Yaşadığı Acıları Sanata Dönüştürmüş 12 Eşsiz Sanatçı ve Hüzünlü Hayat Hikayeleri

April 14, 2016

Acı ve sıkıntı çekmek hayatın bir parçasıdır. Bazıları bu konuda daha şanslı olsa da, öyle insanlar var ki acıyı iliklerine kadar yaşamıştır. Bu acıyı sanatlarına dönüştürebilenler ise yüzyıllar boyunca unutulmayacak eserler ortaya çıkarmıştır.

Sanatı sadece ‘sanat yapmak’ ve ün peşinde koşmak için icra edenlerle, yaşadıklarını ifade etmek için sanat yapmaya muhtaç insanlar arasında dağlar kadar fark vardır. Çektiği acıları sanatlarına işlemeyi başarabilmiş sanatçılar ise tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır.

İşte sıkıntılı yaşamlarını sanatlarına dönüştürebilmiş eşsiz sanatçılar ve acı dolu hayat hikayeleri:

1. Ernest Hemingway

Ernest-Hemingway
ABD’li ünlü yazar ve gazeteci Ernest Hemingway, 1899 yılında doğdu. Hemingway lisedeyken, Avrupa’da 1. Dünya savaşı devam ediyordu. 1917’de ABD de savaşa dahil olunca orduya katılmak için başvuru yaptı. Sol gözündeki problem sebebiyle askere alınmayan yazar daha sonra Kızılhaç’a başvurdu ve ambulans şoförü olarak savaşa katıldı. 1918’de çok yakınına düşen bir top sebebiyle ağır yaralandı. Yardım etmeye çalıştığı İtalyan askerlerinden birisi ölürken diğeri bacaklarını kaybetti. Başka bir İtalyan askerini taşırken de bacaklarından yaralandı. Tedavi gördüğü hastanede hemşire Agnes von Kurawsky’e aşık oldu. Evlenmeyi düşündüğü hemşire onu terk etti. 1931 yılında yazarın babası intihar etti.

1944 yılında 2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan güçleriyle birlikte savaşta aktif görev aldı. Bu nedenle daha sonra askeri mahkemede yargılandı. Son yıllarında yazarın ruhsal sağlığı kötüye gitti. Eşi Hemingway’i elinde silahla evin mutfağında bulunca hastaneye kaldırdı. Sanatçı kaldırıldığı hastanede elektro şok tedavisi gördü. Hastaneden çıktıktan iki gün sonra 1961’de kendini av silahıyla vurarak hayatına sonlandırdı.

2. Frida Kahlo

Frida-Kahlo
Meksikalı ressam Frida Kahlo 1907 yılında dünyaya geldi. 6 yaşında geçirdiği felç sebebiyle bir bacağı sakat kaldı. Bu yüzden kendisine “Tahta Bacak Frida” lakabı takıldı. 18 yaşında okuldan dönerken bindiği otobüsün çarpıştığı tramvayın demir çubuklarından birisi Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıktı. O dönemden sonra hayatı hastanelerde geçen sanatçı 32 kez bıçak altına yattı. Omurgası ve sağ bacağındaki ağrılar dayanılamayacak derece fazlaydı. Çocuk felci sonucu sakat olan bacağı 1954 yılında kangren sebebiyle kesildi.
1929 yılında ünlü bir ressam olan Diego Rivera evlendi. Sağlığındaki bozukluklar nedeniyle bir çocuğunu aldıran Kahlo, daha sonra arka arkaya iki düşük yaptı.

Hayatının neredeyse her döneminde sağlığı bozuk olan Frida, acılarla başa çıkma yöntemi olarak kendini hep resim yapmaya adadı. 1950 yılında omurgasındaki rahatsızlığı sebebiyle 9 ay boyunca hastanede yattı. 1953 yılında da sağ bacağı kesildi. 1954 yılında akciğer embolisi sebebiyle hayata gözlerini yumdu.

3. Kurt Cobain


20 Şubat 1967 yılında Kurt Cobain’in 8 yaşındayken annesi ve babası boşandı. 12 yaşındayken okuldaki başarısızlığı sebebiyle annesi onu evden kovdu. Liseye giderken uyuşturucuya başladı. 1980’lerde uyuşturucuyu bırakmak istemesine rağmen bunu başaramadı. Ünlü müzisyen özel hayatının ve sıkıntılarının medyada yer almaya başlaması ve vermek istediği mesajların kamuoyu tarafından yanlış algılanması sebebiyle giderek karamsarlaştı. Aşırı ilgiden rahatsız olan Kurt aslında ünlü olmak istemiyordu. Daha sonra Kurt midesinden rahatsızlanmaya başladı. Bu ağrılardan kurtulabilmek için de eroin kullanmaya başladı. Buna ek olarak sahne arkasında bile uyumasına sebep olan narkolepsi hastalığı başladı. 1989 yılında Roma’daki gösterisinde sahnede sinir krizi geçirdi.

