Son günlerde Facebook üzerinde hızla büyüyen Amerika menşeili bir topluluk var. Adı; Women Against Feminism. Yani “anti-feminist kadınlar”. Katılımcıların fotoğraf paylaşarak meramlarını dile getirdiği sayfaya önce bön bön bir baktık sonra dedik ki;
“Bu ne yahu?”
Feminizmin bizim için Çocuklar Duymasın’daki Havuç’un Duygu’ya mütemadiyen “Feminist, feminist, feminist!” dediği ve “ay erkek düşmanı mısın sen” olduğu dönemlerin ilkokulda kaldığını sanarken, bir baktık ki aslında öyle değilmiş.
Feminizmin tüm kadınların toplanıp “Dünyayı biz yönetiyoruz şekerim” gibi sanrılarla boğuşmak olduğunu sanan topluluk, tüm cinsiyetlerin kınama ve nefret yerine saygı, sevgi, un, şeker çerçeveleri içerisinde yaşamaları gerektiğini söylüyor.
Son baktığımızda, feminizm de tam bu kavramlar için çalışıyor ve çabalıyordu. Daha fazla ileriye gitmeden; bi bakın bakalım ablalar ne diyormuş.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Kurban değilim.”
Açalım; feminizmi ajitasyon pratiği olarak gördüğü açık bir insanın söylemi.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Erkeklerin de sorunları olduğu gerçeğini görmezden gelmeyi reddediyorum.”
Açalım; feminizmin kadınların Dünya’yı süperegoları etrafında döndürdüğünü sanan (ve yanılan) bir insanın söylemi.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Beni objeleştiren toplum değil, feministler. Baskılanmış, ezilmiş gibi görünüyor muyum?”
Açalım; biz ülkemizde allahın her günü objeleştirilmeye, şeyleştirilmeye maruz kalırken henüz sözlü tacizin ne demek olduğunun farkına varamamış, gördüğü tacizi “ilgi” sanan bir insan söylemi.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Eğer böyle bir üst giyiyorsam, bana bakmanızı İSTİYORUM demektir.”
Açalım; giyilen kıyafetin açık davet olduğuna inanmış, seksist bir insanın söylemi.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Erkekler vücuduma iltifat edince hoşuma gidiyor.”
Açalım; feminizmi erkek tacizine değil safi karşı cins (veya hemcins?) ilgisine karşı bir görüş olarak gören insan söylemi. Arkadaşlar feminizm böyle bir şey değil. Ne olduğunu ve ne için kullanıldığını görmek istiyorsanız “tacize bereket” dediğimiz alanlara bekleriz. Sizi bu alanlarda görmek isteriz.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“İyi göründüğüm zamanlarda erkeklerin bana bakmasını seviyorum. Zaten iyi görünmek istememin sebebi de bu.”
Açalım; kendine bakmayı kendine katkı olarak değil sırf karşı cinsin algılarını harekete geçirmek için manipüle eden insan söylemi. Yine, feminizmin daha ne olduğunu anlayamadan onu yargılayan bir insan.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Erkeklerle eşit olduğumu kanıtlamak için vücut kıllarımı uzatmaya ihtiyacım yok.”
Açalım; bu kadar saçma bir görüşü açmaya da gerek yok ama, konvansiyonel güzellik kurallarının kölesi olmuş, güzel kadın dediğinin kılsız kadın demek olduğuna inanan bir insan söylemi. Buradan “Sakalsız erkek, erkek değildir”e ne kadar kısa bir yol var farkındasınız değil mi?
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Kendim ve yaptıklarım için sorumluluk alabilecek kapasitede bir yetişkinim.”
“Şiddet için bir hedef değilim ve bana karşı açılmış bir savaş yok.”
Açalım; feminizmi bireylerin üzerinde totaliter bir kurum olarak gören (ve yine feci şekilde yanılan) en azından bir kere Kadın Çalışmaları dersi almasını umduğumuz insanın söylemi.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Eşitliği destekliyorum ve feministler desteklemediğim konularda tüm kadınlar adına konuşma özgürlüğüne sahip olduklarını sanıyorlar. Aynı erkeklerin ve onların haklarının sistematik baskılanışı gibi. Feministlerin yaptığı şey, bazılarımızın hala olduğu üzere kadınları güçlü, şehvetli, seksi olarak göstermek değil bizi kurbanlaştırmak, mağdur ve iradesiz göstermek.”
Açalım; daha kendi cinsiyetinin akıbetinden bihaberken feministlerin bireyciliğe ve cinsiyet eşitliğine karşı olduğunu düşünerek erkek haklarına el atan bir insan söylemi.
