Hepimizin başına gelmiştir: Birine mesaj atarsınız, ekranda beliren üç nokta sizi umutlandırır ama sonra kaybolur. Saatler geçer, hatta gün olur, hâlâ cevap yoktur. O an akla türlü ihtimaller gelir; “Acaba bana kızdı mı?”, “İlgilenmiyor mu?”, “Yoksa görmezden mi geliyor?” Aslında işin perde arkasında çoğu zaman bambaşka nedenler vardır. Mesajlara hemen dönmeyen insanlar, sanıldığının aksine soğuk ya da ilgisiz olmayabilirler. Belki mükemmeliyetçidirler ve size kusursuz bir yanıt vermek için uğraşıyorlardır. Belki günün koşturmacası içinde mesajlar geri plana düşmüştür. Ya da sadece telefonuna bağımlı yaşamayan, anın tadını çıkarmayı bilen bir kişidir. Psikologların yaptığı araştırmalar da gösteriyor ki, bu davranış biçimlerinin ardında dikkat dağınıklığından tükenmişlik hissine, zaman yönetimi sorunlarından kaygıya kadar pek çok farklı psikolojik ve yaşam tarzına dair etken bulunuyor. Yani, geç gelen bir yanıt çoğu zaman bir mesafe değil, karşınızdaki kişinin dünyasında olup bitenlerin sessiz bir yansımasıdır. İşte mesajlara hemen yanıt vermeyen insanların ortak özellikleri…
1. Sınır koymayı biliyorlar
Sürekli bildirim yağmuruna tutulduğumuz bu çağda, “Şimdi cevap vermem şart mı?” sorusunu sorabilmek büyük bir meziyet. Uzmanlara göre bu kişiler, e-postaları, mesajları, hatta iş görüşmelerini bile “şu an bana faydası var mı?” filtresinden geçiriyorlar. Çoğu mesaj ise o anda pek de faydalı olmadığından, uygun bir vakte kadar bekletiliyor. Yani bu bir kayıtsızlık değil; daha çok, hayatın iplerini kendi ellerinde tutma becerisi.
Üstelik bu insanlar, dinlenmeyi bile “işe yarar” bir faaliyet olarak görüyor. Dr. Deborah Vinall, onların bilinçli olarak telefonlarını sessize alıp kenara koyabildiğini söylüyor. Böylece bulunduğu anın tadını çıkarmayı başarıyorlar.
2. Mükemmeliyetçi ruhları var
Bazen karşınızdaki kişi hemen cevap yazmadığında, bu size karşı ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Belki de “yanlış anlaşılır mıyım, eksik mi yazarım?” kaygısıyla yaşıyordur. Uzmanlara göre, her şeyin kusursuz olması gerektiğine inanan insanlar, mesajlarını defalarca düşünüp mükemmel hale getirmek ister. Haliyle cevap gecikir, hatta bazen bu mükemmeliyetçilikten dolayı hiç gönderilmez.
3. Aynı anda çok fazla şeyi yönlendirirler
Bir yandan iş toplantıları, diğer yandan ev işleri, çocuklar, mailler, telefon görüşmeleri… Mesajlarınıza hemen cevap alamamanızın sebebi çoğu zaman budur. Dr. MacBride, özellikle yoğun iş hayatı ve aile hayatını bir arada yürüten insanların bu konuda çok zorlandığını belirtiyor. Gün sonunda onlarca okunmamış mesajın içinde boğulduklarında, “yarın bakarım” deyip erteliyorlar. Ve itiraf edelim, çoğu zaman o yarın bir türlü gelmiyor.
Aşırı çalışan, sürekli hedef peşinde koşan insanlar, farkında olmadan kendilerini tüketiyorlar. Bu kişiler işkolik bir zihniyete kapılarak “daha çok çalışırsam daha çok başarılı olurum” düşüncesinin esiri oluyorlar. Ancak bu yorgunluk içinde mesajlara hızlı yanıt vermek bir lüks haline gelebiliyor.
5. Derin odaklanma yeteneğine sahipler
Bazı insanlar için işlerine ya da anın akışına dalmak, mesajlara cevap vermekten çok daha önemli. Bildirim sesleri dikkatlerini dağıtmasın diye kendilerine sınırlar koyuyorlar. Dr. Vinall’a göre, bu kişiler dışarıdan gelen taleplerden kolay kolay etkilenmeyen, “bir işe başladım mı tam yaparım” diyen tipler. Belki mesajınıza hemen dönmüyorlar ama bir şeye odaklandıklarında tam anlamıyla o işin hakkını veriyorlar.
