ListeList
  • Ana Sayfa
  • Gündem
  • ListeList Özel
  • Alışveriş
  • Yaşam
  • Sinema
  • Seyahat
  • Diğer
    • Edebiyat
    • Sağlıklı Yaşam
    • Kadın
    • İş Yaşamı
    • Tiyatro
    • Hayvansever
    • Spor
    • İstanbul
    • Koronavirüs
    • Tarih
    • Müzik
    • Astroloji
    • Ekoloji
    • Tasarım
    • Dizi
    • Oyun
    • Teknoloji – Bilim
    • Yeme – İçme
    • Pürtelaş
    • Testler
    • Video
  • Yazı Gönder
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Gündem
  • ListeList Özel
  • Alışveriş
  • Yaşam
  • Sinema
  • Seyahat
  • Diğer
    • Edebiyat
    • Sağlıklı Yaşam
    • Kadın
    • İş Yaşamı
    • Tiyatro
    • Hayvansever
    • Spor
    • İstanbul
    • Koronavirüs
    • Tarih
    • Müzik
    • Astroloji
    • Ekoloji
    • Tasarım
    • Dizi
    • Oyun
    • Teknoloji – Bilim
    • Yeme – İçme
    • Pürtelaş
    • Testler
    • Video
  • Yazı Gönder
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları görüntüle
ListeList
Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları görüntüle

Ana sayfa » Edebiyat » Baharın Geldiğini Hatırlatan 14 Ağaç ve Çiçek Temalı Şiir

Baharın Geldiğini Hatırlatan 14 Ağaç ve Çiçek Temalı Şiir

Nurten Bengi Aksoy Yazar: Nurten Bengi Aksoy
2 Mayıs 2014
Kategori: Edebiyat
Google Haberler'de ListeList'e Abone OlGoogle Haberler'de ListeList'e Abone Ol
0
Share on FacebookShare on Twitter

Baharın gelmesiyle beraber her taraf yeşillenirken, biz bu yazımızı yok yere kesilen ve bir daha baharları çiçek açması engellenen ağaçlara ithaf edelim istedik… Huzurlarınızda ağaç ve çiçek temalı şiirler listemiz.

Çocuklara Kıymayın

kesilen-agac-03
çok çocuklar biçtik çok çiçekler yolduk
ruhumuz, mayısı kaldıracak sardunya bahçesi değildi

Barış Erdoğan

Son günlerde Kadıköy’de tren yolu yenileme çalışmaları uğruna yüzlerce yemyeşil ağacı hiç acımadan katlettiler… Baharımızı, nefesimizi yok ettiler… Bakmaktan başka hiçbir şey yapamadık bizler; ama elbet o ağaçlar gün olur bunun hesabını sorar…

Yaş Ağaca Balta Vuran El Onmaz

kesilen-agac-03-01
insan değil de ağaç olsam
dallarımın arasından rüzgar esse
yapraklarım, çiçeklerim meyvelerim olsa!
mevsimleri yaşasam…
köklerimle toprağın derinliklerine sarılsam.
kuşlar konsa dallarıma, yuva bile yapsalar…
böcekler, karıncalar yollansalar içime…
çürütseler oralarımı,
ballarım, sakızlarım olsa
gövdeme bir insan yaslanıp uyusa…
ben bunları hiç bilmesem, sadece ağaç olsam…

Erkan Oğur

Ağacın hayat kaynağı olması, hayat ağacının farklı çağlarda ve farklı toplumlarda karşımıza çıkma­sı, efsanelerden hikâyelere geçmesi, şairleri ve yazarları cezbetmesi as­lında kimseyi şaşırtmamalı. Hayat, kendi meyvesinden tekrar tekrar doğan bir ağaçla anlatılmayacaktı da neyle anlatılacaktı… Hayatın başladığı gibi hikâyenin (ister darağacı, ister öteki dünyanın yolunu gösteren bir servi ağacı olsun) yine bir ağaçla sona ermesi şaşırtmamalı öyleyse bizleri. Çünkü hikâyeler başladıkları yerde biter genelde ve yeni tohumlarla geri dö­ner ait oldukları yere…

Ahlat Ağacı

gulhane-parki-agaclar
Eşin dostun yaşıyor bak bahçelerde
Sen çıplak bir doruğun üzerindesin
Tam rüzgârın engini sardığı yerde

