18 Maddeyle Kalem ile Fırçaya Hükmeden Sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu

July 18, 2014

Bir ressam, bir yazar, bir şair…

Hem de “sinesine saplanmış kara saplı bir bıçakla” yaşayan, üreten çok yönlü bir sanatçı.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu tanıtalım istedik elimizden geldiğince.

Sevgi Üstüne

bedri-rahmi-eyupoglu-01
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.

Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtaralım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar

1911 yılında babasının kaymakam olarak görev yaptığı Giresun’un Görele ilçesinde dünyaya geldi. Maçkalı Eyüboğlu ailesinden Mehmet Rahmi Bey ile Lütfiye Hanım çiftinin beş çocuğundan ikincisiydi. Babası ona Ali Bedrettin adını koydu, ama zamanla Ali unutuldu ve ismi önce Bedir’e, sonra Bedri’ye dönüştü.

Kara Sevda

bedri-rahmi-eyupoglu-02
…ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikayelere
Kara kara kazanlarda kaynadı
Diyar diyar al kanlara boyandı
Türkülerde ateş alev yandı tutuştu
Gördes kiliminde nakış
Minyatür bahçelerinde suret kesildi.
Ve nihayet gelip çattı
Elveda belirsiz bedava sevince
Uçan kuşa eşe dosta elveda
Bütün haşmetiyle gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.

Çocukluğu Anadolu’nun değişik yerlerinde geçti. Havza, Kütahya, Ankara, Artvin’de bulunduktan sonra babasının Trabzon milletvekili seçilmesi üzerine ailesi 1925’te Trabzon’a yerleşti. Trabzon Lisesi’nde öğrenim gördü.

Kağıt Gemi

bedri-rahmi-eyupoglu-03
Kağıttan bir gemi yaptım küçücük
Ya 5 öpücük sığar içine
Ya 10 öpücük
Kız kardeşim,
10 öpücük batar bu gemi dedi
Sen misin
15 öpücük
Anam sakın denize atma dedi
Doğru havuza
Sen misin
Doğru denize,
Ama ıslanmasıyla batması bir oldu.

Bir gemi daha yaparım ne çıkar
Hem bu sefer öpücük yerine
Sunturlu birkaç küfür
Daha birkaç gemi yaparım
Çok şükür…

1927’de okuluna resim öğretmeni olarak atanan ve orada yedi ay görev yapan ünlü ressam Zeki Kocamemi, onun resim yeteneğini keşfetti ve onda resme ilgi uyandırdı. Bir öğrenim bursu ile Fransa’ya gitmiş olan ağabeyi Sabahattin’in gönderdiği resim kitapları, ilgisinin devamını sağladı. Bu arada edebiyata da ilgi duyan Bedri Rahmi, ilk şiirlerini lise yıllarındayken yazmaya başladı.

Bahar ve Biz

bedri-rahmi-eyupoglu-04
Yılda bir kere çıldırır ağaçlar sevincinden
Rabbim ne güzel çıldırır.
Yılda bir kere uzatır avuçlarını yaprak;
Sevincinden titreyerek.
Yılda bir kere kendini verir toprak
Yılda bir kere yarılır bahçeler hazdan
Rabbim ne güzel yarılır.
Biz de bir kere sevinebilseydik.
Çiçek açmış ağaçlar gibi çıldırasıya.
Kim bilir belki bir gün sulh olunca
Biz de deliler gibi seviniriz,
Ağaçları ve baharı taklit ederiz
Renkli bez parçalarıyla donatırız şehri
Renkli ampuller asarız pencerelerden
Kim bilir belki bir gün sulh olunca
Biz de çatır çatır çatlarız bin bir yerimizden
Ağaçlar gibi.

1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Nazmi Ziya Güran ve İbrahim Çallı’nın öğrencisi oldu. Bu arada edebiyata ilgisini de sürdürerek Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri aldı. 1931’de diplomasını almadan, kendisiyle bursunu paylaşan ağabeyi ile Fransa’ya gitti.

Yetim Bahçe

bedri-rahmi-eyupoglu-05
Senin güllerin her yerde açar
Dağda, bayırda, kırda, bozkırda
Bozkır biraz şüpheli ama
Günlerden bir gün açar mı açar
Bozkır dediğin sakar
Senin güllerin her yerde açar
Ya benim güllerim
Sevinen çocuk gözlerinde bir
Bedava iyilik yapanların gözlerinde iki
Bağışlamasını bilen yüreklerin en kuytu yerinde
açar üç
Benim güllerimle senin güllerin el ele
En güzel bahçe
Benim güllerim olmadıkça
Senin bahçelerin yetim, yitik

Paris ve Londradaki çalışmalardan sonra Bedri Rahmi, 1934 yılında, Yeni Adam Dergisi’nde ressam olarak çalışmaya başladı. Aynı dönemde şiirleri de edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başlamıştı.

