Hababam Sınıfı’nın Dünyanın En Güzel Sınıfı Olduğunu Gösteren 24 Özenilesi Kanıt

April 26, 2015

Özel Çamlıca Lisesi’nde geçen Hababam Sınıfı, Türk sinema tarihinde yeri apayrı olan bir yapıt. Gösterime girdiği zaman, 54 hafta kapalı gişe oynamıştı. Genelde güldüren ama yeri geldiğinde gözlerimizi de acayip şekilde dolduran bir efsane.

Rıfat Ilgaz’ın kitabından uyarlanan seri içerisinde 6 adet film var. Her filmin tadı ayrı, her bir karakterin uyandırdığı his bambaşka bizlerde… Öğrencilerin hepsi arkadaşımız gibi, Hafize Ana annemiz gibi ve tüm hocalar bizim de birer hocamız gibi. Biliyoruz, hepiniz o sınıfta okumak istediniz. Biz de, biz de!

Adile Naşit, Kemal Sunal, Münir Özkul, Şener Şen, Halit Akçatepe, Ayşen Gruda, İlyas Salman, Perran Kutman… ve daha nicesi bu filmde. Amanın, ne büyük isimler saydık değil mi? Böyle bir ekip bir araya gelince de Hababam Sınıfı, sinema tarihinin en efsanevi sınıfı olmasın da ne olsun zaten?

Hafize Ana zili çalıyoooor, hadi herkes teneffüseee!!

1. Dünyanın en atletik (!) hocasından ders alan çekirgeler


Body (Badi) Ekrem’in ne kadar sportif bir adam olduğunu hepimiz biliyoruz, değil mi? Bilmeyen mi var yoksa? Hemen birkaç kiremit kırıp kanıtlayabilir sizlere. Cirit de atabilir ama ciritin nereye gidebileceği konusunda garanti veremiyoruz. He tabii bir de İnek Şaban’ın deyişiyle “Fung-hu” ustası kendisi.

Badi Ekrem: Şimdi ben bu tahtayı kırıcam. Haaaaa!!
Öğrenciler: Hocam kırılmadı.
Badi Ekrem: Kırılmaz, çünkü ayağım kırıldı.

2. Yataktan bu kadar mutlu kalkan insanlar başka nerede var?


Yatakhanede herkesin kalkar kalkmaz, “Neler Oluyor Hayatta” söylemeye başladığı an, ne kadar da güzeldi.

Mahmut Hoca: Neler oluyor burada?
İnek Şaban: Rüyamızda seni gördük de Mahmut hocam, hayırdır inşallah.

3. Onlardan daha eğlenceli bir yıl sonu müsameresi hazırlayabilen yok


Kalpli kazakları ve ekoseli etekleriyle “Delisin” şarkısını söyleyen “Cici Kızlar” unutulur mu hiiiç? Tabii ki Hababam erkeklerinden oluşan bir grup bu :) İnek Şaban’ın solo performansları…

Vee tabiii Hafize Ana’nın önderliğindeki Hababam Sınıfı öğrencilerinin söylediği “Çilli Bom Bom”, “Son Verdim Kalbimin İşine” ve “Lay Lay Li Lay Lom” şarkıları kulaklardan silinmez. Sonra hep bir ağızdaann, “Bu Ne Dünya Kardeşim” diyerek geceyi sonlandırmışlardı. Ne müthiş bir keyifti sizleri izlemek!

4. Hepsi izcilere ders verebilecek birer yavru kurt


Tabii ki Body Ekrem liderliğinde. Sporun olduğu kadar izciliğin de kitabını yazmıştı çünkü kendisi. Ama ondan bu eğitimi alamayacak kadar şanssızız biz. :(

5. Eğlenceyle ciddiyetin sınırını da biliyorlardı elbet


“Hocam, Hababam Sınıfı da olsak, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni ezbere biliriz.”
Başka söze gerek yok.