Bir pratik, bir ideal onu sahiplenen insanların altında kaldığı sürece yol alamaz.
Feminist pratik de kendini sözde feminist olarak gören ama tek yaptığı bir cinsiyetin diğer cinsiyete üstünlüğünü savunan dar görüşlü insanların altında kaldığı sürece maalesef böyle insanların görüşlerine maruz kalacak ve arketipleştirilecektir.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“İşimi bırakmaya ve bir tamirci olma hayalimi beklemeye almaya hazırım çünkü bir ev kadını ve çocuklarını evinde büyüten bir anne olacağım. Kocam beni seviyor ve bana saygı duyuyor. Ona ve çocuklarıma hizmet ediyorum.”
Açalım; feminizmi işkolik, çocuklarını ihmal eden, aile hayatını kendi cinsiyetinden aşağı gören bir anlayış sanan insan söylemi.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Başkalarının benim davamı savaşmasına ihtiyacım yok. Kendim için bir şeyler kazanmaya inanıyorum. İstediğim şeye değer olduğuma inanıyorum, onları kendi hakkım olarak gördüğüm için elde etmeye değil.”
Açalım; bireyciliği çok yanlış anlamış, kolektif bilincin ne demek olduğunu bilmeyen, feminizmin sabit bir yerde durup istek çığırıp başka hiçbir şey yapmamaktan ibaret olduğunu sanan insan söylemi.
Feminizme ihtiyacım yok, çünkü

“Kurban değilim ve bana karşı verilen bir savaş yok. Hayatta başarılı oldum ve olmaya devam edeceğim çünkü bunun için çalışıyorum. Cinsiyetimi bir şeyleri elde etmek için kullanmıyorum. Erkeğim için seksi olmayı ve onun için mutfakta yemek yapmayı seviyorum.
Açalım; feminizmin tam da kadınların özgürce çalışabilecekleri bir ortam olmasaydı ne olurdu’nun cevaplarını aradığının farkında olmayan insan söylemi. Feminizmi cinsiyetçilik olarak gördüğü de cabası. Garip.
































Feminizm iyi güzel de insanların savundukları şeyler uğruna bu kadar saldırgan olmaları gerçekten hoş değil. Nereye baksam “benim fikrim daha iyi seninki saçma, bir şey bildiğin yok, ıyyy benim görüşümün aksini savunan bir canlı, pis salak!” tepkisi görmekten sıkıldım artık. Güzel şeyler savunuyorsunuz arkadaşlar, ama bu tavırlarınızla o kadar iticileşiyorsunuz ki!Yani bu resimleri koyan arkadaşlardan bazıları gerçekten saçmalamış olabilirler, feminizm hakkında hiçbir fikirleri olmayabilir. Fakat bunu vurgulamak adına yapılabilecek tek şey bu gönderi miydi? Dalga geçmek, küçümsemek, burnu havada söylemler… Ciddi anlamda sizlerin gerçek feminizm olarak adlandırdığınız şey üzerine bir bilgim yok, ama bu tavırlarınız sayesinde bilgim olsun da istemiyorum zaten. Birazcık “bir fikre tutunduk bırakmayız” edasını bırakıp, biz böyle düşünüyoruz, sebepleri de bunlar diye fikirlerinizi sakince ortaya koymayı deneyin. Eski çağlarda değiliz, anlaşılmanız için saldırganlaşmak şart değil. Ama dedim ya, bugünlerde hangi fikre tapan insanlara baksam aynı pattern i gösterdiğine şahit oluyorum. Arkadaşlar, az sakin, düşman yaratmayın kendinize, bu kadar nefretle dolmayın. Azcık insan kazanın. Eleştirdiğiniz insanlardan bir farkınız olsun. Ve lütfen, yalvarırım azıcık eleştiriye de açık olun yahu. Sevgiler.
Onları desteklediğimden değil -zaten desteklemiyorum- ama; feminizmin cinsiyetçi bir topluma karşı çıkması ama çoğu feministlerin cinsiyetçi olması ayrıca en ufak bir açıkta gerçekten çirkinleşerek erkeklere saldırmaları; kalçalarını göstererek ünlü olan kadınlara katiyen ses çıkarmamalarından nefret ediyorum. Bu yüzden 21. yüzyıl feminizmini ikiyüzlü buluyorum. Mesela Beyonce’de bir feministtir. Ama Kaddafi’nin oğlunun önünde para karşılığında yarı çıplak şarkı söylemiştir. Kaçınız söyleyebilir bu olay basına yansımasaydı parayı bağışlayacaktı? Kaç feminist örgüt Beyonce’yi kınadı? Ooo haşa o kraliçe değil mi?…
Bir erkek olarak babamdan gördüm bunu, kadın ve erkek eşitliğine gönülden inanıyorum. Kimse 21. yüzyıl feminizminin yozlaşmadığını söyleyemez. Buradan tüm eşit ırklara, milletlere ve cinsiyetlere selamlar. Irkçılığa karşı ırkçılığa, cinsiyetçiliğe karşı cinsiyetçiliğe karşı daha eşit bir dünyada yaşamak dileklerimle.
objektif olmayan bir yazı. Çok Taraflı.