Can Tükenir

bedri-rahmi-eyupoglu-06
Kimse bilmez can nerdedir
Can tükenir can tükenir
Saçımın telinden sızar
Gözümün ferinden uçar
Can tükenir can tükenir
Her korku zerresinde ziyan
Her kımıldanışında yaprak
Can tükenir can tükenir

Paris’te iken tanıştığı ve daha sonra Eren adını alacak olan sanatçı Ernestine Letoni ile 16 Nisan 1936 tarihinde evlendi. Güzel Sanatlar Akademisi’nin aynı yıl düzenlediği diploma yarışmasında “Hamam” adlı çalışması ile de birinci olarak diplomasını aldı.

Kusura Bakma

bedri-rahmi-eyupoglu-07
Kusura bakma
İçinde bulunduğum an
Bir yarın geçmişte neyleyim
Gelecekte öteki yarın
Zaman dediğin hasba üç ayaklı
Birinin canı ötekinde saklı
Şu anın canı gelecekte
Geleceğin canı geçmişte saklı

1941’de askerlik görevini tamamladıktan sonra ilk şiir kitabı “Yaradana Mektuplar” yayımlandı. Geleneksel halk sanatlarından seçtiği motifleri resimlerinde başarılı bir biçimde kullandığı gibi şiirlerinde de halk edebiyatının masal, deyiş gibi türlerine karşı duyduğu hayranlığı yansıttı.

Yaradana Mektuplar

bedri-rahmi-eyupoglu-08
Yıldızların, çivilediğin yerdeler,
Bulutların, eksik olmasınlar,
Hep ayni minval üzere, senden gelip sana giderler.

Güneşin böler günlerimizi
Bir portakal gibi ortasından ikiye
Yarısını kulların yer, yarısını geceler.

Denizlerin senin elinle doldurduğun kasede çalkalanmaktadırlar
Ne bir damla artmış, ne bir damla eksilmişlerdir.

Dağların bizim ayağımıza çok bol geldi;
Onları bir defa bile giyen olmadı.
Daha dün elinden çıkmış gibi hepsi yepyeni
Şimdilik eskiyen bir şey varsa ömrümüzdür!

Sorup duruyoruz:
Niçin nüfus kütüklerinde her gün yeni bir isim,
Kitaplarda yeni bir kahraman
Biz ölen ağaçları yontup
Gemilerimize direk yapıyoruz
Bizim canlarımızı alan acep onlarla ne yapar

Saksılarda hep aynı karanfiller açıyor Tanrım.
Niçin, biz bir defa doğuyoruz…

1940’lardan sonra duvar resimlerine yönelen Bedri Rahmi, Paris’te “İnsan Müzesinde” ilkel kavimlerin sanatını inceledikten sonra “güzelin yararlı, yararlının güzel” olabileceği fikrini benimsedi ve eserlerinde bu görüşü yansıttı.

Tuz

bedri-rahmi-eyupoglu-09
Bir yanım tuz,
Bir yanım şeker
Tuzdan yanayım

Bir yanım deniz
Bir yanım toprak
Denizden yanayım

Bir yanım sen
Bir yanım ben
Senden yanayım

Bedri Rahmi, kendisini tümüyle resme vermesi konusundaki telkinlere rağmen şiir yazmayı da hiç bırakmadı ve 1948 yılının Ağustos ayında ikinci şiir kitabı “Karadut” yayımlandı.

Yıkansın Gözlerim Yıkansın

bedri-rahmi-eyupoglu-10
Soyunsun gözlerimin cilasında
İçersinden aydınlanmış tarlalar
Soyunsun beyazlığı içlerinden gelen evler
Soyunsun utancını arzular
Yıkansın gözlerim yıkansın!…

Soyunsun gözlerimin cilasında
Gelmiş, gelecek bütün kızlar,
Soyunsun hafızanın insan gözü değmemiş yerinde
Sineler, buseler, arzular
Ve bütün bir ömür
Lahzada harcansın
Yıkansın gözlerim yıkansın!…

Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansıdı. Halk dilinden ve şiirinden aldığı ögeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürdü. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergiledi.

