12 Büyük Türk Şair ve Ruh Olarak Benzedikleri İstanbul Semtleri

July 28, 2016

Şairler gerek şiirleriyle gerekse görüşleriyle olsun kalplerimize dokunmasını bildiler... Peki ya bu şairler ile İstanbul'un hangi mekanları bağdaşıyor sizce? İhtimalleri düşünüp bu listeyi hazırladık.. Hemen listemize geçelim...

1. Cemal Süreya - Kadıköy...

cemal süreya kadıköy Cemal Süreya tam bir Kadıköy ağbisine benzemiyor mu? Gerçi zaten zamanında Kadıköy'de ikamet ediyormuş. Fakat kendisi gibi şiirleri de buram buram Moda kokuyor... Bu özdeşleştirmede etkin rol oynayan bir diğer şey ise Kadıköy'ün taşlarında dahi mısralarının yazılı olmasıdır... Cemal Süreya'nın gözleri Moda ise kalbi de Boğa Heykelidir. Şiiri de budur Kadıköy'ün... "İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde gösterisi zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

2. Ahmed Arif - Beşiktaş...

ahmet arif beşiktaş Çarşı'dan bahsediyoruz. Her şeye karşılar bir kere. Buram buram farklılık ve anarşi kokuyor. Bunun dışında halkın ta kendisiler. İnsanlarımızın gerçeklerini el değmeden bize yansıtıyorlar... Aynı Ahmet Arif dizeleri gibi... Karanfil kokuyor cigaralarımız... Ahmed Arif'ten tüm Beşiktaşlılara gelsin o zaman... "Terk etmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça… Ve ellerim kelepçede, Tütünsüz, uykusuz kaldım, Terk etmedi sevdan beni…"

3. Turgut Uyar - Üsküdar...

turgut uyar üsküdar Beşiktaş'ın tam karşısı... Ahmet Arif ile el sallaşıyorlar çoğu zaman. Hatta bazı geceler birbirlerine şiir fısıldadıklarını bile duyabilirsiniz. Üsküdar tam da Turgut Uyar'ı andırıyor. Salacak hele ki... Kayalıklarda yenilen çekirdek değil Turgut Uyar'ın mısraları çoğu zaman... Geyikli geceyi Üsküdar'da bulabilirsiniz... O zaman Göğe Bakma Durağı şiirini haketmedik mi yani? "İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Durma göğe bakalım"

4. Attila İlhan - Beyoğlu/Taksim...

attila ilhan Büyük yolların haydutu da diyebilirsiniz ona... Serseriliğin ve haytalığın şiirini yazmış üstad, hem de tüm aşklarının da ortağı etmiş bizi farkında olmadan... Mesela şöyle düşünün... İstiklal Caddesi'ndesiniz, hafif çakır keyif bir halde en büyük aşkınızdan ayrılıyorsunuz... Ona "Aysel git başımdan..." diyorsunuz... Bu "Git başımdan'ın" içinde kırgınlık da var mutsuzluk da, belki biraz da sessizlik... Aysel, Git Attila İlhan'ın başından... Onunla bu gece Nevizade'de içeceğiz... Kimse dokunamayacak bizim muhabbetimize... "yüksekkaldırım'da bir akşam maria missakian'ı düşündüm eğer kendimi bıraksam yağmur olabilirdim yağardım kasım'da bir çınar olurdum yaprak yaprak dökülürdüm kalbimi sıkı tutmasam döküp saçıp boşaltsam içimde yükselen şiiri kaldırımlara döküp harcasam gözleri balıkçıl gözleri dudaklarında tutup rüzgarı maria missakian adında biri gelse göğsüne kapansam gece gölgesine sokulsam gökyüzünde bulutlar büyüseler yağmuru dinlesem anlatsam şimşekler kırılıp dökülseler bizi sokoklarda bıraksalar leylekler üşüyüp gitseler dönüp arkalarına bakmadan yine akşam oldu attilâ ilhan üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı belki paris'te maria missakian avuçlarında bir çarmıh acısı gizlice bir sefalet gecesi çocuğunu boğarmış gibi boğup paris'i sana kaçmayı tasarlar her akşam"

