Kış mevsimi söz konusu olduğunda hepimizin zihninde yer etmiş bazı “kesin bilgiler” vardır. Peki soğuk havalar hakkında yanlış bidiklerimiz neler? Soğukta dışarı çıkarsak hasta oluruz, başımız açık kalırsa bütün ısımızı kaybederiz, kar sadece sıfırın altında yağar ya da hayvanlar yaklaşan fırtınayı bizden önce hisseder… Bu cümlelerin birçoğu çocukluğumuzdan beri duyduğumuz, hatta çoğu zaman sorgulamadan kabul ettiğimiz bilgiler. Ancak geleneksel inanışlarla bilimsel gerçekler her zaman örtüşmüyor.
Özellikle kış aylarında sosyal medyada ve gündelik sohbetlerde bu tür “kesin doğru” gibi aktarılan bilgiler daha da yaygınlaşıyor. Oysa meteoroloji, fizik ve tıp alanındaki araştırmalar; soğuk hava, buz, kar ve insan vücudu arasındaki ilişkiyi çok daha detaylı biçimde açıklıyor. Bazı inanışların küçük bir doğruluk payı varken, bazıları ise tamamen yanlış yorumlara dayanıyor. Bilimsel veriler ışığında baktığımızda, kışa dair pek çok ezberin yeniden yazılması gerekiyor. Bu içerikte, soğuk hava ve kış mevsimi hakkında yıllardır doğru sandığımız en yaygın 10 yanılgıyı ele alıyoruz. Her bir başlığın altında, iddianın nereden geldiğini ve bilimsel gerçeklerin ne söylediğini detaylı şekilde bulacaksınız. Hazırsanız, soğuk havalar hakkında yanlış bilinen şeyler nelermiş birlikte bakalım.
1. Soğuk hava hastalığa yol açar
Soğuk havada üşütmenin doğrudan hastalığa neden olduğu düşüncesi neredeyse evrensel bir inanış. Oysa grip ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıkların temel nedeni virüslerdir, düşük sıcaklık değil. Soğuk hava tek başına bir virüs üretmez ya da enfeksiyon yaratmaz. Ancak kış aylarında insanların daha fazla kapalı alanlarda vakit geçirmesi, havalandırmanın azalması ve kalabalık ortamlarda daha uzun süre bulunulması virüslerin yayılmasını kolaylaştırır.
Ayrıca bazı virüslerin düşük sıcaklıklarda daha dayanıklı olabildiğine dair bulgular vardır. Yani soğuk hava dolaylı bir etki yaratabilir; fakat “üşüdüm, o yüzden hasta oldum” cümlesi bilimsel olarak eksiktir. Asıl etken mikroorganizmalardır.
2. İnekler kar yağacağını anlayınca yatmaya başlar
Kırsal bölgelerde sıkça dile getirilen bu inanışa göre inekler yaklaşan yağış ya da fırtınayı önceden hisseder ve yere yatar. Bu gözlem yıllardır “doğal hava tahmini” gibi aktarılır. Ancak bilimsel olarak ineklerin yağışı önceden haber verecek şekilde sistematik bir davranış sergilediğine dair güçlü kanıt yoktur.
İnekler gün içinde dinlenmek, geviş getirmek veya rahat bir pozisyon almak için zaten sık sık yere yatar. Bu davranışı yaklaşan kar yağışıyla ilişkilendirmek, büyük ölçüde tesadüfi gözlemlere dayanır. Yani ineklerin yatması, gökyüzünden karın geleceğine dair güvenilir bir işaret değildir.
3. Tuz buzu eritir
Kışın yollara tuz dökülmesinin nedeni genellikle “tuz buzu eritir” şeklinde açıklanır. Teknik olarak ise durum biraz daha farklıdır. Tuz, suyun donma noktasını düşürür. Buna “donma noktası düşmesi” denir. Tuzlu su, saf suya göre daha düşük sıcaklıkta donar. Bu nedenle tuz, buzun çözülmesini hızlandırabilir; fakat yaptığı şey aktif olarak ısı üretmek ya da buzu eritmek değildir. Fiziksel olarak suyun faz değişim sıcaklığını değiştirir. Bu detay, basit görünen bir uygulamanın arkasındaki bilimsel mekanizmayı anlamak açısından önemlidir.
4. Tipi sadece yoğun kar yağışıdır
Soğuk havalar hakkında yanlış bilinenler listemize devam ediyoruz. Birçok kişi tipi kavramını sadece çok yoğun kar yağışı olarak düşünür. Oysa meteorolojik olarak bir hava olayının tipi sayılabilmesi için yalnızca kar yağması yetmez. Aynı zamanda belirli bir hızın üzerinde rüzgar ve görüş mesafesinde ciddi azalma gerekir.