Yekpare bir mavilik üstünden akar
Altında köklerini sıkan toprak var
Dertleşir durursun gölgenle

Bazan öyle yakın geçer ki kayan yıldızlar
Halini soruverecekler sanırsın
Dağılır üstündeki yeşil sükût
Ümitle kımıldanırsın

Bakma sana bir ad verdiklerine
Yerle gök arasında bir karaltısın
Ve bütün dünya seni unutmuş
Sanki kim bilecek yaşadığını
Gelmese dallarına birkaç fakir kuş

Ne de dolmaz çilen varmış
İlk defa kırağı yaktı canını
Aşkı sonra bulutların
Rüzgârın cilvesi değil miydi
Döken yapraklarını

Durmuşsun kırların bir ucuna
Ah senin halin köylü hali
Yaşarsın kıraç toprakta
Servi-sîmin misali

Mehmet Başaran

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldığında şehir mimari yapılarla adeta yeniden inşa edildi. Fakat bir şehre sükûnu getiren, göz zevkini okşayan tabiattan yoksundu İstanbul. Fatih, İstanbul’un tam bir medeniyet şehri olmasını istiyordu. Yeşille tabiatla barışmalıydı şehir. Birçok yere ağaçlar dikildi. Cihan padişahı ağaca o kadar önem veriyordu ki kanunnamesinde “Ormanımdan ağaç kesenin başı kesile!” buyruğunu vermişti.

Çocuk ve Ağaç

misir-mitolojisi-agac
Çocuk, çok sevdi ağacı…
Verirdi ona her kış
Çiçekleri olaydı!

Ağaç, çok sevdi çoçuğu…
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!

Ve ona öptürmek için,
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!

Dökerdi önüne hepsini
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!

Ve çoçuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onun da
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!

Arif Nihat Asya

Bilinen ilk yazılı destan olan Gılgamış’ta (M.Ö. 2700) ağaçların baş tacı edildiğini görüyoruz. Destan kah­ramanının yolculuğu ağaçlar altında başlıyor ve ender bulunur meyveler veren ağaçların altında sona eriyor. Böylece dünyanın sınırları tanım­lanmış oluyor ağaçlarla. Her şey ağaçla başlayıp, ağaçla bitiyor. Mısır mitolojisinde, hayat ve ölümün (İsis ve Osiris’in) hikâyesinde de önemli rol oynuyor ağaçlar. Osiris öldü­ğünde, cesedi bir akasya ağacının dibine sürükleniyor, aşkını hayata döndürmeye çalışacak olan İsis onu orada buluyor. Uzakdoğu da atlamı­yor hayat ağacını. Taoizm’de üç bin yılda bir, yiyeni ölümsüz kılan bir meyve veren ağaçtan bahsediliyor. Çinliler bronz ağaçlar yapıyorlar, insanoğluna ölümsüzlüğü sunan hayat ağacını onurlandırmak için.

Türlü Seda Verir Ağaçlar

kizilderili-yasam-agaci
Yel estikçe dalgalanır dalları
Türlü türlü seda verir ağaçlar
Tertip olmuş kuğu gibi dilleri
Türlü türlü seda verir ağaçlar

Bahar gelir yaprak açar yaz olur
Aşka düşen ateş olur köz olur
Kaval olur keman olur saz olur
Türlü türlü seda verir ağaçlar

Yel değdikçe ince dallar ses verir
Yeşil yaprak etrafına sus verir
Aşılarsan meyvesini has verir
Türlü türlü seda verir ağaçlar

Balta gelir yalağından yad eder
Usta gelir keman yapar ud eder
Yanık sesli kaval ne feryad eder
Türlü türlü seda verir ağaçlar

Davul olur gümbür gümbür gümüler
Zurna olur ince sesle iniler
Gıranata derdlerimi yeniler
Türlü türlü seda verir ağaçlar

Kalem olup her lisanda okuyor
Ana sesi ciğerimi yakıyor
Dallarda çeşitli kuş şakıyor
Türlü türlü seda verir ağaçlar

Aşık Veysel

Kuzey Amerika Kızılderili mitolojisinde ise, efsaneye göre hamile bir ka­dın cennetteki hayat ağacının dalı­na çıkar ama dengesini kaybedip düşer, kendini sonsuz denizde bulur. Bir kaplumbağa kurtarır onu. Kadın da düşerken elinde kalan dal parçasını eker kaplum­bağanın sırtına. Böylece dünya doğar… (İşte size kaplumbağanın sırtındaki dünya efsanesi.)

