Ana sayfa » Gündem » İstismar Adası Olarak Bilinen Epstein Adası Nedir? Son Epstein Belgelerinde Kimler ve Neler Var?
İstismar Adası Olarak Bilinen Epstein Adası Nedir? Son Epstein Belgelerinde Kimler ve Neler Var?
Son günlerde sosyal medyayı, haber başlıklarını ve hatta arkadaş sohbetlerini ele geçiren bir konu var: Epstein dosyaları. Peki tüm bu gürültünün içinde neler oluyor?
Epstein Adası denildiğinde akla yalnızca tropik bir tatil noktası gelmiyor. Yıllardır dünya kamuoyunun zihnini meşgul eden bu ada, güç, para ve karanlık ilişkiler ağının sembolü hâline gelmiş durumda. ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan son belgelerle birlikte bu ağ bir kez daha gündemin merkezine oturdu. Kongrenin baskısıyla açıklanan milyonlarca sayfa doküman, yüzlerce fotoğraf ve binlerce video, yalnızca Jeffrey Epstein’ın suçlarını ve onun çevresinde şekillenen devasa ilişki ağını da gözler önüne seriyor. Belgeler incelendikçe isimlerin çeşitliliği, bağlantıların karmaşıklığı ve hâlâ gizli tutulan sayfaların çokluğu dikkat çekiyor.
Jeffrey Epstein kimdir ve Epstein Adası nedir?
Jeffrey Epstein’ın Karayipler’de bulunan özel adası, yıllar boyunca ultra zenginlerin ve seçkin davetlilerin uğrak noktası olarak biliniyordu. Ancak Epstein Adası zamanla iddiaların, tanıklıkların ve soruşturmaların merkezine dönüştü. ABD Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından çıkarılan yasal düzenleme sonrası Epstein dosyalarının ilk bölümünü kamuoyuna açtı. Yayınlanan belgeler arasında soruşturma raporları, polis tutanakları, fotoğraflar ve video kayıtları yer aldı. Buna rağmen binlerce sayfanın büyük bölümü yoğun şekilde sansürlenmiş durumda.
Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi milletvekilleri, belgelerin tamamının açıklanmamış olmasını yasal sürece aykırı bulduklarını dile getirdi. Bakanlık ise mağdurların güvenliği ve devam eden incelemeler gerekçesiyle sürecin zamana yayıldığını savundu. Açıklanan her yeni dosya, kamuoyunda merak ve tartışmayı daha da artırıyor.
Epstein Adası’nda neler yaşandı?
Epstein Adası, resmi adıyla Little Saint James, yıllar boyunca dışarıdan bakıldığında lüks davetlerin ve ayrıcalıklı tatillerin adresi gibi görünüyordu. Ancak tanık ifadeleri ve soruşturma dosyalarına yansıyan bilgiler, adanın perde arkasında bambaşka bir düzen kurulduğunu ortaya koyuyor.
Mağdur anlatımlarına göre ada, özellikle genç kızların, çocukların ve bebeklerin çeşitli vaatlerle getirildiği, izole yapısı sayesinde dış dünyadan tamamen koparıldığı bir alan hâline gelmişti. Epstein’ın adadaki yaşamı sıkı güvenlik önlemleriyle çevriliydi, özel tekneler, helikopterler ve kontrollü giriş çıkışlar sayesinde kimlerin gelip gittiği çoğu zaman kayıt altına alınmıyordu. Burası ile alakalı pek çok korkutucu iddia mevcut.
Yayınlanan belgelerde en çok konuşulan isimlerden biri eski ABD Başkanı Bill Clinton oldu
Açıklanan fotoğrafların bir kısmında Clinton, Epstein ile birlikte çeşitli ortamlarda görülüyor. Havuzda yüzdüğü kareler ve jakuzi benzeri bir alanda dinlenirken çekilmiş görüntüler dikkat çekti. Bu fotoğrafların 1990’lı yıllar ve 2000’lerin başına ait olduğu belirtiliyor. Epstein’ın istismar mağdurları bugüne kadar Clinton hakkında herhangi bir suçlama yöneltmedi.
Clinton cephesi ise Epstein’ın suç faaliyetlerinden habersiz olunduğunu savunuyor. Sözcüsü Angel Ureña, paylaşılan görüntülerin çok eski olduğunu ve konunun yanlış yönlere çekildiğini ifade etti. Clinton’ın Epstein ile ilişkisinin, suçlar ortaya çıkmadan önce sona erdiği vurgulanıyor. Bu savunmalar kamuoyunda farklı tepkilerle karşılanırken, belgelerde yer alan görseller tartışmayı diri tutmaya devam ediyor.
Belgelerde ABD Başkanı Donald Trump’ın adına da rastlanıyor
Mahkeme kayıtlarında yer alan bir anlatıma göre, 1990’lı yıllarda Florida’daki Mar a Lago tesisinde Epstein tarafından reşit olmayan bir kızın Trump ile tanıştırıldığı iddia ediliyor. Belgede aktarılan bu anlatımda mağdurun kendini rahatsız hissettiği ve yıllar boyunca Epstein tarafından manipüle edildiği öne sürülüyor.
Trump’ın adı, açıklanan binlerce sayfa arasında sınırlı sayıda bölümde yer alıyor, ancak Epstein ile yan yana birçok fotoğraf mevcut. Başkan, Epstein ile geçmişte bir arkadaşlık olduğunu ancak bu ilişkinin 2004 civarında sona erdiğini ifade etmişti. Belgelerin ardından Trump’a yakın sosyal medya hesaplarından Clinton’a ait fotoğrafların paylaşılması da siyasi gerilimi artırdı. Henüz kamuoyuna açıklanmamış çok sayıda belge olduğu da özellikle vurgulanıyor.