Bigüzel

bedri-rahmi-eyupoglu-11
Seni bigüzel giymişim içime gavurun kızı
Bir kurşunda vurdular ikimizi
Gün ışır, yaprak titrer, tohum üşür
Acı güller kızarır hikayemizi.

Bedri Rahmi ve karısı Ernestino Letoni’nin büyük bir aşk öyküleri vardı. 1932’de Paris’te başlayan ve ülkelerine dönmelerinden sonra birkaç yıl mektuplarla süren bu aşk Bedri Rahmi’nin ailesinin gönülsüz kabulüyle 1936’da evliliğe ulaşmıştı. Karısına karşı büyük bir aşk besleyen Bedri Rahmi daha sonra da Mari’ye âşık olmuştu. Bu aşktan evlendikten sonra adı Ernestino’dan Eren’e dönüşen karısının da haberi vardı ve şairi bu aşkını hiç gizlememişti.

Karadut

bedri-rahmi-eyupoglu-12
Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.

Aşkları Uğruna Yazılanlarla Edebiyatımıza Yön Veren Kadınlar‘ listemizde de bahsetmiştik bu hazin olaydan. Pek çoğumuz biliriz ve çok severiz bu şiiri. Ve sanırız ki şair, bu şiiri eşi için yazmıştır. Oysa şairin eşi için tam bir dramdır bu şiir… Şair bu şiiri, bir başka kadın, Mari Gerekmezyan, için yazmıştır. Mari, Bedri Rahmi’nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmiştir. O dönem askerliğini yapmakta olan sanatçının sinesine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanmıştır Mari. Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapmış; Bedri Rahmi de bu büstü, Mari’nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştır. Yorgun yürek “Karadut” 1946′da menenjit-tüberküloz kapmış ve şairin tüm çabalarına rağmen aynı yıl vefat etmiştir, şairi tekrar iyileştiren ise yüce gönüllü sıfatına layık eşi Eren Eyüboğlu olmuştur.

Hüzün Geldi

bedri-rahmi-eyupoglu-13
Türküler bitti
Halaylar durdu
Horonlar durdu
Al damar, mor damar, şah damar sustu
Bahçeler put kesildi birer birer
Meyveler salkım saçak taş.
Bir bulut uçardı
Başı boş bedava
Yandı kül oldu.
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.
Ağaç büyür arkasında koşamam
Kervan yürür peşi sıra düşemem
Yıldız akar uçsam da yetişemem.
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.

1949’daki bir olay her şeye rağmen Bedri Rahmi’nin Karadut’u unutmadığını ortaya koyar. İstanbul’da Büyük Kulüpteki bir davette konuklar Bedri Rahmi’den bir şiir okumasını isterler. O da “Karadutum, çatal karam, çingenem” dizesiyle başlayan “Karadut”u okur. Şiiri gözlerinde yaşlarla tamamlar. Orada bulunanlar ve özellikle Eren Hanım onun üç yıl önce yitirdiği aşkı Mari için ağladığını anlarlar.

Selam ile Haram

bedri-rahmi-eyupoglu-18
Biz dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Ama hep böyle gidecekse bu dünya
Kalanlara haram olsun.

Yaşadığı bu kırgınlıktan sonra bir müddet Paris’te yaşayan Eren hanım, oradan eşine yazdığı 4 Ocak 1950 tarihli mektubunda bu konuya değinir:

Canuşkam,

Kulüpte bir gece şiir okumuştun hani, hatırladın mı? Gözlerinden birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin nasıl titremişti. Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapışmış gibi olmuştum o gece… Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım. Bedri’nin ruhuna insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.

Eren.

Bu mektup Eren Eyüboğlu’nun özverisini ve sevgisini ortaya koyar açıkça. Bundan sonra ise Bedri Rahmi ölene kadar birlikte çalışıp, üretirler ve yaşamı yeniden paylaşırlar… Bedri Rahmi Eyüboğlu 21 Eylül 1975 tarihinde İstanbul’da pankreas kanserinden yaşama veda etti ve Küçükyalı Mezarlığı’nda defnedildi.

Erimek

bedri-rahmi-eyupoglu-17
Erimek belirsizce her şeyde,
Karışmak sulara yıldızlara,
Sinmek kokusuna mor menekşenin,
Yanmak damar damar, nefes nefes,
Yaşamak tükene tükene.