Zaten bu ülkedeki Feminizm, Feminizm nedir bilmeyen kezbanların savunduğu bi blog yazısı gibi. İncir reçeli falan.
Kadın haklarını savunmayalım demiyoruz. Ama saçmalamayın.
İnsan gerçekten hayret ediyor.
Merhabalar,
Feminizmin neye hizmet ettiği ve günümüzde hangi koşullarda yaşandığı tartışması önemli sanırım, arkadaş sormuş simone de beauvoir un 2. cins kitabıyla(3 ciltlik) okumaya başlayabilirsin.
Neden feminizm kadınları kapsar?(kendimce düşüncelerimi paylaşacağım):
Yanlış bilinen gerçekliktir. Feminizmler dalga dalgadır ve ilk ikisi kadınlarla yürümeyi 3.su erkekleride destekçi olarak alır.
Buradan benim erkeklerle yürümeyi doğu bulduğum sonucu çıkmasın 🙂
2. dalga feminizm derki ‘özel alan politiktir’, sanayi devrimiyle ucuz iş gücü olarak sahaya sürülen kadının çalışan yükü erkek gibi azalmamış aksine evde gördüğü şiddet ve eziyete ek iş yeri eziyeti eklenmiştir.Kadınlar farketmiştir ki benim penisim yok diye ezilen sınıfı olarak hayata bir adım geriden başlıyorum neden? Bu yüzdende kadınlar bir araya gelip konuştuklarında neden yemek yapmayı çocuk bakmayı sevdiklerini yada sevmediklerini tartıştıklarında aynı noktaya varırılar. Aslında küçüklüğümüzden itibaren oluşturulmuş ‘ahlak’ vs gibi kavramlarla varoluşumuzu ortaya koyamadığımızı gerçekten ne istediğimizi dahi kendimize soramadığımızı şaşırarak farketmişlerdir.
Klasik birşey vardır tüm erkekleri aynı kefeye koyuyorsunuz diye:
hayır tabiki hayatımızda tüm bireyler sizin olduğu gibi bizim içinde ayrı önemi var ama sizinde (erkeklerin)elinizde olmadan erkek davranışıyla büyütüldünüz ve dil size hiç yabancı gelmedi çünkü bunu zaten bu yapı oluşturmuştu ama benim dilim bile yoktu.
O yüzden de mücadele ederken benim ezenimle mücade etmem sizcede işçinin patronuyla patronuna karşı ayaklanmasına denk düşmez mi?
Her hareket kendi varlığını ilk olarak bulmalıdır ve feminizm işte budur!
Erkekler için sistemde bir sürü ezme biçimi var askerlik olsun sünnet olsun, ağlamamak vs olsun sizde bununla ilgli birşeyler yapmak ve gerçekten eşit bir dünyada yaşamak istiyorsanız bunun için ayrı platformlar var, oaralarda birbirinizi güçlendirebilirsiniz.
Ben kız kardeşlerimle birlikte empati kurarak güçlenmeyi doğru buluyorum
Ve dikkat ettim ki yorumlarda erkekler çok sert eleştiriler yapmış, arkadaşlar kadınlıkla ilgili empati ne kadar kurabilirsiniz ki, lütfen kadınları bir rahat bırakın, bilmediğiniz birşey hakkında yorum yapmaktan vazgeçin…
Yıkıcı olmaya gerek yok, tabiki bu antifeminizmi başlatan kadın lar gibi ataerkil kadınlarda var, tacizin ne demek olduğunu bilmeyen de? ama bunu sorgulamakta size düşmez, siz ilk olarak kendi avantajlarınızı bırakmak istiyor musunuz? bence kendinize sormanız gereken ilk soru bu ve ikiyüzllükle ilgili yazan arkadaşa da selam eder, sevgilerimi iletirim…
onları o “bakmasından hoşlandıkları erkekler” sokak ortasında dövüp bıçaklasınlar, ülkelerinde her gün tv lerde kadın cinayetleri haberleri olsun, bakalım feminist oluyolar mı olmuyolar mı. gerizekalılar. küfür de ederdim de, şimdi burda etmiyim.
not: feministim. nokta.