6. Dikkatleri kolay dağılıyor
Hepimiz zaman zaman yaşamışızdır: Mesaj gelir, açar okursunuz, sonra başka bir şeyle uğraşırken “sonra cevaplarım” dersiniz… ama bir bakmışsınız unutmuşsunuz. İşte bazı insanlar için bu durum kronikleşmiş bir hale gelir. Psikologlar buna “patlamış mısır beyni” diyor: Zihin bir düşünceden diğerine öyle hızlı atlar ki, mesaj arada kaynar gider. Aslında cevap vermek isterler ama akılları çoktan başka bir yere sıçramıştır.
7. Zaman yönetiminde zorlanıyorlar
Bazı insanlar günlük hayatlarını programlı ve disiplinli yaşarken, bazıları için bu işler biraz daha karmaşık olabilir. Uzmanlara göre, günün onları sürüklemesine izin veren kişilerde mesajlara geç cevap verme eğilimi yüksektir. Yani mesajınız, yapılacaklar listesinin en arkasına atılabilir. Bu da size yönelik bir ilgisizlik değil, daha çok onların kendi zaman yönetimindeki zorlanmalarının bir yansımasıdır.
Kaygı, insanların mesajlara nasıl cevap verdiğini de etkileyebilir. Bazıları gelen mesaja hızla dönüş yaparken, bazıları tam tersine ondan kaçma eğilimindedir. Dr. MacBride’a göre, bu kişiler “Bu mesaj uzun bir sohbete dönüşecek ve şu an bununla başa çıkamam” diye düşünerek cevaplamayı erteler. O arada sinir sistemlerini yatıştırmaya çalışırlar.
Ve işin ilginç yanı: Çoğu zaman mesajınızı yanıtlamaz gibi görünürler ama gece yarısı saat 03:32’de bir cevap bırakırlar. Çünkü tüm gece o mesajı düşünüp en sonunda, “tamam, artık yazabilirim” noktasına gelirler.
9. Teknolojiyle araları pek iyi değil
Herkes telefonuna yapışık yaşamıyor. Bazı insanlar hâlâ telefonlarını sadece gerektiğinde kullanan, “kaçırdım mı, ne olmuş yani” diye düşünen kişiler. Bu kişiler zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden uzun süre telefona bakmayabiliyor. Yani “Bunu şimdi görüyorum” dediklerinde gerçekten öyle oluyor.
Daha iyi bir mesajlaşma deneyimi için ipuçları
Mesajlara hızlı cevap vermeyenler kadar, daha bilinçli ve dengeli mesajlaşmak isteyenler için de uzmanların önerileri var:
Sınırlar koyun: Sürekli bildirim yağmuru altında olmak sizi tüketir. Bildirimleri kapatın, telefonu bir süre gözünüzden uzaklaştırın. Hatta iş ve özel hayat mesajlarını ayıracak sınırlar koyabilirsiniz.
Kendinize zaman tanıyın: Duygusal olarak yüklü bir mesaj aldıysanız hemen cevaplamak zorunda değilsiniz. Biraz ara vermek, hatta 24 saat beklemek bazen çok daha sağlıklı bir yanıt vermenizi sağlar. Öfkeyle yazılmış bir mesajdan iyisi, gecikmiş ama sakin bir cevaptır.
Samimi ve ilgi dolu olun: Mesajlaşmanın sadece bilgi alışverişi olmadığını unutmayın. Karşınızdaki kişinin hayatına ilgi gösterin, samimi olun, biraz mizah katın. Gerekirse emojiler, GIF’ler kullanın; duygularınızı daha net hissettirin.
Arayın: Her konu mesajla çözülemez. Konu karmaşık, uzun veya duygusal bir boyuttaysa telefonla aramak çok daha etkili olabilir. Beş mesajda çözülemeyecek bir şeyi beş dakikalık konuşmayla çözebilirsiniz.
Uygun sürede yanıt verin: Anında dönmek zorunda değilsiniz, ama günlerce bekletmek de hoş karşılanmayabilir. Karşınızdaki kişinin değerli hissetmesi için tutarlı ve makul sürelerde dönüş yapmaya özen gösterin.