7 Kasım 1917 Ekim devrimi, dünya siyasî tarihinin Fransız İhtilali’nden sonraki en büyük, en önemli ihtilali olarak bilinir. Çürümeye ve yozlaşmaya yüz tutan Çarlık Rusya’sı 19. asırdan itibaren zaten düşmanlarını kazanır ve Avrupa’dan gelen sosyalist düşünceler ışığında devrimci örgütler Rusya’da da kurulmaya başlanır. Dünya tarihinin ilk sosyalist devleti olan Sovyetler Birliği, Ekim Devrimi ve Lenin’in öncülüğü derlememizi içeren başlıca konular. Uzunlamasına bir listeye hazır olun!
1. Devrim öncesinde Rusya’daki durum

Ekim Devrimi’nin evvelinde Rusya özellikle de ekonomi alanında parlak bir durumda değildir. Birinci Dünya Savaşı’nın uzayıp gitmesi ülke ekonomisine bir zarar olarak etki eder. Sadece bu yılın Mayıs ve Temmuz ayında dahi ortalama 440 kadar fabrika kapatılmak zorunda kalır. Git gide büyüyen grevler, şiddetle artan sokak çatışmaları, ordunun bir kısmının da isyancıların tarafında olması gibi etkenler ülkenin yaşadığı krizi de gösterir mahiyettedir. Bu arada ordudaki gerilim de giderek artar. Tüm bunların yol açacağı felaketlerden ötürü Çar Nikola Petrograd da kaçmak zorunda kalır ve isyancıların ellerine geçen başkent sayesinde geçici bir hükümet kurulur.
2. Bolşeviklerin itibar kazanmaya başlamaları

İsyancıların başkenti ele geçirerek devrim yapmaları ve geçici bir hükümet kurmaları yaşanan sıkıntıların üstesinden gelebilecek boyutta değildir. Bu çalkantılı dönem içerisinde Bolşevikler kendi emellerini gerçekleştirmek için Petrograd (St. Petersburg) varoşlarındaki işçi Sovyetlerini kendilerine dahil etmeye başlar ve bunda da muvaffak olurlar. Özellikle geçici hükümetin de problemlerinden istifa eden Bolşevikler tüm işçi ve askerleri 10 Haziran’da yapacakları büyük mitinge davet ederler. Bu davet çoğunluğun olumlu tepkileriyle karşılanır.
3. Geçici hükümete yönelik büyüyen protesto

Rusya’da o o yıl 3, 4 ve 5 Temmuz’da bir kalkışma baş g. 3 Temmuz; ordudaki makineli tüfek alayının geçici hükümete karşı bir gösteri yapmayı kararlaştırdığı tarihtir. İşçiler de bu protesto gösterilerine katılmaya sıcak bakar ve yaklaşık 30 bin fabrika işçisi askerlerle bir araya gelerek Taurida Sarayı’na yürümeye başlar. Gösteriyi Bolşevikler üstlenir. Ertesi gün, 4 Temmuz’un sabahında bu rakam 500 bine ulaşır. İlkin başkentte yapılmaya başlanan bu gösteriler ülkenin diğer bölgelerine de sıçrar. İşte bu gün, başkentteki gösterilerde Ekim Devrimi’nin başmimarı Lenin bir konuşma yapar ve iktidarın Sovyetlere ait olması gerektiğini söyler.
4. Geçici hükümet ve Lenin

Sarayın işgali tam gaz devam ederken geçici hükümet de çeşitli önlemler alır. General Polovsev’in emriyle göstericilere ateş açılır. Bunun sonucunda 700’e yakın insan ölür ve yaralanır. Ardından başkentte olağanüstü hal ilan edilir. Üç Bolşevik önderin, Lenin, Zinovyev ve Kamenev’in tutuklanmasına karar verilir. Hızını alamayan geçici hükümet dozunu arttırarak Lenin’i ‘’vatana ihanet’’ ve Alman casusluğu suçlamalarıyla zor durumda bırakır. Lenin’i suçlayan ve o sırada ülkede kalmasını çok zorlaştıran bir diğer hamle de Jivoye Slovo adlı gazetede yayımlanan bir makale olur. Artık orada kalamayacağını anlayan Lenin Finlandiya’ya gider.
5. Bolşevikler zafere doğru