1992 yılında Courtney Love ile evlendi ve bebeği oldu. Bundan sonra uyuşturucuya ara verdi. 1994 yılında Roma’da çok güçlü bir uyku ilacıyla birlikte şampanya içen müzisyen komaya girdi. 8 Nisan 1994‘te Kurt’un cesedi, Seattle’daki evinin garajının üzerindeki odada kafasına pompalı tüfekle ateş etmiş bir şekilde bulundu.

4. Fyodor Dostoyevski

Fyodor-Dostoyevsky
Hasta bir anne ve sarhoş bir babanın çocuğu olan Dostoyevski 11 Kasım 1821 yılında dünyaya geldi. Annesini ölümünden sonra Petersburg’a yerleşen sanatçı daha sonra babasını ölüm haberini aldı. 1846 yılında çıkan ilk kitabı İnsancıklar ve ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan yazarın umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklanarak hapse atıldı. 10 yıl hapiste yattıktan sonra tam kurşuna dizilmek üzereydi ki, son anda affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmek üzere Sibirya’ya gönderildi.

Cezalarını çektikten bir süre sonra Avrupa seyahatine çıktı. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864) ve Suç ve Ceza (1866) gibi eserlerini yazdı. Sibirya’da evlendiği eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, ciğer kanaması sebebiyle yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü.

5. Sylvia Plath

Sylvia-Plath
Amerikalı yazar ve şair Sylvia Plath, trajik yaşamı ve intiharıyla da tanınır. 1940 yılında babası vefat ettiğinde Sylvia 8 yaşındaydı ve ilk şiirini o zaman yazdı. Çocukluk yıllarında rahatsızlığının ilk izleri gözlemlenmeye başlayan Plath, hayatı boyunca ileri derecedeki manik depresif bozukluğu ile boğuştu. 1950’de Smith College‘da gördüğü eğitime devam ederken ilk intihar girişimini gerçekleştirdi.

Plath 1956’da ünlü İngiliz şair, yazar Ted Hughes’la evlendi. Sylvia’nın kıskançlık krizleri evliliklerini kötü etkiledi. İlk çocuklarının doğumundan sonra Sylvia ve Ted’in arası ihanet sebebiyle açıldı. 1963 yılında daha 30 yaşındayken, ikinci kattaki odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, odalarının kapısını da içeri gaz girmemesi için bantla kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti.

6. Franz Kafka

Franz-Kafka
Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1883 yılında Prag’da dünyaya gelen Kafka, ailesinin altı çocuğundan ilkidir. İki erkek kardeşi daha bebekken ölen yazarın 3 kız kardeşi de Nazi’lerin toplama kampında öldüğü düşünülmektedir. Kötü bir çocukluk dönemi geçiren Kafka babasıyla hiç anlaşamadı ve ona karşı hep nefret duydu. Dönüşüm kitabındaysa böcek olarak tasvir ettiği kişi kendisidir çünkü kendisini babasının gözünde hep böcek kadar değeri olduğunu düşündü.

Yahudi olduğu için Almanlar tarafından, Almanca konuştuğu için de Çekler tarafından sevilmedi. 1917 yılının Ağustos ayında Kafka’nın ağzından kan geldi ve akciğer kanseri teşhisi konuldu. 1918 yılının sonbaharındaysa İspanyol gribine yakalandı ve haftalarca acı çekti. 1924 yılında gırtlağına kadar ilerleyen kanser sebebiyle konuşma yetisini kaybetti. Yemek yerken ve su içerken bile dayanılmaz acılar çekti. Yazar 3 Haziran 1924 yılında kalp yetmezliğinden hayatını kaybettiğinde 40 yaşındaydı.

7. Vincent van Gogh


Hollandalı ressam Vincent van Gogh, 1853 yılında dünyaya geldi. Ünlü ressamın doğumundan bir yıl önce, annesi ölü doğum yapmıştı. Eğer bebek ölmeseydi adına Vincent deneceğini öğrenen Van Gogh bu durumdan çok etkilendi. Kariyeri boyunca kardeşi Theo’nun maddi yardımlarıyla geçimini sağladı. 1888 yılında ressam Paul Gauguin ile aralarının bozulması sebebiyle sol kulağının bir kısmını kesti. Giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etti. Van Gogh en iyi eserlerini ürettiği son iki senesinde akıl sağlığı çok bozulmuştu. Günümüzde sanatçının hastalıklarına şizofreni, bipolar bozukluk, frengi ve boya zehirlenmesi gibi tanılar konuldu. Kötü beslenme, aşırı çalışma, uykusuzluk ve alkol düşkünlüğü de hastalığını arttırıcı sebepler olarak düşünülüyor.

8. Edgar Allan Poe


ABD’li şair ve yazar Edgar Allan Poe gotik edebiyatın öncülerindendir. 1809 yılında dünyaya geldikten 1 yıl sonra Poe’nun babası evi terk etti. Bir yıl sonra da annesi veremden öldü. Daha sonra Virginia’da bulunan zengin bir tüccar olan John Allen’ın yanına verildi. Virginia Üniversitesi’nde okuduğu zamanlarda yaptığı kumar borcu sebebiyle manevi babasıyla arası açıldı.