Yani gökyüzünden bol miktarda kar yağıyor olması tek başına bir tipi anlamına gelmez. Rüzgarın şiddeti ve görüş mesafesi gibi kriterler bu sınıflandırmada belirleyicidir. Bu ayrım, hava olaylarının teknik tanımlarını doğru anlamak açısından önemlidir.
5. Kar sadece hava 0°C’nin altına düştüğünde yağar
Karın yalnızca sıfır derecenin altında yağabileceği düşüncesi oldukça yaygındır. Ancak atmosferdeki sıcaklık dağılımı ve yer seviyesindeki koşullar her zaman aynı değildir. Kar taneleri atmosferin daha soğuk katmanlarında oluşur ve yere doğru düşerken farklı sıcaklık katmanlarından geçer.
Yer seviyesi sıcaklığı 0°C’nin biraz üzerinde olsa bile, kar taneleri tamamen erimeden yere ulaşabilir. Bu nedenle kar yağışı için kesin bir “mutlak donma derecesi” sınırı yoktur. Hava olayları, tek bir sıcaklık değerinden çok daha karmaşık süreçlerle belirlenir.
6. Su sadece 0°C’de donar
Okulda öğrendiğimiz temel bilgi suyun 0°C’de donduğudur. Bu ifade normal atmosfer basıncı ve saf su için genel bir kuraldır. Ancak doğada ve laboratuvar ortamında durum daha karmaşık olabilir. Su, uygun koşullar altında 0°C’nin altında da sıvı halde kalabilir; buna “süper soğutulma” denir. Özellikle bulutlardaki küçük su damlacıkları, donma noktalarının altındaki sıcaklıklarda bile sıvı formda bulunabilir. Yani 0°C, her koşulda geçerli katı bir sınır değildir.
7. Susuz kalmamak için kar yemek güvenlidir
Filmlerde ve hayatta kalma hikayelerinde kar yiyerek susuzluğun giderilebileceği sıkça anlatılır. Ancak karın su içeriği düşüktür ve vücudun buzu eritmek için harcadığı enerji, özellikle soğuk ortamlarda ciddi ısı kaybına yol açabilir.
Yoğun şekilde kar tüketmek, vücudun daha fazla enerji harcamasına ve hatta hipotermi riskinin artmasına neden olabilir. Karı eritip sıvı hale getirerek içmek daha güvenlidir; doğrudan kar yemek ideal bir çözüm değildir.
8. Soğuk suya düşmek anında hipotermi yapar
Buz gibi suya düşmenin tehlikeli olduğu doğru; ancak çoğu insan bunun birkaç dakika içinde kesin hipotermiye yol açtığını düşünür. Gerçekte ilk aşamada yaşanan şey “soğuk şok tepkisi”dir. Nefes kontrolünün zorlaşması ve ani panik hali bu aşamada görülür.
Hipoterminin gelişmesi ise genellikle daha uzun zaman alır. Bu da doğru müdahale ve hızlı kurtarma durumunda hayatta kalma şansının sanılandan daha yüksek olabileceğini gösterir.
9. Soğuk havada egzersiz yapmak zararlıdır
Soğukta spor yapmanın akciğerleri “dondurduğu” ya da kalbe zarar verdiği yönündeki inanış da abartılıdır. Uygun kıyafetle ve sağlık durumu elverişli bireyler için soğuk havada egzersiz genellikle güvenlidir.
Soğuk hava solunum yollarında hafif bir rahatsızlık hissi yaratabilir; ancak bu durum çoğu sağlıklı birey için kalıcı bir hasar anlamına gelmez. Asıl risk, aşırı koşullarda ve korumasız kalındığında ortaya çıkar.
10. Kafanız üşürse vücut ısısının %90’ı kaybedilir
Soğuk havalar hakkında yanlış bilinen şeyler listemizin sonuna geldik. “Şapkanı tak yoksa bütün ısın başından gider” cümlesi birçok kişinin çocukluğundan tanıdık. Ancak vücut ısısının %90’ının sadece baştan kaybedildiği iddiası bilimsel olarak desteklenmez.
Isı kaybı, açıkta kalan tüm vücut bölgelerinden gerçekleşir. Baş da bu bölgelerden biridir; fakat oran bu kadar dramatik değildir. Bu inanışın kökeni, askeri deneylerde katılımcıların yalnızca başlarının açık bırakıldığı eski testlere dayanır. Yani koşullar genellenebilir değildir.
Yani kar yağarken atletle dışarı çıkarsak hasta olmuyoruz, öyle mi?