Temmuz ayındaki bu ayaklanma sonrasında Kerenski başa geçer ve General Kornilov başkomutanlığa atanır. Gelgelelim General Kornilov’un ülke idaresini tek başına elinde toplama gibi bir maksadı vardır. Bundaki asıl amacı ise özellikle başkentte dikkat çeken Bolşevikler ile diğer devrimcilerin yok edilmesidir. Generalin bu planı ise yabancı ülkeler dahil içeride de pek çok kişi tarafından desteklenir. Yeni hükümet kurma çalışmaları gibi planlarını içeren sert bir bildirisi üzerine hakkında tutuklama emri çıkarılır ve 1 hafta içerisinde de tutuklanarak askerî darbe önlenir. Kornilov’u indirmek için yapılan mücadelede ise şüphesiz ki Bolşeviklerin büyük katkısı olur. Örgüt, Kornilov’a karşı verdikleri mücadele sırasında kendi devrimci gruplarını da kurmayı başarır. Ayrıca uzun süredir yaptıkları propagandalar asker kanadında da karşılık bulur ve ordu yavaş yavaş işçilerin yanında yer almaya başlar. Halkın gözünde de Bolşevikler tek kurtarıcı olarak gözükür.
6. Eylül ayı

Yaşanan bunca sefalet ve güçlüklerinden ardından Eylül ayı da halk için aynı zor şartlarda sürer. Zaten geçici hükümete gittikçe sırtlarını dönen insanlar Kornilov isyanıyla beraber ondan tamamen kopmaya başlarlar. 1917 yılının Mart – Kasım ayları arasında kapanmak zorunda kalan 800’e yakın fabrika, 170 bin işsizini de beraberinde getirir. Sermaye sahiplerinin tüm bunlara yönelik iyileştirici olmayan politikaları, ekmek kıtlığı sorunları daha da büyütür. Sırf Eylül ayında grev yapan işçi sayısı 300 bini bulur. Bu sırada Finlandiya’da olan Lenin, Bolşevik Merkez komitesine aralıksız mektuplar gönderir ve durumdan faydalanılması gerektiğini belirtir. Ona göre silahlı bir isyanın başlaması için her şey hazırdır. Bu dönemde gönderdiği mektuplarda Lenin, iktidarın Sovyetlere ait olması gerektiğini ve işçi ve köylülerin ancak bu sayede egemenliği kazanacaklarını yazar.
7. Lenin’in zamanlaması

Bu noktadan itibaren Lenin ve arkadaşları arasında çeşitli fikir ayrılıkları da meydana gelir. Sözgelimi; Lenin şayet iktidar ele geçirilirse egemenliğin halka verilmesi gerektiğini söyler. Arkadaşları Kamenev ve Zinovyev ise bu düşünceyi tehlikeli bulurlar. Lenin’e göre isyanın başarılı olabilmesi için işçi, köylü ve askerlerden oluşan Kızıl Ordu’nun Petrograd’ı (St. Petersburg) derhal işgal etmesi gerekir. Derhal isyana kalkışmak gerektiğini belirten Lenin Sovyetler Kongresi’ni beklemenin yanlış olduğunu da şöyle vurgular: ‘’Kongreyi beklemek tam bir ahmaklıktır. Çünkü bu, haftaları kaybetmek anlamına gelir. Oysa şimdi haftalar ve hatta günler bizim için çok önemlidir. Kasım ayına kalırsak iktidarı ele geçiremeyiz. Kongreyi beklemek aptallık olur. Hem kongre bize bir şey vermez, veremez de!’’
8. Devrime doğru

Çeşitli merkez komitelerine gönderdiği mektuplarla isyan çağrısını yineleyen Lenin, ülkedeki grevlerden de isyan adına faydalanılması gerektiğini belirtir. 12 Ekim’de Bolşeviklerin kararıyla Askeri Devrim Komitesi kurulmaya başlanır. Bu komite ile önce başkent savunulacak, ardından silahlı isyan yapılırken de kurmay merkez burası olacaktır. Merkez komitede yapılan toplantıda Lenin silahlı isyan önerisini tekrarlar ve ikiye karşı on oy çokluğuyla Lenin’in önerisi kazanır. Lenin’in 20 Ekim tarihli ve dostuna gönderdiği bir mektup da isyanın zamanlamasının ne kadar önemli olduğuna dair ipuçları verir: ‘’Tüm gücümüzle saldırmalıyız. Ve birkaç gün içinde tam bir zafer elde etmeliyiz.’’
9. İsyan zamanı

Geçici hükümetin bir an önce devrilmesi gerektiğini söyleyen Lenin yarının çok geç olacağının da altını çizer. Askeri Devrim Komitesi silah depolarından ele geçirdiği silahları işçilere dağıtır. İsyan artık fiilen başlamış haldedir. Geçici hükümetin kapattığı yayın organları sonucu bir bildiri yazan Askeri Devrim Komitesi şunları ifade eder: ‘’Askerler! İşçiler! Vatandaşlar! Halkın düşmanları dün gece saldırıya geçmişlerdir. Gazetelerimiz kapatılmış, matbaamız mühürlenmiş. Bu yüzden Askeri Devrim Komitesi herkesi dikkatli olmaya davet ederken, emirlerimiz dışında en ufak bir harekette bulunulmamasını istemektedir. Herkes bağlı bulunduğu fabrikada yahut da Sovyet’te toplansın. Emir gelmeden hiç kimse dışarı çıkmasın.’’
10. 24 Ekim’den 25 Ekim’e