1831 yılında Baltimore’da yaşayan halası, kuzeni ve abisinin yanına taşındı. Baltimore’a yerleştikten kısa bir süre sonra, alkolik olan ve ağır hastalıklar geçiren abisi hayatını kaybetti. 1835’te kuzeni Virginia Clemm ile evlendi. 1842 yılında karısı Virginia’nın tüberküloz olduğunu öğrenince kendisini tamamen alkole verdi. 1847 Virginia’nın ölümü yazarı iyice yıktı.

Poe, 3 Ekim 1849 yılında ismi Ryan’s Inn olan bir meyhanede kendinden geçmiş bir şekilde bulundu. Hastaneye kaldırıldıktan 4 gün sonra hayata gözlerini yumdu. Öldüğünde 40 yaşında olan Poe’nun cenazesine sadece 4 kişi katıldı.

9. Henri de Toulouse-Lautrec


19. yüzyılın sonlarında afiş yapmak ikinci sınıf bir değere sahipken ünlü ressam Henri de Toulouse-Lautrec, afişin bir sanat olarak değer kazanmasını sağladı. Köklü bir Fransız ailesine sahip olan Henri çocukluğunda iki büyük kaza geçirdi. 1878 yılında kaldığı şatoda cilalı döşeme üzerine düşüp sol bacağını kırdı. Bir sene sonra gezintiye çıktığı sırada tekrar düşerek sağ bacağını kırdı. Uzun süre boyunca tedavi gören sanatçının bu kazalar sebebiyle bacakları kısa kaldı ve bir daha büyümedi.

1899’da alkol zehirlenmesi yaşadığı için hastaneye kaldıran ressam burada bunalım dolu 3 ay geçirdi. 1901’de yeniden içkiye başlayınca durumu kötüleşti ve Temmuz ayında felç geçirdi. Henri 1901’in Eylül ayında 37 yaşında yaşamını yitirdi.

10. George Orwell

George-Orwell
İngiliz edebiyatının en ünlü sanatçılarından George Orwell, hayatı boyunca karşılaştığı olayları eserlerine yansıttı. Para kazanmak için çalışmaya başladığı polis teşkilatını, şahit olduğu zulümler sebebiyle bıraktı. İspanya iç savaşı döneminde İspanya’nın yanında yer aldı ve savaşa gitti. Uzun süre parasızlıkla mücadele eden yazar yoksulluk çektiği yıllarda yakalandığı tüberküloz sebebiyle 46 yaşında Londra’da öldü.

11. Ludwig van Beethoven

Ludwig-van-Beethoven
Beethoven 1770 yılında Almanya’nın Bon şehrinde doğdu. 1787 yılında Mozart’la çalışmak için Viyana’ya gitti. Kısa bir süre annesinin rahatsızlığı sebebiyle tekrar Bonn’a döndü. Annesinin ölümünden sonra Viyana’ya tekrar gelen müzisyen, Mozart’ın da öldüğünü öğrendi.

Küçüklüğünden beri sağlık problemleri çeken sanatçı, 1801’de duyma problemleri yaşadı. 6 yıl sonra da tamamen sağı oldu. O günden sonra bestelerini sağır bir şekilde yazan sanatçı, yazdığı besteleri bir daha dinleyemedi. 1927’de 56 yaşında siroz hastalığından hayatını kaybetti.

12. Nikolay Vasilyeviç Gogol

Nikolay-Vasilyeviç-Gogol
Ukrayna asıllı Rus yazar 1809 yılında dünyaya geldi. 1828 yılında Petersburg’a giden Gogol, orada geçinemeyince Almanya’ya gitme kararı aldı. Almanya’da da ancak parası bitene kadar kalabilen yazar tekrar Petersburg’a dönerek düşük maaşlı bir işe başladı.

Yazdığı Müfettiş isimli, bürokrasiyle dalga geçtiği eseriyle büyük tepki topladı ve Rusya’dan ayrılmak zorunda kaldı. En çok saygı duyduğu ve onun eleştirileri olmadan yazamam dediği Puşkin’in tavsiyesiyle Ölü Canlar romanını yazmaya başladı. Roma’da Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in ölüm haberini aldı. O güne kadar Puşkin’in yorumunu almadan bir şey yazmayan Gogol için bu haber büyük bir yıkım oldu. Gogol Ölü Canlar romanını ve Palto hikayesini yayınlandıktan sonra soylu kesimin tepkisini topladı. Rus insanını aşağılamakla ve halkına ihanetle suçlandı. Bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığını iyice bozdu.

Gogol Ölü Canların ikinci bölümünü de yazdı. Fakat 1852 yılında el yazmalarını ateşe atarak yok etti. Bu olaydan 10 gün sonra da yaşamını yitirdi.

Yorum Bırakın

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>