Abartıdan Uzak, Yalın ve Kasvetli İskandinav Sinemasının Mutlaka İzlenmesi Gereken 13 Filmi

November 23, 2016

Amerikan sinemasına alışık ve bundan son derece keyif alanların bayağı uzak olduğu bir sinemadır İskandinav sineması. Muhteşem görsel efektler, abartı mimikler, gereksiz sahneler ve aşırı repliklerden ziyade, son derece naif ve subjektif bir bakış açısı sunar genellikle. Tabiri caizse biraz düşünmenizi gerektiren bir sinemadır.

Bir filmi izledikten sonra tek başınıza iseniz, konu ve karakterler hakkında dakikalarca düşünebileceğiniz ya da başkalarıyla beraber izlemişseniz saatlerce üzerine konuşabileceğiniz filmlere ev sahipliği yapar. Minimal, yalın ve varoluşçu özelliğiyle bir çok ülkenin sinemasından kendini ayırır.

İskandinav sinemasının en çarpıcı yapıtlarını sizler için derledik, umarız ki her birini izleme vaktiniz olur. İyi seyirler! 🎬

1. Persona

Alfred Hitchcock’a göre gelmiş geçmiş en iyi film olan Persona; kelimelerle anlatılmaya yetecek bir film değildir. Aniden susan ve konuşmayan bir kadını anlatır. Vaktinizin olduğu ilk an, tereddüt bile etmeden izlemeniz gereken bir baş yapıt diyebiliriz.

2. Jagten

Toplumsal baskının, masumluğun ve toplumun kurban seçişinin getirilerini tokat gibi yüzümüze çarpan, “Hayatta hepimiz birer kurbanız.” fikrini en yalın şekilde gözler önüne seren bir film Jagten.

3. Noi Albinoi


İzlanda’nın soğuk ikliminde geçen bu film, durağan olduğu kadar iç ısıtıcı sahnelere de sahip. Sonunda yarattığı ani gelişen metafor sayesinde kendinizi empati yaparken bulabilirsiniz.

4. The Seventh Seal


“Yedinci mühür, serbestçe kullanılmış ortaçağ malzemeleriyle sunulan modern bir şiirdir. filmimde şövalye, bugünün askerinin savaştan dönmesi gibi, haçlı seferi’nden dönüyor. orta çağda insanlar vebadan ölesiye korkarlardı. Bugün de atom bombası korkusuyla yaşıyorlar.Film, teması hayli basit bir alegoridir, insan, onun ebedi tanrı arayışı ve tek mutlaklık olarak ölüm.” Bergman

5. Pelle The Conqueror

Filmin giriş sahnesi “Çanlar Kimin İçin Çalıyor?” kitabının yazarı Hemingway’e bir saygı duruşu niteliğindedir. Martin Andersen Nexø’nun iki ciltlik aynı adlı romanından uyarlanan Bille August filmi keşke devamı da olsa diyebileceğiniz, konuyu ile sizi içine çeken bir filmdir.

6. Offret

Tarkovski’nin oğluna ithaf ettiği son filmidir. Tarkovski’nin Bach sevdasını bu filminin müziklerinde de açıkça görüyoruz. Diğer filmlerinden ziyade daha yalın bir anlatıma sahip olan Offret herkesin vakit bulduğu an izlemesi gereken, dingin bir yapıt.

7. Kongen av Bastøy

İskandinav sinemasının en çarpıcı yapıtlarından biri olan bu film, gerçek bir hayattan kurgulanmıştır. Bir ıslah evinde geçen yalın anlatımı ve rahatsız edici olmayan bir dramı film severlere sunuyor.

8. Rams


Birbirine küs ama aynı çevrede yaşayan iki kardeşin öyküsünü anlatan bu film, Habil ve Kabil’e göndermeler içeriyor. Tüm geçim kaynakları keçileri olan bu kardeşlerin hikayesi İskandinav Sinemasının en güçlü yapıtlarından biridir.

9. The Return


Zvyagintsev’in Tarkovski ile yakınlığının kurulmasını sağlayan ilk ve çok özel bir film return. Varoluşsal bir film olan Return’un yayınlandığı tarihten bu güne kadar herkesin kafasında çözümlenemeyen bir soru var; “o kutuda ne vardı?” Sizlerin de izleyip bu konu hakkında fikir yürütebileceğiniz, izlemeden geçmemeniz gereken bir yapıt.

10. Breaking the Waves


Yalın ve naif bir aşk hikayesi. Delilik ve aşk kimilerine göre aynı şey. Bu film de ikisini de bulabiliyorsunuz. Geriye ise bu bağlantı hakkında belki de biraz gözyaşı dökerek düşünmek kalıyor. Breaking the Waves tüm sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gereken bir yapıt.

11. Scenes From A Marriage


Kendinizi bir evliliğin karmaşası içerisinde bulacağız Scenes From A Marriage; bir çiftin tüm evlilik hayatını gözler önüne seriyor. Evlilik hakkındaki bakış açılarınızı tazeleyen bu filmi kaçırmamanızı öneriyoruz. Bergman bu filmi 3 ayda yazmış ve 4 ayda çekmiştir. Kendi hayatından kesitleri sunmuştur.

12. Dancer In The Dark


Başarılı müzisyen Björk’ün rol aldığı Dancer In The Dark; yönetmenin Björk’ün “Oh so quiet” video klibini görmesiyle, zaten yapmak istediği müzikal filmin ilk adımlarını atmasına ön ayak olmuş. Cinselliği filmlerinde oldukça kullanan Lars Von Trier’in bu yalın ve izleyen çoğu insanın içini burkan filmde cinsel herhangi bir sahneye rastlanmıyor. Üzüntüyü en yalın halde ruhunuzda hissedebileceğiniz bir İskandinav filmi.

13. Lilja 4 Ever

İzleyen herkesin kanını dondurmuş, ana karaktere sarılma hissi yaratmış derin ve yoğun duygular yaşamanızı sağlayacak bir film. İyi film nedir diyenlerin mutlaka izlemesi gerektiğine inanıyoruz. Kasvetli havası sizi olayların tam içine alıyor ve ruhunuza işliyor. İzledikten sonra birkaç dakika boşluğa bakabilir, hayatı sorgulayabilirsiniz.

Yorum Bırakın

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>