Bedri Rahmi Eyuboğlu şiirlerinde meyvelere fazlaca önem ve yer veren bir şairimizdir. “Hiçbir şair meyvelerden onun kadar söz etmemiş ve şiirinde meyvelerden onun kadar yararlanmamıştır” denilebilir. Meyvelere verdiği önemi bir şiir kitabına “Karadut” adını koymasından da anlıyoruz. Bedri Rahmi, İnsan Kasidesi adlı şiirinde meyvelere düşkünlüğünü şöyle itiraf eder:

Oğul oğul
Şair olmasına şairsin
Amma velâkin itiraf eyle ki
Hep kadınlara ve meyvalara dairsin.

Susadım

bedri-rahmi-eyupoglu-16
Susadım
Üç tane elma soydular,üç tane portakal
Nafile
Bir bardak suyun yerini tutmadı
Acıktım
Kuş sütü,kuru üzüm getirdiler
Nafile
Bir çimdik somunun yerini tutmadı
Seni düşündüm sevgilim şükrederek
Su gibi aziz olasın her daim
Ekmek gibi mübarek.

Bedri Rahmi’nin şiirlerinde az geçen ama şiire damgasını vuran meyveler karadut ve zeytindir. Bu meyvelerin yer aldığı iki şiir ise şairin en çok sevilen, okunan ve hatırlanan şiirleridir.

Sitem…

bedri-rahmi-eyupoglu-15
Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yâr yâr!… Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var

Bedri Rahmi’nin anılarından:

“Akademide estetik dersimize giren şair Ahmet Haşim, dersin birinde Türk çiçek zevkinin yerinde yeller estiğini yana yakıla öyle bir anlattı ki neredeyse ağlayacaktık: ‘Düşünün çocuklar!’ diyordu, ‘Şark!… Görülmemiş çiçeklerin, koklanmamış kokuların diyarı, bir devre lâlenin adını, bir devre çiydemlerin, gülün kokusunu sindiren şark!… Güllerin bin bir çeşidini yetiştiren şark!… Bugün çiçeğini Avrupa’dan dileniyor. Dün gördüm, bize tayyare ile İtalya’dan karanfil geliyormuş. Düşünün bir kere, karanfili tayyare ile Avrupa’dan getiren bir İstanbul’un acıklı halini düşünün. Karanfil!… Hani şu bizim çiniler, minyatürler, kadifeler, yazmalar dolusu işlediğimiz, bahçeler dolusu kokladığımız karanfil nasıl olur da bugün İtalya’dan gelir? Deli olmak işten değil.’ Ön sıralarda bir yerde oturuyordum. Dayanamadım: ‘Karanfil istediği kadar dışarıdan gelsin. Çok şükür şairi bizdedir!’ diyecek oldum. Haşim’in karanfil şiirini hepimiz ezbere biliyorduk. Sevgili hocamız kulaklarına kadar kızardı: ‘Teşekkür ederim!… ‘dedi.

Arkadaş Dökümü

bedri-rahmi-eyupoglu-14
Evvela dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Arkasından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Yalnız başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz, kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız

Bir şüphedir sarmış yüreğimizi
Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
Bir şüphedir demir atmış ciğerimize
Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
Bir çalım bir kurum hepimizde
Nereden inceyse oradan kopsun

Bu canım dünyanın orta yerinde
Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
Yalan mı, gözünü sevdiğim karıncalar
İşte: Hamsiler sürü sürü
Arılar bölük bölük geçer
Leylekler tabur tabur

Ya bizler, eşrefi mahlukat!..
Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz
Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
Bizler sürü sepet
Yalnız birbirimizi öldürmüşüz.

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Nâzım Hikmet‘in çok yakın arkadaş oldukları bilinir. Daima temas içerisinde olmuşlardır birbirleriyle. Bedri Rahmi bir Amerika dönüşünde Paris’ten geçerken tesadüfen Nâzım da oradadır ve bir dostun evinde buluşurlar. Bedri Bey’in o aralar çok zor kullandığı meşhur bir Grundig teybi vardır. Zar zor da olsa Nâzım’ın okuduğu 57 şiiri o gün teybe kaydederler. Paris’te yaşayan Nazım’ın annesi ressam Celile Hanım ise gözlerinin pek iyi görmemesine rağmen Bedri Rahmi’nin mükemmel bir portresini yapar ve onu Bedri Bey’e hediye eder.

Not: Sanatçının görsel eserlerini şuradan aldık.

2 Yorum

  1. Pingback: Karaköy'den Taksim Meydanı'na 19 Maddeyle Beyoğlu Gezi Rotası | ListeList.com

  2. Pingback: 1-7 Mayıs İstanbul Etkinlik Rehberi | ListeList.com

Yorum Bırakın

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>