Elma Ağacı

adam-ve-havva-elma
Yine başladı soğuklar,
Boyuna yağıp duruyor yağmur.
Esiyor rüzgar acı acı.
Nasıl geçireceksin bu kışı
Elma Ağacı?

Gölgen de yok ki sana arkadaş olsun;
Tek başına kaldın bu kış kıyamette;
Artık kimse bakmaz oldu yüzüne;
Dallarına tırmanıyor çocuklar,
Kuşlar uğramıyor semtine.

Üzülme bu günler çabuk geçer,
Bir bakarsın bahar geliverir.
Yeniden allanıp süslenirsin,
Bizim için yine çiçek açar,
Meyve verirsin.

Şükrü Enis Regü

Bir de meşhur bilgi ağacı var ha­liyle, Havva’nın dalındaki elmayı koparıp Adem’e verdiği, Adem’in de elmasını yiyerek hepimizi cen­netten sürdürdüğü ağaç. Tekvin’e göre “günah” bile o elmadan doğuyor. Hayat ağacı, insanın cennetten atı­lışına vesile oluyor olmasına ama böylece dünyada yeni bir hayat başlıyor.

Defne Ormanı

defne-apollo
Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri
için felsefe yapıyorlardı, çünkü
Ekmeklerini köleler veriyordu onlara;
Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için
Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini
Köle sahipleri veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya.
Köleler felsefe kaygusu çekmedikleri
İçin ekmek yapıyorlardı, çünkü
Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara;
Felsefe sahipleri köle kaygusu çekmedikleri
İçin ekmek yapmıyorlardı, çünkü kölelerini
Felsefe veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya.
Felsefenin ekmeği yoktu, ekmeğin
Felsefesi. Ve sahipsiz felsefenin
Ekmeğini, sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi.
Ekmeğin sahipsiz felsefesini
Felsefenin sahipsiz ekmeği.
Ve yıkıldı gitti Likya.
Hala yeşil bir defne ormanı altında.

Melih Cevdet Anday

Antik Yunan ve Roma da geri kal­mıyor ağaçları taçlandırmakta el­bette. Peki, Ovidius’un Dönüşüm­ler’ine ne demeli? Kurtuluşu ağaca dönüşmekte bulan kızın hikâyesini hatırlatalım, unutmuş olanlara: Gü­neş Tanrısı Apollon bir peri kızına âşık oluyor ama kız istemiyor onu. Tanrı bu, bırakır mı peşini, kovalı­yor kızı nereye giderse. Sonunda kız yalvarıyor tanrılara kendisini kurtarmaları için ve kıza acıyan tanrılar da defne ağacına dönüştü­rüyorlar onu. Apollon’un da başına defne dallarından bir taç takmakla yetinmesi gerekiyor, kızı elde ede­mediği için.

Yaşlı Çınar

ulu-cinar-osmanli
Yaşlı bir çınardır bu
Tarihler kadar eski
Kuşlar için her dalı
Yapraktan bir kafestir.

sallandıkça fısıldar
Nice eski türküler
Geçen her yolcu durup
bu nağmeleri dinler

kokusu serpiliyor
Dallarından baharın
Yorgunlar dinleniyor
Gölgesinde bu çınarın

Ejder Üçok

Ağaçların arasında çınarın özel bir yeri vardı, o bir semboldü. Kültür tarihinde Lübnan’ın sediri neyse Osmanlının da çınarı oydu. Çınar Osman Gazi’nin rüyasıydı. Üç kıtaya hâkim olacak devletin sembolüydü. Çınar, iri gövdesi, bir şemsiye gibi açılan dalları, el el yapraklarıyla insana ululuğu ve kalıcılığı hatırlatıyor. Çınar servi gibi yalnız veya salkım söğüt gibi mütevazı bir ağaç değildir. O, Osmanlının rüyasını saklar içinde. Çınar Osmanlının ağacıdır.

