Sinemanın Hem Güldüren Hem Ağlatan Yetenekli İsmi Şener Şen’in 13 Unutulmaz Karakteri

  • Bu yazıyı Facebook’ta

December 7, 2016

Bu liste konuk yazarımız Nilay Uçar tarafından hazırlanmıştır.

Çöpçüler Kralı’nın zabıtası, Süt Kardeşler’in kumandanı, Hababam’ın sakar beden eğitimi öğretmeni ve yeri geldiğinde mikrofona kibarca ‘domatiz’ diyen bir köy ağası… Kimden bahsettiğimiz biliyorsunuz. Eğer sinemada bizi birisi gerçekten hem güldürüp hem ağlattıysa o Şener Şen’dir. Erken dönem fillerinde gülme krizine girip; Av Mevsimi, Eşkıya ve Gönül Yarası’nda hüngür hüngür ağlamamıza sebep olan bu yetenekli ancak bir o kadar da naif adamı gelin büründüğü karakterlerle hatırlayalım.

Badi Ekrem / Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975)


Türk sinemasının tartışılmaz bir şekilde en sevilen, en bilinen filmidir Hababam Sınıfı. Tam kırk yıldır izler, kırk yıldır aynı esprilere tekrar tekrar güler de sıkılmayız. Rıfat Ilgaz’ın aynı isimli kitabından uyarlanan film, ilk olarak Ertem Eğilmez’in gözünden aktarılmıştır beyazperdeye. İnek Şaban’dan Damat Ferit’e, Güdük Necmi’den Tulum Hayri’ye bir sürü güzel adamla tanıştığımız; Adile Naşit’i bağrımıza basmak istememize sebep olan filmin neredeyse tüm repliklerini ezbere biliriz. Ama bir tanesi vardır ki onun yeri ayrı… Kırmızı eşofman takımı gelsin gözünüzün önüne. İşte karşınızda Şener Şen ve “Badi Ekrem”in meşhur sorusu: “Ben bu yaz nerdeydim?”…

Sülo / Davaro (1981)


Dev kadro! Adile Naşit, Ayşen Gruda, Kemal Sunal ve Şener Şen… Kartal Tibet yönetmenliğindeki filmin hikayesi şöyledir; Memo ile Sülo’nun aileleri arasında kan davası vardır. Memo’nun Sülo’yu öldürmesi gerekirken ikisi de bu fikre yanaşmaz, Sülo’nun öldüğüne köylüyü inandırarak bu olayı sonlandırmaya karar verirler. Akıllardan çıkmayan ve her izlediğimizde gülme krizine sokan “tabutun başı nereye gelecek” sahnesi filmle bütünleşen anlardan. Şener Şen’in kadın kılığına girip göbek attığı bu filmi hala izlemediyseniz çok şey kaybettiniz demektir.

Muhsin Bey / Muhsin Bey (1986)


Bu sefer kamera arkasında usta yönetmen Yavuz Turgul’u görüyoruz. Birçok sinema eleştirmeni tarafından Türk Sinemasının en iyi filmleri arasında gösterilen yapım, oyunculuk performansı açısından da Şener Şen ve Uğur Yücel’i ayakta alkışlattırıyor. Eski bir İstanbul beyefendisi olan Muhsin Bey ile köyden henüz gelmiş Ali Nazik’in yollarının kesişmesiyle başlayan filmi yönetmeni Yavuz Turgul “En sevdiğim filmim.” diyerek anlatıyor. Sinemamızın en sağlam senaryo örneklerinden biri olan Muhsin Bey, geçen zamana rağmen değerini kaybetmeyen filmlerden…

Ali Rıza / Namuslu


Bir Ertem Eğilmez harikası daha: Namuslu. Kendi halinde bir adam olan Ali Rıza, işine gidip gelen, dürüst biridir. Çevresi tarafından pek sevilmese hatta karısı tarafından sürekli aşağılansa da, yuvarlanıp gittiği bir hayatı vardır; ta ki banka soyguncusu olmakla suçlandığı güne kadar… O günden sonra Ali Rıza’nın hayatı değişir. Paranın onda olduğu fikriyle herkes Ali Rıza’ya hürmet etmeye, ayrı ayrı sevgi gösterisinde bulunmaya başlar. Para sevdasını muhteşem bir hiciv diliyle anlatan film, yine harika bir oyuncu kadrosundan oluşuyor.

Şener / Arabesk (1989)


Tahmin ediyoruz ki Şener Şen’in bu kadar çok şarkı söylediği ikinci bir film olmamıştır. Dönemin sinema filmleriyle ve onların bitmeyen ajitasyon anlayışıyla bariz bir şekilde alay eden bu yapım, absürt sinema dilinin ülkemizdeki en eski ve en başarılı örneklerinden biri. Yönetmen koltuğunda Ertem Eğilmez’in olduğu filmin oyuncu kadrosunda Uğur Yücel ve Başrolde Müjde Ar’ı görüyoruz.
Unutulmaz “Allahım kör et beni” sahnesi ile kendinizi gülmekten alamayacağınız filmi absürt bir müzikal olarak değerlendirebiliriz.

İbrahim / Çıplak Vatandaş (1985)


Şimdi 1895 yılına gidip ortadirek bir ailenin memur aile babasını mercek altına alıyoruz. Düzgün bir aile reisi olan İbrahim, geçim sıkıntısı yaşamaya başlar, o ek iş yaptıkça zamlar, kesintiler derken mali durum gitgide daha da içinden çıkılmaz bir hal alır. “Yetmiyoooor! Yetmiyor…” diyerek televizyonu camdan attığı sahne eşliğinde kontrolünü kaybeder, sonra ne mi oldu dersiniz? Medya tarafından keşfedilir. Başar Sabuncu’nun yazıp yönettiği film, Şener Şen severlerin mutlaka ama mutlaka izlemesi gerekenlerden.