Lenin’in emirleri doğrultusunda hareket eden Askeri Devrim Komitesi, harekete geçme emrini verir. Bunun üzerine akşam 10’a doğru kızıl birlikler tarafından köprü ve demiryolları, telgraf idareleri ele geçirilir. Lenin de karargah merkezine gider. 25 Ekim sabahına karşı geçici hükümetin tüm önemli ve merkezî noktaları ele geçirilir. Bolşeviklerin aylardır sürdürdüğü propagandalar da geçici hükümetin elinde asker sayısını ciddi oranlarda azaltmış durumdadır. Başbakan Kerenski ise Amerikan yardımıyla Kuzey cephesine doğru kaçar.
11 Lenin’in bildirisi

Geçici hükümetin devrilmesinden sonra Lenin’in ‘’Rusya Vatandaşlarına!’’ adlı bir bildirisi yayımlanır: ‘’Geçici hükümet devrilmiştir. İktidar Petrograd işçi ve asker Sovyet’inin eline geçmiştir. Hemen ilk iş olarak demokratik bir barış anlaşması sağlanması, toprak üzerindeki kapitalist egemenliğinin lağvedilmesi, üretim üzerinde işçi gözetimi ve Sovyet hükümeti kurulması işi gerçekleştirilmelidir.’’
12. İktidarın son kalesi Kışlık Sarayı

Artık iflas eden geçici hükümetin son sığınağı olan Kışlık Sarayı da ortalama 20 bin kızıl asker tarafından kuşatılır. Herkes Lenin’den gelecek emri bekler. Gece 12 gibi saraya yönelik başlatılan taarruz 2 saat içinde sonuç verir. Hükümet üyeleri tutuklanır ve Petropavlovsk Kalesi’ne gönderilirler.
13. Lenin ve Ekim Devrimi

Ekim Devrimi’nin lideri, Rusya’daki sosyalist devletin kurucusu, Vladimir İlyiç Ulyanov, yani bilinen adıyla Lenin’in en büyük amacı proleter bir dünya devrimini sağlayarak sınıf karşıtlıklarını ortadan kaldırmaktır. Erken yıllarında Latince ve Yunanca’ya oldukça meraklı bir gençtir. Okulunu birincilikle bitirir. Ailesinin de politik faaliyetleri oldukça yaygındır. 1887 yılında ağabeyinin çara yönelik suikast planlaması, bu nedenle Narodnaya Volya’ya bağlı bir gruba katılması ve asılması Lenin’in devrimci harekette yer almasında önemli dönüm noktalarından biri olur. 1905 Devrimi sırasında Menşeviklerin proleteryanın burjuvazi ile işbirliği yapması gerektiği fikirlerine şiddetle karşı çıkar. Ekim Devrimi’ne gelene değin yaşanılan çeşitli uzlaşmazlıklar, hatta çelişkiler olsa da sonunda Lenin’in haklı çıktığı görülür.
14. Lenin’in farklı yönleri

Marksizm’i kendi gününün gereklerine göre uyarlayıp geliştiren ve bu bakımdan Leninizm’in de kurucusu olan Lenin’in elbette felsefî, sanatsal yönleri de oldukça zengindir. Tolstoy, Çehov, Beethoven, Goethe, Kant, Hegel, Gorki, Çernişevski, Zola gibi pek çok yazar, ressam, besteci ve filozof hakkında derinlemesine çözümlemeler yapar. Yine Beethoven’ın ‘’Apassionata’’ sonatına da derin bir hayranlık besler. Bir dizi araştırma neticesinde sanata, sanatçıya yönelik daha onlarca söz ve düşüncesini bulmak mümkündür.
15. Bir alıntı
Eh, artık yavaştan müsaade. Son bir Lenin alıntısıyla bitirelim: ”Özgürlük, eski Yunan cumhuriyetlerinde neydiyse, kapitalist toplumda da, aşağı-yukarı o kalır: köle sahipleri için bir özgürlük. Kapitalist sömürü sonucu, bugünün ücretli köleleri, yoksulluk ve sefalet yüzünden öylesine bunalmış, öylesine bitkin bir durumda bulunuyorlar ki, ‘demokrasiye boş veriyorlar’, ‘siyasaya boş veriyorlar’ ve, olayların olağan, dingin akışı içinde, nüfusun büyük çoğunluğu siyasal ve toplumsal yaşamın dışına atılmış bulunuyor.”