Dosyalarda yer alan dikkat çekici görüntülerden biri de Andrew Mountbatten Windsor’a ait
Fotoğraflardan birinde Andrew, yüzleri gizlenmiş kişilerin üzerinde uzanmış halde görülüyor ve arka planda Ghislaine Maxwell yer alıyor. Epstein ile geçmişte kurduğu arkadaşlık nedeniyle uzun süredir kamuoyu baskısı altında olan Andrew, hakkındaki iddiaları defalarca reddetti. Belgelerde yer alan e posta yazışmaları, Epstein ile Buckingham Sarayı’nda özel bir yemek planlandığını da ortaya koyuyor. Ayrıca Epstein’ın, suç kaydı sonrası dönemde dahi Andrew ile temasını sürdürmeye çalıştığı anlaşılıyor. Virginia Giuffre tarafından açılan dava 2022 yılında uzlaşmayla sonuçlandı ve skandalın ardından Andrew’un kraliyet unvanları geri alındı. Belgeler, bu ilişkinin boyutlarına dair yeni soru işaretleri yaratıyor.
Epstein Adası’na başka kimler gitti?
Son belgeler, Epstein dosyalarında şimdiye kadar görülen en geniş ünlü yelpazesini barındırıyor. Michael Jackson, Mick Jagger, Diana Ross ve Chris Tucker gibi isimler, çeşitli fotoğraflarda Epstein ile aynı karede yer alıyor. Fotoğrafların çekildiği yerler, tarihler ve bağlamlar çoğu zaman netlik kazanmıyor. Bazı karelerde Epstein’ın etkinliğe katılıp katılmadığı bile belirsizliğini koruyor.
Örneğin bir fotoğrafta Epstein, Michael Jackson ile yan yana görülürken başka bir karede Jackson, Clinton ve Diana Ross ile küçük bir alanda poz veriyor. Chris Tucker’ın da Clinton ve Ghislaine Maxwell ile farklı ortamlarda görüntülendiği fotoğraflar bulunuyor. Bu isimlerin çoğu konuyla ilgili yorum yapmamayı tercih etti.
Ghislaine Maxwell, Epstein dosyalarının merkezindeki figürlerden biri olarak belgelerde sıkça karşınıza çıkıyor
Yayınlanan fotoğraflardan birinde Maxwell, İngiltere başbakanlık konutu Downing Street önünde tek başına poz verirken görülüyor. Fotoğrafın hangi tarihte çekildiği ve Maxwell’in bu ziyareti hangi amaçla gerçekleştirdiği bilinmiyor. O dönem görevde olan başbakanla bir bağlantı kurulup kurulmadığı da açıklanmış durumda bulunmuyor. Maxwell’in Epstein’ın suç ağı içindeki rolü nedeniyle hüküm giymiş olması, bu tür görüntülerin kamuoyunda daha fazla soru işareti yaratmasına yol açıyor.
Belgelerde yer alan en çarpıcı bölümlerden biri de Epstein’ı ilk ihbar eden kişilerden biri olan sanatçı Maria Farmer’ın anlatımları
Farmer, 1996 yılında FBI’a yaptığı başvuruda Epstein’ın kendisine ait kişisel fotoğrafları izinsiz şekilde aldığını ve bunları satmaya çalıştığını düşündüğünü aktarmıştı. Ayrıca kendisini susturmak amacıyla evini yakmakla tehdit edildiğini de belirtmişti. Dosyalarda ismi gizli tutulsa da Farmer, belgelerde bahsedilen kişinin kendisi olduğunu doğruladı. Yıllar sonra belgelerin gün yüzüne çıkmasıyla haklılığının ortaya çıktığını ve bunun kendisi için bir tür geç gelen adalet duygusu yarattığını ifade etti.
Elon Musk ve Bill Gates gibi isimlerin de adaya gittiği sıklıkla dosyalarda ve hatta fotoğraflarla kanıtlanmış
Yeni yayımlanan belgeler, teknoloji ve finans dünyasına uzanan ilişkileri de ortaya koyuyor. Elon Musk’a ait e posta yazışmalarında Epstein Adası ziyaret planlarının gündeme geldiği görülüyor. Yazışmalarda ulaşım detayları ve seyahat planları konuşulsa da bu ziyaretlerin gerçekleşip gerçekleşmediği netleşmiş durumda bulunmuyor. Musk, Epstein ile sınırlı ve kısa süreli bir temas yaşadığını savunuyor.
Bill Gates cephesinde ise Epstein tarafından kaleme alındığı anlaşılan ve doğrulanmamış iddialar içeren e postalar dikkat çekiyor. Gates, bu iddiaları kesin bir dille reddetti ve Epstein ile ilişkisine dair pişmanlık duyduğunu daha önce dile getirmişti. Belgeler, Epstein’ın yalnızca geçmişin siyasi figürleriyle sınırlı kalmayan, çağın en güçlü aktörleriyle de temas kurduğunu ortaya koyuyor.
Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, yüz binlerce sayfanın hâlâ inceleme aşamasında olduğunu ve ilerleyen haftalarda yeni yayınların olabileceğini belirtti. Belgelerin büyük jüri soruşturmalarına ait kısımları yoğun biçimde karartılmış durumda. Yasa gereği bu sansürlerin gerekçelerinin açıklanması beklenirken, henüz bu konuda net bir adım atılmış görünmüyor. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi milletvekilleri, sürecin yavaş ilerlemesinden duydukları rahatsızlığı açıkça dile getiriyor.