Bahtiyar / Sultan (1977)


Türk sinemasının “Sultan”ı, Türkan Şoray, çok çocuklu yalnız ve çok güzel bir kadındır. Birbirinden yaramaz çocuklarına hem annelik hem babalık yapmaktadır. Sultan, içten içe yavrularına baba olabilecek doğru adamı hayal ederken; muhtarın üçkağıtçı oğlu çoktan bu güzel kadına göz dikmiştir… Adile Naşit’i sevimli komşu teyze, İhsan Yüce’yi mahallelinin arkasından iş çeviren bir muhtar, Şener Şen’i peltek bir bakkal olarak gördüğümüz filmin yönetmenliğini dönemin ünlü yönetmeni Kartal Tibet yapmış.

Züğürt Ağa (1984)


Bir ağa düşünün ki kendi köylüleri tarafından dolandırılıyor… Çareyi köyü satılığa çıkarıp büyük şehire gitmekte bulan ağa, metropol yaşantısına da kolay ayak uyduramıyor tabi… Yaşam şartlarına ayak uyduramayan karısı da ağamızı terk etmez mi? Yavuz Turgul’un senaryosunu yazdığı ve başrollerde Şener Şen’e Füsun Demiral, Erdal Özyağcılar gibi usta isimlerin eşlik ettiği film, izleyicinin aklında en çok da “Domatis, domatiiiis…” repliğiyle yer etmiş durumda.

Vecihi / Gülen Gözler (1977)


Adile Naşit ve Münir Özkul anne baba olur da o aile sevilmez mi hiç? Bu filmi çekerken Ertem Eğilmez sanki gelmiş, seti evinizin orta yerine kuruvermiş; öyle samimi… Müjde Ar, Itır Esen , Ayşen Gruda ,Halit Akçatepe, Şevket Altuğ ve daha saymaya harflerin yetmeyeceği birbirinden usta isimler bu filmde Şener Şen’le; çılgın pilotumuz Vecihi ile bir arada… Filmi izlerken bir sarsıntı hissederseniz aman ha, panik yapmayın, belki Vecihi bu kez sizin evinizin yanından geçiyordur, kim bilir?

Şakir / Ne Olacak Şimdi (1979)


Bu sefer bir Atıf Yılmaz ve Sadık Şendil ortak yapımıyla karşınızdayız… Boşanmak isteyen bir çift olan Şakir ve Nuran’ın birer avukat tutmasıyla başlayan hikaye, avukatların birbirine aşık olmasıyla hayli ilgi çekici bir hal alır. Perran Kutman, Levent Kırca ve Nevra Serezli gibi efsane sinemacıları başrolde göreceğiniz filmde Perran Kutman her ne kadar sürekli “Tükür babanın suratına!” diyecek olsa da, bizim favori repliğimiz yine de Şener Şen’in ağzından geliyor: “Yaz kızım… 200 torba çimento, 20 kamyon çakıl, 15 tane kapı… Aa, hoşgeldin karıcım…”

Ziya / Neşeli Günler (1978)


Haydi turşu kuralım. Peki sizce sirke mi yoksa limon mu? Yoo, hemen kavgaya tutuşmak yok, durun, daha birlikte Neşeli Günler izleyeceğiz… Saadet Hanım ve Kazım Bey’den biraz ders alalım, inat hiçbir işe yaramıyor. Neyse, şimdi onları istemsizce bir araya getiren bir isimden bahsedelim: Ziya. Sanıyoruz ki Ziya, dünyadaki en sevimli dolandırıcı olabilir. Siz yine de ekteki videoyu izleyin ve size Almanya’da aslan avladığı hikayeyi anlatırsa ona hiç çekinmeden “Atma Ziyaaa!”. diyin.

Ziver / Şekerpare


“Hurşit! Tatlıcılara haber sal, bundan sonra Galata’da şekerpare yapılmayacak.” repliğiyle hatırladığımız muhteşem film… Karakol amiri Ziver ile astı Cumali, aynı kadına aşık olurlar. Durumu fark eden Ziver, Cumali üzerinde oyunlar oynamaya çalışacak olsa da, ondan daha erken davrananlar çıkacaktır… Başrollerde İlyas Salman, Şener Şen,Şevket Altuğ, Neriman Köksal ve Yaprak Özdemiroğlu’nun yer aldığı film, eskimeyenler arasında yerini almış durumda.

Şakir / Çiçek Abbas


Kapanışı en efsane replikle yapalım dedik, “Herkese benden çay, Şakir’e yok!”. Peki kim bu Şakir? Şakir, düzenbaz bir dolmuş şöförüdür ve sözlüsü Nazlı’yı evlenme vaadiyle oyalamaktadır. Yanında muavinlik yapan Abbas ise dolmuş için para biriktirmenin hayallerini kurar, bir gün bu hayalini gerçekleştirir ve Şakir’e rakip olur.Aksaray aksaray aksaray! İddia ediyoruz ki bu film insanı kırmızı bir dolmuş almaya özendirir… İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyor ve kapanışı o muhteşem replikle yapıyoruz: “Ne diyem? Mahmut mu diyem?”

  • Bu yazıyı Facebook’ta

Yorum Bırakın

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>