6. İyilikleri için onlara en çok kızan ama aynı zamanda onların en çok yanlarında olan Mahmut Hoca’ya sahiptiler


Bilgi Yarışması’nda kopya çekmeye çalışan öğrencilerine yardım ederek, sınav esnasında hocanın arkasındaki kopya kâğıdını alıp, hocaya hiçbir şey söylemeyip sınıftakileri zor durumda bırakmayarak, müdürün karşısında Damat Ferit’in çocuğuna sahip çıkarak ve daha unutulmaz birçok olayla kanıtlamıştır Mahmut Hoca ne müthiş bir öğretmen olduğunu bizlere.
Ülkenin gerçek hayatta senin gibilere ihtiyacı var sevgili hocam, hem de çok.

Güdük Necmi: Oraya bi 10 puan daha yazmanızı rica ediciğimmm.

7. Prison Break’a taş çıkartan kaçış planları


İnek Şaban: Sen de mi kaçtın Mahmut Hoca?

Odasında oturuyordu adamcağız. :)

8. Sıraların üstünde dolaşan Külyutmaz (!) Hoca sayesinde geliştirdikleri acayip kopya çekme yöntemleri


Hadi, kopya bacağa yazılır (ki İnek Şaban’ın bacağındaki kopya ters yazılmıştı), saatin arasına falan sıkıştırılır da; ayakkabı tabanına yapıştırmak, hele hele de sobanın içine girmek kimin aklına gelir?

Şeytana pabucunu ters giydirirlerdi valla. Hafize Ana da onlara camdan kopyalar yollardı. Ama bunlara rağmen 27 yaşına gelip hâlâ liseden mezun olamamışlardı. Neyse ki o zamanın yönetmenleri, o yaştaki adamları “19 yaşında” diye yutturmaya çalışmıyorlardı bizlere. Neyse yaşı, onu söylüyorlardı.

Mahmut Hoca: Yakalım mı sobayı?
Hababam Sınıfı: Yok hocam, çok sıcak, yakmayalımmmm….
Mahmut Hoca: Yakalım, yakalım.

(Sobanın ağzını açar. Güdük Necmi sobanın içinde)

Mahmut Hoca: Çık dışarı.
Külyutmaz Hoca: Ne yapıyor sobanın içinde?
Mahmut Hoca: Sanırım kopya çekiyor.

Külyutmaz Hocadan beklenmeyen tepki burada geliyor: “30 yıllık öğretmenlik hayatımda kopya çekebilen ilk öğrenci sensin, tebrik ediyorum, BRAVO!” (Bir de Güdük Necmi’nin elini sıkıyor tebrik ederken, bayağı ciddi ciddi.)

9. Breaking Bad de neymiş? Deneylerin hası burada


Bir şaka uğruna laboratuvar patlatan bir sınıf düşünün. Hababam’dan başka kimler yapar zaten? :) Yoksa Şevket Hoca asla öyle patlatmalar falan yapmaz. Bütün tüpleri kırmaz, okul ona zorla önlük yetiştirmeye çalışmaz. Asla yani. Tam bir kimya adamıdır kendisi. Nam-ı diğer Heisenberg diyebiliriz. O kadar laboratuvar patlatıp bu kadar canlı kalabildiklerine göre, binbir canları varmış ayrıca.

(İnek Şaban tüpün içine Güdük Necmi’ye şaka olsun diye barut koyar.)

Şevket Hoca: Hayret, bu sefer neden patladı, anlayamadım.
İnek Şaban: Ben de anlayamadım.

10. Merhamette bir dünya markası Hafize Ana’nın kuzucukları

hababam beyaz kelebekler
Hafize Ana her daim onlara yardımcı olması dışında, eğlencelerine de eşlik ederdi. Gülüşü de kulaklarımızda hâlâ.

11. Müfettişlerin en sevdikleri (!) sınıf


Koskoca müfettişi delirttiler, daha ne olsun.

Müfettiş: Adın ne?
İnek Şaban: Hz. Ebubekir.
Müfettiş: Adın ne, adın?
İnek Şaban: Hee, Hz. Şaban.
Müfettiş: Kaç yaşındasın?
İnek Şaban: 1453.
Müfettiş: Roma’yı kim yaktı?
Güdük Necmi: Anam.
Müfettiş: Evladım senin anan kim?
Güdük Necmi: Kanuni Sultan Süleyman.
Müfettiş: İlk halife kimdir?
Güdük Necmi: İmparator Neron.