Erguvan Moruyum Ege’de

erguvan-ege
ben artık erguvan moruyum yüzünden devşirilmiş
çiçeklerde zeymuran kıskançlığı

kitapları seviniz, çocukları sarınız, kediler okşanır
beni unutmayasınız ben erguvan eskisiyim

ah dedim yüzünde erguvan coğrafyalar birikmiş
gözlerin, fesleğen ırmağında yıkanmada
şair, bu nasıl iş

ah ben bir zalimin ömür sakasıyım
susuzluktan ben ölmediysem kim öldü yerime
akşamları erguvan yasıyım

elma kokusundayım der inanırım
eksik olan iğdeler, eksik olan mor erguvanlar
sen cümlesisin amasyalım
düşen narım

cuma dualarımı çaldırdım, eksik olan mor dudağım
bendeki kalp hınzır bir deli dumrul
geçmelere yüzüm yok, yollar erguvan kurusu
köprüler boydan boya dağım

ah ben hiçbir şeye inanmazdım; balığa, kumruya
ellerini diken yırtan erguvan ağızlı kuşlara
şimdi dini bütün kadınları bir başka sever oldum
değiştim mi ne, şaşırdım mı ben bu ara
söylemeyin ben galiba kötü oldum

birden bahar geldi, ben alışkın değilim tez baharlara
böyle şeylerden konuşmayalım istersen
sana dadanan kuşlardan söz edelim, narin kelebeklerden
gülü bülbülden koruyan dikenlerden, bir şeylerden
erguvanlardan

Barış Erdoğan

Erguvan ağacı İstanbul’un simgelerinden biri… En azından geçmişte öyle idi. Beton yığınlarının çoğalmadığı dönemleri yaşayanlar, baharın İstanbul’a erguvan ağaçlarının çiçek açmasıyla geldiğini anımsarlar. Bu ağaç baharın gelişiyle kısa bir an için çiçeklenir, çiçeklerinin görüntüsü narin ve utangaçtır. Sanki ağaç yüzünü gizlemek ister. Çiçeklerin dallarda çok kısa bir süre kalması sanki ağacın çiçeklerini insanlardan kıskandığı duygusunu verir bize. Havarilerinden biri (Yahuda) Hz. İsa’ya ihanet eder ve sonra da pişman olur. Bu pişmanlık onu ölüm düşüncesine sürükler; kendini erguvan ağacının dalına asar. Bu hain adamın alçaklığını sindiremeyen erguvanın önceleri beyaz olan çiçekleri utancından kırmızı/pembeye dönüşür. Bundandır ki, Hıristiyanlar Yahuda (Juda) ağacı derler erguvana.

Ceviz Ağacı

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Nazım Hikmet

Ama artık ağaçlar birer düşman, daha çok betona yer açmak adına, (sözüm ona) teknoloji adına yok ediliyorlar birer birer… Yerlerine AVM’ler yapılıyor, köprüler, saraylar yapılıyor. gencecik fidanlarına hiç acımadan kıyanlar ağaçlara da kıyıyorlar… Yerlerine güzelleştirmek adına, göz boyamak adına rengarenk çiçekler dikiyorlar… O zavallı çiçekler de bilmiyorlar ki üç ay sonra sökülüp bir kenara atılacaklar, yerlerine yenileri dikilsin diye…

Lâle

ters-lale
biz bu bahçelerden geçemez olduk, gülle yandık
nergisi gonca, laleyi karanfil boylu bir kız sandık
bahçıvan kovasında her aşığa düşmüştü bir ateş
içmelere doyamadık, söz oyunlarına bile kandık

Barış Erdoğan

Bir döneme adını veren, üzerine şiirler, şarkılar yazılan ve asırlar boyu sanatın çeşitli alanlarında kullanılan lalenin öyküsü şöyle; İran mitolojisine göre asırlar önce bir yaprağın üzerindeki minicik bir çiğ tanesine yıldırım düşmüş. Böylece yaprak alev almış ve kapkara olup toprağa düşmüş. İşte toprağa düşen bu yanık yaprak, çağlar boyu tarihte yer alacak lalenin doğumunun başlangıcı olmuş. Lalenin göbeğinde bulunan siyahlık da işte o düşen yıldırımdan kalan yanık iziymiş. Ters lâle ise Hıristiyanlıkta Hz. Meryem’i temsil ediyor ve “Ağlayan Gelin” olarak anılıyor. Söylenceye göre, Hz. İsa çarmıha gerilirken Hz. Meryem’in gözyaşları toprağa düşer ve toprakta bir lale bitiverir. Hıristiyanların kutsal saydığı “ters lâle” Müslümanlar tarafından da hüznün sembolü olarak mezarlıklara dikilirmiş. Boynunu büktüğü ve nektarları döküldüğü için “ağlayan lâle” olarak adlandırılırmış.