5. Ece Ayhan- Beykoz...

ece ayhan beykoz Normalde Üsküdar'da oturduğu biliniyordu. Fakat Karaşın Şairi'ni yansıtan semt Beykoz! Beykoz'daki bu esrarengiz havanın ve delikanlıca tavrın direkt Ece Ayhan'ın hem şiir dilinin hem de hayat görüşünün yansıması olduğu görülmektedir. Dediği gibi "Melahat Geçilmez..." "O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey incecik melankolisiymiş yalnızlığının intihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam caddelerinden ölümler aşkı pera’nın Esrikmiş herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablam çiçeksiz bir çiçekçi dükkanının önünde durmuş tüllere sarılmış mor bir karadağ tabancasıyla zakkum fotoğrafları varmış cezayir menekşeleri camekânda Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilemem intihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte cezayir menekşelerini seçip satın alışından olabilir mi ablamın.

6. Cahit Zarifoğlu - Tophane...

cahit zarifoğlu tophane Zarif dilli şairin Tophane'de nargile içtiğini hayal ediyorum.... Böyle boyna etrafı izleyen fakat sessiz olarak zerafet barındıran bir hal ile... Semtteki hır-güre karşı sakinliği ile tüm etrafa dizelerini yaşatıp akşamüstü türk kahvesini içerken hem de... Tophane bir şair olsa Cahit Zarifoğlu olurdu bence... Hele "İşaret Çocukları" şiiri vardır ki insanı alır, götürür ve bir daha getirmez... "Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan Geçerdi babam Başında yağmur halkaları Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde Daha ilk güzelliğinde Alnını iki dağın arasına germiş Bir devin göğsüne benzer Göğsünden dualar geçermiş Çarşılar ellerinde ekmek iğneleri Cami avlularına açılan Havuz sularına kapılan çocuklar Görmeden güneşin bütün renklerini Götürmezlerdi dükkandaki babalarına Ocaktan akan kaynar yemekleri Nenelerinin koyduğu avuç taslarına Başı ve yüreği şahbaz Kaleleri ağırlayan kadınların Süslerini kemerlerini Başlarını ağırlaştıran Ağır siyah şelale saçlarını Tutunca gençleşirdi erkekler Sonra insan o ki denizde Küçük ve büyük nehirde Bedeni ıslatan afsunlu suda Önce niyet sonra yıkanırdı Zaman dert getirdi sulara İçinde eski balıkların yattığı kayalar Savaşan insanların elinde İnce yontulup taşındı balta mızrak şekline Anam kanları kuruyan Kavga ayıran bir kargı elinde Kara ocağın taşlarına İşaret koydu çocuklarını Belinde gezdiren babamın Beyaz yazılarla kazandığı adları Yüreği korkuyla kuvvetlendi babamın Unutup genç gelen günleri Zamanın sürerken çektiği günleri Çetin bilmecelerle Sürdü atını şehirlere Yün ören at güden kadınlar Ormanlara tepeden eğilen toprak evlerde Küçük pencereli karanlık dar odalarda Uzaktan uzayıp gelen kurt seslerinin Uzağa çekilip giden Ayazda donan gülmeler içinde Ormanlarda süt emziren anne Unuttu gittikçe uzayan çocuğunu Hep kaçarmış şehirlerin Demir dağlarına Uyuyunca toprak beşiğimde Sahipsiz kalan Ellerimden kayan aydınlık günlerim."

7. Tevfik Fikret - Aşiyan...

tevfik fikret aşiyan Farsça'da  da "Kuş Yuvası" manasına gelen "Aşiyan" isimli Tevfik Fikret'in bir şiirinden geliyor bu semtin ismi. Türkçe'de de "ev/yuva" anlamına gelmektedir. Bu sebepten Aşiyan'ı, Tevfik Fikret ile bağdaştırmak hiç de zor değil. Aruz ölçüsünü ustaca kullanması ile bilinen Tevfik Fikret Aşiyan yollarından ses versek duyacak tek kişi belki de hala Tevfik Fikret'tir... "Vatan için ölmek de var, Fakat borcun yaşamaktır..." demiş "Küçük Asker" şiirinde, daha ne desin yahu? Aşiyan'daki gibi ülkemizi, yani yuvamızı en iyi tanımlayan mısraların sahibidir kendisi. Bu sebebin de etkisi ile Aşiyan, eşittir Tevfik Fikret!!! Haluk'a olan söylenceleri okunmaya değerdir... Mesela "Haluk'un Bayramı..." "Baban diyor ki: 'Meserret çocukların, yalnız Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle; Fakat sevincinle Neler düşündürüyorsun, bilir misin? ... Babasız, Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi Sıyah-ı mateme benzer terâne-i îdi! Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir; Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin; Biraz güzellensin Şu ru-yı zerd-i sefalet... Evet meserrettir Çocukların payı; lâkin sevincinle Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor... Halûk, dinle!"

