Gelmiş Geçmiş En Önemli Koşuculardan Sayılan Emil Zatopek’in Azim Dolu Hayat Öyküsü

October 13, 2017

Gelmiş geçmiş en büyük koşucu çalışmasında birinci olarak gösterilen Emil Zatopek’in hayatı…

1922’de Koprivnice’de altı çocuklu fakir bir ailenin üyesi olarak doğdu. Tatra fabrikasında marangoz olarak çalışan babası, onun koşmasından ziyade çalışmasını istiyordu. 16 yaşında ayakkabı fabrikasında işe girdi. 18 yaşındayken yöneticisi tarafından zorla sokulduğu bir yarışla koşmaya başladı.

zatopec2

Eşi, Zatopek’in geçmişini şöyle anlatır: “Çok zor bir gençlik yaşamıştı. Bata’da çalışıp geceleri de antrenman yapıyordu. Felsefesi, eğer bir bariyer varsa etrafından dolaşma, onu alt etmeye çalışmaktı. Emil’in karakterini bu düşünce yapısı besledi; çok çalış, bir hedefin varsa o yolda her sorunu çöz ve onu başar.”

zatopec3

Koşmayı o kadar çok seviyordu ki ordu acemi birliğinde gündüzleri çok ağır eğitimler yaptığı zamanlarda bile geceleri eline bir fener alıp ayağında asker postallarıyla 30 kilometre koşmak için kış gününde karla kaplı ormana gidiyordu.

zatopec5

Kar kalınlığı arttığı zamanlarda, içine kirli çamaşırlarını doldurduğu küvette koşuyordu. Böylece hem dayanıklılık egzersizi yapıyor hem de tertemiz, bembeyaz çamaşırları oluyordu.

zatopec6

Garip bir çalışma tekniği vardı. 400 metreyi bütün hızıyla koşuyor; bunu tekrar tekrar doksan kere yapıyor ve arada dinlenmek için 200 metre koşuyordu. Antrenman boyunca toplam 53 kilometre koşmuş oluyordu. Koşularında asla zaman tutmuyor ve bunu umursamıyordu.

zatopec7

Vücut geliştirmek için karısı Dana ile birlikte futbol sahasına gidiyor ve birbirlerine cirit atıyorlardı. (Dana da cirit atma sporunu yapıyordu) Zatopek’in en sevdiği egzersizlerden biri de ayağında asker postalları ve sırtında çok sevdiği karısıyla ormanda koşmaktı.

zatopec8

Çekler koşuda hiç dikkate alınmıyorlardı. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Zatopek, kazanmak için canının istediği metodu deneyebiliyordu.

zatopec9
Mesela maraton için hazırlanmanın en iyi yöntemi yavaş koşuyla uzun mesafeler koşmaktır, Zatopek ise 100 metre sürat koşusu yaparak hazırlandı. Neden böyle hazırlandığı sorulduğunda “Yavaş koşmanın nasıl olduğunu zaten biliyordum. Asıl önemli olanın hızlı koşmak olduğunu sanıyordum” diye yanıtlamıştı.

Onun farklı tarzı yorumcular için manşet malzemesi yaratıyordu…

zatopec10
“Frankenstein’dan bu yana izlenen en dehşetli korku.”
“Sanki bir sonraki adımı hayatının son adımıymış gibi koşuyor.”
“Bir konveyör bandı üstünde bir ahtapotla güreşen bir adama benziyor.”

Bir spor yazarı hakkında: “Sanki az önce kalbine bıçak sokulmuş gibi dehşet bir formla koşan sakar ahmak” yorumu yapmıştı.

Zatopek bu yorumlara aldırmıyor ve gülüp geçiyordu. “Ben, koşmayı ve tebessüm etmeyi aynı anda başarabilecek kadar yetenekli bir adam değilim” diyordu. “İyi ki artistik patinaj yapmıyorum. Koşarken tarzdan değil hızdan puan kazanırsınız.” şeklinde durumunu özetliyordu.

zatopec12

Çok girişken ve geveze birisiydi. Zatopek’e göre yarış, hız yaparken flört etmek gibiydi. Yarış esnasında bile az bildiği Fransızca, İngilizce ve Almancasıyla diğer koşucularla sohbet etmeye çalışıyordu. Yarış dışında Zatopek’in otel odası o kadar çok yeni arkadaşla doluyordu ki bazen yatağını onlara bırakıp, kendisi dışarıda bir ağaç altında uyuyordu.

zatopec13

Bir keresinde 5.000 metrede kendi ülkesinin rekorunu kırmak isteyen Avusturalyalı bir koşucuyla arkadaş oldu.

zatopek14
Zatopek sadece 10.000 metre yarışına katılabiliyordu. Avusturalyalı arkadaşını kendisiyle 10.000 metrede koşmaya ikna etti ve ilk önce 5.000 metrede onun yanında yarışıp rekoru kırmasına yardım etti, sonrasında da gaza basıp 10.000 metre yarışını kazandı.

Rekabet etmeyi çok seviyordu ve zirve için herkesle yarışmak istiyordu. 1940’ların sonuna doğru Zatopek 3 yıl boyunca ortalama 2 haftada bir yarışa katıldı ve hepsini kazandı: 69-0. Bu yarış programı içinde bile haftada ortalama 260 kilometrelik bir antrenman yapıyordu.

zatopek16

Emil Zatopek parlak Olimpiyat kariyerine 1948 Londra Olimpiyatları’nda 10.000 m koşarak başladı. 25 turluk yarışın onuncu etabında liderliği eline geçirdi. Sonuçta iki atlete tur bindirdi ve yarışı 300 metreden fazla bir farkla birinci (29.59.06 dakikalık derece ile) bitirdi.