Sonrasında müfettişin beyni yanar hâliyle.

12. “Ders kaynatma” denilince onlardan ustası yok


Onlara “Çıkarın kâğıtları, yazılı yapacağım.” diyen hocaların sonu belli. :) Bu konuda her türlü numara mevcut; her derse uygun ve sınırsız. Sadece dersi kaynatmakla kalmayıp üstüne oldukça fazla eğlenmeleriyle beraber, “Ya biz neden böyle şeyler yapamıyoruz?” dedirterek bizleri çok özendirmişlerdi. Hem tarih derslerini böyle uygulamalı, heyecanlı anlattılar da biz mi öğrenmedik?

13. “İnek”ten bile yahni yaptılar


(İnek Şaban kazanın içinde)
Müfettiş: İnek’ten yahni mi olurmuş yahu? Külbastı da olmaz.

Neyse ki Müfettiş Bey olaya el atıp ağız sulandıran bir yahni tarifi verdi bizlere. Siz deyin Oktay Usta, biz diyelim Emine Beder. Külbastı tarifini de verseydi ekran başında rahatlayacaktık.

14. Birbirlerine hep lakaplarıyla seslenecek kadar güzel samimiyetleri


Güdük Necmi, İnek Şaban, Damat Ferit, Domdom Ali, Tulum Hayri…
Çünkü birbirlerini çok seviyorlar. Çünkü o zaman iPhone’lar, Google Store’lar havada uçuşmuyor ve tek eğlenceleri birbirleri.

Birbirlerine lakap takan öğrenciler hocalarına takmadan durur mu: Kel Mahmut, Paşa Nuri… “Kel Mahmut”u aramak için uğraşmadılar gerçi; Mahmut Hoca kendisi söyledi. Boşuna dökmedi ya o adam o saçları.

15. Muzur hazırcevaplılıkta kimse onlarla yarışamaz


Her şeye verecekleri uygun ve eğlenceli bir cevapları vardı. Her birini karşımıza alıp sorular sormayı isterdik açıkçası; kimbilir ne cevaplar verirlerdi de bizi gülme krizlerine sokarlardı. Hayal bile edemiyoruz. :)

Müfettiş: Savaşa gel savaşa.
İnek Şaban: Hayrola savaş mı çıktı?
Müfettiş: Oğlum, Balkan Savaşı, Balkan.
İnek Şaban: Hee, Balkan Savaşı. Bu çok müthiş bir savaştı, ortalığı kan götürüyordu, yaralılar inim inim inliyorlardı.
Sıfırcı Hafize Ana: Vah zavallılar, bari biri çıksa da şunları hastaneye götürse.
Müfettiş: Bırakın hastaneyi, savaşa devam.
İnek Şaban: Hastaneyi bırakıp savaşa devam ettiler. Çocuklar ortalıkta perişan, “baba, baba” diye bağırıyorlardı. Birden atlılar çocukların üzerine dörtnala gelmeye başladılar.
Müfettiş: Çekin, çekin çocukları aradan.
İnek Şaban: Çekemiyorum, atlılar geliyor.

Derkeeeen müfettiş yine delirir.

16. Tam bir Edebiyat (!) sınıfı


Divan şiirlerini hayranlık duyulası bir biçimde dilimize uyarlamaları hafızalardan silinmez.

“Teyzesi defterdar olan faytonla damda dolaşır.”
“Kış geliyor ört hocam yorgaan yorgaan üstüne.”
“Bekçi Hurşid’in eline lüverver vermişler.”

17. Rekabet mi, hırs mı? Onlar da ne?

hababaö uzun esek
Şöyle bir düşündük de, çok güldük. O kelimelerin anlamlarını bile bilmezlerdi. İçlerinde biri başarılı olsa en mutlu olacak kişiler onlardı asıl.

18. Fanatik oldukları takımın maçlarını kaçırmamak için oynadıkları binbir oyun


Her takıma böyle taraftarlar lazım.
“Aç kapıyı Veysel efendi.”
Maça kaçacak Hababam. :)

19. “Ben tüccar değilim, eğitimciyim!” diyen Mahmut Hoca’nın oğulları


Mahmut Hoca onlardan bahsederken “öz oğullarım, evlatlarım” derdi. Onların eğitimleri yarıda kalacak diye müdürle tartışırken kalp krizi bile geçirmişti. Başka bir sefer yine öğrencilerini koruyan Mahmut Hoca’nın kalbi bu duruma dayanamamış ve hastaneye kaldırılmıştı.