8. Necip Fazıl Kısakürek - Fatih...

necip fazıl Sakallarına otuz saniyeden fazla bakınca gözlerinizi kapattığınızda Fatih Semti'nin canlandığını göreceksiniz... Çile isimli kült şiir kitabı ise Fatih'i anlatan bir ansiklopedi gibi düşünün...Tabii ki üstadtan bahsediyoruz... Necip Fazıl Kısakürek'ten...Hepimizi düşüncelere gark eden "Bekleyen" şiiri ise efsaneler arasındadır... "Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar…"

9. Can Yücel - Büyükada...

can yücel büyük ada Can Baba rahattır. Sözünü esirgemez. Cümleyi insanın gediğine oturtan bir tavrı vardır. Bu tavır şiir diline de doğrudan etki etmiştir. Can Yücel bir semt olsaydı Büyükada olurdu. Çünkü rahat olmak isterdi. Denize karşı rakısını içmek, eşe dosta küfürler savurmak isterdi... O yüzden ona Büyükada'yı veriyoruz...Ondan bir de şiir gelsin efenim...Mare Nostrum - Bizim Deniz... "En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de devrim, O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak… En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi… Acıyorsam sana anam avradım olsun, Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!"

10. Orhan Veli - Bağcılar...

orhan veli bağcılar Halkın ta kendisidir Orhan Veli... Büyük şairin ölümü bile belediye çukuruna düşerek olmuştur. İsterseniz ne kadar halktan olduğunu tartışmayalım... :) Gerek şiirlerini yazdığı temalar gerekse kullandığı dil ile gerçeklerle yüzleştirmeye çalıştığı bu koca halkın garip akımıyla harmanladığı edebiyat düşüncesinden bahsediyorum... Bugünlere görebilseydi ciddi ciddi Bağcılar'ı anlatırdı üstad. Bağcılar da onu anlardı herhalde... :) "Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar; Hatta çirkin yaratıldığından bile O kadar müteessir değildi; Kundurası vurmadığı zamanlarda Anmazdı ama Allah’ın adını, Günahkâr da sayılmazdı. Yazık oldu Süleyman Efendi’ye."

11. Edip Cansever - Bakırköy...

edip cansever Aşkını kalbine gömüp yıllarca uzaktan uzaktan Tomris'e şiirler yazan, üstelik en yakın arkadaşlarının hepsiyle de bir gönül bağı bulunan hanımefendiye hep şefkatle yaklaşmış birisinden bahsediyoruz. Tabii ki Bakırköy de Edip Cansever'e gidecek. Kızlarının güzelliği ile bilinen bu semtin Edip Cansever'in şiirlerine benzeyen bir tarafı var... Tomris'e yazdığı doğumgünü şiirlerinden birinde üstadın fısıldadığı bu şiir gibi akşamüstleri Bakırköy... "Nasıl buluyorsun bu yıl kendini Göğsündeki ruhbilimsel saate göre? Bana sorarsan yıllar önce nasılsan Öylesin gene Hepsi hepsi bir kedin öldü sadece..."

12. İsmet Özel- Şişli...

ismet özel şişli "Ben" diyor şair "İsmet Özel şair...40 yaşında... Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar..." Her kesimden, her görüşten insanı barındıran Şişli ile İsmet Özel'in fevkalade birbirine benzediğinin farkında mısınız? Aşırılığın şiirini altın harflerle yazdı bugüne kadar İsmet Özel. Hatta bazen öyle bir mısra bahşetti ki bize n'olduğumuzu şaşırdık... (bkz: Senin yorgunluklarını hastanelere makbuz yaptılar, intihara karşı kullanıyorlar koğuşlarda...) Şişli'nin asi hali ile İsmet Özel'in kuvvetli sesi birbirinin aynısı adeta...

Yorum Bırakın

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>