Aslında bahsedilen anti-(saptırılmış)-feminizm…
Ayrımcılık yaratan her türlü oluşma karşı olduğum gibi feminizime de karşıyım. Feminizim şu an kadın erkek eşitliğinden daha ziyade kadın ırkının üstünlüğünü savunan bir yapıda olduğu kanaatindeyim. Ezilen kadının haklarını korusalardı güzel olurdu; ama amaçlarının bu olmadığı, toplumsal yapıyı bozmak, kadına: ‘Sen üstünsün. İstediği yapabilirsin!’ tarzı söylemler önce ailelerimizin sonra da toplumumuzun yapısını bozmuştur. Kendini üstün gören feminist kadın erkeği hep toplumda bastırmaya çalışmıştır. Bu listede tacizden bahsedilmiş. Doğrudur, tacizler(Gerek bedenen, gerekse göz ile)Türkiye’nin kanayan yarasıdır. Türkiye’de aşırı bir cinsel açlık vardır. Bu nedeni ise sadece ülkedeki erkeklerin suçu değil. Onları bu konuda eğitmeyen ebeveyinlerin, onları eğitmeyen öğretmenlerin… Bunlara %75 veriyorum. %15 kişinin kendi kişiliğine veriyorum ki bazı insanlar gerçekten sapık ruhlu insanlar olabiliyorlar. Geriye kalanların ise %10’unun suçlusu kadınların davranışlarıdır. Evet cinsel açlığın nedenlerinden biri kesinlikle kadınların davranışlarıdır. Yabancı ülkelerde bu açlığın neden daha az olduğunun en büyük kanıtı yukarıdaki resimlerdir. Kadın diyor “Bana bakmaları hoşuma gidiyor.”. Sen ne diyorsun? “Berke bakarsa beni arzuluyor; ama Şerafettin(ya da başka bir isim) bakarsa sapığın teki” Ha yani senin için olay farklı. “İstedeğim baksın! Diğerleri ölsün!” . Sen ve senin gibiler o adamlara hiç şans vermediniz belki. O insanları belki hep dışladınız. O cinsel hazzı hiçbir zaman bir Berke gibi yaşayamadı. Acıktı. Sürekli acıktı. Aradı aradı; ama bulamadı. Toplumdan dışlanan o ve onun gibi insanlar içlerindeki hayvansal güdülerle fırsatı buldukça size dokunacaktır ve bakacaktır. Bu hoş bir şey değil farkındayım; ama insanlar bazı konularda dönüp kendilerine bakmalılar. Feminizm hakkındaki görüşlerim baştaki gibidir. Eğer fikrimi değiştirebileceğinizi düşünüyorsanız, gerekli kitap ve makalelerin ismini yazmanız yeterli.
Sen yabancı kızların yakışıklı ya da çirkin her erkekle beraber olduklarını mı sanıyorsun? “Hunk” kavram batıda çok daha gelişmiştir. Yabancı kızlar için uzun boy, geniş omuzlar, yakışıklı yüz oldukça önemlidir ve asla erkek olsun yeter diye her erkekle birlikte olmuyorlar. Beğendikleri erkeklerle birlikte oluyorlar. “Bana Berke baksın, Şerafettin bakmasın” diyen bir kız sonuçta açmışsa, bakan bakar. Aynen yurt dışındaki gibi.
Demek istediğim şu… Türkiye’deki cinsel açlığın nedeni kızların sadece beğendikleri erkeklere gösterme arzuları değil, tamamen Türk erkeğindeki ikiyüzlülüktür. Ve bu ikiyüzlülüğün sonucu da kendi seviyelerinde bile partner bulamayışlarındandır.
Açıklayayım.
– Türk erkeği (geneli) istiyor ki kendisi pek çok cinsel tecrübe yaşamış olsun ve sürekli etrafında hoş kadınlar olsun.
– Ve aynı Türk erkeği istiyor ki evleneceği zaman eşi bakire olsun. Kız kardeşi ve bilumum kadın akrabası evlilik dışı beraberlikler yaşamasın. Evlilik dışı beraberlik yaşamış kızları da nasıl yaftaladıklarını şimdi buraya yazmayayım.
Sonuç olarak ortaya cinsellik yaşarsa paçavra muamelesi göreceğini bilen ve cinsellikten kaçan, ya hiç yaşamayan ya da yaşasa da sır olarak saklamaya çalışan kızlar çıkıyor.