Gül

gul-bahcesi
Ey bâkir cümbüşü her özleyişten sıcak
Bin uykuya yaslanmış sessiz kamaşan şafak;
Her bahçenin üstünde ve her ufuktan başka,
Yıldızların tuttuğu ayna, ezelî aşka,
Bir sır gibi hayattan ve ölümden öteye
İlk arzunun toprağa mal olmuş lezzetiyle…
Ardından ağlanacak ne varsa ömrümüzde
Tekrar doğuşun sırrı gülümseyen bir yüzde,
Uykusuz geceleri içten kemiren hüzün,
Bin azabın çarkında gerilmiş ağaran gün;
Öpüşler, gözyaşları, vaadler ve hicranlar;
O derin sükûtların aydınlattığı anlar
Bir sonsuz uçurumda uyanmış gibi birden
Sazlar sustuktan sonra duyulan nağmelerden;
Doldurur hiç durmadan uzattığı bu tası,
Gül, ey bir âna sığmış ebediyet rüyası!

Ahmet Hamdi Tanpınar

Gül, “aşkı, büyüyü, umudu ve ihtirası” simgelerken, kusursuz güzelliğin ve mükemmelliğin de sembolü olarak kabul edilir. Buna göre kırmızı gül “seni seviyorum, sana aşığım”, pembe gül “zarafet, incelik ve hafiflik”, sarı gül “arkadaşlık ve neşe”, kayısı gül “arzu ve heyecan”, beyaz gül “saflık ve gizem” anlamına gelir. Yunanlılar gülü, Afrodit’in sevgilisi Adonis’in kanına benzetirken, Doğu mitolojisinde gül, aşkın her çeşidinde sevgiliyi temsil eder. İslam mitolojisi ve tasavvuf anlayışında ise gül, ilahi güzelliği temsil eder. Tasavvufi sembolizmde gonca halinde gül “birliği”, açılmış gül ise “birliğin çokluk halinde görünüşünü” temsil eder. Gül bahçesi “gönül açıklığı, kirinden pasından temizlenerek, ilahi güzelliğin yansımasına hazır hale gelmiş kalbi”, gonca, “insanın kendisiyle ve Tanrı’yla başbaşa kalmasını” simgeler. Buna göre, açılmış gül, “can sırrını açığa vurmak” anlamına gelir.

Nergis Çiçeği

nergis-bahcesi
Çiçek kokusu gönderiyorum sana,
Senin gibi kokan.
Nergis çiçeği olsun adı,
Kokusunu senden çalan…

Bükük boynuyla narin, zarif
Senin gibi masum duran
Serin kokusuyla usulca, hafif,
Seni en güzel sabahlara uyandıran

Bu sabah pencerenden içeri,
Süzülsün tarifsiz bir mutluluk,
Bil ki gittiğin günden beri
Kalmadı bende sevinç bak!
Ne de umut,inan bir yudumluk…

Murat Yadaş

Kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte aşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda eko dediğimiz yankılara dönüşür. Olimpos dağında oturan tanrılar bu duruma çok kızarlar ve Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Gene günlerden bir gün av peşindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir, buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir, yerinden kalkamaz, kendine aşık olur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir; aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.

Manolya

manolya-agaci
Ben seni bir karanlıkta düşleyeceğim
Sıcak yüreğimin ağıtlarında üşüyeceğim
Ellerim kör, ellerim fakir, ellerim garip
İstesem de gelemeyeceğim.
Sözlerim yalan, dillerim haram olacak
Başımı alıp ellerimin arasına
Seni yazacağım şiirlere
Ya menekşe olacaksın ya bir manolya