Hababam, herkesin onları umursamaz görmesinin aksine onlara verilen değeri bilebilecek kadar vefalıydı. Hastanenin önüne tonlarca öğrenci yığmışlar, bir de Mahmut Hoca’ya moral olsun diye “sahte” diplomalar hazırlamışlardı. :) İlla gösterecekler Hababam’lıklarını.

Mahmut Hoca: Bunlar kim?
Damat Ferit: Gelecekteki öğrencileriniz hocam.

20. Gerektiğinde kendi okullarını bile kendileri kurabilecek kadar yürekliydiler


“Okul her yerdir.”

Başlarında bir Mahmut Hoca yoktu belki o anda ama onun yetiştirdiği evlatlar onun düşüncelerini yaşatacak kadar cesurdular. Aldılar sıraları, tahtaları; koydular bahçeye. Ve başladı eğitim.

21. Her an bir şaka üretme potansiyeline sahip muzip kişilikleri


İnsan yaşlanmaz be yanlarında.

22. “Biz üst sınıfız, bize nasıl gülersin?” deyip kimseyi dövmediler


“Yahu siz talebe misiniz, amele misiniz ahahaha”

Ne şiddet, ne bel altı espriler… Şimdiki liseleri düşününce, bu durum bir ütopya. Linç ederler o çocuğu.

23. “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” dercesine, sonucu ne olursa olsun birbirlerinin arkasında dururlardı


Bir düşünün, kaç arkadaşınız var sizin böyle? Onlarınsa bir sınıf dolusu.

“Ben yazdım.”
“Ben yazdım.”
“Ben yazdım.”

24. Ve aile gibiydiler

hababam sinifi bebek
Geceleri gündüzleri beraber geçen; sevinçlerini üzüntülerini tek yürekte yaşayan; biri bir düşsün, hep beraber yardımına koşan… Evet, onlar tam bir aile gibiydiler.

Bonus I: İnsana mutluluk hormonu aşılayan Hababam Sınıfı jenerik müziği


Devamında duygusal anların müziği de geliyor tabii. Aynı Hababam gibi. Her eğlencenin, her filmin sonunda duygusal bir an yaşanırdı mutlaka.

Bonus II: 1975 yılında verilen gazete ilanı

hababam sinifi gazete ilani

Bonus III: Hababam Sınıfı Müzesi açıldı

hababam-sinifi-muzesi
Adile Sultan Kasrı Öğretmenevi içerisinde yer alan sınıf, Milli Eğitim Müdürlüğü ve hayatta olan oyuncuların emekleriyle müze hâline getirildi. Sıraların üstüne şu an hayatta olmayan oyuncuların, duvarlara ise filmden sahnelerin fotoğraflarını koydular. Ünlü ‘sobada kopya’ sahnesini, zil çalan Hafize Ana’yı da es geçmediler.

Bonus IV: Hababam Sınıfı oyuncularıyla yıllar sonra Özel Çamlıca Lisesi’nde yapılan söyleşi


Kemal Sunal, Adile Naşit gibi oyuncular da aranızda olabilselerdi keşke. Biz bile eksik hissettik kendimizi. Kimbilir siz nasıl hissetmişsinizdir.

Bonus V: Hababam Sınıfı setinden bir kare

hababam film karesi

Bonus VI: Rıfat Ilgaz’ın sesinden “Çocuklarım”


Benim haylaz çocuklarım…

Bonus VII: “Hababam gibi geldik, Hababam gibi gitmek istiyoruz.”


Keşke hiç gitmeseydiniz…

Bonus Caps: Sizleri hep gülerek hatırlayacağız

hababam caps

1 Yorum

  1. Pingback: Dünya Fenerbahçeliler Gününde Papazın Çayırı’ndan Şükrü Saracoğlu Stadyumu’na | ListeList.com

Yorum Bırakın

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>