***
Yurt dışında ise, kızlar elbette beğendikleri ve ulaşabildikleri erkeklerle beraber oluyorlar. Kadınların erkekte dış görünüşe önem vermesi durumu olara çok daha yaygın. Hele ki İsveç gibi kadın erkek eşitliğinin zirveye oynadığı ülkelerde.
Ama cinsellik baskısı olmadığı için de kızlar diledikleri erkekle beraber oluyorlar. Yani görece çirkin bir erkek bile rahatlıkla partner bulabiliyor çünkü o ülkelerde kadının evlilik öncesi cinsel ilişki yaşaması gayet normal. Kendini evlenene kadar bakire kalmak zorunda hissetmeyen o yabancı kızlar cinselliği de drama haline getirmeden yaşıyorlar.
Kendi adıma konuşacağım şimdi. Bu dünyada en son yapacağım şey, benimle beraber olduktan sonra gidip de bakire kızla evlenmeye çalışacak bir insanla muhatap olmaktır. Adı ister Berke olsun, ister Şerafettin.
Bu ülkedeki erkeklerin genelinin bir özeti şudur…
1. Erkeğin elinin kiridir der ve her şeyi kendine mübah görür, kadın akrabalarına ise baskı yapar.
2. Kendi bakir değildir ama bakire olmayan kadınları aşağılar, fişler, “kullanmalık” olarak görür.
Yabancı erkeklerinin (Avrupalı örneğin) genelinin özetini yapıyorum.
1. Cinselliği sever ve yaşamak ister. Cinsellik yaşamanın ise erkeklerin tekelinde olmadığını bilir. Kadın akrabalarının vajina bekçiliğini yapmaz.
2. Evleneceği zaman kafasının uyuştuğu kadınla evlenir. Zarı sağlam olsun derdi yoktur. Kadın bakireyse de değil de sorun etmez.
İşte yabancı erkekler bu kafada oldukları için rahatlıkla partner bulabiliyorlar. Hatta Türkiye’de fişlenme korkusuyla cinsellik yaşamayıp, kapağı (Erasmus ile örneğin) yurt dışına atınca yabancı erkeklerle beraber olan pek çok Türk kızı var.
***
Şunu da yazmak istiyorum.
Örneğin İzmirli erkekler… Bu adamların da büyük bir çoğunluğu Avrupalı erkeklerin kafasına sahiplerdir. İzmir, Türkiye’de kadın erkek eşitliğe en yaklaşmış şehirdir. İzmirli kızlar, İzmirli erkekler gibi cinselliği baskı altında olmadan yaşarlar genelde.
Bunun sonucu olarak…
1. İzmir’de abazan diye tabir edilen cinselliğe aç erkek sayısı oldukça azdır.
2. Yapılan araştırmalara göre en iyi cinsel performansı sergileyenler Türkiye’de İzmirli erkeklerdir. Erken boşalma vs gibi sorunlar en az İzmirli erkeklerde görülüyor.
İzmirli her erkek yakışıklı bir Berke mi? Hayır… İzmir’de de pek çok çirkin erkek var. Ama İzmirli kızlar görece daha az baskı altında olduklarından İzmirli abazan erkek nüfusu diğer Türkiye’nin şehirlerine göre oldukça az.
***
Sonuç olarak bence bu ülkedeki cinsel açlığın çözülmesi bu ikiyüzlülüğün bitmesine bağlı.
Ortada bu ikiyüzlülük oldukça kızlar daima geri adım atacaklar. Hatta fırsatı olan onu yaftalamayacak Avrupalı erkekle beraber olacak (ki bu cidden tahmin edilenden çok daha sık yaşanıyor, gözlerimde pek çoğuna şahit oldum) ya da evlenene kadar bakire olarak bekleyip, bakire kızla evlenme arzusundaki Türk erkeğine eş olacak.
Elbette Türkiye’de her erkek o kafada değil. Zaten o kafada olmayan erkekler abazan da değil.
Lütfen şu “abazan” erkekleri iyi analiz edin. Bunu rica ediyorum. Nerede ikiyüzlü, kız kardeşinin namus bekçiliğini yapmaya çalışam, cinsellik yaşayan kızlara isimler takan erkek var, abazan çıkıyor.
İkiyüzlü olmayıp da abazan olan erkek varsa istisnadır, ben hiç denk gelmiyorum.
kadın ırkı ne cahil.
kadın ırkı… yeni mi bu?
Bence bu kadınlar zaten feminist olmuşlar, farkında değiller! “Feminizme ihtiyacım yok” yerine “başka bir feminizm mümkün!” deselermiş tam 3. dalga feminist olacaklarmış… Feminizme ihtiyaçları kalmadıysa kullanmayabilirler ya da diğer kadınlarla paylaşabilirler : )