Musul’dan Adalar İddialarına: Lozan Antlaşması’na Dair Doğru Bilinen Yanlışlar
Lozan Barış Antlaşması hezimet midir, başarı mıdır? Son yıllarda artan tartışmalar ideolojik zeminde yürütülse de tarih bu konuda net bir cevap veriyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tescilleme niteliği taşıyan Lozan Barış Antlaşması, imzalanmasının üzerinden 97. yılı kutlanırken bir süredir olduğu gibi siyasi odakların tartışma konusu olmayı sürdürüyor. İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanan bu anlaşmanın detayları ve hakkındaki iddialar günümüz politik arenasında popüler birer dedikoduya, efsaneye dönüşmüş durumda. Ne idi bu dedikodular, efsaneler? Hatırladınız, değil mi?
Lozan Barış Antlaşması’na uzanan karanlık yol

Genel hatlarıyla Lozan Barış Antlaşması

Nitekim, yazımız Lozan Barış Antlaşması ile ilgili bilinen yanlışlar ve bazı anekdotlar içereceğinden ilgili anlaşmayla ilgili diğer detaylara ve akademik metinlere “kaynak” bölümündeki linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Lozan hakkında ortaya atılan iddialar: “100 yıllık süresi var”

Buna dair açıklamalarıyla savını güçlendiren tarihçiler, bu yalanın ortaya atılmasının temelinde ideolojik dayanaklar olduğu konusunda hemfikir.
“Konjönktüre” dikkat çeken Prof. Dr. İlber Ortaylı ise bu konuya dair bir not düşüyor ve “kimse (taraflar) itiraz etmediği müddetçe bu anlaşmanın bir süresinin olduğunun iddia edilemeyeceğini” vurguluyor.
Lozan hakkında ortaya atılan iddialar: “Gizli maddeler var!”

Ama uydurduklarım da bir şey mi? Bunlar ‘Lozan zafer değil, hezimettir’ diye geveleyenlerin daldıkları rüyada saçmaladıklarının ve etraflarını sarmış birkaç zavallıyı da ikna ettikleri palavralarının yanında zemzemle yıkanmış gibi kalır!” ifadelerini kullanıyor.
Taha Akyol ise 30 Ağustos 2016’da Hürriyet’te yayımlanan yazısında söz konusu iddianın doğru olmadığını belirterek şu sözleri sarf ediyor:
…”Varlığımızın temeli olan Lozan’ın değerini anlayalım bari.”
Lozan hakkında ortaya atılan iddialar: “Adalar kaybedildi”

Ege Adaları ise farklı anlaşmalarla Yunanistan’a bırakılmış ancak Osmanlı Devleti’nin o dönemde yönetiminde olan Padişah V. Mehmet Reşad ve İttihat ve Terakki Hükümeti bu kararı tanımadığını belirtmekle birlikte ilgili taraflara bir nota verirler ancak sonuç itibariyle Ege Adaları Yunanistan’da kalır.
Tarihçi Sinan Meydan ise “12 Ada ve Ege Adaları’nın Lozan’da kaybedilmediğinin altını çiziyor.
Lozan hakkında ortaya atılan iddialar: “Musul Lozan’da kaybedildi”

Lozan hakkında ortaya atılan iddialar: “Hatay kaybedildi”

Görüşmeler sürerken tarihe not düşülen suikast planı: İsmet İnönü namlunun ucundadır
İsmet (İnönü) Paşa’nın Lozan’da bulunacak heyetin başkanı olarak hedefte olduğunu başta bizzat Mustafa Kemal imzalı telgraflar olmak üzere Rauf Orbay ve Fevzi Çakmak gibi Türk yetkililerinin istihbarat notlarında yer alıyor. Çünkü sonrasında Yunan kuvvetlerinin yanına geçerek Atatürk’e de suikastlar düzenleyen Çerkez Ethem ve Ermeni terör örgütlerine mensup teröristler bölgede cirit atıyor. O günlerde Talat Paşa, Sait Halim Paşa ve Cemal Paşa’nın yurt dışındaki suikastlerle şehit edilmesinin yanında Sovyet Rusya’nın delegesinin de otel lobisinde öldürülmesi bu tip girişimlerin ne kadar olağan olduğunu gösteriyor.
Çeşitli yazışmalarla ortaya konulan istihbarat rapolarının ardından durumun ciddiyetini fark eden İsviçre makamları ve Lozan Emniyet Müdürü, İsmet Paşa’nın koruma sayısını artırıyor ve güvenlik çemberini güçlendirmeye çalışıyordu ancak Lozan şehrinde, önünde Türk Bayrağı’nın olduğu otomobille dolaşmaktan vazgeçmeyen İnönü, bir anlamda açık hedef olma konusunda ısrar ediyordu. İsviçreli yetkililer bayrağın arabadan indirilmesini güvenlik için gerekli gördüklerinde Paşa’dan aldıkları cevap tarihe not düşülüyordu; “Bir İsmet Paşa ölür, yerine başka biri gelir, göreve devam eder ve bu bayrak inmez…”
Lozan’a gitmesi için ilk düşünülen isimlerden Rauf (Orbay) Bey neden Ankara’da kaldı?
Hamidiye Kahramanı Rauf Bey, Mondros Limanı’nda Agamemnon ismini taşıyan gemide imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’nda rol almıştı. Bu nedenle sicili istenilen ölçüde olmayan Rauf Bey güven sorunuyla karşı karşıya kalmıştı. Mustafa Kemal Paşa, bu durumu açık açık belirtmiş ve Mudanya Mütarekesi’nde gösterdiği diplomatik gayretle İsmet İnönü’yü uygun bulmuştu.
Müttefikler ısrarcı olduğunda Mustafa Kemal’in gecikmeyen bazı karşı hamleleri

İlk toplantının kararlaştırıldığı tarihlerde Ankara’nın üzerindeki baskıyı artırmak ve bu sayede Sevr’in daha yumuşatılmış halini imzalatmayı hayal eden İtilaf Devletleri, toplantı için hem İstanbul’a hem de Ankara’ya davet gönderdi. Mustafa Kemal ise şartların olgunlaştığını görerek çift kafalılıktan kurtulmak adına 3 Kasım 1922 tarihinde Saltanat’ın geçmişe gömülmesini sağladı.
Öte yandan toplantılarda İngiltere ve Türkiye arasındaki sürtüşmeler ciddi gerginliğe evrilince görüşmelere ara verildi. Bu sırada Atatürk ise Cumhuriyet’in tepkisini göstermek adına İzmir İktisat Kongresi’ni topladı ve Fransız gemilerinin kara sularımızdan çıkmasını sağlayarak büyük bir gözdağı verdi.



















