Stranger Things ile büyük bir çıkış yakalayan Duffer Kardeşler’in yapımcı olduğu Something Very Bad Is Going to Happen, yayınlanır yayınlanmaz izleyicileri ikiye böldü. Başrollerde Camila Morrone ve Adam DiMarco yer alırken, kadroda Jennifer Jason Leigh ve Ted Levine gibi deneyimli isimler de dikkat çekiyor.
Diziyi izleyenlerin bir kısmı atmosferini överken, bir kısmı beklentilerin karşılanmadığını düşünüyor. Peki bu kadar konuşulan bu dizi aslında ne anlatıyor? Something Very Bad Is Going to Happen konusu ne ve izleyiciye nasıl bir hikâye sunuyor?
Konusu basit ama rahatsız edici
“Dizi, evlilik arifesindeki bir ilişkinin yavaş yavaş kabusa dönüşmesini anlatıyor.”
Something Very Bad Is Going to Happen, evlenmek üzere olan Rachel ve Nicky çiftinin düğün öncesinde yaşadığı tuhaf süreci konu alıyor. Çift, hazırlıklar için Nicky’nin ailesinin yanına giderken, her şey ilk başta oldukça normal görünüyor.
Ancak kısa süre içinde küçük detaylar dikkat çekmeye başlıyor. Garip davranışlar, açıklanamayan olaylar ve giderek artan bir huzursuzluk hissi ortaya çıkıyor. Özellikle Rachel, bu ortamda bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ediyor.
Hikâye ilerledikçe bu rahatsızlık hissi büyüyor. İzleyiciye sürekli yaklaşan ama tam olarak ne olduğu söylenmeyen bir tehdit hissi veriliyor. Dizi, korkuyu açıkça göstermek yerine, izleyiciyi bu belirsizliğin içinde bırakmayı tercih ediyor. Bu yönüyle Something Very Bad Is Going to Happen, klasik korku anlatılarından çok, ilişkiler ve güvensizlik üzerine kurulu bir gerilim hikâyesi sunuyor.
Tepkilerin ana sebebi: yavaş tempo ve karanlık görüntü tercihi
Diziyle ilgili en büyük eleştiri temposu. Hikâye oldukça yavaş ilerliyor ve gerilim uzun süre kuruluyor. Birçok izleyici, olayların gereğinden geç geliştiğini ve bölümlerin daha kısa olabileceğini düşünüyor.
Ancak tek mesele bu değil. Dizinin görsel dili de eleştirilen noktalar arasında. Özellikle bazı sahnelerin fazla karanlık olması, izlemeyi zorlaştıran bir detay olarak öne çıkıyor. Bazı izleyiciler, sahneleri seçmenin bile güçleştiğini söylüyor.
Bu iki unsur birleşince ortaya şöyle bir durum çıkıyor: Gerilim hissi var ama hem yavaş ilerlemesi hem de karanlık görseller, bazı izleyiciler için deneyimi zorlaştırıyor.
Korku mu, atmosfer mi?
Yapım klasik korku öğelerini geri planda bırakıyor. Ani korkutmalar çok az. Sert sahneler sınırlı.
Bunun yerine izleyiciyi rahatsız eden bir atmosfer kuruluyor. Sürekli bir tedirginlik hissi var. Ancak bu tercih herkes için işe yaramıyor.
Bazı izleyiciler bu tarzı oldukça etkileyici bulurken, bazıları yeterince “korkutucu” olmadığını düşünüyor. Bu yüzden dizi sık sık şu soruyla anılıyor: Gerilim mi, yoksa sadece yavaş bir hikâye mi?
Klişe tartışması
Dizi farklı bir atmosfer kurmaya çalışsa da tamamen özgün bulunmuyor.
Aile sırları, lanet hissi ve yaklaşan felaket teması bazı izleyicilere tanıdık geliyor. Özellikle korku türünü sık takip edenler için bu durum daha belirgin.
Bu da “yeni bir şey söylemiyor ama iyi anlatıyor” yorumlarını beraberinde getiriyor.
Peki ya olumlu yorumlar neler?
Olumlu yorumlar da az değil. Dizinin en çok övülen yönü atmosferi. Kurulan gerilim hissi, izleyiciyi rahatsız eden ama içine çeken bir yapı sunuyor.
Oyunculuklar özellikle başrollerde dikkat çekiyor. Rachel karakterinin yaşadığı içsel gerilim ve artan şüphe hali, hikâyeyi taşıyan en güçlü unsurlardan biri olarak görülüyor.
Bunun yanında hikâye ilerledikçe gerilimin giderek artması ve final bölümlerine doğru yoğunlaşması, diziyi beğenenlerin en çok vurguladığı detaylar arasında yer alıyor.
Asıl mesaj: korkudan daha derin
Something Very Bad is Going to Happen dizisi aslında sadece korku anlatmıyor. İlişkiler üzerine kurulu bir hikâye sunuyor.
“Doğru kişiyle mi birliktesin?” sorusu, hikâyenin merkezinde yer alıyor. Güven, şüphe ve bağlılık gibi temalar sürekli hissediliyor.
Bu yüzden bazı izleyiciler için dizi, korkudan çok “ilişki kaygısı” üzerine bir anlatı gibi çalışıyor.