Stand-up’ın temel mantığı basit: İnsanları güldürmek. Türkiye’de ise bu denkleme son yıllarda yeni bir değişken eklendi: Savcılık.
Milyonlarca kişinin izlediği bir gösteriyle gündeme gelen komedyen Deniz Göktaş, önce sosyal medyada hedef gösterildi, ardından hakkında soruşturma açıldı, gözaltına alındı ve son olarak tutuklandı. Böylece bir stand-up gösterisinin yolculuğu; sahneden YouTube’a, YouTube’dan gündeme, gündemden de adliyeye uzanmış oldu.
Türkiye’de artık bir komedyenin yeni gösterisi yayınlandığında insanlar önce “Komik mi?” diye değil, “Acaba kaç soruşturmalık?” diye merak ediyor. Şakanın vurucu kısmına “punchline” deniyor ama son dönemde en sert yumruklar genellikle yorum köşelerinden, ihbarlardan ve dava dosyalarından geliyor.
Elbette hukuki süreç devam ediyor ve tutuklama bir mahkûmiyet kararı anlamına gelmiyor. Ancak mizahın sınırlarının mahkeme salonlarında tartışılır hâle gelmesi, yalnızca komedyenleri değil, izleyiciyi de düşündüren bir tablo ortaya çıkarıyor.
Belki de en büyük ironi şu: Bir stand-up gösterisinin en çok konuşulan kısmı artık kahkaha attıran espriler değil, o esprilerden sonra yaşanan adli süreç oluyor.
Deniz Göktaş savunmasında ne dedi?
Bir komedyen için en zor şeyin esprisinin tutmaması olduğu düşünülür. Oysa Türkiye’de bazen daha zoru yaşanıyor: Espriyi tek tek açıklamak zorunda kalmak. Normalde kahkaha bekleyen cümleler bu kez savcılık sorgusunda bağlamıyla birlikte anlatılıyor, sahnedeki mizah hukuki ifadelerin konusu haline geliyor. Deniz Göktaş’ın savunması da tam olarak böyle bir tablo ortaya koydu.
Savcılık sorgusunda gösterisindeki birçok espri tek tek sorulan Deniz Göktaş, tüm ifadelerinin stand-up gösterisinin bir parçası olduğunu ve hakaret ya da aşağılama kastı taşımadığını savundu. Yaklaşık üç yıldır aynı gösteriyi Türkiye’nin farklı şehirlerinde sahnelediğini belirten Göktaş, soruşturmaya konu olan videonun da kendi YouTube hesabından paylaşıldığını doğruladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kullandığı “diktatör” ifadesinin siyasi bir değerlendirme niteliğinde olduğunu söyleyen Göktaş, “kişisel gelişim” ve “terapist” esprilerinin de mizahi amaçla kurulduğunu ifade etti. Dini değerlere ilişkin şakalarının ise teolojik tartışmalara gönderme yaptığını, hiçbir toplumsal kesimi hedef alma veya aşağılamaya yönelik olmadığını dile getirdi. Savunmasını, “Toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek gibi bir kastım yok” sözleriyle tamamladı.





























