çalışırken, 16 yaşındaki oğulları da aynı teşhisle hastaneye kaldırıldı. Kısa süre sonra o da yaşamını yitirdi. Ardından anneye konan teşhisle birlikte aile üçüncü kaybını verdi. Art arda gelen bu ölümler, doğal olarak evin uğursuz olduğu yönünde söylentilerin çıkmasına neden oldu.
Ailedeki 3 kişinin kanser nedeniyle ölmesinin ardından doktorlar hastalığı genetik faktörlerle açıklamayı tercih etti
Ailenin yaşadığı kayıplar resmi kayıtlarda kalıtımsal bir sorun olarak değerlendirildi. Evle ilgili herhangi bir teknik inceleme yapılmadı. Aile kısa süre içinde taşındı ve daire başka bir aileye tahsis edildi. Yıllar geçti, hayat normal akışına döndü gibi görünüyordu. Ancak 1987 yılında benzer bir tablo yeniden ortaya çıktı. Bu kez dairede yaşayan başka bir ailenin ergenlik çağındaki oğlu lösemi nedeniyle yaşamını kaybetti. Küçük kardeşi ise ağır durumda hastanede tedavi altına alındı. İki farklı ailede benzer yaş grubundaki çocukların aynı hastalığa yakalanması, artık tesadüf olarak açıklanamayacak bir durumdu.
Acılı baba, yetkililere başvurarak kapsamlı bir soruşturma başlatılmasını talep etti. Başlangıçta bu talep yeterince ciddiye alınmadı. Ancak artan kamu baskısı ve benzer vakaların tekrarlanması üzerine nihayet bir araştırma ekibi görevlendirildi. Olayın seyrini değiştiren adım ise iki yıl sonra atıldı.
Yetkililer, iki yıl süren ısrarların ardından daireye bir dozimetre ile ölçüm yapacak ekip gönderdi
Kanser yapan bina ve çevresinde yapılan ölçümlerde normal seviyelerin çok üzerinde radyasyon tespit edildi. Özellikle çocukların uyuduğu odada değerler dikkat çekiciydi. Bu durum, hastalık vakalarının mekânsal bir kaynağı olabileceğini düşündürdü. Detaylı incelemeler sonucunda radyasyonun duvarlardan yayıldığı belirlendi. Bunun üzerine bina sakinleri hızla tahliye edildi ve ilgili duvar bölümü söküldü. Çıkarılan beton parçası, analiz edilmek üzere Kiev Nükleer Araştırma Enstitüsü’ne gönderildi.
Laboratuvar incelemeleri çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Betonun içinde, yüksek derecede radyoaktif Sezyum 137 içeren küçük bir kapsül bulunuyordu. Bu madde genellikle ölçüm cihazlarının kalibrasyonunda kullanılan güçlü bir radyasyon kaynağıydı. Böylesine yoğun bir kaynağın konut duvarında yer alması, yıllar süren maruziyeti açıklıyordu.
Sezyum 137 içeren kapsülün üzerindeki seri numarası sayesinde yapılan araştırmalar, kaynağın izini sürmeyi mümkün kıldı
1970’lerin sonuna gelindiğinde, Sovyetler Birliği 1980 yılında düzenlenecek olan 1980 Moskova Olimpiyatları için adeta şantiyeye dönmüştü. Yeni tesisler, konutlar ve altyapı projeleri için ülke genelinde yoğun bir yapılaşma süreci başlatılmıştı. Bu hareketlilikten Donetsk Oblast’taki taş ocakları da payını aldı, artan malzeme ihtiyacını karşılamak için üretim neredeyse aralıksız sürdürülüyordu.Tam da bu yoğunluk içinde, ocakta kullanılan ölçüm ekipmanlarından biri ortadan kayboldu.
Söz konusu cihaz, çıkarılan malzemenin yoğunluğunu belirlemek amacıyla kullanılan ve içinde sezyum-137 barındıran bir radyasyon kaynağına sahipti. Günlük koşturma ve üretim baskısı arasında fark edilmeyen bu kayıp, ileride çok daha ciddi sonuçlara yol açacak bir zincirin ilk halkasıydı.
Bu radyoaktif kapsülün, apartmanın yapımı için çakıl çıkarılan bir taş ocağında kaybolduğu belirlendi. Muhtemelen fark edilmeden inşaat malzemeleriyle birlikte karışmış ve beton üretim sürecine dahil olmuştu. Talihsiz bir şekilde kapsül, 85 ve 52 numaralı daireler arasındaki duvarın içine yerleşmişti. Üstelik konumu, çocukların yataklarına oldukça yakındı. Uzun süreli ve yoğun maruziyet sonucunda dört kişi yaşamını yitirdi.
Bugün 7 numaralı binaya ne oldu?
Sonraki taramalarda on yedi kişinin daha farklı dozlarda radyasyona maruz kaldığı tespit edildi ve bu kişilere uygun tedavi ve takip programları uygulandı. Olay, Sovyet döneminde inşaat güvenliği ve radyoaktif materyal takibi konularında önemli bir uyarı niteliği taşıdı. Yaşananların ardından gerekli temizlik ve güvenlik çalışmaları yapıldı. Radyoaktif kaynağın çıkarılmasıyla birlikte ölçümler tekrarlandı ve seviyelerin doğal aralığa döndüğü belirlendi. Geçmişte kanser yapan 7 numaralı bina günümüzde hâlâ ayakta. İnsanlar dairelerde yaşamlarını sürdürüyor.