Ali Sevimli

Bir Çin prensi tahta çıkacaktı ama yasalara göre, daha önce evlenmesi gerekiyordu. Uygun bir aday bulmak için bölgedeki genç kızları huzuruna çağırdı. Saraydaki hizmetçilerden birinin kızı prensi çok seviyordu. O da prensin huzuruna çıkmak istedi. Annesinin uyarılarını dinlemedi, çünkü sevdiği adamı bir kere bile görmek onu mutlu edecekti. Beklenen gece geldi. Genç ve güzel kızlar en güzel giysilerini giymişler, süslenmişler, kendilerini beğendirmek için her çareye başvurmuşlardı. Prens kızlara birer tohum verdi. Bunu saksılarına dikmelerini, altı ay sonra gelmelerini söyledi. En güzel çiçeği yetiştiren kızı kendine eş olarak seçecekti. Herkes tohumu alıp heyecanla evine geri döndü. Genç kız da kendisine verilen tohumu alıp saksıya ekti. O kadar bakmasına, özenmesine karşılık toprakta tek bir filiz bile görünmedi. Her şeyi denedi, uzmanlara danıştı ama bir fayda göremedi. Altı ay dolmuştu fakat saksı hâlâ bomboştu. Prense sunacağı bir çiçek olmadığı halde gene de belirtilen gün ve saatte boş saksıyla saraya gitti. Oysa diğer kızlar güzel ve gösterişli çiçeklerle dolu saksılarla gelmişlerdi. Prens salona girdi, kızların arasında dolaştı, saksıları birer birer inceledi. Hizmetçinin kızını kendine eş olarak seçtiğini duyurdu. Herkes şaşırmıştı. Diğer kızlar bu karara itiraz ettiler. Boş saksıyla gelen kız nasıl eş olarak seçilirdi? Prens durumu şöyle açıkladı:

“Bu genç hanım en değerli çiçeği yetiştirip bana sundu. O çiçeğin adı dürüstlük çiçeğidir. Çünkü sizlere dağıttığım tohumların hepsi sahteydi ve böylesi renkli ve canlı çiçekler açmaları olanaksızdı.”

Bu “dürüstlük” çiçeği manolya mıdır değil midir bilemeyiz; ama bildiğimiz bir şey var ki yaşadığımız bu ülkede en çok ihtiyaç duyduğumuz şey “dürüstlük”…

Paylaş2TweetleGönder
Nurten Bengi Aksoy

Nurten Bengi Aksoy

İleri
”Haydi Yapalım!” Dedirten Sosyal Sorumluluk Projesi: Let’s Do It!

''Haydi Yapalım!'' Dedirten Sosyal Sorumluluk Projesi: Let's Do It!

Yorum yapabilmek için bir ListeList hesabınız olması gerekmektedir. Aşağıdaki bağlantı ile hemen bir hesap oluşturabilirsiniz.

Listelist'e üye ol

Lütfen tartışmaya katılmak için giriş yapın

İlgili İçerikler

Laika’dan Hachikō’ya: Hikayeleriyle Tarihte Unutulmaz Bir İz Bırakan Dünyanın En Ünlü 8 Hayvanı
Hayvansever

Laika’dan Hachikō’ya: Hikayeleriyle Tarihte Unutulmaz Bir İz Bırakan Dünyanın En Ünlü 8 Hayvanı

Bilbao Etkisi: Ünlü Mimar Frank Gehry’nin Tasarladığı Müze Koca Bir Şehri Nasıl Değiştirdi?
Tasarım

Bilbao Etkisi: Ünlü Mimar Frank Gehry’nin Tasarladığı Müze Koca Bir Şehri Nasıl Değiştirdi?

Sinema Gurmeleri için Seçtik: Kurgusuyla Beyin Yakan En İyi Filmler
Film

Sinema Gurmeleri için Seçtik: Kurgusuyla Beyin Yakan En İyi Filmler

Uzmanlar Açıkladı! Karşınızdaki Kişinin Güvenilmez Olduğunu Gösteren 10 İşaret
Yaşam

Uzmanlar Açıkladı! Karşınızdaki Kişinin Güvenilmez Olduğunu Gösteren 10 İşaret

Yılın En Etkileyici Gökyüzü Olayı: Geminid Meteor Yağmurunu Ne Zaman ve Nasıl İzleyebilirsiniz?
Teknoloji - Bilim

Yılın En Etkileyici Gökyüzü Olayı: Geminid Meteor Yağmurunu Ne Zaman ve Nasıl İzleyebilirsiniz?

Trajik Aşk Hikayesi Yüzlerce Yıldır Yankılanan Mümtaz Mahal Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Tarih

Trajik Aşk Hikayesi Yüzlerce Yıldır Yankılanan Mümtaz Mahal Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Dünyanın Farklı Coğrafyalarındaki Birbirinden İlginç 10 Sofra Kuralı
Yeme - İçme

Dünyanın Farklı Coğrafyalarındaki Birbirinden İlginç 10 Sofra Kuralı

Jim Carrey’nin İkonik Filmi “Maske” Hakkında Bilmeniz Gereken 9 Gerçek
Film

Jim Carrey’nin İkonik Filmi “Maske” Hakkında Bilmeniz Gereken 9 Gerçek

Sebebi Sadece Güvenlik Değil! Elektrik Tellerindeki Renkli Yuvarlak Toplar Ne İşe Yarıyor?
Teknoloji - Bilim

Sebebi Sadece Güvenlik Değil! Elektrik Tellerindeki Renkli Yuvarlak Toplar Ne İşe Yarıyor?