Sadece üç gün sonra 5.000 metre finalinde koştu. Final turunun başında, 50 metrelik bir farkla Belçikalı Gaston Reiff’i izliyordu. Müthiş bir atakla rakibini giderek daha yakınlaşarak sıkıştırmaya başladığında seyirciler ayağa kalkmıştı. Ancak Reiff, tam zamanında farkına varmış ve yarışı 1,5 metre farkla kazanmayı başarmıştı. 14.17.08 dakikalık derecesi ile ikinci oldu. 1950 Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda 5.000 (14.30.04 d), 10.000 (29.12.00 d) metrelerde iki parlak şampiyonluk kazandı.

1952 Helsinki Olimpiyatlarında 30 yaşındaydı. Çek takımında az atlet olduğu için istediği kategoride yarışabilecekti ve bütün yarışlara katılmayı seçti. 5.000 metrede (14.03.00 d) Olimpiyat rekoru kırdı. Aynı günün öğleden sonrasında eşi Dana, cirit atmada altın madalya kazandı.

10.000 metrede (29.17.00 d) derecesiyle dünya rekorunu kırdı ve ikinci altın madalyasını kazandı.

Maraton dalında da koşmaya karar verdi fakat bu konuda çok tecrübesizdi. O zamanın maraton rekortmeni İngiliz Jim Peters, Zatopek’i sıcakta yormaya çalıştı. 16. kilometreye geldiklerinde Peters kendi rekorunun 10 dakika altına inmiş ve Zatopek de ona ayak uydurmuştu fakat koşu temposu konusunda emin değildi.

Peters’ın yanına yaklaştı ve “Affedersin. Bu benim ilk maratonum. Çok mu hızlı gidiyoruz sence?” “Hayır, çok yavaş gidiyoruz” dedi Peters. Zatopek şaşırmış ve “Çok yavaş diyorsun. Bu hızın çok yavaş olduğundan emin misin diye tekrar sordu. Peters “Evet” diye yanıt verdi fakat bu sefer şaşıran Peters oldu çünkü bu cevabı aldıktan sonra Zatopek ipini koparıp daha da hızlanmıştı. Stada girdiğinde muhteşem bir tezahürat ile karşılandı ve 3. Olimpiyat rekoru ile birinci oldu. Kendi takım arkadaşları onu kutlayamadan Jamaikalı sürat koşucusu atletler Zatopek’i omuzlarına almış, stadyumda tur attırıyorlardı. Emil Zatopek 5.000 m, 10.000 m ve maratonu aynı turnuvada kazanan tek atlet oldu. Maraton yarışı sonrasında kendisine yöneltilen “Nasıldı?” sorusuna verdiği cevap şudur: “Sıkıcı.”

Zatopek öyle bir koşmuştu ki, kazandığı zaman diğer tüm takımlar da onun zaferinin mutluluğuna ortak olmuşlardı.

zatopec1

Ünlü atlet Olimpiyatlardan altı hafta önce fıtık teşhisi konulmasına karşın 1956 Melbourne Olimpiyat oyunlarında maraton koştu, ancak bu kez altıncılıkla yetinmek zorunda kaldı. 1956 Olimpiyat Oyunları’ndan sonra atletizmi bıraktı.

zatopec11
Atletizm dünyasında Çek Lotomotif’i olarak adlandırıldı. Atletizm çalışmalarıyla ilgili iki de kitap kaleme aldı. My Training and Races (Çalışmalarım ve Koşularım) 1955, As Told by Dana and Emil (Dana ve Emil’in Anlattıklarına Göre) 1962.

Kızıl Ordu demokrasi taraftarı 1968 yılında Prag’a girdiğinde yıllar içinde general rütbesine kadar yükselen Zatopek’e iki seçenek sunuldu. Sovyetlere katılabilir ve spor elçisi olabilirdi veya hayatının geri kalanının bir uranyum madeninde tuvalet temizleyerek, çöpçülük yaparak geçirebilirdi. Zatopek boyun eğmedi ve tuvaletleri seçti.

zatopek19
Evinden ve Dana’dan uzakta, bir karavanın içinde yaşamak zorunda kaldı. 1990’da Vaclav Havel önderliğindeki Kadife Devrim yaşanana kadar hak ettiği değeri göremedi.

2000 yılında aramızdan ayrıldı. Bir olimpiyat kahramanı olarak Lozan’daki IOC merkezine heykeli dikildi.  Bazı unutulmaz sözleri:


“Yarış kazanmak için 100 metre koşun, tecrübe kazanmak için maraton koşun”
“Kuş uçar, balık yüzer, insan koşar ”

Fransız yazar Jean Echenoz’un Koşmak kitabında anlattığı gibi;

zatopek15
“Uçar gibi görünen koşucular vardır, dans eder gibi koşarlar. Emil onlardan farklı. Derine dalıyor, kendi kendini oyuyor gibi, transa geçmiş gibi… Emil, akademik klişelerden ve her tür zarafet kaygısından uzakta, ağır biçimde, çırpıntılı, kasıntılı, sarsıntılı biçimde ilerliyor. Ekşimiş, buruşmuş, acı verici bir sırıtmayla sürekli burkulan suratından okunan çabanın şiddetini saklamıyor. Sanki her iki ayakkabısında birer akrep varmış gibi koşuyor. Başı sürekli sallanıyor.”

Kaynak: 1 , 2

Yorum Bırakın

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>