Popüler Turistik Yerlere Kıyasla Çok Daha Ucuz ve Güzel Olan 10 Avrupa Şehri
Seyahat

Popüler Turistik Yerlere Kıyasla Çok Daha Ucuz ve Güzel Olan 10 Avrupa Şehri

Türkiye'deki küçük kuşlar
Hayvansever

Muhtemelen Ülkemizde Yaşadığını İlk Defa Duyacağınız 11 Küçük Kuş Türü

Bilim İnsanları Açıklıyor! Farklı Gezegen ve Uydularda Yağmur Yerine Ne Yağıyor?
Teknoloji - Bilim

Bilim İnsanları Açıklıyor! Farklı Gezegen ve Uydularda Yağmur Yerine Ne Yağıyor?

Piero Manzoni: Dışkısını Konserve Kutularına Koyup Binlerce Dolara Satan Sanatçı
Tarih

Piero Manzoni: Dışkısını Konserve Kutularına Koyup Binlerce Dolara Satan Sanatçı

Haftalık Burç Yorumları: 8-14 Aralık Haftasında Sizi Neler Bekliyor?
Astroloji

Haftalık Burç Yorumları: 8-14 Aralık Haftasında Sizi Neler Bekliyor?

Sevimliliğiyle Gönlümüzde Taht Kursalar da Oldukça Tehlikeli Olan 21 Hayvan
Hayvansever

Sevimliliğiyle Gönlümüzde Taht Kursalar da Oldukça Tehlikeli Olan 21 Hayvan

Hiç Terk Edilmemiş! İnsanların Hâlâ Yaşamaya Devam Ettiği Dünyanın En Eski Şehirleri
Seyahat

Hiç Terk Edilmemiş! İnsanların Hâlâ Yaşamaya Devam Ettiği Dünyanın En Eski Şehirleri

Tekstil Ürünlerinin Ömrünü Kısaltmayın! Çamaşır Yıkarken Hepimizin Yaptığı 7 Hata
Yaşam

Tekstil Ürünlerinin Ömrünü Kısaltmayın! Çamaşır Yıkarken Hepimizin Yaptığı 7 Hata

Esaretin Bedeli’nden Forrest Gump’a: Sinemanın Altın Yılı Olan 1994’de Vizyona Giren En İyi 17 Film
Film

Esaretin Bedeli’nden Forrest Gump’a: Sinemanın Altın Yılı Olan 1994’de Vizyona Giren En İyi 17 Film

Chaupadi: Nepal’de Adet Olan Kadınların Kulübelere Kapatıldığı Çağ Dışı Gelenek
Yaşam

Chaupadi: Nepal’de Adet Olan Kadınların Kulübelere Kapatıldığı Çağ Dışı Gelenek

Kuralsız Güreşten Mızraklı Dövüşe: Kanın Gövdeyi Götürdüğü Tarihin En Vahşi 6 Eğlencesi
Tarih

Kuralsız Güreşten Mızraklı Dövüşe: Kanın Gövdeyi Götürdüğü Tarihin En Vahşi 6 Eğlencesi

Eski NASA Astronotu Açıklıyor: Uzayda Seks Yapmak Mümkün Mü?
Teknoloji - Bilim

Eski NASA Astronotu Açıklıyor: Uzayda Seks Yapmak Mümkün Mü?

Doğduğunuz Ayın Çiçeği Karakter Özellikleriniz Hakkında Ne Söylüyor?
ListeList Özel

Doğduğunuz Ayın Çiçeği Karakter Özellikleriniz Hakkında Ne Söylüyor?

14 Mayıs 2025
Toplanın Açıklıyoruz! Göz Renginiz Genetik Mirasınız Hakkında Ne Söylüyor?
ListeList Özel

Toplanın Açıklıyoruz! Göz Renginiz Genetik Mirasınız Hakkında Ne Söylüyor?

16 Haziran 2022
Uzmanlar Uyarıyor! İş Görüşmesinde Asla Söylememeniz Gereken 10 Şey
İş Yaşamı

Uzmanlar Uyarıyor! İş Görüşmesinde Asla Söylememeniz Gereken 10 Şey

5 Eylül 2025
Aman Dikkat! Telefonunuzun Dinlenip Dinlenmediğini Anlamanın 10 Yolu
Teknoloji - Bilim

Aman Dikkat! Telefonunuzun Dinlenip Dinlenmediğini Anlamanın 10 Yolu

15 Ekim 2025
Laika’dan Hachikō’ya: Hikayeleriyle Tarihte Unutulmaz Bir İz Bırakan Dünyanın En Ünlü 8 Hayvanı
Hayvansever

Laika’dan Hachikō’ya: Hikayeleriyle Tarihte Unutulmaz Bir İz Bırakan Dünyanın En Ünlü 8 Hayvanı

10 Aralık 2025
Bilbao Etkisi: Ünlü Mimar Frank Gehry’nin Tasarladığı Müze Koca Bir Şehri Nasıl Değiştirdi?
Tasarım

Bilbao Etkisi: Ünlü Mimar Frank Gehry’nin Tasarladığı Müze Koca Bir Şehri Nasıl Değiştirdi?

10 Aralık 2025
Sinema Gurmeleri için Seçtik: Kurgusuyla Beyin Yakan En İyi Filmler
Film

Sinema Gurmeleri için Seçtik: Kurgusuyla Beyin Yakan En İyi Filmler

10 Aralık 2025
Uzmanlar Açıkladı! Karşınızdaki Kişinin Güvenilmez Olduğunu Gösteren 10 İşaret
Yaşam

Uzmanlar Açıkladı! Karşınızdaki Kişinin Güvenilmez Olduğunu Gösteren 10 İşaret

10 Aralık 2025
Yılın En Etkileyici Gökyüzü Olayı: Geminid Meteor Yağmurunu Ne Zaman ve Nasıl İzleyebilirsiniz?
Teknoloji - Bilim

Yılın En Etkileyici Gökyüzü Olayı: Geminid Meteor Yağmurunu Ne Zaman ve Nasıl İzleyebilirsiniz?

10 Aralık 2025
Trajik Aşk Hikayesi Yüzlerce Yıldır Yankılanan Mümtaz Mahal Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Tarih

Trajik Aşk Hikayesi Yüzlerce Yıldır Yankılanan Mümtaz Mahal Hakkında Bilmeniz Gerekenler

9 Aralık 2025
İstanbul’dan Ankara’ya: Farklı Şehirlerimizde Kutu Oyunu Oynayabileceğiniz En Güzel 12 Mekân
ListeList Özel

İstanbul’dan Ankara’ya: Farklı Şehirlerimizde Kutu Oyunu Oynayabileceğiniz En Güzel 12 Mekân

6 Aralık 2023
Kanada’dan İspanya’ya: Astronotların Uzaya Gitmeden Önce Eğitim Aldığı 5 Yer
Teknoloji - Bilim

Kanada’dan İspanya’ya: Astronotların Uzaya Gitmeden Önce Eğitim Aldığı 5 Yer

14 Eylül 2025
Hepimiz Yapıyoruz! Televizyon Karşısında Yemek Yemek Zararlı mı?
Sağlıklı Yaşam

Hepimiz Yapıyoruz! Televizyon Karşısında Yemek Yemek Zararlı mı?

18 Kasım 2024

Sosyal Medya'da ListeList

  • Hakkımızda
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • Muvafakatname
  • Yazı Gönder
  • Reklam
  • İletişim

© 2021 ListeList - Yeni Nesil Medya Platformu

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password? Sign Up

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Sonuç bulunamadı
Tüm sonuçları görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Gündem
  • ListeList Özel
  • Alışveriş
  • Yaşam
  • Sinema
  • Seyahat
  • Diğer
    • Edebiyat
    • Sağlıklı Yaşam
    • Kadın
    • İş Yaşamı
    • Tiyatro
    • Hayvansever
    • Spor
    • İstanbul
    • Koronavirüs
    • Tarih
    • Müzik
    • Astroloji
    • Ekoloji
    • Tasarım
    • Dizi
    • Oyun
    • Teknoloji – Bilim
    • Yeme – İçme
    • Pürtelaş
    • Testler
    • Video
  • Yazı Gönder

© 2021 ListeList - Yeni Nesil Medya Platformu